Dış güçler Türkiye’ye saldırıyor mu?

Büyükelçiler AİHM kararlarının uygulanması için Dışişleri Bakanlığı’ni ziyaret ederek görüş bildirselerdi bu kadar sorun çıkmazdı. Ama diplomatik nezakete aykırı toplu açıklama yapmaları, dozu tartışılabilir olsa da Ankara’nın haklı tepkisini çekti.

Sorun “monşerlerin” ustalığıyla çözüldü. Diploması böyledir, soruna bir çözüm getirilir ve kamuoyuna bütün tarafların kabul edeceği ‘lastikli’ bir metin açıklanır…

Diplomaside buna “face saving” derler, durumu kurtaran, yüzünü yer etmeyen bir metin.

Büyükelçiler “Viyana Sözleşmesi'nin 41. maddesine riayet etmeyi teyit ederiz" diye açıklama yapıtlar yani Türkiye’nin iç işlerine karışmamak... Ankara memnun…

Öbür taraf ise ABD üzerinden açıklama yaptı, insan haklarıyla ilgili açıklamanın “41. Madde ile tutarlı” olduğunu yani içişlerine müdahale sayılmayacağını söylediler, Batı medyası Erdoğan’ın geri adım attığını diye yazdı.

YEDİ DÜVELE KARŞI

Bu kriz çözüldü fakat turpun büyüğü heybede: Bakanlar Komitesi 30 Kasım toplantısında Türkiye’nin AİHM kararlarına uymamasını görüşecek ve Türkiye er geç AİHM kararlarını uygulayacak.

Keşke iktidar hiç bunlara sebebiyet vermeseydi…

Hamasetle politika yapmak sorunların büyümeden çözülmesini zorlaştırıyor. Bunun bir örneğini, CB sistemi referandumunda 2017 Mart’ında yaşadık… Hollanda ve Almanya, oradaki Türk vatandaşlarına toplantılarla CB sisteminin propaganda edilmesine izin vermedi.

Erdoğan’ın “bunlar Haçlı ittifakı… Nazi sizsiniz… Merkel sana yazıklar olsun… Merkel’e oy vermeyin… AB’a ihtiyacımız kalmadı” gibi çok sert çıkışları o süreçtedir.

Halbuki iktidarın kendisi 2008’de Seçim Kanunu’na “yurt dışında seçim propagandası yapılamaz” diye bir madde etkilemişti. (Madde 94/A)

Bu maddeyi gerekçe gösterip krizi hemen söndürmek mümkündü ama “yedi düvele karşı mücadele” tercih edilmişti. O zaman anketler bunun birkaç puan kazandırdığını yazmışlardı. CB sistemi yüzde 51.4 oyla kabul edilmişti…

TÜRKİYE’NİN VARLIĞI TEHLİKEDE Mİ?

Büyükelçiler krizi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün yaptığı açılamada Türkiye’nin Afrika’da attığı adımların “sömürgecileri rahatsız ettiğini” söyledi. Mustafa Kemal Paşa’nın Eskişehir savaşında yenilen ordumuzu Sakarya’nın doğrusuna çekmesini anlatırken Nutuk’ta ifade ettiği “hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır” sözünü tekrarlayan Erdoğan şöyle konuştu:

Türkiye diye bir devletin, Türk milleti diye bir milletin bırakınız sahip oldukları gücü ve imkanları, varlığına bile tahammülü olmayanlar bugün de boş durmuyor…

Türkiye’yi böyle göstererek yatırım getirebilir miyiz?!

Türkiye’nin elbette ağır sorunları var; bunlar rasyonel çözümler ve rasyonel diplomasi gerektiren sorunlardır.

Fakat Türkiye varlığı tehlikeye girmiş, bekası tehlikeye düşmüş bir ülke değildir. Böyle olsaydı bile çözüm yolu yedi düvelle çatışmak değil, dostları çoğaltan, düşmanları azaltan bir rasyonel diplomasidir.

Nitekim Mustafa Kemal Paşa Sakarya ile Büyük Taarruz arasındaki dönemde İtalya ile Fransa’yı nötralize etmiş, İngiltere’yi yalnızlaştırmış, Yunanistan’ı desteksiz bırakmış, öyle Büyük Taarruza kalkmıştır. Bu konuda benim “Türk’ün Ateşle İmtihanı” adlı kitabıma bakabilirsiniz.

Biz ise Mısır’ı bile Yunanistan’ın yanına itmedik mi?

220 MİLYAR DOLAR

Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye'nin 2003 yılından beri yaklaşık 220 milyar dolar uluslararası doğrudan yatırım çekmeyi başardığını” söylemiştir. (AA 22.6.2021)

Şimdi, dış güçler Türkiye’deki 220 milyar dolar yatırımlarını batırmak için mi ekonomimize saldırıyor?!

Türkiye’nin dış borcu 448.4 milyar dolardır. Şimdi Türkiye borcunu ödeyemez duruma düşsün diye mi saldırıyorlar?!.

Türkiye’yi yıkmak istiyorlarsa bu kadar parayı niye verdiler?

Erdoğan yatırım yapmaları için Londra’lara gitmedi mi?

Amerikan şirketleriyle görüşüp yatırım çağrısı yapmadı mı?

Türkiye’de doğru politikalar 2002-2012 arasında kişi başına gelirimizi 3 bin dolardan 12 bin dolara çıkardı. Bugün iktidarın övündüğü her şey o dönemin eseridir.

Ama 2011’den itibaren ve CB sisteminde ağırlaşan yanlış politikalar ve dış politikadaki eksen kaymasının faturası kişi başına gelirimizin 8 bin dolara düşmesi, dış politikada da yalnızlık oldu.

Vatanımızı yükseltmenin, gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmanın yolu rasyonel politikalar, kurallı piyasa ekonomisi ve hukukun üstünlüğüdür.

YORUMLAR (164)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
164 Yorum