Trump’ı üzmek caiz değil

Bayrama savaş halinde girdik. Bazılarına göre bu bir üçüncü dünya savaşı. Daha şimdiden 20 kadar ülke savaşın içinde. Çin gibi, Rusya gibi savaşın hedefleriyle alakadar sayabileceğimiz ülkeleri ilave edersek sayı daha da yükselir.

Dünya savaşı değilse bile zararı dünyanın her tarafına dokunan bir savaş.

Nereden icap etti bu savaş?

İsrail’in bir hesabı var. İran ne kadar hırpalanırsa o kadar iyi. Eğer İran’da rejimi değiştirebilirsek aliyyülâlâ. Değiştiremesek bile yıpranmış, güçten düşmüş bir İran yıpranmamış bir İran’dan evladır.

İran Suriye’de budanmıştı. Şu savaş hengamesinde Lübnan’daki uzantılarını da budayabildiğimiz kadar budarız. Böylece büyük İsrail hayallerimize bir adım daha yaklaşırız.

Bu esnada insanlar ölmüş, ocaklar sönmüş, şehirler yıkılmış, önemli değil.

Uzaktan bakınca görünen şöyle bir şey:

İsrail başbakanı Netanyahu gide gele ABD başkanı Trump’ı İsrail’le savaşa ikna etti.

Amerikalı senatör Chris Van Hollen’in “Netanyahu’nun Amerika’yı bu savaşa sürükleyecek kadar aptal bir Amerikan başkanı bulması 40 yılını aldı” demesine bakılırsa yakından da aynı şey görünüyor.

Ne oluyor savaşta? Fazla derine inmeden düz söyleyelim. ABD ve İsrail İran’a saldırıyor. Saldırırken civardaki ülkelere vaktiyle yerleştirdikleri askeri üsleri de kullanıyorlar.

Gazze’yi birlikte yıktılar, İran’ı da birlikte yıkmak istiyorlar.

Neden?

İran, ABD’nin bölgedeki hegemonyasını inkıtaa uğrattığı için.

Bir de İsrail’i sevmediği için.

Nükleer bomba?

Yok öyle bir şey.

Özetle, ABD emperyalizminin İsrail’le ortaklaşa başlattığı tamamen haksız, hukuksuz bir savaş.

Böyle bir savaşta İslam dünyasından ne beklersiniz?

Önce şunu soralım, var mıdır İslam dünyası diye bir dünya?

Dünyada iki milyara yaklaşan bir Müslüman nüfus olduğu tahmin ediliyor. Suudi Arabistan kralı rahmetli Faysal’ın girişimiyle kurulan İslam İş birliği Teşkilatı’na üye devletlerin sayısı 57. Yani kalabalık sayılırız.

İslam İş birliği Teşkilatı 1967’deki Arap-İsrail Savaşı’nın ardından İsrail’in saldırganlığına tepki olarak kurulmuştu. O zamanki adı İslam Konferansı’ydı.

Zamanla suya sabuna dokunmayan bir tatlısu teşkilatına dönüştürüldü. Adı da değiştirildi. Teşkilat, daha iddiasız, daha sakıncasız bir ismi benimsedi.

Teşkilat İsrail’in Gazze’de giriştiği soykırıma kayda değer bir tepki veremedi. O günlerde yayımlanan ortak bildiriler bir sürü lüzumsuz, karşılıksız, müeyyidesiz laflardan oluşuyordu.

Öyleyse ya hiç yok ‘İslam dünyası’ ya da ilkesiz, kimliksiz tüzel kişiliklerden müteşekkil bir ülkeler topluluğu var.

ABD Başkanı Trump BM’deki Genel kurul sırasında hazır bu ülkelerin liderleri New York’tayken o ülkelerin temsilcileriyle bir cemaat oluşturmuştu.

Aynı cemaati Şarm el-Şeyh’te de topladı.

Ardından Gazze’de ateşkesi sağlama gerekçesiyle bir Gazze konsorsiyumu kurdu.

Trump bir gayrimenkul imparatoru. Gazze’yi bir yatırım alanı olarak görüyor olabilir.

Trump’ın iştigal alanını göz önünde bulundurursak kurduğu konsorsiyumu bir çeşit yapı kooperatifine benzetmek mümkün.

Bayram arifesinde ‘İslam dünyası’ diye adlandırabileceğimiz bir dünyanın gerçekte mevcut olmadığı fikrini teyit eden bir gelişme oldu.

Aralarında Türkiye, Azerbaycan, Pakistan gibi Arap olmayan ülkelerin de bulunduğu 12 Müslüman ülkenin dışişleri bakanı Riyad’da bir araya geldi.

Böyle bir savaşta birisi kınamak lazım gelse kimi kınarsınız?

Normal şartlarda ABD ve İsrail’i.

Dışişleri bakanları kimi kınadılar?

Emperyalizmin tecavüzüne maruz kalan tarafı, İran’ı kınadılar.

Tamam, İran’ın ABD’nin üslerinin bulunduğu ülkelere saldırmasını eleştirmenin bir mantığı olabilir. Hele toplantı Riyad’da yapılıyorsa.

Bir Cümle de ABD hakkında söyleyin?

Söyleyemediler. ABD’nin saldırıları aleyhine tek bir cümle kuramadılar.

Demek ki neymiş?

Bayramlık ağzımızı açmışız!

Arife gününde Trump’ı veya Netanyahu’yu üzecek bir imada bile bulunamamışız.

1447. Hicri Yıl’ın Ramazan’ında Trump’ı üzmemek İslam’ın şartı oldu.

YORUMLAR (10)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.