Mücadele var, sonuç yok
Fenerbahçe’nin kalan iki maçı kazanması, Avrupa Ligi’nde ilk 8’de yoluna devam etmesi anlamına geliyordu. Aston Villa ve FCSB maçları bu nedenle büyük önem taşıyan maçlardı.
Son zamanlarda etkili sonuçlara imza atan Premier Lig ekibiyle İstanbul’da oynamak bir şans gibi görünse de İngiliz futbolunun hızı, Türk takımları için çoğu zaman sıkıntılı durumlar yaratabiliyor.
Domenico Tedesco, “Bu tarz maçlar her sabah uyanma sebebimiz. Formdayız, iyi bir oyunumuz var ve bu maç için sabırsızlanıyoruz. Cesur olmak istiyoruz, saklanmamıza gerek yok.” ifadelerini kullanmıştı.
İtalyan hocanın kadro derinliği çoğu zaman kendisi için tatlı bir düşünce olsa da dünkü maçta oynatamadığı oyuncularla birlikte, sakatlıklar dâhil toplam yedi eksiği bulunuyordu. Bunların en önemlileri, sol beklerinin olmaması ve takıma uyumu kısa sürede görülen iki yeni transferin eksikliğiydi.
Menajer yorumcunun belirttiği “Oosterwolde sol bekte oynamayı sevmiyor” sözü, dün akşam bir kez daha kendini gösterdi. Orijinal sol bek olmayan Semedo bu görevde maça başladı. Pazar günü sarı lacivertliler bu bölgede Alanyaspor karşısında ciddi sıkıntılar yaşamıştı.
Maça döndüğümüzde Fenerbahçe, Aston Villa’nın hızlı hücumları karşısında boşluklar vererek oyuna başladı. Unai Emery, oyuncularına ısrarla ceza sahası içine koşu yapmaları yönünde talimatlar veriyordu. Milan Škriniar ve Mert Müldür, bu ataklara karşı koymak için yoğun çaba harcıyordu.
Premier Lig’in oyun hızının, ülke futboluna göre daha üst seviyede olduğu atılan golden net bir şekilde anlaşıldı. Uzun pasla başlayan atak top yere inmeden yapılan kafa paslaşmasıyla devam eden ve ceza sahasına yapılan ortaya atılan kafa golü bu farkı gösterdi. Süper Lig’de takımlar maç boyunca ortalama 30 orta yapıp bir gol bulabilirken, İngilizler iki ortada golü buldu. Yan top zafiyeti ve sağ kanattan gelen ortada rakibe boş kafa vurdurulması düşündürücüydü.
Aston Villa nın ilk yarıda topa sahip olma gibi bir amacı yoktu. Fenerbahçe derin savunmayı uzun toplarla aşmaya çalıştı ancak güçlü savunma oyuncuları karşısında başarılı olamadı. Asensio ve John Duran dışında şut atan ya da ceza sahasına giren oyuncu yoktu. Kerem etkisiz, Nene sert savunma oyuncuları arasında kaybolmuştu, Fred’in aklı transferdeydi, Semedo ise sol bekte yabancılık çekiyordu.İsmail, Škriniar ve Mert Müldür’ün son anda yaptıkları müdahaleler olmasa ilk yarı çok daha farklı bitebilirdi.
Fenerbahçe başa baş oynamak istese de sistemi oturmuş ve Premier Lig temposuna alışkın bir rakibe karşı istediğini alamamıştı.
Tedesco, oyuna ilk müdahalelerini Yiğit Efe ve Talisca’yı sahaya sürerek yaptı. Oyuncu değişiklikleriyle vites artıran sarı-lacivertliler, Talisca ile iki net pozisyon yakaladı ancak Brezilyalı oyuncu bu fırsatları değerlendiremedi.
İngilizlerin tempoyu seven bir oyun anlayışı vardır; rakibin cesurca savunmayı öne çıkardığı anlar onların en etkili olduğu bölümlerdi. Bu dakikalarda üç tehlikeli atak geliştirdiler; biri direkten döndü, birini Ederson kurtardı, diğeri ise golle sonuçlansa da şans Fenerbahçe’nin yanındaydı.
Sahanın en etkisiz isimlerinden Kerem Aktürkoğlu nun golü ofsayta takılırken, Fenerbahçe mücadele açısından iyi görünse de bitirici vuruşlarda yetersizdi.
Son bölümde oyunu oturtan yeniden baskı kuran Villa bu sefer Skriniar duvarı ile karşılaşsa da tecrübesi ve gücü ile üç puana uzanan taraf oldu.
Sarı lacivertliler adına eleştiri yaparsak;
Duran'da ciddi bir oyun bilgisi eksikliği var. Bu eksikliği gideremediği sürece Fenerbahçe'de üst seviyeyi göremez.
Fred yoksa ne yaparız noktasından Fred ile olmaz noktasına geliş çok hızlı oldu maalesef.
Kerem Aktürkoğlu yalnızlara oynuyor, bitirici forvet eksikliği yıllardır devam ediyor, Dzeko bu alanda katkı yaptı ama gönderildi.
Sonuca dönersek; Domenico Tedesco düşüncesi daha doğru gibi sakin olunmalı pozitif bakmalıyız duruma.
