Fon soygunu başka evrende mi gerçekleşti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan görev süresinin uzunluğu ile hem Cumhuriyet tarihinde hem de küresel olarak çok partili sistemlerde kendisine özel bir yer edinmiş durumda. Mustafa Kemal Atatürk 29 Ekim 1923’ten ölümüne kadar 15 yıl 12 gün Cumhurbaşkanı oldu. Erdoğan bugün itibarıyla şimdilik 12 yıl 1 ay 24 gündür aynı koltukta. Başbakanlığı da eklediğinizde 23 yıl yedi ay. Hele son dönemde evlilikler bu kadar uzun sürmüyor.

Küresel örneklere bakıldığında da Japonya’da olduğu gibi daha uzun süre iktidarda kalan partiler var ama yerleşik demokrasilerde bir kişinin uzun iktidarı çok istisnai. Almanya’da Helmut Kohl ve Angela Merkel 16 yılda kaldı.

Zaten adı gerçekten demokrasi olan bir ülkede birçok sebeple bunun bir sınırı var. Ya hukuki ya da siyasi performans sebebiyle tek bir kişinin iktidarı bir yerde bitiyor. Erdoğan da zaten sistem değişikliği ile rekabetçi/seçimli otoriterlik üzerinden Türkiye’yi başka bir kulvara taşıdı. Bundan sonra kendisinin görev süresinin uzunluğunu Putin (başbakanlık, cumhurbaşkanlığına vekalet ve devlet başkanlığı ile 27 yıl) gibi isimlerle karşılaştırmak gerek. Aliyev’in cumhurbaşkanlığı da 23 seneyi geçti. Erdoğan muhtemelen bundan çok rahatsız olmayacaktır. Ülkenin Rusya ve Azerbaycan ile aynı ligde olmasına seçmen ne der emin olmak zor.

Erdoğan’ı ayrıcalıklı kılan sadece görev süresi değil. Ülkeyi yönettiği süreç içerisinde toplumun sarsıcı bir dönüşüm geçirmesini de sağladı. Kendisiyle birlikte tabanını, o tabanla birlikte de karşı kamptakileri dönüştürdü. Toplumsal dönüşümleri tek bir kişinin elindeymiş gibi okumak yanlış. Memleketin son 23 yılında olan biteni de sadece Erdoğan prizmasından okumak doğru değil en azından ciddi biçimde eksik. Ancak siyasi liderlerin cemaat lideri gibi zihinleri şekillendirebilen güçlü figürler olduğu Türkiye’de üstüne bir de karizmatik ve sürekli bir liderlik çok derin etkilerde bulunuyor.

Cumhurbaşkanı’nın en büyük ayrıcalığı, üzerinde çok büyük kontrolü olduğu devlet mekanizmasının ve siyasetin ürettiği sonuçlar seçmen nezdinde olumsuz algılansa da en azından tabanı tarafından sorumluluğun Erdoğan’a mal edilmemesi. Erdoğan’ın genelde rasyonel davranması öngörülen seçmen açısından kimlik ve lider bağımlılığı ile parti genel başkanından öte bir konumu var. Uzun yıllardır takip edilen seçmen davranışlarında normalde başka bir siyasi figürün dayanamayacağı sarsıntıların Erdoğan’a kimi zaman değmeden geçmesini açıklamak başka türlü zor.

Bunun son örneği toplam maliyetinin ne kadar olduğunu öngörmenin zor olduğu fon krizi. Çok sınırlı sayıda kişinin sıradan para kazanma dinamikleri ile açıklanamayacak ölçüde büyük kârlar elde ettiği sistemin arkasında doğrudan ya da dolaylı olarak Erdoğan’ın tercihleri belirleyici. Cumhurbaşkanı kendisi dolandırıcılık yapılsın diye bir sistem inşa etmemiş olabilir. Ancak dolandırıcılık faaliyetini gerçekleştirenler, seyredenler, denetlemeyenler, mekanizmasını kuranlar, sistemden para kazananlar neredeyse tümüyle Cumhurbaşkanı’nın atadığı, doğrudan ya da dolaylı olarak onun iradesi sonucu bulunduğu yere gelen isimler. Normal şartlar altında herhangi bir şirkette benzer bir sorun yaşansa o kişinin bir gün daha o koltukta oturmaması gerekir. Ama sorumluluğu olanların çoğu, birkaç görevden alma dışında, hala yerinde.

Dünkü grup toplantısında ise fon krizi başka bir siyasi irade evreninde gerçekleşmiş, kendisi ise sadece sonuçları ile muhatap bir lider konuşması vardı.

“AK Parti, sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir. Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa ‘yanlış’, doğruya ‘doğru’ diyen bir seçmenimiz var. … Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz.”

Aslında SPK, BDDK ve diğer tüm kurumların başına atamalar cerrah titizliği ile yapılsa idi fon dolandırıcılığı diye bir gündem de olmayacaktı. Erdoğan’ın bir yanda muhafazakâr kesimden gelen ve başka zaman olsa affetmeyeceği eleştirileri sahiplenerek gerilimin üstüne çıkması krizin derinliğinin farkında olduğunu gösteriyor. Diğer yanda ise “Devlet yönetiyoruz, devlet” ifadesi başka kürsülerden kullanılmış gibi meselenin kaynağını anonim ve adressiz bırakması bugüne kadar tabanı ile biriktirdiği hukukun kendisine tanıdığı bir ayrıcalık.

Fon dolandırıcılığının ağırlığı altında “bunun mutlaka iktidara maliyeti olmuştur” ön kabulü ile AK Parti’nin kaç puan eridiğini konuşanlar, birkaç ay sonra kullanıma sokmak üzere “Reis müdahale etti, toparladı” değerlendirmelerini bir kenarda bekletiyorlar olsa gerek. Son üç yılın oy hareketleri iktidarın bugünleri de atlatacağının işaretlerini veriyor. Haksız çıkmayabilirler.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.