Kaç tane ‘çakarlı’ abimiz var?
Dün, Karar Gazetesinin Ankara temsilcisi sıfatıyla Ankara’daydım. Sabah İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Vilayetler Evi’nde basın toplantısı vardı. Öğleden sonra TBMM’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı münasebetiyle genel kurul var. Akşama da bayram resepsiyonu. Yani program dolu.
Resepsiyonda neler gördüğümü en azından bugün için yazmam pek mümkün görünmüyor. Önemli bir gelişme olursa haber olarak gazeteye yetiştiririm. Bugün sadece İçişleri Bakanı’nın ilk basın toplantısına dair izlenimlerimi yazabilirim.
Bakan Çiftçi göreve atanalı iki buçuk ay oldu. Bu süre bir bakanın şunu yaptık, şunu başardık, şunu başaramadık diye bir faaliyet dökümü sunmasını gerektirecek kadar uzun bir süre değil. Fakat bu iki buçuk ay vukuatlı geçti. Bilhassa memleketin asayişi ve huzuru açısından.
En sarsıcı hadiseler Kahramanmaraş’taki ve Siverek’teki okul saldırıları. Bu saldırılar, bir İçişleri Bakanı’nın basını ve toplumu bilgilendirmesini gerektirecek kadar önemli olaylar.
Bakan Bey saldırıların hemen ardından yaptıkları toplantıları, aldıkları kararları anlattı.
Okulların çevresinde kolluk görünürlüğünü arttırmak çok sevimli bir şey olmasa da potansiyel saldırganlar için caydırıcı olabilir.
Vilayetlerde, kaymakamlıklarda okul güvenliği toplantıları yılda iki defa yapılıyormuş. Bundan böyle her ayın ilk haftasında düzenli olarak yapılacak.
Daha önce duymadığım dikkat çekici bir uygulama: Her okulda okul müdürü, rehber öğretmen, en yakın kolluk amiri ve sosyal hizmet uzmanının yer alacağı bir “güvenlik kurulu” oluşturulacak.
Bir öğrenci babasının 5 tane ruhsatlı silahıyla okulu basıp 10 kişiyi öldürdükten sonra “Ruhsatlı silah sahibi ebeveynlere yönelik bilinçlendirme yapılması”na karar verilmesi tabiidir.
Şu ayrıntı dikkatimi çekti: Mevcut mevzuata göre kamu görevlilerinin bilhassa emniyetçilerin alabilecekleri ruhsatlı silah sayısının sınırı yokmuş. Ruhsat harcı ödemeden istedikleri kadar silah edinebiliyorlarmış. Harç ödemeden alabilecekleri ruhsatlı silah sayısına sınırlama getirmeyi düşünüyorlar. Ama harcını ödeyerek silah alabilecekler.
Ne diyelim? Tedbir tedbirdir, hiç yoktan iyidir… Fakat.
Harbe gidiyorsa, çatışmaya gidiyorsa istediği kadar silahlansın da… Bir kamu görevlisinin sınırsız ruhsatlı silaha sahip olabilmesi doğru bir şey mi? Basın toplantısında soru- cevap kısmı olsaydı bunu sorardım.
Soru cevap kısmı olsaydı soracağım başka sorular da vardı.
Saldırıdan sonra sosyal medyada ve dijital ortamlarda yoğun bir takip başlatılmış. Saldırgan içerikli 539, provokatif içerikli 379 hesap yöneticisi ve kullanıcısı hakkında işlem yapılmış.
İçişleri Bakanı Çiftçi’nin saydığı tedbirler arasında suça, mesela ‘bacağına sıkma’ya özendirici, hatta ‘infaz etme’yi özendirici toplumun tamamına mafya eğitimi ve öğretimi veren televizyon dizileriyle ilgili bir duyarlılığın hani ne diyorlar farkındalığın oluşturulmasına yönelik bir tedbirden söz edilmedi. Bunlar İçişleri Bakanlığı’nın çalışma alanına girmez ama, soru-cevap faslı olsaydı bunu da sorardım.
Aslında Bakan Bey çıkarken ayak üstü Sordum. O da bu dizilerin ve daha çok kadınların izlediği ama erkeklerin de göz ucuyla takip ettiği kriminal tv programlarının menfi etkisini doğruladı.
Sokak çetelerinin resmi adı ‘yeni nesil suç örgütleri.’
Bunlar, topluma verdiğimiz mafya terbiyesinin meyveleri.
Okul saldırıları bu çetelerin bir yan ürünü sayılabilir mi? Bence sayılabilir. Aynı imalathanede üretiliyor, isteyen ondan alıyor isteyen bundan.
Bu yıl “yeni nesil suç örgütleriyle mücadele yılı.”
Geçen yıl 1 Ocak 16 Nisan arasında 222 çeteye yönelik 556 operasyon yapılmış. Bu yıl aynı sürede operasyon yapılan çete sayısı 274, operasyon sayısı 676.
Şimdiki suç örgütleri eski geleneksel mafya babaları gibi değilmiş.
“Etik, ilke, racon, ahlak gibi kuralları yokmuş.”
Eski mafya’nın ‘racon’unu arayacağımız kimin aklına gelirdi?
(Yeni nesil siyasette de benzer değişiklikler var mı? Racon, ilke, ahlak falan?)
Bakan Çiftçi, geçen yıl sokak köpekleriyle ilgili sorunların yoğun bir çalışmayla çözüldüğünü hatırlatıyor. Bu yıl da ‘yeni nesil suç örgütleri’ sorununu çözmeyi hedeflediklerini söylüyor. (Sokak köpekleriyle ilgili sorun çözüldü mü? Bunu bilmek zor. Köpeklerin sesi çıkmıyor. Mutlu oldukları için mi? Sığınaklarda güvende oldukları için mi? Yoksa öldükleri için mi?)
Bu arada, 14 Ocak 2026’da İstanbul Valisi Davut Gül’ün yaptığı basın toplantısında Vali Bey’den İstanbul’un asayişiyle ilgili verileri dinlerken, yaşadığımız şehirde çakarlı arabayla gezme imtiyazına sahip kaç tane sevgili abimiz olduğunu sormuştum. Vali Bey o anda rakam veremedi. Sonra gönderir diye düşünmüştüm. Hala bekliyorum.
Bakan Çiftçi’ye bunu da anlattım. “Bakalım ve sizi bilgilendirelim” dedi.
Bu defa öğrenir miyiz?
Söylerlerse öğreniriz.
