Kötülüğün sıradanlığı, pornografik kötülük, adalet

Uluslararası Adalet Divanı’nın normalde 15, Gazze davası için davalı ve davacı tarafların atadığı birer ilave isimle 17 hâkimden oluşan heyeti mahkeme salonuna girerken İsrail ve Filistin tarihteki ender eşit anlarından birini yaşıyordu.

İsrail’in görevlendirdiği mahkeme heyeti, hemen sağlarında Güney Afrika tarafından oluşturulan heyet, arkalarında Türkiye’nin Lahey Büyükelçisinin de aralarında olduğu ve onları destekleyen isimler, çoğunun boynunda Filistin atkıları ile hep birlikte ayakta mahkeme heyetinin yerine geçmesini beklediler.

Jeopolitik ve küresel siyasetin aciz kaldığı, hukuk kavramının ise can yakıcı sorunlara adalet getirme umudunu taşıdığı nadir anlarından biri idi. Hele de mahkemelerin adamına göre yargı dağıtığı ülkeler için.

7 Ekim’den bu yana ABD ve Avrupa’nın koşulsuz ya da bazıları ürkek ama net desteğini almış İsrail temsilcilerinin iddialara karşı kendilerini savunmak için geliştirdikleri argümanları dinlemek bile salondaki eşitlik fotoğrafının gölgesi altında daha katlanılırdı.

Her şeyden önce Güney Afrika, böylesi cesur bir adım atarak insanlığın vicdanı, sessizlerin sesi, kimsesizlerin kimsesi olmanın bu iddialı tabirleri kendisine kullanışlı slogan yapanların değil bunun gereğini yerine getirenlerin hakkı olduğunu göstermiş oldu.

İsrail’in Filistinlileri ikinci sınıf insan, hatta kendi tabirleri ile insanlıkdışı hayvanlar olarak tanımladığı ve ülkenin hâkim kesimi olan Yahudilerin ayrıcalıklı üstün sınıf olarak kodlandığı yönetim sistemine adını veren apartheid rejiminin kaynağı Güney Afrika.

Beyazların ayrımcı politikalarına karşı siyahilerin ısrarlı bir direnişiyle zafer kazanan Güney Afrika kurulduğu günden bu yana Filistin davasını destekliyor.

Ülkenin efsanevi lideri Nelson Mandela’nın Aralık 1997’de Uluslararası Filistin’le Dayanışma Günü’nde yaptığı bir konuşmadaki ifadeleri aradaki bağı net bir şekilde ortaya koyuyor.

“Bizim özgürlüğümüz, Filistin özgür olmadan yarım kalmaya mahkumdur. … Hepimiz Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına kavuşması, bölgede barış, güvenlik ve dostluğun hâkim olması için daha çok çalışmak zorundayız.”

Mandela konuşmasında Orta Doğu’daki Filistin düğümünün çözülmesi için gücü elinde tutan devletlere, uluslararası kuruluşlara baskı yapmak gerektiğini de söyledi. O konuşmadan 27 yıl sonra o sözün gereğini yerine getirmek; Filistin meselesini ulus inşa sürecinde istismar eden sonra da unutan Arap rejimlere, içerideki gündemi örtmek için Filistin adına mangalda kül bırakmayan Müslüman liderlere ya da Batı adına dünyaya adalet ve değer dağıtan “medeni” yönetimlere değil Mandela’nın ülkesinin yöneticilerine düştü.

Lahey’deki duruşmaların sembolik önemi var. “Soykırım” tabirinin hukuki çerçeve kazanmasının ana sebebi Holokost’un mağduru Yahudiler iken bu sefer aynı suçla yargılanan Yahudi devleti İsrail.

Bir dönem tarihin en karanlık katliamlarından birini yaşayan Yahudi toplumu bu sefer aynı suçu işlediği suçlaması ile hâkim karşısında.

Almanların nasıl olup da kendilerine verilen sıradan bir görev gibi milyonlarca Yahudi’yi gaz odalarında öldürebildiğini “Kötülüğün Sıradanlığı” isimli kült eserinde anlamaya çalışan Hannah Arendt duruşmaları izlese ne düşünürdü?

Kitabın üzerine kurulduğu Nazi subayı Adolf Eichmann mahkemede; kendisine verilen emirlere uymaktan başka bir şansının olmadığını, kanunları uyguladığını, emirlerin içeriğinden sorumlu tutulamayacağını iddia etmişti.

Bugün Gazze’de İsrail askerlerinin yaptıkları ise kötülüğün sıradanlığını aşıp pornografik kötülüğe evrilmiş vaziyette. Netenyahu yönetiminde olmakla birlikte İsrail siyasetinin kolektif olarak sahiplendiği katliam politikası içeriğinin, sonucunun, anlamının ne olduğu en ince detayına kadar bilinerek uygulamaya konuluyor.

Öyle ki, Gazze’deki İsrail askerleri sadece Filistinlileri öldürme emrine uymakla kalmıyor savaş alanında aldıkları kayıtlar ile işlenen kötülüğe pornografik bir teşhir boyutu katıyor.

Öldürecek bebek kalmadığı için Filistinli çocuk aradığını söyleyenlerden, öldürdüğü Filistinlileri teşhir edenlere, bir binayı imha etme görevini şarkılarla kutlayanlardan tüm Filistinlileri öldürmek ve Gazze’yi dümdüz etmekten başka amaçlarının olmadığını ilan edenlere kadar İsrail ordusu kötülükte başka bir seviyeye geçmiş durumda.

Altına gururla imza atılan vahşetin bu yolla küreselleşmesi ile oluşan tepki ise 6 milyon Yahudinin sistemli bir şekilde öldürülmesinin yarattığı dehşetle yarışıyor.

Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın geçici kararlar dışında bir sonuca ulaşması belki yıllar alacak.
İsyan etmekten, sokağa çıkmaktan, çocuğunun yüzüne bakmaktan, onu hiçbir şey yokmuş Filistin’de çocuklar öldürülmüyormuş gibi sevmekten utanmaktan başka yapacak bir şey bulamayanlar ise Lahey’de yargıçların önünde hesap vermeye çalışan İsrail’i görüp zerre miskal de olsa teselli buluyor.

YORUMLAR (12)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
12 Yorum