Kararsızların çoğalmasının anlamı

AK Partili kitlenin severek izlediğini sandığım bir kanalın gediklisi olan bir araştırma kuruluşu başkanı, muhalif bir kanalda, son anketlerinin bulgusunu büyük şaşkınlıkla paylaştı.

Nasıl şaşırmasın, “Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusunu, herhangi bir partinin ismini vermeden cevaplayanların oranı partilerin taraftarlarından daha yüksek çıkmış…

“Kararsızım, sandığa gitmeyeceğim, görüş belirtmek istemiyorum” diyenlerin oranı %33.1 olmuş…

“38 yıllık meslek hayatım boyunca hiç böyle bir durumla karşılaşmadım” diyordu o kişi…

Doğrudur. Zaten, şu anda içerisinde bulunduğumuz siyasi durum bu ülkede daha önce pek yaşanmadı.

Anketçilere cevap verenlerden parti tercihinde bulunanların da, kafaları karışık o %33.1’den fazla farklı durumda olmadıklarını sanıyorum.

Oy kullanacağını ve bir parti tercihinde bulunacağını söyleyenler bile, hiç değilse önemli bir bölümü, bunu tarafı oldukları partiyi beğendikleri için yapmayacaklar…

Güven eksikliği sadece devletin kurumlarına karşı değil, partilere karşı da hissediliyor…

Parti yönetimlerinin bunu bildiklerini sanıyorum.

Yaşananın sadece bize özel olmadığı da belli. Yerleşik sistemler günümüzün insanlarını artık tatmin etmiyor. Partiler ise hemen her yerde “Al birini, vur ötekine” hissi uyandırıyor. Birine “Git” dediğinde o gittiğinde yerine gelmesini sağlayacağı diğerine nasıl güvenebileceği konusunda emin değil seçmen….

Bu hissiyat hemen her ülkede tepkiye dönüşüyor…

Almanya sözgelimi. 100 milyon insanın ölümüne yol açan İkinci Dünya Savaşı macerası yaşamış ülkede, o macerayı yaşatan temel ideolojiyle fazla sorunu bulunmayan yeni bir partiye eğilim gösterdiği kamuoyu yoklamalarına ve yerel seçimlere yansıyan günümüz Almanlarının akıllarını yitirdiklerini mi düşünmeliyiz, yoksa yerleşik sistemden duydukları rahatsızlığa karşı bir arayış içerisine girdiklerini mi?

Bence ikincisi…

Benzer bir durum iki yıl önce Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesiyle ABD’de yaşanmıştı…

Herhalde Amerikalılar da akıllarını kaybetmiş değillerdi. Nitekim, daha iki yılı dolmadan, aradıklarının Trump’ın çizgisi olmadığını anladılar…

Avrupa’daki arayışın hala devam ettiği, Fransa’daki ayaklanmadan, Macaristan ve Sırbistan’daki seçimlerden anlaşılıyor…

Teknolojinin sağladığı çeşitlilik ve kolaylığın en fazla gençler tarafından kullanıldığı göz önünde tutulduğunda şu gerçek anlaşılacaktır: Değişim arayışlarında en önemli rolü pek çok yerde gençler ve öğrencilerin oynaması tesadüf değil…

Genç insan kendisini içerisinde debelenir bulduğu şartların değişmesini bekliyor ve mevcudun yerine yeni bir dünya istiyor.

O beklenti, ABD’de, Teksas’ı Trump-Musk ikilisinden aldı, Michigan’da eşi başörtülü bir Müslüman’ın senatör seçilmesini sağladı.

Okuyalım:

“2026 seçimlerinin en göze çarpan özelliği genç seçmenlerin tercihi oldu. 30 yaşın altındaki seçmenlerin %66’sı Temsilciler Meclisi seçiminde Demokratlara oy verdi; Cumhuriyetçilere sadece %31’in oyu gitti. Arada %35 fark var. Oysa iki yıl önceki seçimde aradaki fark sadece %14’tü.”ABD’de hemen her seçimde tekrarlanan rutin şudur: Seçmenlerin yalnızca yarısı sandık başına gider ve kullanılan oyların yarısından biraz fazla oy alan iki partiden birinin adayı başkan seçilir.

En son ara-seçimde -2022- katılım oranı %46.2 idi.

Geçen salı yapılan seçimdeki durumu öğrenmek için ömrünü bu konuyu gözleyip yazarak geçirmiş Michael McDonald’a başvurabiliriz. “Bu seçime katılım” diyor McDonald, “1914 yılından bu güne yapılan ara-seçimlerdeki katılımların hepsinden daha yüksekti.”

Resmi rakamlar açıklandığında gerçek oranı öğreniriz.

Yazımı son paragrafa kadar okuyanlar şu soruyu zihinlerinde taşıyordur: Bizde durum ne?

Aslında anketlere çoktandır yansımakta olan siyasetten soğuma ile gidilecek bir seçimde pek çok yönden hayal kırıklıklarının yaşanması kaçınılmaz. Sandığa giden gitmeyen, partilere oy veren veya oyunu heba eden herkes sonuçtan tatminsizlik duyacaktır.

İktidar partisinin 25 yılın sonunda geldiği nokta ortada.

Muhalefet de yıllardan beri TV ekranlarında görmeye alışık olduğumuz yüzlerle yoluna devam ediyor… YENİ adını taşıyan partide pek yeni yüz yok; “Bizi böyle tanıdınız, bizi böyle kabul edin” anlayışı hakim muhalefete.

Kitleleri arkasından sürükleyecek bir program ile siyaset yapmak yerine, rakibinin iyi olmayışı üzerine kesif bir propaganda yeterli sayılıyor… İktidar ile muhalefetin birbirini kötü gösterme çabaları, siyasete ve siyasilere zaten var olan güvensizliği artırmaktan başka bir işe yaramıyor…

Seçim tarihi yaklaştığında kafası karışıkların oranının arttığını göreceğiz.

Üzülmeye gerek yok; milletler ne yapıp edip sonunda çıkış yolu buluyor.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.