Sevme, öğrenme yaşama sınavımız

Allah Teala’nın “Üsve-i hasene - Güzel örnek” diye insanlığın önüne koyduğu O. Hazreti Muhammed. Sallahü aleyhi ve sellem.

Zamanları aşan bir insanlık kalitesi.

Yol kılavuzu.

Kur’an’la gelen, Kur’an’ı yaşayan ve Kur’an’ı kişiliğinde ete – kemiğe büründüren, Kur’an’ı okuduğunuzda O’na ulaşacağınız, O’nu hecelediğinizde Kur’an’a ulaşacağımız.

O’nun elinden tuttukça, O’nunla birlikte yürüdükçe, O’na benzedikçe, O’nunla aynileştikçe “Güzel insan” olunur.

Kur’an O’nun -sallallahü aleyhi ve sellemin- “Güzel örnekliği”nin içine öncelikle “Yüce bir ahlak üzere oluşu” koyuyor, bir de çok genel, kapsayıcı, adeta kişiliğinin kılcal damarlarına sinmiş anlamına bir vasıf olarak “Rahmeten lil alemin – Alemlere rahmet olarak gönderilmiş olmayı- koyuyor.

Bütün bunlar Kur’an’da, O’na övgü olsun diye zikredilmiyor.

Çünkü Peygamberlerin varoluş misyonları, Yaradan’ın insandan beklediği sürekli bir “insanlık kalitesi”ni temsil etmek.

Unutma zaafı bulunan insana hem taşıdıkları mesajla hem de ortaya koydukları davranışlarla “güzel insan olma”nın ana kriterlerini hatırlatmak.

Son Peygamber”le Allah Teala’nın insanlığın önüne koyduğu ve Hazreti Muhammed ile en güzel şekilde ete-kemiğe bürünen vasıf, sanki “yüce bir ahlak” ve yüce ahlakın da özü Kur’an’da “Alemler” diye nitelenen, belki bizim “Yaratılmış her şey” diye anlayabileceğimiz tüm varlık ile “rahmet ilişkisi kurmak” oluyor.

Bendeniz, Rasulü Ekrem’in önderliğine ilk tanık olan insanların, diğer ifadeyle ilk İslam neslinin O’nunla ilişkisini “Sevmek, Öğrenmek, Yaşamak” boyutlarıyla ortaya koyduklarını ifade etmişimdir.

Sevmişlerdir, candan, yürekten…

Öğrenmişlerdir, adeta hecelercesine. Ve

Yaşamışlardır, adeta O’nun ayak izine basarak, elinden tutarak, adeta O’nu içerek…

Bendeniz yine, sonra gelen tüm Müslümanların ana meselesinin “O’nun yokluğunda O’nunla beraber olabilmek” olduğunu ifade etmişimdir.

Doğru, yüzlerce yıl, bin yılı aşkın bir zaman geçti O ebediyet alemine göç edeli.

Doğru, dünya gözü ile görmek gibisi olmaz. Onun için rüyada bile görmeye can atar mü’minler, O’nun sevdalıları.

Ama hayat bu. Can taşıyanlar geliyor, gidiyor.

Onun için ahirete göç ettiğinde Allah elçisi, O’nun en yakın dostu, can dostu, en çetin zamanlarda yanında olan dostu, Ebu Bekir (r.a.) “Kim Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki O ölmüştür, kim Allah’ a tapıyorsa bilsin ki O haydır, ebediyyen diridir, ölmez.”

Bunu, ayrılık ateşi yürekleri kavururken söyleyebilmek, meseleyi en doğru şekilde kavramış, daha doğrusu Peygamber rahlesinde eğitim görmüş olmanın eseridir.

O “canlı Kur’an”dı. Can ebediyete uçtu, Kur’an ve Hazreti Muhammed sallallahü aleyhi ve sellemin muazzez şahsiyet örnekleri önümüzde duruyor. Adeta “Kur’an’a bakıp Rasulullah’ı okuyabiliriz.”

Sözün burasında yapılması gereken, tek tek kendimize bakıp, adeta kendimizin kişilik MR’ını çekip, Rasulullah’ın şahsiyet terazisinde tartılmaktır.

İlk soru şu: Yüce Ahlak’ından ve bizatihi kendi ifadesiyle “tamamlamayı misyon edindiği ahlaki erdemler”den ne var kişiliklerimizde?

İkinci soru: O’nu, yaşadığı günlerde O’na inanmayanlar hatta düşmanlık edenler bile “Emin – Güvenilir” diye tanımlamışlardı. Muhammedül emin. Düşmanlık edenlerin bile “Güven duyduğu” insan olmak ne demek, zamanımızdan bakıp bir kere daha düşünmek lazım. Kendimize bakmak, kendimize bakmak, kendimize bakmak… Ben onun altını çizerim. Eşimiz bize güveniyor mu, çocuklarımız, birlikte çalıştığımız insanlar, sorumlulukları bize tevdi edilmiş insan, hayvan, bitki, eşya…tüm canlılar - cansızlar…

Ve üçüncü soru: Rahmet insanı mıyız? O tüm evren için “rahmet”ti. Rahmetle birlikte anılacak insani vasıflar mı yüklü üzerimizde, gazap, öfke, kin, düşmanlık, nefret vs. mi? Dağa, taşa, ormana, çiçeğe, kadına, erkeğe, çocuğa, gence… rahmet iklimi sunabiliyor muyuz?

Sevmek, öğrenmek, yaşamak.

O’nun yokluğunda O’nunla beraber olmak.

Elinden tutuyor gibi bir duyguyu yaşamak.

Çocuklarımıza, evimize, yuvamıza, bulunduğumuz tüm ortamlarda O’nun rahmet esintisi gibi davranmak.

Bunun sınavı içindeyiz bendenize göre…

ÖZDEMİR BAYRAKTAR İÇİN: İHA’larla, SİHA’larla Türk savunma sanayiinde önemli sıçrama gerçekleştiren hamlelerin öncüsü Özdemir Bayraktar’a Allah’tan rahmet, evlatlarına, yakınlarına, dostlarına başsağlığı diliyorum.

YORUMLAR (66)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
66 Yorum