Toplumdaki siyasi yansımalar

Esasta büyük değişiklik yok.

İki farklı siyasi eğilim arasında bölünmeye devam ediyoruz.

Bu siyasi farklılaşmanın, ülkenin kadim kültürel kırılmalarıyla önemli ölçüde örtüşüyor. Son yapılan seçimler, takip eden kamuoyu araştırmaları, ayrışmalardaki ana gövdeleri esasen muhafazakâr, seküler ve (ayrı bir kategori olarak) Kürt grupların meydana getirdiğini gösteriyor.

Doğu ve güneydoğuda Kürt eğilim, batı ve güney kıyılarında seküler, kuzey ve orta bölgelerde muhafazakâr kimlik eğilimleri ile bunlara tekabül eden geleneksel seçmen davranışları bariz.

Davranış eğilimleri köklü. Gündelik siyasetteki gelişmeler bu davranış kalıplarını derinden etkileyemiyor. Gelişmeler, doğalarına göre değil, eğilimlere göre eğilip bükülüyor ve tanımlanıyor. Elbet kimi küçük hareketlilikler var. Bunlar, sosyoekonomik unsurların nispeten öne çıkması, uluslararası gelişmelerin ve dış politika girdilerinin önem kazanması olarak tanımlanabilir. Ancak hiçbiri büyük bir kırılmaya tekabül etmiyor. İfade ettikleri, etkiledikleri grupların kadim tutumlarına uyarlanması şeklinde oluyor.

Ancak bunları ifade ederken şu hususun altını da önemle çizmek gerekir. Kadim kültürel kırılmalar, hemen her zaman toplumsal ve siyasal farklılaşmaların zeminini oluşturmakla birlikte, aldıkları biçimler ve öne çıkardıkları hassasiyetlerle bir dönemden diğerine değişkenlik taşırlar.

Son dönem bu açıdan değerlendirildiğinde, siyasal davranış, beklenti ve güdülerde kültürden siyasala, mikrodan makroya doğru bir kaymadan ya da yaşanmakta olan bir kaymanın pekişmesinden söz edilebilir.

Ana zemini oluşturan kadim kültürel kimlikler, bugün itibarıyla kültür ve yaşam biçimi savaşlarından çok, birbirinden farklı siyasi tasavvurları, siyasi düzen beklentilerini ve ideal toplum formlarını beslemekte; toplumsal enerji bu noktalara sürüklenmektedir.

Nitekim modern cephede öne çıkan hassasiyet, görece olarak, laik yaşam biçimine yönelik tehditlerden çok, keyfilik, muhafazakâr kimlik ve tek adam hegemonyası etrafında şekillenmekte ve siyasallaşmaktadır.

Muhafazakâr kesimde ise kültürel-dindar aidiyet şemsiyesi yerini millî kimlik, siyaset ve hegemonyaya bırakmış görünmektedir. Bu kayma oranında (veya bu kaymanın mümkün kıldığı çerçevede) antagonist kimlikler arasında gerginliklerin yanı sıra hem iktidar düzeyinde hem seçmen bazında reformist muhafazakâr-seküler veya ulusalcı-muhafazakâr türü yakınlaşmalar, siyasi tasavvur merkezli ters eşleşmeler yaşanıyor.

Bu ittifaklar veya ara yapılar zamanın ruhunu en az kültürel zıtlıklar kadar belirlemekte, ayrışmalarda siyasi faktörün önemine vurgu yapmakta.

Önümüzdeki dönem beklentilerine bu çerçevede bakılması gerektiğini düşünüyorum.

Ortada ne siyasal iktidar bakımından büyük bir gerileme görünüyor ne de muhalefet, özellikle CHP açısından, küçük kıpırdamalar dışında yeni bir seçmen kitlesinin, yeni bir seçmen sosyolojisinin oluşumu.

Bu istikametteki tespitler kanımca temennilerden öteye gitmiyor.

Türk seçmeni hâlâ sosyoekonomik belirleyenlerle, sınıfsal güdülerle harekete sanıldığı kadar açık değil.

Süzgeç, kadim kırılmalar…

Siyasetçilerin ve gözlemcilerin kimi bunun farkında, kimi ise eylem ve gözlem şehveti içinde bunu ıskalamakta.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.