Güven kaybı?
Dün TBMM'de düzenlenen Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Toplantısı’nı izledim. Ayrıntılara geçmeden önce baştan belirtmek isterim… Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili özellikle de liderliği ile ilgili onca yazı yazdım ve ilk defa dün kendisini canlı canlı izledim. Ve gördüm ki öncesinde yazdıklarım ile izlediklerim bire bir örtüşüyor.
Bu noktada Erdoğan’ın ‘güçlü hitabeti’ şu anki liderlerin hiçbirinde yok doğrusu… Ya da ‘teşkilatçılık özelliği’ kendisi de sahadan geldiği için çok önemli bir avantaj.
Bir taraftan da dirençli ve sözünü sakınmayan bir lider... Bu özelliğin MHP lideri Devlet Bahçeli’de de olduğu düşüncesindeyim.
En önemlisi de Erdoğan’ın yıllar içinde milletle kurduğu duygusal bağ, siyasi yeteneği, milletin onda var olduğuna inandığı özellikler Erdoğan’ın karizmatik liderliğinin kaynağını oluşturmuştur.
Erdoğan’ın liderlik özellikleriyle ilgili olumlu birçok yön olmasına rağmen son dönemde bu özelliklerden bazılarının yara aldığı belirtilebilir.
Açıkçası Erdoğan’ın meşruiyet temelinin ‘millet’ olması onun en güçlü tarafıdır. İşte tam da bu noktada meşruiyet temelinin gün geçtikçe zayıfladığı düşüncesindeyim.
Şimdiye kadar Erdoğan kazandığı seçimlerle birlikte güçlü bir meşruiyet temeli ile liderliğini olumlu anlamda pekiştirmiştir.
Yalnız son dönemde muhalefetten belediye başkanlarının ya da milletvekillerinin AK Parti’ye geçmesi yukarıda belirttiğim meşruiyet kavramını olumsuz yönde etkilediği söylenebilir.
Yani seçmene rağmen, bir anlamda millete rağmen yapılan bu geçişlerle birlikte duygusal bağın da olumsuz yönde etkileneceği belirtilebilir.
Nihayetinde bu geçişler alttan alta güçlü bir duygu birikmesi de oluşturabilir, bir anlamda tüm bu adımlar ters tepebilir.
Örneğin İzmir Belediye Başkanı AK Parti’ye geçti diye İzmirliler de AK Partili mi oluyor?
Bu geçişler seçmenin duygularını daha da keskinleştirebilir, zira millete rağmen atılan bir adım var burada. Yani ‘millet ne derse o’ söyleminin tam tersi bir fotoğraf ile karşı karşıyayız denilebilir.
Diğer bir konu da günlerdir ülke gündeminden düşmeyen fon dolandırıcılığı meselesiyle ilgili 8 Ekim tarihli yazımda AK Parti seçmeninin duygusal bağlantısında ciddi kırılmalar yaşandığı belirtilebilir demiştim. Bir anlamda seçmenin güven duygusunda da zedelenme yaşanıyor demiştim.
Şimdi de seçmenin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la olan duygusal bağlantısında kırılmaların yaşandığı ve yaşanacağı belirtilebilir diyorum. Zira birkaç gündür yoğun şekilde sahada AK Partililere fon konusunda sorular sordum. Seçmendeki öfke duygusu kartopu gibi katlanarak büyümeye devam ediyor.
Ve gördüğüm sahada bu konuda sorumlularla ilgili hesabın sorulmadığı düşüncesi hâkim.
Örneğin bir amcamız ’65 yaşındayım, emekliyim, ama kazancım insan gibi yaşamaya yetmediği için çalışmaya devam ediyorum. Ben bu halde çile çekerken birileri haksız kazançlarına kazanç eklemiş. Hak mı bu? Bunun bir hesabı olmayacak mı? Reis neyi bekliyor?’ dedi.
Yukarıda ‘Erdoğan’ın meşruiyet temelinin ‘millet’ olması onun en güçlü tarafıdır’ diye belirttiğim bu cümleyle ilgili olarak; fon meselesiyle birlikte yer yer yaşanan güven kaybı neticesinde meşruiyet temelinin yara aldığı söylenebilir.
Diğer taraftan bu dönemde muhalefet partileri daha güçlü bir şekilde alternatif oluşturabilse, millete güçlü bir siyasal duruş geliştirebilse kendileri için fırsat pencereleri açılabilir ve fakat şu an böyle bir güçlü duruşu gördüğümü söyleyemem.
Yine dönüp dolaşıp ya Erdoğan konuşuyoruz ya da Bahçeli konuşuyoruz.
Bahçeli demişken geçen hafta MHP’nin Grup Toplantısı’nı da takip ettim. Bu noktada Bahçeli kalabalıkları Erdoğan gibi peşinden sürüklemiyor olabilir, yalnız Türk siyasetinin kritik anlarında belirleyici olan, stratejik hamleler yapabilen bir lider. Ve yılların tecrübesiyle, birikimiyle partisindeki o güçlü hâkimiyeti hemen hissediliyor.
‘Yürütmede Erdoğan yasamada MHP’ sözünü partililere sorduğum da hemen hemen Bahçeli’nin bu konuda belirttiği cümleleri cevap olarak dinledim. Bu noktada partinin disiplinli yanı hemen fark ediliyor.
Tekrar AK Parti’nin Grup Toplantısı’na bakacak olursak… Fark ettiğim bir konu da partililerin motivasyonunu düşük bulduğumu vurgulamak isterim.
Kulis bilgisi olarak edindiğim bilgi ise AK Partililerin genel olarak fon meselesinden rahatsız olduğu yönünde.
Özetle; Meclis koridorlarına yavaş yavaş alışırken her yandan bilgi aktığı belirtilebilir.
