Saddam yanıldı Trump da yanılıyor

Savaş bir ayda nereden nereye geldi? Trump ve Netanyahu, güya İran’daki molla iktidarını devirecekti. Rejimden bıkan İran halkına bir ayaklanma fırsatı sağlayacaktı.

Gerçekten öyle miydi? Plan bu muydu?

Şüpheliyim. ABD’de kazın ayağının öyle olmadığını bilen, kazın ayağının nasıl olduğunu Trump’a tarif edecek tecrübeye sahip insanlar vardır.

Yoksa Trump, ABD ordusunda “Sayın başkan kazın ayağı öyle değil” diyerek kazın ayağını doğru tarif etmeye çalışan komutanları mı tasfiye etti?

Trump, İran’a kara harekâtı düşünüyordu da bu komutanlar ‘çok kayıp veririz’ mi dediler?

Ya da Trump, Biden yönetiminden kalma, demokratlara meyyal olduğunu düşündüğü komutanları tasfiye mi etti?

Generalleri görevden alan Savaş Bakanı Hegseth, fanatik bir Evanjelist. Amerikalıların zafer için her gün diz çöküp dua etmesini istiyormuş. Belki de kendisi kadar fanatik olmayanları görevden aldı.

Bu sebeplerin hepsi birden geçerli olabilir. Hepsi birden, ABD tarafında İran’la savaş konusunda problemlerin olduğuna işaret ediyor.

Savaşın başında hedef rejimi devirmekti. “İran’da değil ABD’de rejim değişiyor” diyenler şaka yapmıyor olabilir.

Derken, Hürmüz Boğazı’nın açılması, ABD’nin savaşının en önemli hedefi haline geldi. Halbuki Hürmüz Boğazı savaştan önce açıktı. İsteyen istediğini geçirebiliyordu.

Şimdi, ABD Hürmüz Boğazı’nı açmayı başarırsa ağayla marabasının arasında geçen hikâyede olduğu gibi “Biz bu haltı niye yedik?” diye soranlar çıkar mı?

Gazeteler, İran’ın Hürmüz geçişlerinden para kazanmaya başladığını yazıyor. Gemi başına iki milyon dolar alıyormuş. Bu kıtlıkta iyi para.

İran, Hürmüz’de ABD dolarını da bypass ediyor. Paraları Yuan ya da bitcoin gibi kripto para olarak tahsil ediyor.

Bu arada, İran halkını ayaklandırarak rejimi değiştirme hedefi ne oldu?

Trump değiştirdi. Şimdi hedefi, İran’ı taş devrine göndermek.

İran halkı ülkesini müdafaa hedefine odaklandı.

İranlılarla İsraillilerin füzelere, bombalara tepkisi birbirinden çok farklı. İsrail korku üzerine bina edilmiş bir rejim. En uzaktaki tehlikelere karşı bile son derece duyarlı. Halk sirenleri işitince hemen sığınaklara koşuyor.

İranlılar ise sirenler çalsın çalmasın gece gündüz meydanlarda.

Aljazeera’da (Bizim telaffuzumuzla el-Cezire) İranlıların savaş karşısındaki tutumunu değerlendiren , Irak diktatörü Saddam’la Trump’ın hedefleri arasında paralellikler kuran bir makale gördüm.

(El-Cezire, Filistin’deki soykırım sırasında neler olup bittiğini anlamak için iyi bir kaynaktı. ABD ve İsrail’in İran’a tecavüzleri konusunda o kadar verimli değil. Katar savaşın bir tarafı sayılır. El-Cezire’nin yayın yaparken ülkesinin savaşta taraf olduğunu dikkate alması tabiidir.)

Makalenin yazarı İranlı bir akademisyen. Princeton Üniversitesi Yakın Doğu Araştırmaları bölümünde hocalık yapmış. Adı Behruz Ghamari-Tebrizi. Devrim sırasında İran’da yaşadığı anlaşılıyor. Genç bir zıddı inkılabi (devrim-karşıtı) olarak.

Tebrizi, Saddam’ın İran’ı işgale giriştiği savaşın sırasında (1980-88) Tahran Politeknik Üniversitesinde öğrenciymiş. Bir parkta arkadaşıyla aynı anda hem savaşı protesto edip hem rejime karşı nasıl mücadele edeceklerini tartışıyorlarmış.

“Birden, öyle alçak uçan bir Irak savaş uçağı belirdi ki, pilotu görebiliyorduk. İnsanlar kaçışmaya başlayınca uçak geri dönüp üzerimize doğru geldi ve İranlılara hükümeti devirmeleri için çağrı yapan Farsça broşürler attı. Irak’a göre savaşın bitmesi için İranlıların yapması gereken tek şey buydu: Kendi hükümetinizi devirmek.”

Demek Saddam da vaktiyle Trump gibi düşünmüş!

“İkimiz de Saddam Hüseyin’in mücadelemizi çaldığını düşündük. Iraklıların bizim kurtarıcılarımız olacağı yanılgısına hiç düşmedik.”

“Bu savaş başlamadan çok önce İran İslam Cumhuriyeti halk desteğini büyük ölçüde kaybetmişti. Ancak bu durum Amerikan ve İsrail saldırılarının rejimi kolayca devireceği anlamına gelmiyordu. Trump yönetimi bu gerçeği yanlış okudu ve İsrail’in savaşın rejimi çökerteceği yönündeki değerlendirmesini kabul etti.”

“Batılı uzmanlar, İran’ın tek adam rejimi gibi işlediğini düşündü. Oysa İran’daki güç yapısı çok merkezlidir ve lideri öldürmek devleti çökertmez. Hamaney’in öldürülmesinin rejimi çökertebileceği varsayılıyordu.

Oysa bu, ‘çok az getiri sağlayan bir savaş suçu’ndan başka bir şey olmadı.”

“İnsanlara daha fazla acı çektirip hükümete karşı ayaklanmalarını beklemek akıl dışı bir mantıktır. 1980’lerde işe yaramadı, bugün de yaramayacak.”

YORUMLAR (11)
11 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.