Felsefenin İslam’a saldırmasına dair teori
İslam evvela Yunan felsefesinin saldırısına uğradı. Sonra da Haçlılar’ın.
Müslümanlar iki saldırıyı da durdurmayı başardılar.
Haçlıları durdurmak belki daha kolay olmuştur. Sonuçta savaşırsın, memleketini, ‘darü’l İslam’ı savunursun, Bir Kılıçarslan gelir, Bir Selahaddin, bir Alparslan gelir, Haçlıları yener, memleketlerine geri gönderir.
Felsefenin taarruzunu püskürtmek daha karmaşık bir mesele. Vesvese gibi bir şey felsefe. Sinsi. İmana kastediyor. Durduramazsan iflah olmazsın.
Hayır, bu benim kanaatim değil. Bu bir teori. Hemen hemen bütün büyüklerimizin bize anlattığı bir teori.
Dinlediğimden eminim. Okuduğumdan da.
Belki birkaç yerde anlatmış da olabilirim.
Teori kulağına hoş geldiği zaman arkasını fazla araştırmıyorsun. Bir müddet teoriyle geçinip gidiyorsun.
Teorimizin merkezindeki isim, büyük müçtehit, büyük mütefekkir, büyük alim İmam-ı Gazali.
Bu vasıfları laf olsun diye izafe etmiyorum, gerçekten büyük alim, büyük kelamcı, büyük filozof.
Kendisinden sonraki dönemi Gazali kadar etkilemiş başka bir alim var mıdır?
Mesela Eş’ari kelamı Gazali sayesinde diğer kelam ekollerine galip gelmiştir.
Gazali, sadece Müslümanları değil, fazla söylenmiyor ama Batı düşüncesini de çok etkilemiş bir felsefecidir.
Avrupa’ya etkileri konusunda kulaktan dolma malumatım vardı.
Daha teferruatlısını Hilmi Ziya Ülken’in İslam Felsefesi kitabında gördüm. (Doğu Batı Yayınları.) Kayıp Aydınlanma’da da var.
Eş’ari kelamı, bir ‘itikat’ doktrini olarak Gazali çevirileri üzerinden Hristiyan düşüncesine girmiş.
Kilise, nedenselliğe karşı tezlerinde de Gazali’den istifade etmiş.
Teorimizin merkezindeki kitap da Gazali’nin Tehafüt el-Felasife’si. Türkçesi ‘Filozofların Tutarsızlıkları.’
Gazali, düşünce tarihinde çok önemli bir mevkie sahip olan bu eserinde filozofları sapkınlıkla itham ediyor. Bunu yine felsefenin diliyle yapıyor.
Hani ‘eline düştüğüm kitaplar’ diyordum ya. O kitaplardan biri, bu teorinin önünü ardını görmemde bana yardımcı oldu.
Kitabın adı ‘Kayıp Aydınlanma.’ Yazarı S. Frederick Starr. (Kronik.)
Starr Amerikalı bir akademisyen. Rusya ve Avrasya meseleleriyle ilgili olarak üç farklı ABD başkanına danışmanlık yapmış. 20 kitabı, 200 makalesi yayımlanmış. Konumuzla çok alakalı değil ama yazarın Louisiana Reportery Jazz Ensemble of New Orleans isimli bir müzik grubu varmış.
Kitabı ben arayıp bulmuş değilim. Kitap beni buldu. İç kapağında mühürle basılmış bir not var: “Bu kitap ITC Entegre Katı Atık Yönetimi Şirketi tarafından ilgili yayın kurumundan satın alınarak kütüphanenize kazandırılmıştır. Zevkle okumanız dileğiyle. Ali Kantur.”
Ali Kantur’u tanımam bilmem. Kitabı zevkle okudum. Çok hora geçti. Allah razı olsun.
Starr, Gazali’yi ve büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk’ü tartıştığı bölüme ‘Gazali’nin buhranı’yla başlıyor.
“1095 senesinin ağustos ayı İslam aleminin en güçlü ve de en zengin alimi için oldukça ızdıraplı geçmişti. Ebu Hamid Muhammed el-Gazali (1058-1111) yaygın olarak hayranlık duyulan, yüzünü Mekke’den ziyade Atina ve İskenderiye’ye dönmüş hür düşünceli Müslüman filozoflara saldıran çok sayıdaki kitabın yazarıydı. Ana akım Sünni ilkelerine katı bir şekilde bağlı kalacak yeni bir İslam hukukçuları kuşağı hazırlamak amacıyla yakın zamanlarda kurulmuş olan Nizamiye Medresesi’ndeki en önde gelen alimdi. Gazali’nin kendisi mantığa sadıktı. Fakat diğerlerinin kullanmasının tehlikeli olduğu ve sapkınlığa götürdüğü gerekçesiyle mantığı eleştirmekteydi. Kendisine hayranlık besleyen üç yüz talebesi dönemin bütün entelektüel figürlerine yönelttiği katı ama ikna edici eleştirilerini dinlemek için birbirleriyle yarışmaktalardı. Fakat bir anda zavallı Gazali yemek yiyemez olmuştu. Boğazı kuruyor ve tıkanıyordu. Ağzından tek bir kelime çıkmıyordu. Kürsüye çıkma hevesini kaybetmişti. Kendisinin “hastalık” diye nitelediği bu ızdıraplı buhranı iki aydan fazla sürmüştü. Hastalık sona erdiğinde hanımına ve küçük çocuklarına yetecek kadarki mülkünün dışında hepsini vermiş, sırtına mütevazı bir hırka geçirmiş ve Bağdat’tan tek başına yürüyerek çıkıp gitmişti.”
“Kayıp Aydınlanma” Gazali’nin yaşadığı dönemdeki siyasi ve itikadi meseleleri, ilmi hayatı, Hayyam’ı, Nizamülmülk’ü, Selçuklular’ı, İsmaililer’i etraflıca anlatıyor.
Haftaya biraz daha çalışalım.
