Back To Top
Bana arkadaşını söyle sana suçlu olup olmadığını söyleyeyim!

Bana arkadaşını söyle sana suçlu olup olmadığını söyleyeyim!

 - Son Güncelleme: 10.06.2019 Pazartesi 09:55
- A +

Başlık, distopik Black Mirror dizisinin yeni sezonundaki bölümlerinden birinin adı değil.

Türkiye’de bir kaç yıldır gösterimde olan distopik bir uygulama.

Aslında arkadaş kelimesi bu yerli ve milli son teknolojik uygulamanın nasıl çalıştığını tam olarak anlatmıyor.

Sistemi anlamak için  “iltisak” veya “irtibat” kelimelerine ihtiyacımız var.

“Birleşme, bitişik olma, ulaşma” anlamlarına gelen “iltisak” ve “irtibat” kelimelerinin devletin ve hukukun lügatine girmesi de çok yeni.

Milat, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 1 Eylül 2016 tarihinde çıkarılan kanun hükmünde kararname.

667 sayılı 12 maddelik KHK’da, güvenlik tehdidinin çerçevesi çizilirken ilk defa bu iki kelime de kullanıldı:

“Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen...”

Böylece terörle mücadele kanununda terör örgütleriyle bağlantıda aranan üyelik ve yardım/yataklık şartlarına mensubiyet, iltisak ve irtibat da eklenmiş oldu.

Mensubiyet, iltisak ve irtibat kelimeleri arasında bir hiyerarşik sıra da var. Her seferinde biraz daha geniş bir halkayı içine alan kavramlardan bahsediyoruz.

Ayrıca her seferinde ilişki biraz daha müphemleşiyor.

Neyin mensubiyet, neyin iltisak ve neyin irtibat olduğu, bu mensubiyet, iltisak ve irtibatın neden ve nasıl suç kabul edileceği da devlete ve soruşturmaları yürütenlere bırakıldı.

Bu geniş yetki, somut bir üyelik tespiti yapmanın zor olduğu, binlerce farklı biçimde ve farklı derecelerde irtibat, iltisak, mensubiyet ilişkisi içinde olunabilecek FETÖ gibi bir yapılanmayla mücadelede, suç tespiti yerine mensubiyet, iltisak, irtibat avcılığına, bunun sonucu olarak da büyük yanlışlara ve mağduriyetlere sebep oldu, hala oluyor.

Ama iltisak ve irtibat kavramlarıyla ilişkiden suç ve suçlu üretme kapısı bir kere açılınca devlet de her fırsatta bu kapıdan geçmeye başladı.

Pek çok iddianamede “irtibatlı olmak” suç delili olarak karşımıza çıktı.

Savcılar ellerinde yeterli delil olmayan dosyalarda, şüphelilerin iletişim ve mali bilgilerini  HTS raporları ve MASAK kayıtları üzerinden suç delili ve ilişki yaratmak için kullandılar.

Örneğin gazetecilere ağır cezaların verildiği Cumhuriyet Gazetesi davasındaki delillerin haber ve yazılar dışındakilerin tamamı bu şekilde üretilmiş irtibat ve iltisak delillerinden ibaretti.

Telefonuna 9 yıl sonra bylock indirecek biriyle 2008 yılında telefon konuşması yapmak ya da telefonunda Bylock olan birinden mesaj almak Bylock irtibatı, MASAK’ın FETÖ şüphesiyle soruşturduğu bir pideciden pide sipariş etmek, bir turizm firmasından tatil paketi almak FETÖ’yle ilişkiye delil olarak dosyaya girebildi.

Yine bir MASAK raporuna göre 2011 yılında bir parkeciye 2500 TL ödeyen Cumhuriyet gazetesi yöneticisi, o parkecinin oğlu daha sonra Bursa’da bir lokantada yemek yiyince, o lokantanın sahibi hakkında da FETÖ soruşturması yürütülünce, FETÖ’yle irtibatlı hale gelebildi, bu delil olarak iddianameye konuldu.

Bu kadar bile irtibat delili bulunamayan durumlarda da irtibatın daha yaratıcı yorumları bulundu.

