‘Devlet’ İmamoğlu’na yatırım yapıyor
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diye güzel bir deyimimiz var.
Bir solukta okunduğu zaman doğru anlaşılmayabilir. Bileşenlerini uygun bir şekilde ayırıp öyle okumak daha iyi sonuç verir. Yani şöyle:
“Bu ne?” “Perhiz” “Bu ne?” “Lahana turşusu.”
Devlet yetkililerimiz 12 Eylül 1980 darbesinin üzerimizdeki etkilerinden, kalıntılarından kurtulmak için üzerinde vesayet gölgesi olmayan ‘sivil’ bir anayasa yapmamız gerektiğini sık sık söylüyor.
Ara sıra yargıda ‘reform’ adı verilen rötuşlar da yapılıyor.
Söylenilen sözleri hayatın gerçeklerinden ayırabilirseniz kulağa hoş geliyor.
Reform. Sivil Anayasa. Eşliğinde demokrasi… Ümit verici ifadeler.
“Bu ne?
“Sivil anayasa yapıyoruz, milletimizi darbe ayıbından kurtarıyoruz.”
İyi de anayasayı sivilleştirmek için AİHM kararlarını iç hukukun üstüne çıkarmıştınız. Niçin uygulamıyorsunuz?
Bu sorunun cevabı yok.
Bugün yaptıklarımıza göre karar vermeyin ileride düzeleceğiz bile demiyorlar.
“Bu ne?”
“Terörsüz Türkiye. Kavgaları bitiriyoruz. İç barışı sağlayacağız. Huzur ülkesi olacağız.”
Madem iç barışı sağlamak istiyorsunuz muhalefeti niye hukuk, adalet kavramlarının başını gözünü yara yara hallaç pamuğu gibi atıyorsunuz? CHP’yi karpuz gibi yanlamasına bölüyorsunuz? Muhalif siyasetçileri hapse tıkıyorsunuz?
Bunun da cevabı yok.
Biz yapmadık, yargı yaptı, bizim yargımız tarafsızdır, bağımsızdır, biz yönlendirmiyoruz, talimat falan da vermiyoruz, kendi halinde işliyor demeye çalışıyorlar ama kendileri dahil kimse inanmıyor.
Kitap yasaklamak, daha doğrusu bir kitaba daha çıkmamışken, matbaadayken polis marifetiyle, henüz mahkeme kararı temin edilememişken el koymak bu süreçlerin son mamullerinden birisi.
Aceleniz neydi? Bıraksaydınız hakim savcı kitaba bir baksın, içinde sakıncalı, kanunlara aykırı bir şey varsa görsün, öyle yasaklasaydınız?
Malum, bir süredir İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na duruşmalarda ithamların mahiyeti ve hacmiyle mütenasip bir savunma yaptırmıyorlar.
Savunmasını dakikalarla sınırlamak istiyorlar.
İmamoğlu da muhtemelen mahkeme heyeti izin vermiyorsa maruzatımı halka arz edeyim diye düşündü ve savunmasını kitap haline getirdi.
İmamoğlu’nun savunmasının edebi değeri konusunda hiçbir fikrim yok.
Ama şimdiden görebiliriz. Bu yapılamamış savunma henüz okunmadan tarihe geçti.
İmamoğlu evvela gözaltına alındı. Ramazan ayında, sahur vaktinde.
Sonra tutuklandı.
‘Ahmak’ davasından yolsuzluk suçlamalarına, babasının bahçesindeki kuyudan şoförüne kadar her şeyi didik didik edildi.
30 senelik diploması iptal edildi.
Abi 30 senedir niye beklediniz, zamanında iptal etseydiniz, şimdi bu işlerle uğraşmasaydınız.
Haklısın da 30 sene önce Cumhurbaşkanı adayı değildi.
Bütün bu hır gürün, bu hay huyun sabitesi Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı seçilme şansının yüksek olması.
Sorduğum AK Partililer bil ittifak “aday olursa seçilir” diyor.
“Terörsüz Türkiye” tabii ki çok önemli. Devletin büyük bir projesi.
Fakat “Ekremsiz Türkiye”ye rical-i devlet daha büyük önem veriyor.
Şöyle düşünebilir miyiz?
Devlet Ekrem İmamoğlu’na yatırım yapıyor.
Bilinçli olarak mı?
Devlet her şeyi doğru yapmaz. Hatta bir çok şeyi doğru yapmaz.
Bazen bir şey yapar, murat etmediği bir sonuç hasıl olur.
Muhtemelen devlet ya da o günün icracıları zamanın İBB Başkanı Erdoğan’ı haksız yere hapse atarken, başkanlık makamından indirirken seçim kazanıp önce başbakan sonra da cumhurbaşkanı olmasını murat etmemişlerdi.
(Aksini iddia edenler var, biliyorum. Belki de onlar haklıdır.)
Şimdi de devlet Cumhurbaşkanı adayı olmasına mani olmak isterken İmamoğlu’nun hikayesini derinleştiriyor.
Böyle böyle İmamoğlu’nun hatırası birikiyor, zenginleşiyor.
Bu kadar yatırımın bir gün meyve vermesi siyasi tarihimizde görülmemiş bir şey değil.
