Yatırım fonlarında yaşanan ödeme sorununun ardından özel sektörün borçlanma araçları yeniden gündeme geldi. Şirketlerin tahvil ve finansman bonolarıyla sağladığı kaynakların büyüklüğü kadar, vadesi gelen borçların hangi kaynaklarla ödeneceği de önem kazandı. Yüksek faiz ortamında borçlarını yeni ihraçlarla çevirmek zorunda kalan şirketler, finansman maliyetlerindeki artış ve nakit akışındaki bozulma karşısında daha kırılgan hale gelebiliyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) verilerine göre, 2026’nın ocak-eylül döneminde yurt içi ve yurt dışındaki borçlanma aracı ihraçları toplam 2 trilyon 66,5 milyar liraya ulaştı. Bunun 842,7 milyar liralık bölümü yurt içinde, 1 trilyon 223,8 milyar liralık bölümü yurt dışında gerçekleşti. Ancak bu tutar, özel sektörün halen ödenmemiş toplam borcunu değil, dönem içindeki ihraç hacmini gösteriyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre de genel yönetim dışındaki sektörlerin yurt içinde ihraç ettiği borçlanma senetlerinin büyüklüğü 2 Ekim 2026 itibarıyla 1 trilyon 30 milyar liraya ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde yaklaşık 614 milyar lira olan stok, yıllık bazda yüzde 68 arttı. Fon krizinin ardından yabancı yatırımcıların özel sektör tahvillerindeki satışları hızlandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, 18 Eylül–9 Ekim dönemindeki dört haftada yabancı yatırımcılar özel sektör borçlanma senetlerinde toplam 1 milyar 305,8 milyon dolarlık net satış gerçekleştirdi. Yalnızca 9 Ekim haftasındaki satış 479,7 milyon dolara ulaştı. Böylece yabancı yatırımcıların elindeki özel sektör borçlanma senetlerinin piyasa değeri 11 Eylül’deki 4 milyar 435,7 milyon dolardan 3 milyar 72,8 milyon dolara geriledi. Veriler, fon krizinin ardından yabancı yatırımcıların şirket borçlanma araçlarına yönelik pozisyonlarını belirgin biçimde azalttığını ortaya koydu.
DOMİNO ETKİSİNE DİKKAT
Ekonomist Ali Ağaoğlu, fon krizinin yeni artçısının özel sektör tahvilleri olabileceğini dile getirdi. Ağaoğlu’na göre tasfiye sürecinin uzaması yalnızca fon yatırımcılarını değil, ödeme yükümlülüğü bulunan şirketleri de sıkıştırabilir. Fonlarda kalan kaynaklara ulaşamayan şirketlerin tahvil ödemelerinde sorun yaşaması halinde kriz yeni bir alana yayılabilir. Ekonomist Pr.Dr. Tuğba Özay’a göre de fon tasfiyeleri sadece bir sermaye piyasası meselesi değil; rezervlerden tahvil faizine, özel sektör borçlanmasından güven ortamına kadar tüm makroekonomiye dokunuyor. İşletme Dr. Zeki Arslan da sosyal medya platformunda benzer risklere dikkat çekiyor. Fon krizinin tahvil piyasasında sıçradığını belirten Arslan, “Türkiye’de yatırım fonları sektöründe patlak veren kriz, 1 trilyon lirayı aşan şirket tahvili piyasasını da tehdit etmeye başladı. Fonlarda yaşanan yoğun çıkışlarla toplam portföy değeri 1,5 trilyon lira azalırken krizle bağlantılı kuruluşların yaklaşık 35 milyar liralık tahvili piyasada bulunuyor. Tera Yatırım Bankası’nın 6,05 milyar liralık ödemesini gerçekleştirememesi endişeleri artırırken özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin finansmana erişiminde yeni bir darboğaz yaşanabileceği belirtiliyor” ifadelerini kullandı.
BORÇLANMA MALİYETİ YÜZDE 45
Sanayi şirketlerinin finansman bonolarında yıllık basit faiz yüzde 45-48 bandında. Erciyas Çelik Boru, Ağustos 2026’da yüzde 48 faizle finansman topladı. Ereğli Tekstil’de ise ocak ayındaki yüzde 42’lik oran ağustosta yüzde 45’e çıktı. Karar Ekonomi’ye değerlendirmede bulunan uzmanlar, faaliyetlerinden yeterli nakit yaratamayan ve borçlarını yeni ihraçlarla çevirmekte zorlanan şirketlerde ödeme baskısının arttığını, söyledi. Uzmanlara göre, şirketlerin borçlarını daha yüksek maliyetle çevirmek zorunda kalması, yatırım kararlarından üretim ve istihdama kadar uzanan bir etki yaratabilir. Finansman giderleri artan işletmeler yatırımlarını erteleyebilir, işletme sermayesini azaltabilir veya maliyetlerini fiyatlarına yansıtabilir. Tahsilatların gecikmesi ve ticari borçların ödenmesinde yaşanan sorunlar ise tedarik zincirindeki diğer şirketlerde domino etkisi yaratabilir. Konuyu yatırımcı açısından da değerlendiren uzmanlar, tahvil ve bono yatırımcıları açısından temel riskin anapara ve faizin zamanında tahsil edilememesi veya menkul kıymetin piyasa değerinin düşmesi olarak özetlediler.
BORSAYA AÇIK ŞİRKETLERDE HABERLER KÖTÜ
RAL Yatırım Holding A.Ş. (RALYH), konkordato başvurusu kapsamında Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 3 aylık geçici mühlet kararını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) duyurdu. Şirketin 19 Ekim 2026 tarihli açıklamasına göre, konkordato başvurusu 16 Ekim’de yapıldı. Holding, finansmana erişimde yaşadığı güçlükler ve likidite baskısı nedeniyle bu yola girdi. Öte yandan JCR Eurasia, Ral Yatırım Holding’in uzun vadeli ulusal kredi notunu A- (tr) seviyesinden BBB (tr) seviyesine indirirken not görünümünü Negatif’e çevirdi. Kuruluş, Tuğçelik Alüminyum ve Metal Mamülleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin de kredi notunu iki kademe birden düşürdü. Böylece şirketin uzun vadeli ulusal kurum kredi notu BB+ (tr)’den BB- (tr)’ye indirildi. Gelecek dönem görünüm ise “Negatif” olarak kararlaştırıldı. JCR Avrasya, Anel Elektrik’in uzun vadeli ulusal kredi notunu ‘B- (tr)’ olarak teyit etti; not görünümü durağandan negatife revize edildi. Kısa vadeli ulusal not ‘J4 (tr)’, uluslararası yabancı ve yerel para notları ‘CCC’ olarak belirlendi. Geçen hafta Alnus Yatırım, Alves Kablo Sanayi, Ata varlık Kiralama ve Fikret petrol de temerrüte düşen şirketler arasında yer aldı. Aynı hafta içinde Zorlu Enerji, 60,5 milyon dolarlık faiz kuponunu ödemeyerek ertelemek için hamle yaptı. Şirketin kredi notu da JCR Eurasia Rating tarafından BBB+ (tr)’den BB (tr)’ye düşürüldü. Nota ilişkin görünüm ise durağandan negatife çevrildi.
