Back To Top
Endişeli Almanlar siyasetin rengini belirliyor

Endişeli Almanlar siyasetin rengini belirliyor

 - Son Güncelleme: 18.09.2017 Pazartesi 19:02
- A +

Alman siyasetini Türkiye ile yaşadığı kriz üzerinden okumaya meyilliyiz. Ancak bu krize neden olan atmosferi anlamak için Alman siyasetindeki değişimi iyi kavramak gerekiyor. Türkiye ile yaşanan krizin Alman siyasal partilerinin ortak gündemi haline gelmesi, yaşanan ciddi bir sorunun tam olarak kavranmasına  da engel oluyor. Yoksa asıl sorun tartışılamadığı için mi Türkiye bu denli yoğun gündem oluyor? Lafı uzatmadan konumuza gelelim. Aşırı sağcı AFD (Alternative für Deutchland. Almanya için Alternatif ) isimli partinden bahsediyoruz. Son kamuoyu yoklamalarına göre AFD Almanya’daki üçüncü siyasi güç haline geldi. İstatistikler partinin oy oranını yüzde 12 olarak gösteriyor. AFD, her ne kadar hükümette yer alma ihtimali olmasa da Almanya’nın siyasi haritasının rengini değiştirecek. Hatta ülkenin siyasi kodlarını değiştirecek demek de abartılı olmaz.

***

Almanya’da yaşanan Türkiye karşıtlığından beslenen ve bu karşıtlığı besleyen siyasi bir oluşumla karşı karşıyayız. Türk medyasında aşırı sağcı olarak tanımlanması ki, bu yanlış bir tanımlama değil, AFD gerçeğini tam olarak  anlamamızı biraz zorlaştırıyor. AFD söylemi ile aşırı sağcı bir resim veriyor. Ancak bu partiyi tehlikeli kılan görüşlerinden daha çok seçmenleri. Bu partinin seçmenleri daha önce kitle partilerine oy veren orta sınıf Almanlar. Asıl tehlike bu. AFD’nin seçmen profili SPD ve CDU kitle partilerinin seçmeninin ait olduğu sınıftan farklı değil. Yani AFD seçmenleri tahmin edildiği gibi sadece işsiz, fakir vs. kişilerden oluşmuyor.  Daha önce marjinal ve eğitimsiz bir kesim tarafından kabullenilen aşırı sağcı görüşler artık orta sınıf tarafından benimsenir hale geldi. Kitle partileri söylem bazında AFD ile aralarına mesafe koysa da, seçmen bazında bir mesafeden bahsetmek mümkün değil. Türkiye’deki referandum sonuçları sonrasında garip bir şekilde Türkiye’nin yüzde 50’sini kaybettiklerini söyleyen Alman kitle partileri AFD seçmeni hakkında hiç bir dışlayıcı ifade kullan(a)mıyor.

***

Almanya’da yaşanan yabancı düşmanlığının asıl tehlikeli yönü de orta sınıfa sirayet etmiş olan ırkçı, yabancı düşmanı eğilimler. Yani tehlike, ellerinde beyzbol sopası zenci kovalayan dazlaklar değil okullarda, iş yerlerinde, alışveriş merkezlerinde, bankalarda, poliste, hastanelerde, resmi dairelerde karşılaştığımız büyük bir kitle. AFD’nin oylarının yüzde 12 olması da bu noktada yanıltıcı olmamalı. Oylarını kitle partilerine veren, şüphesiz hepsi değil, büyük bir kesimin de Türkler ve İslam hakkındaki yıkıcı yargıları AFD seçmeninden büyük farklılık göstermiyor. Bu Almanya’da yaşayan Türkler’in günlük yaşamda karşılaştıkları dışlanmanın siyasi arka planı hakkında fikir veriyor.

