Back To Top
AK Parti’nin değişimi, muhafazakârların dönüşümü

AK Parti’nin değişimi, muhafazakârların dönüşümü

 - Son Güncelleme: 30.06.2019 Pazar 10:48
- A +

Öyle görünüyor ki demokrasi, hukuk, temel hak özgürlükler gibi alanlarda uzun zamandır beklenen adımları AK Parti şimdi atacak. Sayın Erdoğan muhtemelen daha önceki söylem ve tavırları ile çelişir görünen birçok yeniliği uygulamaya sokacak. Seçim sonuçları bunu gösteriyor ve temel meşruiyeti seçmene dayanan Erdoğan’ın bunun dışında bir adım atması çok düşük bir ihtimal.

Ancak AK Parti ve Erdoğan’ı özeleştiriye davet eden özellikle muhafazakâr kesimin gözardı etmemesi gereken bir gerçek var. Muhafazakâr kesimin temsilcisi olan bir partinin demokratlık derecesi, içinden çıktığı ve yaşadığı çevrenin demokrasi kabiliyetiyle direkt alakalı. Son seçimlerde Millet İttifakı’na yüzde 5 oranında kaydığı tahmin edilen muhafazakâr oylar sadece AK Parti’ye değil muhafazakâr kurumlara duyulan bir tepki olarak da okunmalı.

Alınan siyasi kararların sorumlusu elbette siyasilerdir. Ancak AK Parti’nin çoğulcu, demokratik, kapsayıcı ekseninden kaymasının bir nedeni de muhafazakâr camianın kamuoyu baskısı gibi bir kontrol mekanizmasını işletememesidir. İslami cemaat ve gruplarda şahıslara kutsiyet atfedilerek oluşturulan hiyerarşik sadakat, mensubu olduğumuz sosyo-kültürel çevrenin itiraz ve tartışma kültüründe yüz yıllardır kapatamadığı mesafe ve bu zaafiyetleri ranta çevirmesini çok iyi bilen müptezeller, ortaya çıkan siyasi tablonun ortak müsebbibidir. Biri diğerinden daha az ya da fazla sorumlu değildir.

***

Evet, diyelim ki AK Parti arzu edilir düzeyde demokratik bir kurum olmayı başaramamıştır , peki diğer muhafazakâr eğilimli kurumlar bunu başarabilmiş midir? Bu yönüyle Türkiye’nin genel sorunu olan demokratik kurumlaşmada, muhafazakârların da arzu edilir sıçramayı, uygun koşullara rağmen başaramadıkları ortadadır. Kurumlardan kasdedilen, yapılardan ziyade eylem ve tavırlardır. Bu noktada Şevket Pamuk’un Türkiye’nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi kitabındaki kurumlar tanımından istifade edebiliriz. Kitabın iktisadi gelişmelerde kurumların öneminin anlatıldığı üçüncü bölüm S.38’de kurumlar “Toplum içinde kişler veya farklı gruplar ya da kesimler arasındaki ilişkileri biçimlendiren ve yönlendirilen yazılı ve yazılı olmayan kurallar, örgütlenmeler ve bunların uygulanması“ olarak tanımlanıyor. Zaten Pamuk’un kitabında da Cumhuriyet tarihi boyunca tüm iktidarların kurumlaşmayı sağlamak yerine, yaptıkları reformlarla günün sonunda iktidar çevresindeki insanlara rant sağlayıp, toplumun diğer kesimlerini mağdur ettiği ayrıntılı olarak anlatılıyor. 

AK Parti’nin tek adamcı otoriter yapısını eleştirirken, mensubu olduğumuz camiadaki yapıların da aynı mantıkla yürüdüğü gerçeğini kendimize itiraf etmek durumundayız. AK parti hakkında başlamasını umduğumuz öz eleştiri sürecini, içinde bulunduğumuz tüm grup ve kurumlarda başlatamazsak kapsayıcı bir dönüşüm zaten gerçekleşmez. 

Her ne kadar zihinlere abartılı bir beka endişesi sokulmuş olsa da, Türkiye tam demokrasiye geçmek için tarihinin en uygun dönemini yaşıyor. Koşulların bu denli uygun olmasının en önemli nedeni de paradoksal bir şekilde AK Parti iktidarlarıyla Türkiye’nin diğer iktidar dönemleriyle kıyasa kabul etmez şekilde artan refahı. Ekonomik göstergelerin kötü olması ve acil tedbirler alınmaması durumunda  ciddi bir krizin gelme ihtimali bu gerçeği değiştirmiyor. Pek çok göstergenin yanında Türkiye’de orta sınıf sayısal olarak hiç bu kadar yüksek seviye ulaşmamıştı. Bu tarihi eşiği aşabilmek sadece bir siyasi partinin dönüşüm kabiliyetine de bağımlı değil. 

