Fenerbahçe Başkanlığı

Futbol gündemi olan bir sohbet sırasında bir abimiz şöyle bir soru sormuştu; “Kardeşim, bu başkanların, başkan adaylarının ya da yöneticilerin çok paraları var. Neden böyle görevlere talip olup onca sıkıntıya giriyorlar? Kötü geçen bir maçtan sonra ağır tezahüratlara maruz kalıyorlar. Deli mi bunlar?”

Gerçekten de çoğu zaman spor kulübü başkanlığı yapmak zor iştir. Ama bir o kadar da prestijlidir. Hatta barajı geçen - geçemeyen birçok siyasi parti liderinden daha fazla “hava”sı vardır.

Özellikle Türkiye’de dört büyük kulüpten birinin başkanıysanız, sürekli gündemdesinizdir. Bu gündem bazen alkış, bazen linçtir; ama asla sessizlik değildir.

Tümer Metin’in bir söyleminde, belki de en zor görev Fenerbahçe başkanlığıdır.

Eski Trabzonsporlu futbolcu Lemi Çelik’in dikkat çeken bir tespiti; “Sadece Fenerbahçe, hükümetten onay almadan kendi başkanını seçebiliyor. Onun dışındaki tüm kulüpler, Türkiye Futbol Federasyonu dâhil, başkan ve yönetimlerini hükümet onayıyla oluşturuyor.”

3 Mayıs 1907’de kurulan Fenerbahçe Spor Kulübü, bugüne kadar toplam 34 başkan seçti.

Mevcut tüzüğe göre başkanlık süresi üç yıldır, başkan ile yönetim kurulları ayrı ayrı seçilir. Sabri Toprak, Şükrü Saraçoğlu, Aziz Yıldırım ve Ali Koç bu süreleri fazlasıyla aşan isimler olmuştu.

Özellikle Aziz Yıldırım, yaklaşık 20 yıl boyunca bu görevi üstlenerek Fenerbahçe tarihinin en uzun süre görev yapan ve en etkili başkanlarından biri olarak öne çıktı.

Başkanlığın en zor dönemlerini yaşayan isim ise kuşkusuz Aziz Yıldırım oldu. Görev süresi boyunca Mehmet Ağar’ın futbola etkisi, patlak veren FETÖ kumpasları, 2015 yılında Rizespor deplasmanı dönüşü Trabzon Araklı yolunda takım otobüsünün kurşunlanması ve yönetici arkadaşlarıyla birlikte cezaevinde geçirdiği bir yıl…

Tüm bunlar, bir spor kulübü başkanlığının ne kadar ağır bedelleri olabileceğini gösteriyordu.

Ali Koç dönemi ise sahadaki başarısızlıklara rağmen “yapı” söylemi ve sistemle mücadele iddiasıyla geçti. Zaman zaman takımı ligden çekme noktasına gelen çıkışlar yaptı. Görevi bıraktıktan sonra ise söyleminde dile getirdiği bahis ve şike operasyonları gündeme geldi; hakemler, başkanlar, gözlemciler ve futbolculara verilen cezalar, bu sürecin daha da derinleşeceğinin sinyallerini verdi.

Ve şimdi, çiçeği burnunda başkan Sadettin Saran…

Göreve geldiğinden itibaren birçok sorunla karşı karşıya kaldı. Sahibi olduğu şirket (Saran holding) üzerinden, olumsuz haberlerle karşılaştı, legal olan bahis şirketi üzerinden bombalandı, hepsini Fenerbahçe için bıraktı.

Yeni bir sayfa açmak istediğini başkanlığı döneminde sadece sahada kalma düşüncesini hep söyledi. Sahada tekmeye kafa sokan bir takım oluşturmak istediğini dile getirdi. Konuşmayan bir başkan olacağım, sözü farklı bir sözdü.

Kişisel olayından dolayı savcı karşısında dahi Fenerbahçe’yi ön plana atmamaya özen gösterdi.

Dün ise açıklamasını yaparken üzgün ama dik durumdaydı;

Hayatımda belki de ilk kez kelimelerimi bu denli tartarak seçiyorum. Görev sürem boyunca gördünüz ki çok konuşan bir başkan olmadım.

Kendimi ve durduğum yeri sakinlikle anlatmanın zamanı geldi. Göreve talip olurken tek bir hayalim vardı, Fenerbahçe'yi en büyük olduğu yere sahaya döndürmek, polemiklerin olduğu değil kupaların olduğu yere götürmek.

Fenerbahçe'nin önceliklerini düşünmek, bu makama oturan herkesin temel zorunluluğudur.

Bu kararı alırken düşündüğüm tek bir şey vardı: Bu süreç, Fenerbahçemizin etrafında bir gündeme dönüşmeye başlaması.

Sadettin Saran, takımı seçim sürecinden zarar görmemesi ve transferlerin etkilenmemesi adına kongrenin “sezonun son maçına göre” planlanmasını istedi. Bu karar; futbolcular, görüşülen oyuncular ve teknik heyet tarafından olumlu karşılandı.

Sonuç olarak, Fenerbahçe başkanlığı yalnızca bir spor yöneticiliği değildir. Güç, prestij, baskı, risk ve bedelin iç içe geçtiği, Türkiye’de başka hiçbir kulüpte olmayan bir görevdir. Bu koltuğa oturmak cesaret ister; orada kalmak ise bedel ödemeyi göze almayı sağlar.

O zaman sormak gerekir; Fenerbahçe başkanlığı Prestij mi, Bedel mi?

Yeni yıla umutla futbol konuşma dileğiyle.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.