Zaaflar kullanılır

Evet, zaaflar kullanılır:

Evlât zaafı kullanılır meselâ. Para zaafı kullanılır. Kadın – Erkek cinsel zaafı kullanılır. Şöhret zaafı kullanılır. Korkularınız kullanılır, umutlarınız kullanılır. İlk zaaf kullanan da Şeytan olmuş. İnsan neslinin ebediyet zaafını kullanmış.

Tv’lerde onlarca dizi ya da film var, hepsi bu tür kullanımlar üzerine oluşturulan gerilimlerle kurgulanır.

Yargıda hemen bütün etkin pişmanlık uygulamaları zaaf kullanımı ile alakalıdır.

Siyasette de zaaflar kullanılır.

Meselâ bir milletvekilinin “yeniden seçilebilme” arzusu kullanılır, çocuklarının istenen yere tayin ya da azil işi kullanılır, transferler bu iğfal ile gerçekleştirilir.

Hakkınızdaki diyelim gece hayatı dosyaları “şantaj” konusu olur, farklı işlerin icrası için kullanım malzemesine dönüşebilir.

O Büyükelçinin “Meşruiyet” lâfı yabana atılmamalıdır. Sizde bir şey olmasa da onun kafasında sizinle ilgili böyle bir algı var demektir bu.

Trump’ın Rahip Brunson olayındaki tehditlerini hatırlayalım. Ne demişti: “Ekonominizi mahvederim.” Doğrudan ülkenin ekonomi zaafını tehdide dönüştürüyor adam. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, ailesiyle ilgili sözleri de, başka bir “kullanım hesabı” olarak dikkate alınmalı.

Bir devlet yöneticisine ilişkin bu tarz hesaplar, kişisel olmaktan da çıkar ve tüm ülkenin ödeyeceği bedele dönüşür. (Trump – Maduro ilişkisi)

Şu sıralar İran’daki protestolar, rejime – yönetime karşı zaten o yapıyı düşman olarak görenler için kullanım malzemesine dönüşüyor meselâ. Trump çılgınlığı bile, protestolar üzerinden sözüm ona demokrasi oyunu oynayabiliyor.

Bizim “süreç işi”nde de bir “kullanım hesabı” olduğunu gördüğümü söylesem şaşırır mısınız?

Nasıl?

Diyelim Tayyip Erdoğan’ın bir “yeniden seçilme” arzusu var. Bunun için Anayasa değişikliği gerekiyor. Onu yapmak için Meclis’te oyunuz yeterli olmuyor. Nereden oy alacaksınız?

Yeterli oy… Transferlerle olur mu? O iş, siyasette iyi izlenim bırakmıyor. Üstelik siz geçmişte “siyaset ahlâkı” üzerine konuşurken “Parti değiştiren milletvekilliğinden de ayrılsın” gibi bir cümle sarfetmişsiniz. Şimdi transferlerle o ahlâk seviyesi aşınıyor. “Zaaf” bunu göze aldırıyor. Ayrıca “transfer, transfer…” o da kâfi gelmeyebiliyor.

Ana muhalefete savaş açılmış. Anayasal haklar ıskalanmış. Onu ikna etmek zor.

Acaba DEM olur mu? Orada epeyce oy var.

DEM’in talepleri “zaaf”a dönüştürülüp, oradan bir post çıkarılabilir mi?

Ama o alanda bir zaaf kullanılırken, öteki yanda müthiş bir itibar kaybına yol açma riski var.

“Terörsüz Türkiye” mottosu, işe yarayabilir. Hem Türkiye’nin aradığı bir şey, hem halka anlatımı kolay. DEM ile de bir noktada buluşulursa bir büyük hesap başarılmış olur.

Bunun için DEM’i muhalefet blokundan ayırmak lâzım. Mahalli seçimlerde CHP ile iş birliği yaptı, onu kırmak lâzım. “Seni başkan yaptırmayacağız” çizgisini aştırmak lâzım. Öcalan bunun için devreye sokulabilir mi? Sokulur. Bir kere İmralı’da, elimizde. Ayrıca birinci çözüm sürecinde söyledikleri var. Ve ayrıca mahalli seçimlerde İstanbul’da devreye sokulmuş. Ve ayrıca “İmralı Edirne çizgisine karşı.”

Bir de birinci çözüm sürecinde en büyük muhalefeti yapan, ancak son Cumhurbaşkanlığı tartışmalarında açıkça “Bizim adayımız 2028’de de Cumhurbaşkanı Erdoğan” diyen Devlet Bahçeli öncülük yaparsa… Ki yaptı. Öcalan’a kredi açma noktasında “kurucu önderleştirme” dahil ne söylenebilirse söyledi.

Buraya kadar, DEM’in beklentileri, talepleri, arzusu, (zaafları da deyin) üzerine oyun kurma adına yapılan hesaplar anlatıldı.

Peki DEM’in aklı armut mu toplayacak?

O sizin yapmak istediklerinizi okumayacak mı? O da size yönelik bir “zaaf ve kullanma değerlendirmesi” yapmayacak mı?

Hep yazıyorum, bundan önceki süreç, DEM’in o günkü seleflerinin yaptığı zaaf ve kullanma hesapları yüzünden akamete uğramadı mı? Bugün de size “Tüm hesaplarınız doğru, biz dağda bittik, ovada siyaset imkânı verin yeter, biz de sizin siyaset (oy) açığınızı kapatalım” diyeceklerini mi bekliyorsunuz?

Görünen o ki DEM, içerde aldıklarını elde bir ya da “cepte” sayıyor, asıl masayı Suriye’de, SDG pazarlıkları etrafında kurmak istiyor.

Şu anda tüm gerilim o masa etrafında. İktidar cenahı, Ak Parti ve MHP sözcüleri ile en sert tavrı koymuş durumdalar. Bahçeli’nin dili de zehir zembereğe dönüşmüş durumda. Onun söyleminde bir nokta var, ilginç, “Kurucu önder” ifadesine çok sıkı sarılmış gözüküyor ve “Kurucu önderi DEM – SDG çizgisine karşı malzeme olarak kullanma”yı arzu ediyor.

Erdoğan’ın siyaset hesapları ile DEM’in beklentileri için bir uygun formül bulunur mu?

Bunu bilemiyoruz.

Sonuçta zaaf kullanımları da bir sonuç verebiliyor. Boyun eğenler oluyor, dayatmaları ile istediklerini kanırta kanırta gerçekleştirip, keyifle sırıtanlar oluyor.

Kıran kırana bir alan hayat. Ne derler: “Zayıf yanını göstermeyeceksin.”

YORUMLAR (21)
21 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.