Örneğin artık kimsenin hatırlamadığı meşhur Rahip Brunson’nun FETÖ’den tutuklanmasının sebebi FETÖ’nün İzmir imamıyla irtibatlı olduğu iddiasıydı.

Bu irtibatın iddianamedeki delili ise ikisinin telefonlarının “2011 ile 2015 tarihleri arasında Konak, Çankaya ve Alsancak’ta birbirlerine yakın baz istasyonlarında 293 kez sinyal vermiş” olmasıydı.  Milyonlarca insanın yaşadığı bir muhitte, dört yıl içinde yüzbinlerce insan arasında kurulabilecek bir ilişkiden, Türkiye’yi ekonomik krize sokan bir “irtibatlı olma” delili üretilmişti.

Hala tutuklu olan Osman Kavala’nın da bundan iki yıl önce darbe ve FETÖ’den tutuklanmasına neden olan delil darbenin arkasında olduğu iddia edilen Türkiye uzmanı Amerikalı akademisyenle “irtibatlı” olduğunun tespitiydi. “93 saat telefonda görüşmüşler” diye gazetelere haber olan bu “irtibat” da aslında Mayıs 2015’den Haziran 2016 tarihleri arasında Kavala’nın kendisinin, eşinin, şirket müdürlerinin telefonlarının, ABD’li uzmanının telefonuyla İstanbul’daki yakın bazlarda verdiği toplam sinyal süresiydi.

Fakat iltisak ve irtibat kavramlarıyla suç ve suçlu üretmek burada da durmadı.

31 Mart seçimlerinden önce CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi’nin 325 belediye meclis adayının devletin istihbarat birimleri tarafından tutulmuş fişlerinin, isimleri, TC noları ve fotoğrafları eşliğinde günlerce medyada “PKK’lı” olarak dolaştırılmasının arkasında da aynı suç üretme mantığı vardı.

Devletin fişlerinde onları PKK’lı yapan da 40 yıl önce Mardinliler Derneği’ne üye olmak, kardeşinin Facebook’ta yaptığı paylaşımlar, oğlunun Newroz’a katılması, kızının İHD üyesi olması hatta çözüm sürecine destek için yazılmış bir bildirinin imzacısı olmak gibi irtibat ve iltisak “suçları”ydı.

Artık devlet bir kişiyi, elindeki adli ve istihbari arşivde arama yaparak yakın akrabaları üzerinden bile terör örgütüyle irtibatlı olarak fişleyebiliyordu.

Ama geçen hafta bir adım daha ileri gidildiğini öğrendik.

Bu kez bir kişi “arkadaşlarının” eylem ve bağlantıları üzerinden terör örgütleriyle irtibatlı olmakla suçlandı.

Hakkında bu düğmeye basılıp, devletin arşivinden “kirli ilişki ağları” deşifre edilen son isim, Trabzon Havaalanı’nda VIP çıkışı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya “Akıllı ol” diye bağıran 55 yaşındaki Mehmet Ali Sivaz oldu.

(Bu arada Sivaz, daha sonra yaptığı açıklamada Pontus, Rum suçlamalarıyla ilgili konuşmadığı için bakana tepki gösterdiğini söyledi ama bunun yakışıksız, tehditvari bir söz olduğu açık. Bir bakana, hem de ziyarete geldiği kendi memleketinde böyle hitap etmek kimseye yakışmaz.)

Bakan Soylu, havaalanı çıkışında  kendisine böyle hitap eden kişiyle ilgili “Araştırma yaptık, adamın da kim olduğu ortaya çıktı. Nasıl kirli ilişkilere sahip olduğunu, onu oraya onların nasıl gönderdiğini, nasıl bir tezgah içerisinde olduklarını Türkiye bir-iki gün içerisinde anlar. Öyle bir derin ilişkileri var” demişti.

Bu araştırmanın sonucunu da ertesi günkü Yeni Şafak gazetesinden okuduk.