Muhafazakârların önünde demokratik kurumlaşma adına ciddi bir imtihan bulunuyor: Sayın İmamoğlu’nun belediye başkanlığı süresince sergileyeceğimiz tavır. AK Parti’nin İstanbul Belediye Meclisi’ndeki çoğunluğa sahip olması ve merkezi iktidarı elinde bulundurması İmamoğlu’nun hareket kabiliyetini sınırlayacak. Aslında bu makul sınırlarda gerçekleşmesi durumunda, en azından 31 Mart sonuçları açısından, meşru ve mantıklı bir durum. Neticede bu çoğunluğu seçmen belirledi. Ancak demokratik ve ahlaki sınırlar aşılırsa bu AK Parti açısından siyasi bir intihar olacağı gibi muhafazakâr kesim açısından da telafisi çok güç tarihi bir gerilemeye neden olur. Muhafazakâr kamuoyu yeni dönemde hiç alışık olmadığı, yeri gelince kendi kurumlarına karşı baskı oluşturmak gibi tavırlar sergileyebilecek mi? Muhafazakâr kesim için AK Parti’nin kaderinden daha önemli olan soru bu. 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 01 Temmuz 2019 06:07
Katildigim yerler cok ama katilmadigim yerlerde var ancak gercekten tebrik ederim. Ilk defa bir kose yazarinin bir yoruma cevap yazdigini gordum. Bence maalesef bu treni AKP kacirdi hem kendilerine hemde memlekete yazik ettiler. Ancak Chpde hala soru isareti, bekleyecegiz, gorecegiz.
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 19:41
31 Mart sonuçlarınin bbm'nde imamoğlunun sınirlandırilmasınin makul olmasi mı? Dediniz..Sanki o meclis,halk nezdinde çok da makbul yani:)Yiyorsa,bir de meclis için seçim yapilsın da görelim bakalım..Aha,başkanlık seçimi..Yani bb meclisi meşru degil ki..Gorecez..Sıkıştırmanın faturasını erken seçimde..
Karar Okuru 30 Haziran 2019 18:12
2023’e kadar siyaset falı diyor ki, Akp 2’ye, hatta 3’bölünür ve şu an ki Akp “milletvekilleri” paylaşılır.Sayın Erdoğan’da tıpkı İmamoğlu ve Yavaş gibi “Meclis” üyeleri yetersiz bir şekilde Ülkeyi yönetmeye çalışır. Gün gelir, 2023 başkanlık seçimleri yaklaşır ve ittifak görüşmeleri başlar.Akp ve MHP zaman içinde güdükleşeceği için ortak ararlar ama bulamazlar.Babacan ve Davutoğlunun partileri Akp ve MHP’den ziyade “yükselmekte” olan Chp’yle İttifaka girerler.Ve böylece umutla başlayan bir dönem ve devran kapanmış olur...
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 18:39
2
Bu senoryaya, sadece, tarihe şerh koyarak, aynen katılıyorum. Bunlar olacak. Hem de 2023'ten önce.
Karar Okuru 30 Haziran 2019 18:52
1
Bu siyaset falını saçma bulanlara tavsiyem kendi siyaset tahminlerini bu günkü (siyasi)gerçekliklerden kopmadan yapmalarıdır. Türkiye’nin son siyasi gerçekliklerinden/tecrübelerinden hareketle bir tahminde bulunurlarsa yukarıdaki fal tahmini ile üç aşağı beş yukarı aynı noktada buluşacaklardır. Türk siyaseti, toplumun bir partiye ve liderine açtığı 17 yıllık siyaset etme kredisiyle geldiği noktada sabır taşının çatladığı ve artık duygusallık ve her türlü aidiyeti bir kenara bırakarak rasyonel bir arayışa girdiği gerçeğidir.
Okur 02 Temmuz 2019 18:28
0
18:52 Rasyonel arayış varsa, eski hataları tekrarlayarak daha iyi bir sonuç beklemenin yerinde olmadığının farkedilmesi gerekir. Bu da günün koşullarının serinkanlı analizini, güncel sorunlara nesnel yaklaşıp kamuoyunda etraflıca, özgürce tartışarak halkın ortak sıkıntılarını hafifletecek yol bulmayı gerektiriyor. Soru “hangi parti” değil, „hangi soruna hangi çözüm” olmalı. Hülasa, tüm aidiyetlerin ortak sorunlarına odaklanılması, hiçbir aidiyetin de dışlanmaması gerek. Bu tüm siyasi çevreler için geçerli.
Muhafazakar kelimesine yüklediğimiz anlam sorgulanırsa buluşabilecegimiz ortak bir nokta tesbitine çaba sarfederek yokoluşu biraz erteleyebiliriz
Mikdat Karaalioğlu 30 Haziran 2019 20:42
1
