Yapmayın, milleti boğmayın
Bu ülkede iki yıldır çalışan sayısı tek 1 kişi dahi artmıyor. Son 2 yılda çalışma çağına gelen 1 milyon 152 bin kişiden 1 kişi dahi iş bulamadı.
Siz bakmayın makyajlı TÜİK verilerine. Eylül 2024’de 66 milyon 16 bin çalışabilir nüfusun 33 milyon 067 bini çalışıyordu. Ve işsizlik oranı yüzde 8,6 seviyesindeydi.
Aradan tam 2 yıl geçti. Eylül 2026’da çalışabilir nüfus, 1 milyon 152 bin kişi arttı ama çalışan sayısı 386 bin kişi azaldı. Buna rağmen işsizlik oranımız yüzde 8,5 olarak açıklandı.
Bir mucize! Hem çalışabilir nüfus artıyor hem çalışan sayısı azalıyor ama işsizlik oranımız kağıt üstünde düşüyor.
Sanıyor musunuz ki, kağıt üstünde görülen iyimserliği millet yaşayabiliyor.
2002 yılına dönelim: Kişi Başına Gelir (KBG) 3.623 $.
Bu demektir ki, aylık KBG 302 $ ediyor. O yıl aylık ortalama asgari ücret ise 115,4 $. Yani bir asgari ücretli ülke gelirinin %38’i kadar maaş alıyormuş.
2026 yılına bakalım: Kişi Başına Gelir 19.796 $, yani aylık 1.650 $. Peki şu anda ortalama aylık asgari ücret ne kadar: 592,5 $.
Bu demektir ki, kişi başına gelirin yüzde 35,9’u bir asgari ücret var.
Asgari ücretli ülke gelirine göre iyileşme değil kötüleşme yaşıyor.
Benzer hesabı emekliler için hiç yapmayalım. Orada durum felaket ötesi durumda.
SONUÇ: Makro rakamlarda “ülke büyüyor, uçuyor” lafları çalışan ve emekli için hiçbir değer ifade etmiyor. Ülke büyüyor ama geniş kesimler için büyümüyor. Bir avuç azınlık ülkenin kaymağını yiyip bitiriyor.
Bu arada şu notu da ekleyelim: Dünya büyüyor. İyi ama dünya büyürken Türkiye sabit fiyat üzerinden (reel değer) kişi başına gelirini emsallerine göre büyütebilmiş mi? Hayır.
KÖİ FARKLI MIYDI?
Bugün herkes ‘foncu çocuklar’ın büyük vurgununu konuşuyor. Asım’ın nesli derken, dindar nesil derken AK Parti tarlasından Foncu Nesil fışkırdı.
Foncu nesil bir anda mı ortaya çıktı?
Yapmayın Allah aşkına… KÖİ müteahhitlerinin yaptığı işler, ‘foncu çocuklar’ın işinden farklı mıydı?
Babaları farklı mıydı da oğullarından ahlak bekliyoruz. KÖİ işlerinde de 1’e 10 kazanç yok muydu?
Ne bekliyordunuz? Çocukları camiye taşıyalım derken neslin kirliliğini mi örtüyordunuz? Ahlak neden bu çocuklara uğramadı?
ZENGİN-FAKİR UÇURUMU
Türkiye zengin mi yoksa fakir mi?
Bir tarafınıza bakın acayip zenginlik içinde yaşayan elit bir kesim var. Ama diğer yanda pazar artıklarını kovalayan bir başka nesil. Ve ikisinin arasında yaşayan geniş bir toplum.
Dindarlığını sıkı sıkıya dile getiren bir iktidarın yönetiminde bu farkın açılması, hangi düşünce ile açıklanabilir?
Dindar bir yönetim bir ülkede gelir ve servet dağılımını bu kadar nasıl bozabilir? (2014 sonrası bozulmayı kastediyoruz)
BUNALIM HAD SAFHADA
Toplum çok bunalmış durumda. Bunu sadece ben söylemiyorum, iktidar kalemşörleri de dile getiriyor.
Her akşam iktidar TV’lerinin ekranlarında Avrupa ülkelerindeki sokak gösterileri veriliyor. Acaba bir düşünen var mı? O ülkelerde yaşananlar bizim onda birimiz bile değil. O zaman neden Paris sokakları gösteriliyor?
Bunu muhalifler yapsa “milleti sokağa dökmek istiyorlar” diye günlerce linç kampanyaları yapılırdı.
Bugün ülkemizde feci ama çok feci bir servet transferi yaşanıyor. Bir anda sadece borsada 3 trilyonun üzerinde servet eridi gitti. Borsada batan bu insanları kepenk kapatacak esnaflar takip edecektir.
Acil ama çok acil faiz düşürmemiz gerekiyor ama kur korkusundan yapamıyoruz. Çünkü kur riski artıyor.
Kur riski artarken yabancı sermaye de gelmiyor. Çünkü ülkemizde mülkiyet güvencesi yok denecek seviyeye geldi.
Her sabah bir operasyon, her sabah malına el konulan birileri… Ve her gün iflas eden, konkordato ilan eden bir şirket.
Toplumu çok ama çok sıkıyoruz.
Bunalım had safhaya ulaşıyor.
Böyle ortamlarda medya ve muhalefet toplumun sorunlarını dile getirir ve toplum başka yollara yönelmez.
Oysa bizler bugün topluma nefes alacak zerre yer bırakmıyoruz. Ya bizdensin ya da hain!
Yapmayın; toplum nefes alsın. Bunu samimi olarak söylüyorum. Topluma nefes alacak bir yer bırakın. Para bırakmadınız, bari nefes alsın insanlar.