Önce haberi okuyalım:

“Yeni Şafak, 55 yaşındaki Sivaz’ın karanlık ilişkiler ağına ulaştı. Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz turunu organize eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ve CHP Trabzon İl örgütü ile irtibatlı olan Sivaz’ın yakın arkadaşları H.D., H.S. ve G.İ.’nin DHKP-C, THKP/C ve DEV-Yol gibi örgütlerle müzahir olduğu, bu örgütlerin uzantısı STK’ların gösterilerine katıldığı belirlendi. Karanlık ilişkileri bununla da sınırlı kalmayan Mehmet Ali Sivaz, başta Doğu Karadeniz olmak üzere birçok ilde “Pontus” faaliyetleri yürüttüğü tespit edilen Mehmet K. ve Özlem S. ile yakın arkadaş. Silah kaçakçısı T.S., sigara kaçakçısı İ.A. ile de yakın ilişkiler içerisinde olan Sivaz’ın kendisi de bir dönem SODEP çatısı altında siyasi faaliyetler yürütmüş.”

Haberde geçen ve gazetecilerden çok polislerden duymaya alışık olduğumuz “müzahir” kelimesinden bu karanlık ilişkiler ağına ulaşanın gazete olmadığını anlıyoruz.

Devlet, 55 yaşındaki Trabzonlu bir vatandaş için yine arşivlerine dalıp, irtibat ve iltisak araştırmış.

Ama bulunduğu iddia edilen “karanlık ilişkilerden” sadece üçü Sivaz’ın şahsi “suç”u: 80’lerde kurulmuş yasal bir parti SODEP çatısı altında siyasi faaliyet, CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ve CHP Trabzon İl örgütü ile irtibatlı olmak!

Geri kalan “suçları” ise yakın arkadaşları işlemiş.

Üç “yakın arkadaşı” DHKP-C, THKP/C ve DEV-Yol gibi örgütlerle müzahirmiş ve bu örgütlerin uzantısı STK’ların gösterilerine katılmışlar.

İki “yakın arkadaşı” devletin istihbarat fişlerine Karadeniz’de Pontusçuluk faaliyetleri yaptıkları için girmiş.

Bir “yakın arkadaşı” silah, “bir yakın ilişki”de olduğu kişi de sigara kaçakçısıymış.

Yani karşımızda devlete göre yakın arkadaş kurbanı olmuş bir vatandaş var.!

Haberden bu yakın arkadaşlıktan kastın ne olduğunu anlamak mümkün değil. Acaba devlet vatandaşlarının yakın arkadaş olduklarını nasıl tespit ediyor? Instagram ve Facebook’taki likelarına mu bakıyor?  

Lisede sınıf arkadaşlığından, HTS kayıtlarında çıkan bir bayram mesajına, Facebook arkadaşlığından, MASAK kayıtlarında görünen bir alışverişe kadar kadar her türlü irtibat yakın arkadaş statüsüne sokulmuş olabilir.

Aslında yakın arkadaşlara yönelik suçlamalar da arşivin epey derin kazıldığını gösteriyor.

1970’de Mahir Çayan tarafından kurulan THKP-C 1972’den beri yok. Dev-Yol da 80 sonrasında örgütlü bir yapı  olarak varlığını sürdürmüyor. Sigara kaçakçılığı da epey 80 öncesi kokan bir suç.

Zaten üç arkadaşın suçu da üç örgüte müzahir olmak yani bu örgütlerin uzantısı olan STK’ların gösterilerine katılmış olmak.

Yani onlar da örgütlerle irtibatlı olmakla suçlanıyor. Örgütlerle irtibatlı yakın arkadaşlarla irtibatlı olmak suçu. Bulaşıcı hastalık gibi geçen bir şey olmalı bu suç..

Tabii kendileriyle irtibatlı olmak “karanlık ilişkiler ağı içinde olmak” anlamına gelen silah kaçakçısı, sigara kaçakçısı, Pontusçu yakın arkadaşlara devletimiz nasıl  bir adli işlem yapmış o da belirsiz.