Yokoluşu biraz erteleyebilmek? Çarpıcı bir tespit. Abdühamid'le yaşanan muhafazakar (ya da İslam cı?) tazyiğin, vulger materyalist bir Cumhuriyetle sonlandığı gerçeği, tarihi bir kıyas için çok uygunmuş gibi geliyor bana.
Okur 02 Temmuz 2019 18:46
0
20:42 Abdulhamit ile Cumhuriyet arasındaki dönemde yaşananları hesaba katmadan, 1920´lerin, 1930´ların dünyası ile bugünün dünyası arasındaki muazzam farkı gözününde bulundurmadan „tarihin tekrarı“ından bahsetmek gerçekçi görünmüyor. Gerek devletlerarası ilişkiler, gerek toplumsal koşullar ve talepler bugün çok farklı; günümüzün koşullarının tüm siyasi çevreler üzerinde yarattığı demokratik kurumlaşma baskısı çok daha büyük.
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 12:53
Miktad bey siz gerçekten ak partinin hukuk, insan hakları ve demokrasi konularında reformlar yapabileceğine inanıyor musunuz ? Yoksa, kendiniz inanmıyorsunuz da bizi mi inandırmaya çalışıyorsunuz ? Bir kurum ve onun yöneticileri kendilerine zarar verecek bir şeyi yapabilirler mi ?
Mikdat Karaalioğlu 30 Haziran 2019 20:44
1
Açıkcası ben de inanmakta güçlük çekiyorum. Ama bundan başka da bir çaresi olmadığını düşünüyorum.
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 10:35
Güzel bir pazar şakası : "temel meşruiyeti seçmene dayanan Erdoğan". :))))) İlahi yazar, kahkahalarla güldürdün beni. Mühürsüz zarflar, desem; atı (ç)alıp Üsküdar'ı geçmeler, desem; şaibeli (!) seçim kurulu başkanlarının sandıklarından partisi lehine çıkan oyları kabul ettirip, İMAMOĞLU lehine çıkan sonucu iptal ettirmeler, desem; hukuksuz bir şekilde oluşan belediye meclisi ile, sekiz yüz bin oy farkla seçilmiş belediye başkanını kuşatma girişimleri, desem. 7 Haziranda tecelli eden millet iradesini çöpe atma, desem. Daha sayayım mı ?
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 09:20
Muhafazakarları demokratik olmamakla, eleştirmemekle ve bunun gibi bir çok şeyle suçlamışsınız. Sayın yazar ülkede kaç tane demokratik, çoğulcu, eleştiriye açık, liderine kesin biat etmeyen kaç tane oluşum var? Söyleyin bizde bilelim. Ya da sizin yaşadığınız ülke nere ise orayı bilelim.
Mikdat Karaalioglu 30 Haziran 2019 20:46
0
Haklısınız muhafazakar olmayan kesim de de bir demokratik kurumlaşma ve kültürden söz etmek çok güç. Ancak bu ülkedeki muhafazakar kurumların demokratik yapıya dönüşmesi gerçeğini değiştirmiyor.
Takipci 30 Haziran 2019 08:54
Sn yazar, orta sinifla ilgili goruslerinizin dogru olmasini diliyorum. Rantla gelisen yeni bir orta sinifin olustugu bir gerçek, fakat bu konjonktorel bir azinlik, uretici olan gerçek orta sinif artik uzatmalari oynuyor...
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 07:12
Hastalık teşhisi budur işte....Ama tedavi zor artık.Yukarıdaki ve aşağıdakilerin ruhlarına işlemiş torpilden,normalleşen ahlaksızlıktan,para ve makam hırsından ,fanatik tarafgirlikten,kibir ve şımarıklıktan,suçlu ile masumların aynı kefeye konmasından,münafık tipli bürokratların ilgi görmesinden vb.kötü işlerin normal olarak görülmesinden vazgeçmek kolay olacakmı???
Mutlu Yücel 30 Haziran 2019 06:49
AKP den kopan %5 oyların içinde bir miktar da şu var. Devlet bütçesinin %87 si KİT ler tarafından hortumlanıyordu. Özelleştirilince, bu sefer muazzam rant muhafazakara doğru yön değiştirdi. Herkes atılan ulufeden pay kapmak için elini yukarı kaldırmış beklerken, pay alamayanlar bana da bir gün sıra gelir diye epey bekledi. Ama yatırıma gitmeyen kaynak sonsuz da değildi ve yukarı kalkıp bekleyen kollar yoruldu umut yok oldu. Vatandaşının bir kısmına rüşvet veren her kayırmacı düzenlerin sonu hep böyle son bulmuştur.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN