Mansur Yavaş da mı AK Parti parantezine alınıyor?
ABB Başkanı Yavaş’ın Bakan Kurum’la dünkü görüşmesi, iktidara yardımcı medyayı heyecanlandırdı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay’ın da Kurum’la görüşten sonra AK Parti’ye geçtiğini hatırlatıyorlar.
Cemil Tugay, AK Parti’ye geçmeye nasıl karar verdiğini şöyle anlatmıştı:
“Benim için kırılma, Çevre ve Şehircilik Bakanı’mız Murat Kurum’la görüşmemizden sonra oldu.
Kentsel dönüşüm sorunumuzu konuşmak üzere bakanlığımıza gittik, görüştük.
Tecrübeli bir siyasetçi olduğu için bu noktada ‘keşke sen AK Parti’ye gelsen de daha uyumlu çalışsak’ dedi.
‘Bağımsız olarak da bunu yapamaz mıyız’ dedim. ‘Öyle de olur ama siyasetin doğası gereği AK Parti’yle olursan daha da başarılı işler yaparsın’ dedi ve kafamda böyle bir parantez açtı.
Açıkçası o andan sonra düşünmeye başladım. O gün Bakan Murat Kurum’un bana olan sıcak ve dostane tavrından çok etkilendim.”
İktidara yardımcı gazetecilerin, Kurum’un Yavaş’la görüşmesi üzerine ellerini sevinçle oğuşturmalarının nedeni işte bu açıklama.
Oysa Tugay’ınki bir itiraftı, işin iç yüzünü ifşa ediyor ve AK Parti’nin transferlerle ilgili anlatısını çürütüyordu.
Çünkü CHP’li belediye başkanlarını kendilerinin ikna etmediğini, davet beklemeden hizmet aşkıyla iktidarın kapısında sıra olduklarını, ısrarla geçmek istediklerini, geri çeviremedikleri için partilerine aldıklarını, gönüllü gelenleri kabul etmeyip de ne yapacaklarını, muhalefetten daha caziplerse kendi suçları mı olduğunu filan söylüyorlardı.
Meğer Tugay’a teklif Bakan Kurum’dan çıkmış, bir sabah kafasına dank edip kendiliğinden ikna olmamış. Konuyu açan ve AK Parti’ye çağırarak iknaya uğraşan bir bakanmış.
Hatta bağımsız kalsam olmaz mı, diye Tugay direnme şansını denemiş ama onun bile yetmeyeceğine ikna edilmiş. Kırılma böyle yaşanmış.
Şimdi sıra Yavaş’ta mı, o da mı aynı parantezle kuşatılıyor? Belirsiz.
Yeni bir ileri demokrasi zaferi için kutlamalar şimdiden başladı gibi ama tablo hâlâ netleşmiş değil.
Yavaş’ın da Cemil Tugay’ın yolundan geçeceğini, dünkü görüşmeden çok etkilenerek çıkacağını, düşünmeye başlayacağını ve bunun bir kırılmaya yol açacağını, sonunda ise dayanamayıp Kurum’un açacağı AK Parti parantezine gireceğini umuyorlar.
İzmir’in çiçeklerini Ankara’nın da dağlarında açtırıp koklamak AK Parti’ye nasip kısmet olacak mı? Bana sorarsanız erken seviniyorlar.
Yavaş, Tugay gibi yola bağımsız devam etmek üzere CHP’den eylülde ayrılmıştı.
Belediye işleri için Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmüş, butlan CHP’sinin tacizleri nedeniyle de istifayı seçmişti.
O günden beri transfer spekülasyonları sürüyor.
Yavaş’ın Kurum’la görüşme açıklamasında ipucu yok.
Daha önce Cumhurbaşkanı’na sunduğu ve bakanlığı ilgilendiren belediye meselelerini görüşmüşler. Başka detay verilmiyor.
Nazik kabulü için Kurum’a teşekküründe, Yavaş’ın “önümüzdeki döneme ilişkin konuları değerlendirdik” ifadesi bir ima barındırıyor mu? Sanmam.
Kurum’un paylaşımı da kapalı, çok şey içermiyor. Ankara için ortak akılla çalışmaktan ve desteklemekten söz ediyor.
Yavaş CHP’den ayrıldığından bu yana emareler değişmedi, o gün neredeydiyse bugün de orada görünüyor.
Durduğu yeri, “Mansur Yavaş’ın üçüncü yolu” başlığıyla yorumlamıştım.
İstifa açıklamasında muhalif seçmenden ve siyasi iddiasından vazgeçmediği anlaşılıyordu. Muhalif seçmene ‘siz de benden vazgeçmeyin’ mesajıydı.
Ne Yeni Parti ne AK Parti’ye geçiyordu, muhalif seçmene bağlılığını bildirmekle birlikte üçüncü bir yol tutturacaktı.
Peki, cumhurbaşkanı adaylığının risk ve tehlikelerinden korunurken siyasi iddiasını da koruyabilecek miydi?
Hiçbir seçeneğin garanti başarısı taşımadığı şartlarda, kendisini ortada konumlandırmak akıllıca olabilirdi.
Fakat üçüncü bir yol açmayı bırakıp Kurum’un açacağı paranteze girmek de öyle mi? Yine sanmam.
