Âşığın gözü kör, kulağı sağır

Salih Cenap Baydar

Beynimizdeki sinir ağları, maruz kaldığımız yeni bilgileri sürekli işliyor.

En çok ve istikrarlı olarak neye maruz kalıyorsak, neyle eğitiliyorsak onu “norm” yahut “standart” kabul etmeye başlıyoruz.

Estetik, hukuki, ahlaki standartlarımız, maruz kaldığımız “eğitim verilerine” göre teşekkül ediyor.

Yaşadıkça ve yeni bilgilerle temas ettikçe öğrenmeye devam ediyoruz.

Öğrendiğimiz her yeni bilgi, normlarımızda, ahlak anlayışımızda, estetik kavrayışımızda küçük küçük kaymalara yol açarak karakterimizde, algılarımızda, tutumlarımızda değişiklikler yaratıyor.

Yaşımız ilerleyip zihnimizde biriken işlenmiş verilerin miktarı arttıkça, yeni öğrendiklerimizin hayatlarımızda köklü değişiklikler yaratma ihtimali azalıyor.

Ağaç yaşken eğiliyor. Çünkü öğrendiğimiz yeni bilgilerin zihnimizde uzun yıllar boyu yavaş yavaş teşekkül etmiş “ağırlık” ve “temayülleri” değiştirme ihtimali gitgide azalıyor.

Ağırlık ve temayül (ön yargı/peşin hüküm/bias), yapay sinir ağlarının üzerine inşa edildiği önemli iki kavram.

Yapay sinir ağları kabaca şöyle çalışıyor:

Her yeni “girdi”, her birinde atomik değerlendirmeler yapılan çok sayıda yapay sinir ağı katmanından süzülerek anlamlandırılıyor.

Veri, her katmanda -o katmana mahsus- bir ağırlıkla çarpılıp, temayül değeri ile toplanarak sonraki katmana iletiliyor.

Nihayet her katmanda elde edilen değerler toplanıyor.

Şöyle basit bir formül üzerine dönüyor her şey: Kanaat = ∑ (girdi x ağırlık) + temayül

Yani bizi biz yapan, zihnimizde sayısız konuda oluşmuş ağırlıklar ve temayüller.

Bunlar aynı zamanda gerçekliği nasıl algıladığımızı belirliyor.

Gerçekliği herkesin birbirinden farklı algılaması bundan...

Mesela birisinin yalanını yakalamak, bazılarımızın nezdinde yalan söyleyen kişiyi tamamen değersizleştirirken, bazılarımızın yalancıya karşı tutumunda kayda değer bir değişikliğe yol açmıyor.

Mesela eşinin kendini aldattığını öğrendiğinde derhal boşanma davası açanlar olduğu gibi aldatılmayı umursamayıp görmezden gelenler de var.

Çünkü herkesin zihnindeki ağırlıklar farklı.

İnsanların duygu durumları, zihinlerindeki “ağırlık” ve “temayülleri” hayli etkiliyor.

Müslüm Gürses’in şarkısında geçen “âşığın gözü kör, kulağı sağır, doğruyu yanlışı ondan bilmedi” ifadesi, çok yoğun hislerin algıyı nasıl bozduğunu anlatıyor.

Âşığın aslında ne gözü kör, ne de kulağı sağır.

Sadece âşık olmanın değiştiriverdiği “ağırlık” ve “temayüllersağlıklı şekilde görmeyi ve işitmeyi imkansızlaştırıyor.

Sırılsıklam aşık bir gence, aşık olduğu kişinin kusurlarını, yanlışlarını istediğiniz kadar gösterin, göremeyecektir. Çünkü aşkının altını oyabilecek hemen her verinin ağırlığı kafasında sıfırlanmıştır.

Sıfırlanmış ağırlıklarla çarpıldıktan sonra anlamsızlaşan gerçeklik, âşığın sabit ön yargısı ile toplandığında tutumunda değişikliğe yol açmak şöyle dursun, aşkını pekiştirebilir bile!

İnsanların tutumlarında bir değişiklik yaratmanın en hızlı, sağlam ve pratik yolu onlara yoğun hisler yaşatmak olduğu için, böyle bir değişimi hedefleyenler doğrudan hislere hitap etmeye çalışıyorlar.

İnsanlar, zihinlerindeki ağırlıkları ve ön yargıları, dolayısıyla kanaatlerini değiştirme potansiyeli taşıyan verilerin (haberlerin, videoların, yorumların) kitle iletişim araçları üzerinden yayılmasının ardında derin komplolar arıyorlar. Bu çabalara “algı operasyonu” ismini veriyorlar.

Kendilerininki ile uyumsuz her bilgiyi sahte, yalan, fabrikasyon (fake news) olarak nitelendiriyorlar.

Ancak her his manipülatörüne karşı aynı gardı almıyorlar.

Düşman kamptan yönetildiğini düşündükleri algı operasyonları karşısında teyakkuza geçerken, kendi kamplarından olan kimselerin algı operasyonlarına zihinlerini tamamen açıyorlar.

Yani “âşklarıbitmesin, gözleri kör, kulakları sağır kalsın istiyorlar.

Neyse ki büyüler gibi aşklar da ilelebet sürmüyor.

Büyü bozulunca, “burnumuzun ucundaki gerçeği nasıl göremedik” diye şaşıp kalıyor insanlar.

Eğer hislerimizden tutulup oradan oraya sürüklenen bîçare zavallılar olmaktan kurtulmak istiyorsak, hislerimiz kadar aklımızı da devreye sokmayı bir şekilde öğrenmemiz gerekiyor.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.