Türkçe isimleri açık, soyadları kapalı verilen iki kişinin devletimize göre neden Pontusçu olduklarını, bu fişi kimin tuttuğunu, haklarına herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını, böyle fişlendiklerinden kendilerinin haberi olup olmadığını  sorabilecek bir muhatap da yok karşımızda.

Trabzonlu 55 yaşındaki Mehmet Ali Sivaz’ın “karanlık ilişkiler ağının” eksik parçaları da Facebook hesabına girince karşınıza çıkıyor.

Mesela destek mesajları attığı yakın akrabası İsmail Hakkı Sivaz, 2014 yerel seçimlerinde AK Parti’den Belediye Meclis üyesi seçilmiş, 2019’a kadar da Çaykara Belediye Başkanlığı’na vekalet etmiş bir AK Partiliymiş. Ama bu akrabalık irtibatı, devletimizin “karanlık ilişkiler ağına” nedense yakalanmamış.

Tabii Facebook hesabına biraz göz gezdirince, yakın arkadaşlarıyla irtibat üzerinden medyadan dillendirilen suçlamaların, nasıl doğrudan kendisine yönelik “DHKP-Cli terörist”, “Pontusçu bölücü” hakaretlerine döndüğünü de görüyoruz.

Devlet, kendisine laf atan 55 yaşındaki Trabzonlu vatandaşı arşiv düğmesine basıp, “karanlık ilişkilerin”i gazetelere deşifre ettirerek cezalandırmış oldu.

Ama o irtibat ve iltisak arşivinin yarın kimin için açılacağının garantisi yok.

Devlet, vatandaşları hakkında elinde tuttuğu ve çoğunluğu özel hayatla ilgili olan adli, istihbari, mali bilgiler, iletişim kayıtları, varsa fişlemelerden oluşan arşive istediği zaman, istediği kişinin adını yazıyor, düğmeye basıyor. Ve bingo.

Karşınızda varsa sizin, olmadı akrabalarınızın, o da olmadı arkadaşlarınızın, hiçbiri yoksa “irtibat”lı olduğunuz birilerinin en az 50 yıllık sicilleri, devletin radarına girdiği bütün olayların ve anların görüntüleri.

İleri, son model yerli ve milli bir teknoloji bu!

Türkiye’de sadece haberleri takip eden birinin, Black Mirror izlemesine ne gerek var!

