Gösterişsiz ama güçlü bir besin: Ayva
Pazarda yanından geçip gittiğimiz, çoğu zaman vitrinde sadece “sert ve ekşi” diye kenara koyduğumuz ayva… Oysa bu sarı meyve, mutfaklarımızda yer bulmaktan çok daha fazlasını hak ediyor. Ayva, doğanın bize sunduğu en güçlü şifa kaynaklarından biri; üstelik bunu sessiz sedasız yapıyor.
Ayvanın hikâyesi sindirimle başlar. Lif zengini yapısı sayesinde mideyi yormaz, bağırsakları nazikçe çalıştırır. Özellikle hassas mideye sahip olanların dostudur. Bir dilim ayva, bazen ilaçlardan daha etkili bir rahatlama sunar. Eskiden ninelerimizin “mideyi toparlar” demesi boşuna değilmiş.
Bağışıklık sistemine geldiğimizde ayva adeta sahneye çıkar. Soğuk havaların kapıyı çaldığı günlerde vücudu koruyan doğal bir kalkan gibidir. İçeriğindeki vitaminler ve antioksidanlar, vücudu yorgun düşüren serbest radikallere karşı sessiz bir savaş verir. Grip mevsiminde bir kâse ayva tatlısının ya da ayva kompostosunun şifa niyetine sunulması, aslında yüzyılların birikmiş bilgisi.
Ayva sadece bedene değil, ruha da iyi gelir. Hafif ve doğal aroması, sakinleştirici bir etki yaratır. Özellikle yoğun ve stresli günlerin ardından tüketildiğinde, insanın içini yumuşatan bir tarafı vardır. Boğazı rahatlatması, öksürüğü hafifletmesi de cabası… Bu yüzden kış aylarında ayva, mutfaklarda tesadüfen değil, bilinçli olarak yer alır.
Kalp sağlığı söz konusu olduğunda da ayvayı göz ardı etmek büyük haksızlık olur. İçeriğindeki doğal bileşenler, damar sağlığını desteklerken kötü kolesterolle mücadelede vücuda yardımcı olur. Düzenli ve ölçülü tüketildiğinde kalbin yükünü hafifleten bir meyvedir ayva.
Sağlıcakla kalın…
