“İklim” vurguna müsait mi?
AK Parti’nin üç grup başkanvekili, Abdülhamit Gül, Özlem Zengin ve Leyla Şahin Usta “Vurguna adı karışanlar açıklansın” dedi.
En son Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Bütçe Komisyonu’nda “Bu listeler niye açıklanmıyor?’ deniyor. Bu listelerin açıklanıp açıklanmaması hususunda benim bir engelim yok. Ben şahsen mümkünse açıklanmasını tercih ederim” şeklinde konuştu.
Eski Ak Parti milletvekili Şamil Tayyar, X mesajları ile parti içinde vurguna karşı taban hassasiyetini yansıtıyor.
Belli ki, çok net gözleniyor ki, parti bünyesi çalkalanıyor.
Ben en son “kadim Ak Partililerden”, MKYK üyesi Aziz Babuşçu’nun sosyal medya mesajında gördüm “Liste açıklansın ve en ağır cezalara çarptırılsın” ifadesini. Ama Babuşçu’nun bir cümlesi daha var. O “Liste açıklanması ve cezalandırma ile meseleni bitmiş mi olacak?” sorusunu soruyor ve vurguna zemin hazırlayan “İklim”e dikkat çekerek şöyle diyor:
“Bu yapının hayat bulduğu iklim değişmedikçe ahlâk siyasetin güvenli limanı olamayacaktır”
Aziz Babuşçu için “kadim Ak Partililerden” ifadesini kullandım. 2007 – 2015 arasında 8 yıl İstanbul İl Başkanlığı yapmış, 25., 26. ve 27. Dönem İstanbul Milletvekili olarak parlamentoda bulunmuş, halen MKYK üyesi bir isim Babuşçu.
Yapay zekaya sordum Babuşçu’yu. Şunları koydu önüme:
“Aziz Babuşcu, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) çatısı altında uzun yıllar üst düzey görevler üstlenmiş, özellikle İstanbul teşkilatlanmasında ve yerel yönetim mekanizmalarında çok kritik roller oynamış kıdemli bir Türk siyasetçidir.
“Görev süresi boyunca genel seçimler, yerel seçimler ve referandumlar dahil olmak üzere AK Parti’nin İstanbul’daki tüm kritik seçim stratejilerini, miting organizasyonlarını ve saha çalışmalarını yönetmiştir.
“Türkiye’nin en büyük seçmen kitlesine sahip olan İstanbul’da uzun süre bu koltukta oturması, onu parti içinde güçlü bir “teşkilatçı” ve siyasi oyun kurucu figür haline getirmiştir.
“Aziz Babuşcu, AK Parti içinde her zaman “İstanbul’u ve teşkilat dinamiklerini en iyi bilen isimlerden biri” olarak kabul görmüş; parti içi dengelerde ve merkez karar mekanizmalarında ağırlığı olan muhafazakâr bir siyasetçi profili çizmiştir.”
Şimdi bu Aziz Babuşçu “Bu yapının hayat bulduğu bir iklim var, diyor ve o iklim değişmedikçe siyasete ahlâk gelmeyeceğini” söylüyor.
Belli ki bu tespit bir gözlemin sonucu. Vurgunu, soygunu kolaylaştıran, belki teşvik eden, belki yapamayanı öfkelendiren, kıskandıran, hatta yapmayanı “enayi, aptal, iş bilmez” psikolojisine iten, evlerde anaya – babaya “Herkes götürüyor, sen neden bir şey yapmıyorsun?” sorgulamaları yapılan bir iklim…
Bu iklimin her boyutunu gözlemleyebilecek bir siyasetçi Aziz Babuşçu.
Fatma Betül hanım, eski bakan, Genel Başkan Yardımcısı, elindeki hisseleri sattığı ve milyarları alıp çıktığı 16 Eylül’den bir gün önce Adalet Bakanı Gürlek’in açıklamasını paylaşarak onu tebrik ediyor ve şöyle diyor:
“Milletimizin kursağından kendi menfaatleri adına pahalı lokma geçmesi için her türlü tezgâha kalkışanlara karşı Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü bir kabinemiz, haksızlığa ve hukuksuzluğa geçit vermeyen güçlü bir devletimiz var.
Milletimize fiyat ve maliyet tuzakları kuranlara karşı Adalet Bakanlığımız öncülüğünde gerçekleştirilen bu operasyonları tebrik ediyorum.”
Nasıl? Müthiş mesaj değil mi?
Nasıl bir insan hem böyle söyler hem de o oyunun içinde yer alır?
Babuşçu bunları da görüyordur mutlaka “İklim”in göstergesi olarak.
Bu yazının altında, benim okuyucularım, “Neden o zaman, diye başlayan sorular soracaklardır, neden o zaman o iklimin oluşmasını önlemediler, neden tavır koymadılar, neden isyan etmediler, o iklim oluşurken neden seyirci kaldılar?”
Belli ki Aziz Babuşçu ismi tek değildir o “kadim Ak Partitililer” cümlesinden… Bir kısmı ayrıldı, dışarda kaldı, “İlkler”den… Hâlâ içerde olanlar niye oradalarsa, varlıklarını ortaya koymaları gerekmiyor mu?
Hem de ahlâk yoksunluğu, vurgun, soygun, hatta çürüme, hatta kayırmalar, hatta adaletsizlikler, hatta daha bilmem neler…. “İklim” haline gelmeden…
Partinin grup sözcüleri, hatta bakanları, “Açıklansın” demenin yeterli olmadığını görmüyorlar mı? Açıklanmıyor, açıklanmıyor, açıklanmıyor.
Son soru:
Bu iklim, nasıl bir iklimse, ülkenin, Ak Parti’nin 25 yılı içinde, sayın Cumhurbaşkanının üç dönemi tek belirleyici olduğu 24 yıllık muktedir yönetimi altında oluştu. Peki oradan, Beştepe’den bakıldığında ne düşünülüyor bu “İklim” hakkında?
Hem listeler kimin önünde? Açıklanmasına kim karar verecek? Ve açıklanmıyor ise bunun arkasında hangi gerekçe olabilir?