Gözlemciler büyük bir sürpriz olmazsa CDU/CSU ile SPD arasında var olan koalisyonun sürmesini bekliyor. Düşük bir ihtimal olmakla birlikte CDU/CSU, FDP ve Yeşiller’den müteşekkil bir koalisyon da yapılan tahminler arasında. Ancak her halükarda AFD düşüncesi 24 Eylül sonrası Almanya’sında belirleyici bir rol oynayacak. Peki siyasi ve ekonomik olarak tarihin en parlak dönemini yaşayan Almanya’da orta sınıftan bu çapta bir mutsuzlar topluluğu nasıl çıkabildi? Akıl dışı bir kötümserlik hissiyatına sahip olan AFD nasıl oluyor da bu denli güçlü bir siyasi hareket haline gelebiliyor. AFD seçmenleri kesinlikle toplumun mağdurlarından oluşmuyor. Yukarıda da zikredildiği gibi orta sınıfa ait eğitimli insanlar. AFD bayrağı altında toplanmalarının sebebi ise ‚‘Endişeli Alman’ olmaları. Endişelerinin en önemli kaynağı ise yıllardır Alman medyasında gizli ya da açık şekilde pompalanan sözde Türk ve İslam tehlikesi. Mülteci sorunu hakkında aylardır süren bitmez tükenmez tartışmalar da AFD’nin oy patlamasında son nokta oldu. Okuyucularını ve izleyicilerini yıllardır ülkelerinin olağanüstü tehlikelere maruz olduğu şeklinde bir propaganda ile alarm durumunda tutan Alman medyası, bilerek ya da bilmeyerek AFD’nin hamisi oldu. Orta sınıfa sirayet eden aşırı sağcı söylemler, yaşam tecrübelerinden daha çok medyadaki karamsar söylem sayesinde gerçekleşti. Medyada pompalanan olağanüstü hal nedeniyle ortaya çıkan AFD’nin yine medyayı düşman olarak görmesi de başka bir paradoks. AFD seçmen çevrelerinde basından söz edilirken ‚‘Yalancı basın’ (Lügen Presse) kavramının kullanılması artık nerdeyse içselleşmiş durumda.

***

Aslında Türkiye-Almanya krizini bu açıdan da değerlendirmek gerekiyor. Yıllardır pompalanan bilgi kirliliği düşmansı atmosferin oluşmasında büyük bir rol oynadı. Belki sorunu tanımlamak adına bu teori tek başına yeterli olmayabilir. Ancak Türkiye ile ilişkileri düzeltmeyi düşünen bir Alman siyasetçi ya da kanaat önderi, karşısında aşılması hemen hemen imkansız bir medya duvarını bulacak. Almanya’da medyayı karşısına alabilecek bir siyasetçi bulunmuyor. Hele eski Cumhurbaşkanı Christian Wulf’un Bild gazetesi ile yaşanan polemik sonrasında makamını kaybetmesi hâlâ hafızalarda tazeyken. Şu anda merkezinde Türkiye ve Erdoğan düşmanlığı bulunan krizin en önemli aktörü hiç şüphesiz medya.

***

Aşırı sağ düşüncenin 24 Eylül’de yapılacak seçimlerle birlikte Federal Meclis’e girmesiyle, medyanın yıllardır pompaladığı öteki korkusu, ister istemez diğer kitle partiler tarafından da daha yoğun şekilde kullanılacak. Tam bir ‘kurt puslu havayı sever’ durumu. Türkiye-Almanya ilişkilerinde seçim sonrası koşullar zannedildiği gibi seçim öncesinden daha uygun olmayacak.

Alman siyasetinde son durum

ARD televizyonu tarafından son yapılan kamuoyu yoklamalarına göre CDU/CSU yüzde 37 oranında oya sahip, SPD bir puan kaybederek yüzde 20’ye düştü. AFD oylarını bir puan artırarak yüzde 12’ye çıktı ve üçüncü güçlü parti konumuna geldi. FDP’nin oyları yüzde 9,5, Sol Parti yüzde 9, Yeşiller yüzde 7,5 oranında oy aldı.

17-09/16/dfh.jpg

Farklı yorum ve açıklamalar olmakla birlikte Almanya’da kararsız seçmen sayısı yüzde 40 civarında tahmin ediliyor. Partiler, seçimlere 1,5 hafta kala propagandalarını arttırdılar. Ve kararsız seçmenleri kendi saflarına çekmeye çalışıyorlar. Ancak kararsız seçmenlerin tabloyu değiştirmesi büyük sürpriz olur görüşü hakim durumda.