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Abdulah 11 Haziran 2019 08:31
Suçluluk duygusuyla yaşayan insanlar genelde çevrelerindeki herkesten korkarlar.Hatta gölgelerinden bile korkarlar. Memleti ve içinde yaşayan bunca masum insana yapılan zulümün muhakkak hukuk ve Allah katında bir karşılığı vardır. Hani halife Harun Reşit' in bahçivana dediği ve Sayın Cumhurbaşkınımızın eskiden çok dillendirdiği bir deyim vardi; MEN DAKKA DUKKA muhtemelen Sayın soylu ve tayfası bu hikayeyi okomuşlardır. İnsanları sustutarak sorunları sadece ve sadece Adaletin tecellisini erteleyebilirsiniz. Ancak er yada geç adalet yerini bulacaktır.
Ömer Vatansever 11 Haziran 2019 02:12
Çok değerli kardeşim,her yazını okuduktan sonra,seninle manen vedalaşıyor ve Elluard'ın mı,Attila İlhanın mı olduğu konusunda tereddüt ettiğim :"Gece sokağa çıkma çocuğum...."şiirini hatırlayarak yüreğim pır-pır ederek ertesi günkü yazını okuyup okyamayacağımı düşünerek senin için dua ediyorum!Tek tesellim,yüreğinin bedeninden büyük olduğuna olan inancımdır.Sevgi ile,saygı ile ve umutla!Ömer Vatansever
KARİ-İ KARAR 10 Haziran 2019 20:02
Soylu, Damat bir de Mehmet Sarı (savcıymış, bu çapta biri savcı olabiliyor sanayileri kapatıp herkesi savcı yapmak lazım) konuşmasa; biraz sussa ak partinin oyu artar. İddia ediyorum. Bi sussalar yeter.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 19:42
Elinize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş, selamlaşmak sünnettir diye biliyoruz ama artık irtibatlı olup terörist ilan edilebilirsiniz, çok yazık bu ülkeyi bu hale getirenlere, Allah ıslah etsin
vicdan 10 Haziran 2019 15:51
Güzel ve vicdanlı bir yazı...
Has Parti 10 Haziran 2019 15:30
Devletten soğuttun bizi sayın yazar.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 14:28
Bunu yapanlarında bir zamanlar kimler ile irtibatli ve iltisakli oldugunuda ayni kurumlar arastirmazmi? Kendileri icin 17.25 baz alanlar baskalari icin dedelerine kadar baz aliyorlar.
'Okur' okuru 10 Haziran 2019 14:08
Allah'tan, bu ülkede vicdanın sesi olan yazar(lar) ve yazıları var da hala vicdanı olanlar var diyebiliyoruz.. Bu yazı da öyle, teşekkürler sayın Okur.. Herkes için geçerli bir hak, hukuk zemini kalmayınca, (adalet de zaten hak getire); bu durumda artık tabular gelişiyor. Bu tabulara bi söz söylendiğinde, bi eleştiri olduğunda kıyamet kopuyor. Ya 'iltisak' ya 'irtibat' ya da 'karanlık ilişkiler ağı'nız oluşturuluyor.. Kendilerini 'lâ yüsel' (dokunulmaz) görenler hemen bir 'bağ' kurup sizi çarmıha geriyorlar.. Ne diyelim, yine de her halükarda Hak'tan yana olmaya devam..
karar okuru 10 Haziran 2019 13:23
Uluslararası kurumlar ülkemizin adaletteki yerini belirlemişler zaten. Sayın Abdülhamid Gül'ün ABD'ye yargı reformunu anlatmaya gittiğinde ne söyleyeceğini merak ediyorum. Çünkü yazdığınız uygulamaların adalet açısından savunulacak bira tarafı yok. Hain, terörist, pontuslu vs gibi afaki suçlamalarla insanlar ülkesine düşman edildi. Aidiyet duygusu yok edildi.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 13:08
Yıldıray Bey, samimiyetle sizi tebrik ediyorum. Yine mükemmel bir yazı, yine müthiş bir araştırma. Bu yazınızdan dolayı bugün bulursam 10 Karar gazetesi alacağım. Siz hakediyorsunuz. Siz, Hakan Albayrak, Ahmet Taşgetiren, İbrahim Bey ve diğerleri bravo hepinize...
Sevgili Oğur kardeşim;yine çarpıcı bir yazı kaleme almışsın.Çarpıklıkları,tuhaflıkları,anormallikleri ve de hukuksuzlukları çok güzel hicvetmişsin.Bu yazının başlığını şöyle de yazabilir miyiz."Bana arkadaşını şöyle,sana'iltisaklı've 'irtibatlı olup olmadığını söyleyeyim".Masum bir insanı karalamak,itibarsızlaştırmak,lekelemek ve hatta suçlu hale getirmek için seçilmiş iki tuzak kelime.Bilinçli ve kasıtlı olarak seçilmiş bu kelimelerle,nice masumlar,mağdur edildi ve ediliyor.Kimse kimseye selâm bile veremiyor,bayramlarda mesaj atamıyor,atsa bile(iltisaklı!!! ise),karşılık alamıyor.Vay halimize
