Merkez Bankası’nın sorunu

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın Ahmet Hakan’a yaptığı açıklamalar büyük ilgi gördü. Ekonomi yazarları ve Merkez Bankası uzmanlığına sahip iktisatçılar tarafından eleştirildi.

MB eski başkanı Durmuş Yılmaz, “Merkez Bankacılığı ile ilgisiz sorular ve kabul edip ilgisiz yanıtlar” diye yazdı.

Fed tecrübesine sahip iktisatçı Prof. Selva Demiralp’e göre “Merkez Bankası iletişiminin iyileşmeye başladığına dair umutlanmaya başlamışken gelen bu röportaj talihsizlik olmuş”tu. “Bağımsızlığını derinden sorgulatan, geride kaldığını umduğumuz emir komuta zinciri ile para politikası yapıldığı anlayışının canlı olduğuna dair ipuçları” var bu röportajda.

Bu eleştiriler dikkate alınmalı. Erkan, siyasi otorite ile ilişkilerinde bağımsızını gösterecek tavırlarla piyasalarda güven kazanır.

Ben bu yazımda Merkez Bankası’nın bağımsızlığının önemini yazacağım. Yıllardan beri iktidara karşı Merkez Bankası’nın bağımsızlığını savunduğum gibi “Laf Dinlemedi” adlı kitabımın da konusu budur.

NACİ AĞBAL VE SONRASI

Ben mülakat yapsam Sayın Erkan’a şöyle bir soru sorarım:

“Yatırım sermayesinin gelmesi neden gecikiyor? Uygulanmakta olan ortodoks politikaların ne kadar süre devam edeceği konusunda tereddütler var, ne dersiniz?”

Evet piyasada, yatırımcılarda böyle tereddütler var. Ya cumhurbaşkanı yeniden “faiz sebeptir”e yönelirse?.. Veya heterodoks müdahalelerde bulunursa?...

Bu mesele Merkez Bankası’nın bağımsızlığıyla birebir ilgilidir. İktidarın politika değiştirmesiyle, hatta iktidarın değişmesiyle bağımsız merkez bankalarının para politikaları değişmez, değişmemektedir.

Ama bizde CB sisteminde Cumhurbaşkanı’na, istediği an Merkez Bankası Başkan ve yönetimini değiştirme yetkisi verildi… Naci Ağbal’la ortodoks politika, sonra Nebati ve Kavcıoğlu ile enflasyonist büyüme politikası, sonra Şimşek ve Erkan’la ortodoks politika…

Cumhurbaşkanı, dünyada emsali olmayan böyle bir yetkiye sahip olduğu için Şimşek-Erkan ikilisinin ne kadar devam edebileceği ve yetkilerinin sınırı konusunda “hukuki” belirsizlik var. Sadece sözlü kararlılık beyanları mevcuttur.

Evet, Şimşek-Erkan ikilisinin ortodoks politikaları IMF, Dünya Bankası ve derecelendirme kuruluşlarınca takdir ediliyor. Sıcak para akışı başladı ama yatırım gelmiyor. Çünkü…

YA YİNE DEĞİŞİRSE?..

Bakan Şimşek’in yatırım sermayesinin gelmesi için zaman gerektiğini belirten konuşmaları var. (25 Ekim)

Sıcak para yükselen faizden kârını almak için geliyor. Yatırımın gelmesi ise önümüzdeki yılları öngörebilmesine bağlı. Ortodoks politikalar önümüzdeki yıllarda da devam edecek mi?!

Merkez Bankaları zaten siyasi gelgitlerden etkilenmesin diye bağımsızdır. İktisatçılar Finn Kydland ve Edward Prescott bu tezleriyle Nobel ödülü aldılar.

Türkiye’de 2020’den bu yana üç Merkez Bankası başkanı değiştirildi, politikalara güven sarsıldı. İşte yatırım gelmiyor.

Bir ay önce Financial Times, Türkiye’de Merkez Bankası başkanlarının sık sık değiştirildiğini hatırlatarak bu defa da “Erdoğan’ın ortodoks ekonomi politikasını her an terk edebileceğine dair ‘güçlü şüpheleri’ olduğunu” yazdı. (10 Ekim)

Geçen hafta Bloomberg, ekonomide yeni ekibin gelmesiyle olumlu işaretler ortaya çıktığını fakat “yabancı yatırımcıların bu politika değişikliğinin kalıcı olup olmadığı konusunda endişeli olduğunu” yazdı. Yabancı finans yöneticilerinin bu yöndeki görüşlerini aktardı. Naci Ağbal olayını hatırlattı. (12 Aralık)

Bunlar ‘dış güçler’ mi? Bize ‘diz çöktürmek istiyorlar’ mı?...

NE YAPMALI?

Bu ‘dış güçler’ söylemi birçok yanlışın üstünü örttü. Merkez Bankası’nın emir-komuta altına alınmasının yarattığı tahribatın da üstünü örtmemeli artık.

Merkez Bankacılığı tecrübesine sahip iktisatçı Prof. Fatih Özatay da “yakın geçmiş hafızalara kazınmış olduğu için, politikanın ne kadar sürdürülebilir olduğuna ilişkin tereddütler var hala” diye yazdı. (YetkinReport, 24 Kasım)

Bu tereddütleri giderip hızla yatırım gelmesinin kolay bir yolu var: Merkez Bankası’nın bağımsızlığına hukuken son veren 703 Sayılı KHK’yı ve 3 Sayılı CB Kararnamesini bir kanunla iptal ederseniz, Merkez Bankası bağımsız olur ve tereddütler ortadan kalkar.

Bunu Şimşek de Erkan da açıktan söyleyemezler. Kamuoyu ve iş dünyası bu yönde iktidara baskı yapmalı.

YORUMLAR (92)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
92 Yorum