Savaş domuzlarının mezarlarına tükürebilmek…
Ne zaman savaşlarda, soykırım suçlarının işlendiği büyük yıkımlarda o küçücük gülüşleri solan parçalanmış çocuk bedenlerini görsem, savaş domuzlarına karşı ünlü rock grubu Black Sabbath’ın “War Pigs” ve yozlaşmış siyasetçilere, savaş baronlarına öfke kusan Bob Dylan’ın “Masters of War”şarkısını en yüksek volümle dinleyerek öfkemi tazeliyorum.
Biliyorum bu, elinden hiçbir şey gelmeyen bir insanın en pasif hali ama ne yapalım ki zalim dünyada katillere gücümüz yetmiyor. Tek tesellimiz şarkılar ve şiirler… Gözyaşlarımızı şarkılara akıtıyoruz, kalbimizdeki yaraların şiirlerin o harikulade dizeleriyle biraz olsun iyileşeceğine inanıyoruz.
Sadece büyük acıların yaşandığı dönemlerde değil, mutluluk ve sevinç günlerinde de en güzel arkadaşımız şarkılar ve şiirler oluyor.
Şu günlerde, Amerikan seçimlerinde bir haydudun seçim kaybetmesi, dünyadaki vicdanlı insanların yüreğine su serpti. Savaş çetesi iki haydudun kaybetmesinden duyduğum sevinci ben de “War Pigs” şarkısıyla kutluyorum.
Kara ayinlerden ve büyücülerden bahseden şarkının tehditkar sözleri, her ne kadar şeytani bir cehennem ateşini andırıyor gibi görünse de esas itibariyle savaşa ve kötülük tohumu savaş baronlarına karşı bir protesto şarkısıdır.
“War Pigs”, uğursuz bir gitar tınısıyla başlar, ardından gelen ürkütücü sakinlik, daha da rahatsız edici hava saldırısı sirenlerinin seline ve davul vuruşlarına dönüşür.
Bu şarkı, Vietnam Savaşı’nın en dehşet verici anlarında yazılmıştır. Şarkı sözlerini yazan grubun basçısı Butler, “Bana göre savaş büyük bir şeytandı, kötülüktü. Bu yüzden, bir benzetme yapmak için, generallerin kitleler arasında toplandığını / tıpkı kara ayinlerdeki cadılar/ gibi ifadelerle tanımladım” diyor.
Butler, şarkının açılış dizelerinde askeri liderleri ve birliklerini, kalabalıklar halinde toplanan büyücülere benzeterek,
/Yıkımı planlayan şeytani zihinler
Ölümün büyücüsü/ diye nitelendiriyor ve savaşın harap ettiği imgelerden yararlanarak benzetmelerine devam ediyor:
/Tarlalarda cesetler yanıyor
Savaş makinesi dönmeye devam ediyor
İnsanlığa ölüm ve nefret
Beyinleri yıkanmış zihinlerini zehirliyor…
Aman Tanrım, evet!/
Şarkı, insan olma erdemini kaybetmiş kara siyasetçilerin sırf eğlence olsun diye savaş çıkarmalarının ve insanları satrançtaki piyonlar gibi görmelerinin yakında sona ereceğini belirterek devam ediyor ve “Yargı günleri geldiğinde neler olacağını bekleyin” diye uyarıyor.
Ve “Savaş Domuzları” şarkısı, kıyamet günüyle sona eriyor.
/Şimdi karanlıkta, dünya dönmeyi
bırakıyor şarkı çalıyor
Cesetlerin yandığı yerde küller
Artık savaş domuzlarının gücü yok
Tanrı’nın eli, saati vurdu.
Savaş domuzları dizlerinin üzerinde
sürünerek günahları için merhamet dilenirken
Şeytan gülüyor ve kanatlarını açıyor./
Şarkıda sözü edilen “savaş mimarları” kahramanlar değil, güç sarhoşluğu içindeki yozlaşmış siyasetçilerdir. Yozlaşmış, kokuşmuş siyasetçileri suçlayan şarkıdaki sözler, aslında savaşın arkasındaki kirli yüzü son derece net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Bu çerçevede, güvenli masalarının arkasına saklanarak savaş kararları alan yozlaşmış, kokuşmuş siyasetçilere, silah tüccarlarına ve baronlara doğrudan bir öfke kusan Bob Dylan’ın “Masters of War” şarkısının şu sözlerini yüksek sesle okumakta yarar var.
/gelin bakalım savaşın efendileri
siz büyük silahlar yapan
ölüm uçakları inşa eden
bütün bombaları yapan
duvarların arkasında saklanan
masalarının gerisinde saklananlar
maskelerinizin arkasında sizi görebildiğimi bilmenizi istiyorum.
siz yok etmek haricinde asla hiçbir şey yapmamış olanlar
siz oyuncağınızmış gibi benim dünyamla oynayanlar
elime bir silah verip sonra gözlerimden saklananlar
ve sonra dönüp en hızlı kurşunlardan koşarak kaçanlar
ve umarım ölürsünüz ve ölümünüz yakın olur
soluk bir öğle sonrasında tabutunuzu seyredeceğim
ve mezarınıza indirilirken sizi izleyeceğim
ve öldüğünüzden emin olana kadar mezarınızın üzerinde duracağım./
Dünyanın en büyük nimeti olan çocukların, bebeklerin katledilmesiyle övünen savaş domuzu manyakların mezarına tükürebilmek ne güzel bir şey olurdu…