musto 10 Haziran 2019 12:15
Anlaşılan sayın Soyluyu gözden çıkarmışlar boşuna Don Kişotluk yapıyor. İşleri bittiğinde kusura bakma davamıza zarar veriyorsun aileden değilsin damadın önünü kesiyorsun diyecekler.
melik 10 Haziran 2019 11:55
irtibat ve iltisak ençokda bunu hukukun içine sokupta hukuğu gukuk yapanların canını yakacak bekleyip göreceğiz nerdenmi bilyorum burası Türkiye normal bir ülkede 100 yılda yaşanacak olaylar bizde 3 seneye sığıyo:)
Dadaş Ali 10 Haziran 2019 11:38
Vallahi sen adamsın be Yıldıray... Müminsin bir de... Allah senden ve senin gibi hak, hukuk ve adalet savunucularından razı olsun.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 11:08
Vicdanlı,ahlaklı,doğru yazmışsınız.
Özkan 10 Haziran 2019 11:04
Sayın yazar ben nadasa bırakılan bir edebiyat öğretmeniyim sizden ricam ‘Samimiyetini siyasette kaybedip teselliyi dinde bulmaya çalışmak’ başlıklı bir yazı yazmanızı istiyorum saygı ve sevgiyle kalın
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 21:14
0
Yazarın siparişle yazı yazdığını mı duydun? Başlığının da süper olduğunu zannetme; gerçekten, kastettiğini anlayamadım.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 11:00
SAYIN YAZAR SİZİN ARAŞTIRMACI VE CESURCA OLAYLARIN ÜZERİNE GİTMEMİZİ TAKDİRLE KARŞILIYOR ve yazılarınızı zevkle okuyorum. Madem bu kadar cesursunuz GENERAL ALLENBY ile MUSTAFA KEMAL arasında geçen FİLİSTİN muharebelerinide bize bir anlatsanız. Koskoca 400.000. KİŞİLİK TÜRK ORDUSUNUN birkaç hafta içinde yok edilişini sizden öğrensek.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 21:24
0
Araştırılacak bir şey bırakmamışsın be Hocam!..
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 10:47
kardeşinden,abisinden dolayı mülakatta elenenler vardı.suç şahsidir.kardeşi bile fetöcü olsa, kişi kendisi fetöcü demek değildir!bakınız bu sebeplerden çok garibanın canı yandı.işsizlik,adaletsizlik gibi sebeplerden yaşama sevinci bırakmadılar.
Ali E Bilgin 10 Haziran 2019 09:59
Sevgili Yıldıray eline sağlık. Devlet imkanının en ucuz, en itibarsız kullanımı ne olursa olsun hükümette kalmanın ilginç bir sentezi. Hükümeti eleştiren herkese suç uydurma imalatı. Allah onları ıslah etsin
alperen 10 Haziran 2019 09:36
sn oğur, sizden rabbim razı olsun....
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 09:25
Geçmişte zannederdim ki halkımız bilmiyor. Bilse, doğruyu öğrense haklı olanın tarafına geçip, doğrunun yanında yer alır. Aslında halkımız her şeyin farkındaymış. Halkı hiç tanımayan benmişim yada tanıdığımı zannettiğim halkta büyük bir değişim olmuş. Şimdi anlıyorum ki insanlarımız menfaat ve kazanımları için yalan da söyler, iftira da atar, haksızlığa destek de olur, bunları yapanlarla beraber yürümekte sakınca görmez. Sağcısı, solcusu, dindarı, seküleri pek farkımız yok.Toplum olarak ilkeli durabilme sorunumuz var.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 09:02
Abdülhamidin en büyük şanssızlığı bu teknoloji elinde olsaymış fizan çölü muhaliflere mezar olurmuş. Madem bu adam bu kadar suçlu niye akıllı ol demesi bekleniyor büyükşehir başkan adayına?
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 08:16
Sayin Bakan, Sayin Cumhurbaskanini koruyor gibi ama ona en buyuk zarari veriyor, ama bircok seyin oldugu gibi bunun da farkinda degil gibi.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 07:41
Bakana laf atan hakkinda acil sorusturma, muhalefet partisi liderinin sigindigi evi “ yakin” diye bagiran hanima gülücük...
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 11:50
1
Bakan demeyin artık belediye başkan adayı deyin
ÖZkan 10 Haziran 2019 07:41
Adaleti mi zi acınacak hale düşürdük maalesef
? 10 Haziran 2019 07:36
Pidecide pide yemek,Fetö suçu HEMİ? Senin Yazdıklarını bu devlet niye görmüyor.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 13:28
2
