Bir bardak suyun unuttuğumuz gücü
Market raflarında rengârenk içecekler, şekerli aromalar, “enerji” vaat eden şişeler arasında sessizce duran bir şey var: Su. Reklamı yok, iddiası yok ama hayatın kendisi.
Bugün hastanelerin dolu, insanların yorgun, ciltlerin solgun olmasının nedenlerinden biri aslında çok basit: Yeterince su içmiyoruz. Vücudumuzun yaklaşık yüzde 60’ı sudan oluşurken, biz ona gün içinde ancak birkaç bardakla yetinmesini söylüyoruz. Sonra da neden başımız ağrıyor, neden odaklanamıyoruz, neden halsiziz diye şaşırıyoruz.
Su, bedenin içindeki görünmez temizlik işçisidir. Böbrekleri çalıştırır, toksinleri atar, hücrelerin yenilenmesine yardım eder. Yeterince su içmeyen bir vücut, içten içe yavaşlayan bir şehir gibidir: Trafik tıkanır, işler aksar, sistem yorulur.
Cildin parlaklığı, saçın canlılığı, hatta gözlerin ışığı bile büyük ölçüde suya bağlıdır. En pahalı kremi sürseniz de, eğer su içmiyorsanız aynadaki görüntü soluk kalır. Çünkü güzellik önce hücreden başlar.
Bir de kilo meselesi var… Çoğu zaman aç olduğumuzu sanırız ama aslında susuzuzdur. Su içmek iştahı dengeler, metabolizmayı hızlandırır. Bir bardak su bazen gereksiz bir tabak yemekten daha etkilidir.
Ruh halimiz bile sudan etkilenir. Hafif susuzluk bile sinirlilik, huzursuzluk ve odak kaybı yaratır. Yani gün içinde içtiğimiz her bardak su, sadece bedenimize değil, ruhumuza da iyi gelir.
Bugün kendinize küçük ama güçlü bir iyilik yapın. Telefonunuza bakmadan önce, bir bardak su için.
Ve bazen en büyük sağlık devrimi, bir bardakla başlar.
