Kılıçdaroğlu’nun önünde bir tane yol var
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, yetkisi olmadığı halde Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2023 Kasım ayında yapılan kurultayını “yok hükmünde” kabul etti, bu kararının da hemen uygulanmasını “tedbiren” istedi ve teknik anlamda CHP’de saatleri tam altı yıl geriye aldı, 2020 Temmuz ayında yapılmış olan 37. kurultayın sonuçlarına geri döndürdü.
Burada dikkat edilmesi gereken konu şu: Mahkeme, sadece Kasım 2023’teki 38. Olağan Kurultay’ı yok hükmünde saymadı. Bu kurultaydan sonra yapılan Nisan 2025 tarihli 21. olağanüstü kurultayı, Eylül 2025’te yapılan 22. olağanüstü kurultayı ve Kasım 2025’te yapılan 39. Olağan kurultayı da “yok hükmünde” kabul etti.
Şimdi oturup mahkemenin neden yetkisiz olduğunu uzun uzun anlatmayacağım. Mahkemenin bu kararı Yargıtay’dan, olmadı Anayasa Mahkemesi’nden, o da olmadı Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’nden geri dönecektir, kuşku duymuyorum.
Ama bugün ortada fiili bir durum var, esas acil mesele o fiili durumla ilgili. CHP’nin ortak aklının çözüm bulması gereken konu da bu.
Gelin madde madde, teker teker duruma bakalım:
1. Aynen derneklerde olduğu gibi siyasi partilerde de, oluşan tüzel kişiliğin sahibi o partinin (veya derneğin) üyeleridir. Burada hiçbir tartışma yok.
2. Partilerin yönetimleri, partinin sahibi olan üyelerin iradesinin yansıdığı kurultay veya kongrelerle belirlenir.
3. Üyeler önce mahallelerde, sonra ilçelerde kendilerini temsil edecek ikincil seçmen niteliğindeki delegeleri belirler, o delegeler illerde seçim yapar ve bu arada büyük kongreye gönderilecek teorik olarak üyelerin iradesini yansıtacak delegeleri seçer.
4. İllerden seçilen delegeler de gider kurultay veya kongrede parti yönetimini belirler.
5. Eğer Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı meşru kabul edilecekse, ki fiili durum bunu gerektiriyor, bugün CHP’nin bir olağanüstü kurultay düzenlemesi halinde oy verecek olan delegeler 2020 yılında seçilmiş olan delegelerdir. (CHP’de Özgür Özer tarafı 2023’teki kurultayda oy veren delegelerden imza topluyor.)
6. Nitekim, Kemal Kılıçdaroğlu’nun başvurusu üzerine mahkeme kararını yorumlayan Ankara İcra Müdürlüğü, partinin en üst karar organı olarak Parti Meclisi’nin ve Yüksek Disiplin Kurulu’nun da 2020’de seçilen isimlerden oluştuğuna karar verdi.
7. Aslında Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin “mutlak butlan” olarak da bilinen kararını meşru kabul edeceksek, CHP’nin Türkiye çapında mevcut bütün ilçe ve il yönetimlerinin de sona erdiğini, onların da 2020’de seçilen isimlere geri dönmesi gerektiğini mantıken kabul etmeliyiz. Ama mahkeme bu konuda ayrıntıya girmedi, onun yerine seçici davranıp sadece İstanbul il yönetimiyle ilgili karar verdi. Onda da tuhaf bir durum yarattı, göreve 2020’de seçilen Canan Kaftancıoğlu’nu getirmek yerine başka bir kayyum atadı.
8. CHP, iki milyon üyesi olan dev bir örgüt, dev bir kurum. Başta da söylediğim gibi partinin esas sahipleri o üyeler. Bu partinin yaşanan fiili durumu sona erdirip bir an önce o üyelerin meşruiyet verdiği bir yönetime geçmesi gerekiyor. Bunun iki yolu var gibi duruyor ama az sonra söyleyeceğim aslında bir tane yol var.
9. Ya bugün 2020 yılında seçilen delegelerden yeteri sayıda imzayla ya da doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu’nun kararıyla veya PM kararıyla parti hızla bir olağanüstü kurultaya gidebilir. O zaman bu kurultayda 2020’de seçilen delegeler oy kullanır ve yeni parti yönetimini belirler. (Dediğim gibi Özgür Özel ekibi 2023 delegelerinden imza topluyor; aslında 2025 delegeleri de geçerli olmalı.)
10. Bir başka yol partiyi olağan kurultay sürecine sokmak. Yani mahallelerden başlayıp ilçe kongrelerine, oradan il kongrelerine ve sonunda da kurultaya giden yolu açmak.
11. Tamamen niyete bağlı elbette ama bu olağan kurultay sürecini hızlandırmak, daha dar bir takvimde yapmak aslında mümkün. 45 günde sürecin tamamlanması kolay değil, ama imkansız da değil.
12. CHP aslında bugün hızla bir olağanüstü kurultay yapsa dahi bu partinin geçmişteki iradesine dayalı olacağı için, bu iradeyi mutlaka güncelleştirmek, yani bir olağan kurultaya gitmek gerekecek. O yüzden, belki en baştan olağan kurultay kararı almak daha doğru olabilir.
13. Kemal Kılıçdaroğlu, “Önce arınma sonra kurultay” diyor ama partisinde “arınma” adını verdiği tasfiye süreçlerini yürütecek siyasi meşruiyete sahip olmadığı ortada. Yarın Yüksek Disiplin Kurulu oluştuğunda, bu meşruiyet eksikliğinin hem PM’de hem de YDK’da yüzüne vurulacağı da görüldü sayılır artık.
14. Kemal Kılıçdaroğlu, partisini sahiden bir “arınma”dan geçirmek istiyorsa, en önce kendisine meşruiyet edinmeli. Mahkemenin verdiği atama kararının o meşruiyeti sağlamadığı ortada.
15. O yüzden aslında Kılıçdaroğlu’nun gidebileceği tek bir tane yol var aslında: Kurultay.
16. Partinin esas sahibi olan üyelerin ve 2020’de seçilmiş ve o yıl Kılıçdaroğlu’nu neredeyse oy birliğiyle seçmiş bile olsa delegelerin bugün onu siyaseten meşru görmediği ayan beyan ortadayken Kılıçdaroğlu’nun başka türlü davranması CHP’yi sadece bölünmenin değil tamamen yok olmanın eşiğine getirir.
17. Ben Kılıçdaroğlu’nun verme şansı olan yegane kararı bu hafta sonuna kadar vereceğini düşünmek istiyorum. Aksi Türk demokrasisi için bir büyük felaketin kapısını aralar.
