Müfredattaki bilimsel disiplinsizlik…

Geçen hafta “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlığı ile sunulan Ortaöğretim Türk Dili ve Edebiyatı Programı’ndaki Tematik Yaklaşım hakkında yazmıştım. Bu hafta programa ilişkin daha somut sorunlar üzerinde duracağım.

İlk sorun, bu programdaki tema başlıklarının çoğunun ve kazandırılması hedeflenen bilgi ve becerilerin muğlak olmasıdır. Taslağa göre 9. sınıfta Sözün İnceliği, Anlam Arayışı, Anlamın Yapı Taşları, Dilin Zenginliği başlıkları altında 4 tema ele alınacaktır. Bu tema başlıklarının edebiyat biliminde bir karşılığı yok! Sınıfta şöyle söylediğimizi düşünün: Sevgili öğrenciler, bu sınıfta 43 saatlik sürede çeşitli edebi metinler aracılığıyla önce “Sözün İnceliği” temasını işleyeceğiz. Nedir Sözün İnceliği? Bu ünite içinde ne öğretilecek, hangi metinler okutulacak ve tahlil edilecek belli değil! Sadece şiir, deneme ve mülakat türünden metinlerden yararlanılmalıdır deniyor. İyi de hangi şiir, hangi deneme, hangi mülakat?.. Programa göre bu dersin amacı da şuymuş: “Edebiyat dünyasına giriş niteliğindeki bu temada, estetik değer, yaratıcılık, hayal gücü, imge, sembol, çağrışım gibi temel kavramlar üzerinden öğrencilere edebiyatın derinliklerini keşfetme fırsatı verilmesi amaçlanmaktadır.” Buradan somut bir şey anlayan var mı? Örneğin edebiyatta yaratıcılık, hayal gücü, çağrışım gibi temel kavramlar nedir, bir edebi metin üzerinden nasıl öğretilecektir? Bir de bu amaca uygun metinleri kim bulacak? Programda bir öneri yok. Öyle herkes bulamaz, bilemez! Öyle metinler bulacaksınız ki programdaki estetik değer, yaratıcılık, hayal gücü, imge, sembol, çağrışım gibi temel kavramları açıklayabilesiniz. Sonra öğrencilere edebiyatın derinliklerini keşfetme fırsatı verilmesi ne demektir? Muğlak, içi boş süslü laflar bunlar! Tıpkı Sözün İnceliği başlığı gibi…

Ben olsam ne yapardım biliyor musunuz? Bir kere Sözün İnceliği demezdim. Örneğin Edebi Dil derdim. Bir metni edebi kılan dilin kullanım tarzıdır. Burada edebi dil ile günlük dil- bilim dili arasındaki farkı göstermeyi amaçlar, konuya uygun metinler seçerdim. Hatta bizi pek dikkate almasalar da programı hazırlayanlara ve edebiyat kitabı hazırlayacaklara bir de tüyo vereyim, Behçet Necatigil’in “Yıldızlara Bakmak” adlı radyo oyununu bu konuyu anlatırken okuma metni olarak tahlil ederdim. Veya biraz ağır olsa da Necip Fazıl’ın “Poetikası”ndaki “Şiirde Usul” başlıklı bölümü alır bilimle şiir arasındaki farkları sadeleştirerek anlatırdım. Onun yanında Cemil Meriç’in “Gönlün Dili Şiir” başlıklı bir metnini okuturdum. Programda bir de konuşma, yazma becerileri var ya, onun için de Necip Fazıl’dan bir cümle önereyim, öğrencilere yazma veya konuşma ödevi verirsiniz: “İlim, mutlak hakikati polis tavrıyla, şiir ise hırsız gibi arar.” Haydi bakalım! Konuya uygun metinlerdir. Sonra ne yapın biliyor musunuz? Bir çiçeği konu edinen bir şiir alın, bir de yine aynı çiçeği anlatan bilimsel metin seçin, dilleri bakımından tıpkı Behçet Necatigil’in radyo oyununda yaptığı gibi karşılaştırın. Böylece edebi dil ile bilimsel dil arasındaki farkı buldurursunuz. Belli ki Sözün İnceliği derken edebi dil nedir sorusuna cevap arayacaksınız. Kullanın ama sonra bana bir dua edin, olur mu?..

Temaların muğlaklığına ve süslü sözlere bir başka örnek daha vereyim. 11. sınıfın 1. tema başlığı Bir Diyeceğim Var! Edebiyat biliminde böyle bir konu yok! Böyle bir tema da olmaz. Bu bir tema değildir. Bir kere tema dediğimiz edebi terimin tanımına aykırı! Biri uydurmuş, olmuş. Peki! Bu temada programa göre; öğrencilere “kendini ifade etmek, görüş belirtmek, söylenmek istenenleri karşı tarafa iletmek için dilin nasıl kullanıldığının fark ettirilmesi” amaçlanmış. Böyle muğlak ve genel bir amaç olur mu? Ama en gülüncü ne biliyor musunuz? Programı hazırlayanlar, bu amaca ulaşmak için okuma metni olarak bir “Karagöz Oyunu” öneriyorlar! Bu nasıl bir mantık ki, kendini ifade etmek, görüş bildirmek için nasıl bir dil kullanılması gerektiğini bir “Karagöz Oyunu”ndan yola çıkarak anlatmayı tasarlayabiliyor?

Hâsılı bir edebiyat müfredatında böyle Yaşamın İzinde, Hayatın Aynası, Hayatın Dengesi, Hayalimdeki Yarın gibi muğlak, süslü, soyut temalar olmaz. Hem bir başlıkta Yaşamın İzinde diğerinde Hayatın Aynası, bu ne tutarsızlık!..

Müfredat, edebiyat biliminin terminolojisi ile konuşmuyor, konuları, metinleri, amaçları itibarıyla muğlak! Bilimsel bir terminolojisi yok. Özetle tematik yaklaşım, bilimsel disiplinden, düzenden, örüntüden yoksun, dağınık!

Devam edeceğim…

YORUMLAR (24)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
24 Yorum