Şimşek’in sözü neden geçmedi?

Bütün mesele şu basit soruda kilitli: Bakan Mehmet Şimşek 4 Kasım 2025’te “manipülasyon var” diye uyardı fakat SPK neden on ay sonra 28 Ağustos’ta “Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber”le ilk adımı attı?

Bu sualin cevabı Cumhurbaşkanlığı Hükümet (CBH) sistemindedir.

Uzmanlar, SPK’nın hemen ânında karar alabileceğini söylüyorlar.

Dahası, Atlantik’in öbür yakasından MSCI, 19 Haziran 2026’da “şeffaflık eksikliği ve fiyat oluşumunu bozabilecek koordineli işlemlere” dikkat çekerek Türkiye’nin “Bilgi Akışı” notunu indirmiş, fakat SPK ve BDDK o zaman bile harekete geçmemişti.

Aslında “Rehber”den sonra de göz göre göre “koordineli işlemler” devam etmiş, Nisan’da 163 milyon yatıran Fatma Betül Sayan 16 Eylül’de 2 milyar 170 milyon lira çekmişti.

17 Eylül 2026 tarihinde fonlarla ilgili tasfiye kararının alınmasıyla kriz resmen patlak vermişti.

ŞİMŞEK’İN SÖZLERİ

Plan Bütçe Komisyonu’nun 5 Kasım 2026 günlü zabıtlarını dostum Mustafa Yeneroğlu’dan rica ettim, gönderdi.

Muhalif milletvekilleri bu on ay gecikmeyi tabii Şimşek’e soruyorlar. Şimşek cevabında “sermaye piyasalarında denetim, inceleme, işlem durdurma, yaptırım yetkisi Kanun’la SPK’ya verilmiş” diyor. Aynı şekilde, Borsa İstanbul’un “piyasaların güvenli ve düzenli işleyişini sağlamakla görevli ve yetkili” olduğunu belirtiyor.

BDDK, SBK, BİST gibi Düzenleme ve Denetleme işlevli kurumlar bağımsızdır. Şimşek bunu da belirtiyor. Evet doğru…

Şimşek “benim SPK’nın yerine geçip fon rehberi gibi düzenlemeler yapma yetkim yok” diyor. Evet bu da doğru.

Ve Şimşek, devam ediyor:

“Bizim Finansal Piyasalar Genel Müdürlüğü bu yazıyı yazmış ‘hemen ivedilikle uygulayın’ denilmiş. Daha sonra bunun gereği yerine getirilmemiş.” (Tutanak, sf. 75)

Görüyor musunuz, bu sistemde Bakanlar bu durumda, zaten Mehmet Uçum’un doğru tanımıyla sistem, “tek kişilik hükümet”tir.

Siyaset bilimi ve anayasa hukukunda, sıfatları “sekreter”dir.

Dahası var…

SİSTEM NASIL İŞLİYOR

Parlamenter sistemde bu kurumlara, “ilgili Bakan’ın teklifiyle”, artı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla atama yapılırdı.

Bu üçlü imza hem süzgeçti, hem parlamentoya karşı sorumlu bakan, “sekreter” durumunda değildi, siyasi etkisi ve imza gücü vardı.

CB sisteminde Bakanların “üst kademe” atamalarda hiçbir rolü yoktur.

Bundan başka, CBH sisteminden önce, bu atamalar için kanunlarda “on yıl, beş yıl” gibi “aynı alanda tecrübe” şartı vardı.

Vergi uzmanını SPK’ya atayamazdınız mesela. Merkez Bankası’na Başkan Yardımcısı atamak için, Merkez Bankacılığında on yıl tecrübe şartı vardı mesela.

CBH sisteminde 3 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile bu kurallar kökten değişti. Cumhurbaşkanı’nın yapacağı atamalarda hiçbir kurumun “tekilf”i gerekmiyor artık. Rektör ataması için YÖK’ün teklifi bile lazım değil.

Tecrübe şartları ise hem süre olarak yumuşatıldı hem “aynı alanda” şartı kaldırıldı, sektörle ilgili tecrübe yeterli oldu.

Daha da önemlisi, bu sistemde Cumhurbaşkanı, “kurumsal hedeflere ulaşamama” gerekçesiyle kamu görevlisini her an görevden alabilir. TCMB ve TÜİK atamalarını hatırlayın.

Böyle bir sistemde tüm kamu görevlileri ister istemez Cumhurbaşkanı’na bakar.

Bu sorunu, Fuat Oktay da ifade etmişti; “İnisiyatif almayan bürokrat Külliye’ye soralım diyor.” (11 Mart 2021)

Herkes ulaşabilir mi? Üstelik Cumhurbaşkanı partisinin lideri, politikacı.

‘HEPSİ BİZDEN’

Bu sistem sayesinde üst kademe kamu yönetimi neredeyse tamamen “bizden” oluştu. Sıkı hiyerarşik, denetimi yetersiz, siyasete yakın…

İşte vurgunu vuranlar da işe karıyan kamu görevlileri de “hepsi bizden.”

Bakın, bütün çabasına rağmen Bakan Şimşek’in bile sözü geçmemiş. Şimşek tek kişi dahi atamış değil, yetkisi yok.

Enflasyonda bile, 2018’den itibaren Merkez Bankası “hayır”’ deseydi, enflasyon böyle mi olurdu?

AK Parti MKYK üyesi Aziz Babuşçu, “Bu yapının hayat bulduğu iklim değişmedikçe ahlak siyasetin güvenli limanı olamayacaktır” demiş… O “iklim”, işte bu sistem sorunudur.

Ak Partililer CBH sistemine sorgusuz sualsiz, hatta hamasi heyecanlarla destek verdiler, eleştirilere kulak vermediler. Hala eleştirenleri susturmaya çalışıyorlar.

İktidar cenahında Şamil Tayyar iyi bir sorgulama hareketi başlattı, bu sorun da sorgulanmalı, değil mi?

YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.