Sadece bizim olan günler ve saatler…

Toprak bölüşüldü. Dağlar, nehirler, denizler ve gökyüzü de bölüşüldü. Daha doğrusu güçlü olan görülür görünmez çitler çevirdi her birinin etrafında. Ondan izinsiz yol almak hayal kurup hayat çatmak neredeyse imkansız. Öylesine çok hammaddeye, insan gücüne, suya, madene ihtiyacı var ki bu iştahı hiç dinmeyen canavarın, durmaksızın üretip satması gerekiyor. Kimin evinde bir çift yumurta varsa bacadan girip ona el uzatıyor. Ülkelerin, sınırların, dillerin ve kendi dini dışındaki inançların yaşama hakkı yok. Zaten yaşamayı hak etselerdi yer değiştirmiş olurduk, güçlü onlar olurdu sevdasında. Güç bende ise bu tesadüf olamaz diye düşünüyor. Benim aklımın, emeğimin, kutsiyetimin sonucudur. Çocukların ölmesi, kadınların acı çekmesi, doğanın yağmalanması sadece gereksiz birer zırıltıdır. Mutlak ve sınırsız egemenliğimin önünde ben bile duramam. Eğer varsa bir iddianız çıkın karşıma. Vuruşalım, yarışalım, kimin bileği daha güçlü görelim, diyor durmadan.

Kuşun canı bir lokmacıktır. Fil onca dayanıklılığına rağmen gün gelir yıkılır. Değme canlının aşamayacağı çölü susuz kalarak geçen deve diz üstü çöker yolun sonunda. Aslanın yaşlı gözlerindeki sönük fer timsahın bir elektrik balığı marifetiyle çırpınmasıyla birleşir. Dev ağaçlar içten çürüyüp yere düşer. Yer depremle yarılır. Deniz rüzgarın elinde yaramaz çocuk misali hırpalanır. Tabiatta hemen her şeyin bir sonu ve sınırı vardır. Ve hemen her son ve sınır başka canlının dengesini kurup hayatta kalmasına yarar. Sular gerektiğinde ters akar, denizler geri çekilir, dağ önce düzleşir sonra uçurumun eteği olur. Bütün bunlar olur olmasına da bedeninde sadece kan pompalamayıp evrene kafa tutan kalp sahibi insan denilen bir varlık vardır. İşte o gelir, bozgunu başlatır.

Daha düne kadar her yerde ve her fırsatta öğünüp duruyordu o zaferleriyle. Sadece bilgi ve teknolojide değil düşünce ve sanatta aldığı mesafeyi dillendiriyordu. Haksız da değildi. Hele şu yarım asırda olup bitenler düşünüldüğünde katedilen mesafe olağanüstüydü. Felsefede, edebiyatta, sinemada hemen her dalda yapılamayan yapılmış, yazılamayan yazılmış, çizilemeyen çizilmişti. Şimdi oturup bunların meyvelerini toplamanın insan erdeminin gerektirdiği huzuru yaşamanın günüydü. Daha sağlıklı, konforlu, kadının, çocuğun, erkeğin en üst değerlerle korunduğu bir toplum örüntüsü oluşturulmalıydı. Hak hukuk yerini bulacak, kurulacak kurumlarla dünyanın her yerine yardım edilecekti. İnsan yeterince ölmüş insan yeterince acı çekmişti geçmişte.

İdealler ulaşılması çok zor olsa bile sonuçta insanları ve toplumları ayakta tutar. Bir çeki düzen ölçüsü, aynası, göstergesidir idealler. Doğası gereği her idealizm uğruna adanacak kişiden bazı şeyler bekler. Niteliğin süzgecinden geçmeyen hemen hiçbir değerin kıymeti yoktur onun nezdinde. Kişi idealleri uğruna çalışıp didinecek, uykusuz kalıp ızdırabın zevkini tadacaktır. O altın vakit gelecek ve her yanda insan olmanın ışığı parlayacaktır. Özgürlüğün sınırlarının zorlanması, aklın ve ruhun şişirilip patlatılması bu sebeptendir. Dizlerindeki dermanı gelecek günler için tartmayanlar yücelikten de söz edemezler. Aklın şafağı günü gelince her yerde atacaktır. Söz buna ayarlıydı, nefesler bunun için alınıp veriliyordu.

Umulurdu ki bütün bunlar olsun ve insan her sabah haydutların nereye göz dikecekleri korkusuyla uyanmasın. Kitleler afyon yutmuşçasına sanki başka bir zamana sürüklenmemişiz gibi önlerine bakıyorlar. Birkaç uyanık ve vicdanlı ülke ve ulus hariç herkes kendi hesaplarının derdine düşmüş durumda. Oysa görünen çok açık. Bu yeni iştah bu kötülük organizasyonu hemen hiçbir değeri kabul etmiyor. Ne insanlığın ortak mirası umurunda ne de değerler. Onun bir yeri işaret etmesi onu arzulaması ve hüküm vermesi yeterli. Her yer kuyruğundan birbirine öylesine bağlanmış ki ayakları hareket etse de ilerleyemiyorlar. Dünyanın çevresi kuşatılıyor ve içerinin harareti yükseltiliyor.

Geçmişte sadece bizim olan günler ve saatler vardı. Onlar mahallemizin girişinde yaz başı kurulan karpuz sergileri gibi gece bile umut verirdi. Şimdi insanın elinden sadece ona ait saydığı günler ve saatler çalındı. Kimse kendi adına bir gelecek planı yapamaz. Başına buyruk oradan buraya kımıldayamaz. Bir umutsuzluk veya karabasan tablosu değil. Gerçeğin en berrak hali. Eğer varsa bir uyanış imkanı öncelikle bu gerçekliğin doğru okunmasına bağlı. Yeni dünya insana ve toplumlara vazgeçemeyeceği şeylerin ilahiyatını dayatıyor. Çünkü onları kendi elinde tutuyor. Bir an bile vazgeçme ihtimalini canlandıracak hayat hakkı tanımıyor. Kendi büyük mülkiyetinden sıçrattığı kırıntılarla ötekilerin hayatta kalmasını istiyor. Yerel bileşenlerle kurduğu ebedi ortaklıklarla da duygusal bir hat oluşturuyor. Her gün gürleyip konuşanlarla onları alkışlayanların fotoğrafına bakıldığında daha netleşiyor manzara. Sis dağılıyor.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.