Bayraktar ve Filenin Sultanları

Selçuk Bayraktar ile Filenin Sultanları arasında garip bir kader benzerliği bulunduğunu düşünmüş müydünüz?

Selçuk Bayraktar önemli bir başarı kazandı. Türkiye’ye de kazandırdı. İHA’lar, SİHA’lar savunma sanayiinde çığır açtı, Türkiye’yi de güçlendirdi, başarılar getirdi. Teknofeste öncülük ayrı bir damar oluşturdu. Her yönüyle takdir edilmeyi hak ediyor.

Ama Tayyip Erdoğan’ın damamı ve siyasi duruş itibariyle de ona yakın. Ülkede herkesin onun başarısıyla gurur duyduğunu söylemek mümkün mü? Ya da en masum karşıt duygunun “Keşke şöyle olsaydı ya da şöyle olmasaydı” şeklinde olduğu bilinmiyor mu?

Filenin Sultanları… Avrupa Şampiyonu oldu. Söke söke dense yeri… Türkiye olarak “Bu başarıya çok ihtiyacımız vardı” denilen zamanda şampiyon oldular. Ekranda cıvıl cıvıl görüntüler. Her yerde bayrak rengi… Sevinç ekrandan taşıp evlere doldu. Nasıl sevinmezsiniz!

Ama gelin görün ki… Filenin Sultanları da epey bir zamandır kamplaşma sürecinin malzemesi durumunda… Kıyafetleri tartışıldı, bazılarının “yaşam tarzı tercihleri” tartışıldı, başarılarının ideolojik anlamda sahiplenilmesi tartışıldı, onlardan bir muhalif damar türetilmek istendi vs…

Ne yapmalı, ne etmeli, onlara mı demeli, “Bu başarılarınızı kaptırmayın siyasetin kamp ahlakına” diye… Genç insanların üzerine mi yüklemeli, ülkeyi her gün biraz daha enfekte eden ve bütün değerleri tartışmalı hale getiren bu kamplaştırma damarını tedavi etmek?

Ya da siyasetçilere, biz medya mensuplarına, kanaat önderlerine, din adamlarına, ilim camiasına mı seslenmeli, artık yeni kuşaklara intikal etmeye başlayan birbirinin dilini anlamama, ”Öteki”nde düşman görme eğilimini beslemekten vaz geçilmesi için…

“Filenın Sultanlarının başarısı ve Türkiye” konusuna bir buradan bakmalıyız. Ruh dünyamızın karmaşıklığı açısından…

Bir de şuradan…

Geçmişte yazdım, Ak Parti hükümetleri 20 küsur yıl içinde hiç olmazsa mesela futbolda dünya çapında başarı gösterecek bir gelişme sağlasa… bir milli takım oluştursa…

“İnsana yatırım”ı önemsiyoruz ya… Bunun ülkenin geleceğini inşa anlamına geldiğini, o alanda başarısızlığın ülke geleceğini ipotek altına aldığını ve insan kaynağını israf anlamına geldiğini kaydediyoruz ya… Buna karşılık icra gücünü elinde bulunduran ve ülke kaynaklarını yönlendiren hakim irade, “Milli Eğtim’de başarılı olunamadığı”nı en yüksek seviyede ve defalarca ifade ediyor ya…

“Bari bir alana yatırım yapın, futbol ülkeyi heyecanlandırıyor, o alanda dünya çapında başarılı olmak için yoğunlaşın” gibi bir çağrıda bulunmuştum…

2002 Dünya Kupasında üçüncü olduk. O zaman da bugünkü coşkuları yaşamıştık. Zaman zaman bu duyguları basketbolda yaşıyoruz . Güreşte, halterde, tekvandoda, okçulukta..

Belli ki başarı emekle geliyor. İster sporda olsun, ister başka insani disiplinlerde… Her türlü bilim ve teknolojide… Emeğin yanına diğer insani erdemleri ekleyelim, her alanın ahlakını..

Farklı coğrafyalarda bilim alanında başarı gösteren insanlarımızla gurur duyuyoruz.

Türkiye’nin genç insan kaynağı nasıl bir donanıma kavuşacak? Senin çocuğun benim çocuğum, hepsi bu ülkenin insan sermayesi… Yarınlarda ülkeye nasıl bir katma değer üretecek?

Hiçbir başarı son andaki smaçla gelmiyor… O yükselişi sağlamak için bedenine, aklına, zekana, birlikte iş yapma duygularına, takımdaşlığa… en azından spor ahlakına emek vereceksin. (Bu maçta bizim takımımızda 41 sayı ile yıldızlaşan Küba asıllı Melissa Vargas’ın 12 yaşında başlayan voleybol yolculuğu ve eğitimi burada ilginç ve önemli bir örnek.)

Filenin Sultanlarını kutluyorum.

Ülkenin bu başarıya ihtiyacı olduğunu, Belçika’daki karşılaşmaya gelerek yürekleri patlayıncaya kadar coşku katan Türk seyircilerin tavrı da, meydanlarda Belçika’da savaşanları yürekleri dolusunca alkışlayanların tavrı da ortaya koyuyor.

Ülkeyi yönetenlere mesajı şu olmalı bu hadisenin: Ülkenin ortak başarılarını birlikte kutlayabilecek, ortak değerlerine birlikte sahip çıkılacak bir iklim inşa edin.

YENİ MB’NİN “GERÇEKÇİ” TAHMİNİ DE SOLLANDI

Hafize Gaye Erkan yıl sonu enflasyon rakamını yenilemişti, yüzde 58 olacaktı. Ancak TÜİK Ağustos ayı enflasyonunu açıkladı, aylık yüzde 9.09. Buna göre yıllık enflasyon, şimdiden yüzde 58.94 oldu. Yani düzeltilmiş yeni tahmini de aştı. TÜİK’in enflasyon ölçümü bu ay, ENAG’ı da, İTO’yu da geçti. Eski ölçümlere yönelik derin şüpheyi beslercesine…

Ne oldu böyle? Yeni ekip “rasyonel” diye yola çıktı, rasyonalitesi tutmadı. 5 yıldan bu yana ekonomi öyle bir savruluş yaşadı ki, hiçbir tahmin tutmuyor. Enflasyon tüm gelirleri, özellikle ücretlilere verilenleri daha ücretlinin eline geçmeden çalıyor. Mehmet Şimşek “Geleceğimiz çok parlak” demişti önceki gün. Sormak gerek: Geleceği sağlıklı öngörebiliyor musunuz ki (yıl sonu enflasyon tahmini tutmamışken) çok parlak olduğundan söz ediyorsunuz? Şimşek ve ekibinin sorgulanması için çok fazla zaman kalmadığı o kadar belli ki…

YORUMLAR (320)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
320 Yorum