Hükümete söylendiği zaman ‘o yargının kusru kardeşim biz ne yapalım’ cevabı alıyorsunuz. Yargıya söylediğiniz zaman da yıllarca yanıt bekliyorsunuz cevabı da genelde olumsuz oluyor.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 07:35
Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.
KARAR OKUR 10 Haziran 2019 05:24
Arşivi tutarken devlete hizmet ederken devletin beşkuruşuna tenezzül etmemiş ve millete ait malı canı pahasına korumu otuz yıl boyunca özel aracıyla devlet işlerini görmüş ama yakıtını cebinden karşılamış çalıştığı yerlerde yıkılmak üzere olan devlet binalarında karşılıksız bedenen çalışmış ayağa kaldırmış boya badana yapmış bahçe düzenlemesi yapmış ve günlerce taş toprak taşımış duvarları çalışarak yapmış çimento ve harç taşımış elektrik ve su tesisatı yapmış çatıları onarmış otuzyıl boyunca masa sıra taşımış çalıştığı okulun bahçesine yüzlerce ağaç dikmiş ve sonunda bir KHK ile işi bi
KARAR OKUR 10 Haziran 2019 04:39
Sayın yazar 20 temmuz 2016 günü devletin açığa aldığı otuz bin öğretmenle ilgili { yani hain girişimden beşgün sonra ) irtibat ve iltisak sözcükleri kullanılmıştı daha sonra 1 eylül KHK sında mensubiyeti ve aidiyeti sonucu ihraç edilenlere şimdi mahkemede üye olmamakla birlikte destek olmak diyor mahkeme de ve yığınla bu işlemlerden sonra aylarca içeride kalıpta beraat edenler ve sıkı durun sarhoş ve sabıkalı bir yakınımın şikayetiyle ve AKP deilyöneticisi yeğeninin gönderdiği havale için açılan mahkeme süreci devam ediyor bakalım yeni dönemin suç jargonu neola hayrola zaten attın devlette
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 01:46
Çok haklısınız, o fantastik dizilere ne hacet, en alası bizde yaşanıyor zaten.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 01:48
Bazıları için arşivin derinliklerine inmeye gerek yok, youtube'da videoları var. Hesap sormazsam namerdim diyordu. İnsan ya çok unutkan ya da siyaset bizim fani aklımızın alamayacağı kadar kirli.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 01:39
Devletimiz verdiğimiz vergilerle geçmişimizi araştırıyor...
KARAR 'da KARARLI ADAM 10 Haziran 2019 12:14
2
Devlet değil,devleti ele geçirenler,kendini devlet yerine koyanlar bunu yapıyor.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 14:11
2
devleti ele geçiren ne demek? daha önce kiminmiş devlet?
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 01:29
nasıl da temize cikartiyorsun,neden ? bu kadar kendini hirpaliyirsun
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 10:08
0
Şahıslar yazı yazabilir; eleştirir, över v.s... Hukuka karşı hesap vermesi gereken; kamu gücünü kullanan, vergilerimizi toplayan Devlettir (tabii demokratik bir hukuk devleti ise)
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 01:23
bizdeki hukuk ve adaletten ne beklenir ki
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 00:53
Vay canina arkadas, devlet ciddiyeti nerelere kadar dustu. Milletle hunharca alay eden bu zihniyete artik sasirmiyorum da, bu soylenenlere halkimizin onemli bir kesimi hala ciddi ciddi itibar ediyor ya ben ona sasiyorum. Katmerli cehalet var toplumda. Sorsaniz ballandira ballandira anadolu irfanindan dem vurulur.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 03:55
0
Bu toprakların her zerresi acı dolu, irfan olsa böyle olur muydu? Anadolu irfanı, milli yerli kavramları gibi, bir şeylerin kılıfı.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 00:27
icisleri bakani, AK Partiye katilmadan once AK Parti hakkinda cok tepki ceken seyler soylemisti. AK Partiye transfer olunca bu kez muhalefete iftira ustune iftira atmaya basladi. Ozellikle bu Istanbul Belediye seciminde hergun halki Imamoglu'na ve CHPye karsi kiskirtmaya yonelik demeclerinin sonu gelmiyor. Bu ulkede siyasetin seviyesi dusuk bile olsa bir icisleri bakaninin bu tur sozleri kabul edilemez.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN