Siyasetten soğuyanlar ve soğutanlar

Türkiye’nin bir dönemini kuşatan çatışma ve gerginliklerin istikameti belliydi:

Önce toplum siyasetin içine, ardından siyaset devletin içine hapsedilmiş; tüm tartışmalar, tüm sorunlar devlet etrafında, devlet meselesi olarak ve devlete hâkim olmak mantığıyla sürdürülmüştü.

Bu dalganın önemli bir diğer sonucu olmuştu:

“Depolitizasyon”. Politikadan soğumuş, uzaklaşmış bir toplumun siyasete tepkisi diyelim. Siyasi mücadelelerin kişisel ve dar çıkarlara endeksli olduğu, gerginlikleri beslediği bir ortamda bu durum pek şaşırtıcı değildi.

Devlet alanı ile siyasi alan arasındaki çizginin kaybolduğu durumlarda, yani hem devletin siyasi alanı işgal ettiği hem siyasetçinin devlet organlarını ve kurallarını ilkesizce siyasileştirdiği durumlarda ise hiç mi hiç şaşırtıcı değildi.

Ne var ki madalyonun bir de diğer yüzü vardı.

Siyasetten soğumanın getirdiği bu tepki, siyasetin tamamen devre dışı kalması isteğine değil tersine yeniden doğması talebine işaret ediyordu.

Nitekim toplum, 1999 yılından itibaren yapılan her genel seçimde kitlesel bir şekilde yeniden siyasetçiye ve siyasete yöneldi. Daha doğrusu ülkenin maruz kaldığı “yönetim krizi”nden çıkışa yöneldi.

2000’li yılların ilk seçimi ve ardından girilen değişim ve tartışma süreci, istikameti ne olursa olsun, bir ölçüde toplumun yeniden keşfedildiği, devreye girdiği bir evreyi başlattı.

Ancak süregiden bir sorun hep oldu.

Bugün sorun, toplumda başlayan değişimle, toplumsal kesimler arası etkileşimle bir dönem doğan “ruh hâli”nin siyaset yelpazesine yansımamasıyla baş gösterdi.

Zira siyaset, toplumun önünde koştu.

Siyaset güce, parti içi iktidara endekslendi.

AK Parti bu hikâyeyi derinden yaşadı. Ve sonunda Erdoğan’ın partisine dönüştü. Dahası toplumu siyasete hapsetti.

Muhalefette de görüntü farklı ama sonuç benzer.

Yeni Parti-CHP ilişkisi, çatışması bu duruma örnek.

Bu çatışma, ayrışma, heyecanlı muhalif kesim dışında ortalama muhalif kitleleri siyasi oyundan düşürüyor. Başka bir deyişle depolitize ediyor, politikadan uzaklaştırıyor. Başarıyı, gücü kişilere, kişilerin parti içi yarışmasına kilitliyor.

Bu nasıl değişir?

Muhalefet bakımından bu soruyu yanıtlayabilmek, önce bugün toplumsal alanda ve siyasal alanda yaşanan gelişmeleri ve bunların dinamiklerini anlamakla mümkün.

Toplumda ne oluyor, siyasette ne oluyor, devlette ne oluyor? Bunlar birbirini tetikleyerek neden zincirleme bir dönüşüm sistemi içinde evriliyor?

Bu soruları yanıtlamak içinse önce muhalif zihniyetin, kendi tasavvur ettiğinden farklı bir toplum olduğunu kabul etmesi yani siyasetin ön koşulunun bir toplum tasavvuru olduğunu bilmesi gerekir.

Muhayyel olduğu için yıllardır arayıp bulamadığı, bulamadığı için kâh kızdığı, kâh küstüğü, kâh gericilikle, kâh saflıkla suçladığı hayalî toplumun yerini gerçek, köküyle, inancıyla, etnik dokularıyla var olan bir toplumun fikrinin alması gerekir.

Ama ortada böyle bir hâl yok.

Bir de şöyle ifade edelim:

Bir siyasi yapı neden krize düşer? İhtiyaçları farklılaşan, yapısı karmaşıklaşan bir toplumun yenilenen, artan, nitelik değiştiren taleplerine yanıt vermeyi reddederse düşer. Yani bu talepleri ve talep sahiplerini sisteme entegre edebilecek sosyal, kültürel, siyasi önlemlere yanaşmazsa düşer. Yani değişimi hastalıklı bir gelişme olarak görürse düşer.

Çünkü bu durumlarda toplumsal gidişatı göremez, yönlendiremez hâle gelir.

Bu durum kuralsızlığa, ilkesizliğe, kimi zaman otoriterleşmeye hız kazandırır.

Sorun kronik…

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.