Bu oranlara göre CDU/CSU ve SPD koalisyonu zor da olsa mümkün..  CDU/FDP ve Yeşiller koalisyonu bu noktada gündemde.

Seçimler ve Almanyalı Türkler

Yaklaşık 900 bin Türkiye kökenli Alman vatandaşı seçmenin bulunduğu Almanya’da genel seçimlere Türk adaylar da büyük ilgi gösterdiler. 598 milletvekilinin seçileceği seçimlerde 4 bin 828 adayın 92’si Türkiye kökenli. Türkiye kökenli adaylar en fazla 17 adayla Sol Parti’ye ve 16 adayla Sosyal Demokrat Parti’ye (SPD) ilgi gösterdi. Son genel seçimlerde 11 Türkiye kökenli aday meclise girmişti ama bu seçimlerde en az 15 Türkiye kökenli adayın bunu başaracağı tahmin ediliyor. Hamburg’dan aday olan Almanya’nın Uyumdan Sorumlu Bakanı Aydan Özoğuz ve Metin Hakverdi de Federal Meclis’e yeniden girmesine kesin gözüyle bakılan adaylar listesinde yer alıyor.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Endişeli Alman tanımı kritik olarak bir gazete de analiz konusu olmuştu.Analiz de Alman'ların stabil ekonomilerinin Merkel döneminde iyi olduğu endişe nedeni varolan sorunlar mülteciler vs. yanında ekonomi kaynaklı yazıda belirtildi.Geçerli bir durum Almanya sosyal devlet anlayışı ile atıl insan yükünü-((gücünü(!)çünkü çalışma dünyasına yerleştiremiyor))- bu devlet politikası ile toplum düzeni kısmen sağlanmaktadır.Bu topluluk oranı arttıkça ekonomi duzen için sorun görmekteler.Endişe tanımı Alman karakteri için uzak bir kavram gibi.. Disiplin kontrol hedefinde Alman karakteri Alman iradesi dışındaki davranışların ekonominin toplumun gelişmesine kayıtsız kalmak istemiyor..
KARAR OKURU 17 Eylül 2017 22:24
Güzel analiz . Masanın iki tarafından bakmak
KARAR OKURU 17 Eylül 2017 13:45
Böyle objektif ve tutarlı analizlere muhtacız. Basınımızda neden çok çok az böyle yazı ve değerlendirmeler...
KARAR OKURU 17 Eylül 2017 11:33
Güzel bir analiz. AFD'nin orta sınıflardan oy almaya başlaması, sadece bazı orta sınıfların medyanın dolduruşuna gelmesinden mi kaynaklı? İslamcı terör, Ortadoğu'da yaşananlar, Erdoğan'ın antibatı söyleminin etkisi nedir? Bana öyle geliyor ki Ortadoğu'daki İslamcı akım, Avrupa ile Ortadoğu'nun birbirinden kopması için elinden geleni yapıyor, başarılı da oluyor. Bunun sebebi ise Ortadoğu'daki rejimlerin, Avrupa'dan Ortadoğu'ya yayılan evrensel değerler karşısında savunmasız ve dayanıksız olması. Ortadoğu tiranları ve oligarşileri iktidarı kaybetmekten korkuyor.
KARAR OKURU 19 Eylül 2017 15:44
0
Alman başını bu ISID belası vb. Çıkmadan önce de hep turkiye ve turkler aleyhine yazilarla doluydu. Neden bilmem almanyadaki turk varligini bir turlu iclerine sigdiramadilar. Alman basınının bu tek yanlılığı veya ırkçılığına karşı birşeyler yapmak lazım. Uluslararası basın kuruluşları insan haklari vb. Örgütlerine vs. Bunların yanlı ve ırkçı örnekleriyle başvurup aleyhlerinde kararlar aldirilmaya çalışılmalı bence.
KARTAL GÖZÜYLE 19 Eylül 2017 22:14
0
Breh, breh, Breh. Onun için mi, alman Ekonomi ve dıșișleri bakanları Türkiye'yi es geçerken, o bahsettiğiniz tiranları ve oligarșları sıkça ziyaret ediyorlar.
KARAR OKURU 17 Eylül 2017 05:36
Güzel mantıklı ve yol gösteren bir analiz
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN