Özgür Özel ve yargı

Bugünkü yazım için önce ‘CHP ve yargı’ başlığını düşünmüştüm, vazgeçtim. Çünkü CHP artık yargının hedefi değil, “mahmî”sidir, yani himayesi altında…

Bugün Özgür Özel’in bir sözünden hareketle yargının siyasallaşmasını tahlil etmek istiyorum.

Özel’in “bir milletvekilinin yakınından dinlediğine” göre, Ankara’da sulh ceza hakimliğine atanacak savcılara “"Sana bunu tutukla dendiğinde gözünü kırpmadan tutuklayabilecek misin?" şeklinde mülakat soruları sorulmuş.

Biliyorsunuz, bizde tutuklama yetkisi, sulh ceza hakimlerindedir, itirazlar da asliye cezayla yapılır. Özel, sözü Çankaya belediyesine yapılan operasyona getirerek “Akın Gürlek'in ekibi Ankara'ya yerleştirildi ve bir operasyon imkânı yaratıldı" diye konuştu.

İmamoğlu’na ve İBB’ye operasyonlar, Adalet Bakanı Yardımcısı Akın Gürlek’in HSK tarafından İstanbul Başsavcılığına atanmasıyla başlamıştı. Çankaya belediyesine operasyon da HSK tarafından “Akın Gürlek ekibi”nin Ankara’ya atanmasından sonra başladı. Bunlar maddi gerçekler. Öbür iddiası gerçek mi değil mi, bir şey diyemem ama “sistem” buna müsait.

BİR VESAYETTEN ÖBÜRÜNE

Erdoğan Türkiye’de yargının nasıl muazzam bir siyasi güç olduğunu “vesayet yargısı” döneminde bizzat gördü.

Evvela kendisinin bir şiirden dolayı mahkum edilmesi, “muhtar bile olamaz” hale getirilmesi ve bunu yargıdaki baş vesayet makamı Yargıtay’ın onaması…

Değerli hukukçu hocamız Sami Selçuk, o zaman “Yargıtay, hukuku kökten yıktı” diye yazmıştı.

İktidar partisi hakkında, gazete kupürlerine dayanan kapatma davası açılmıştı…

Meclis’in Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı seçmesini engellemek için, AYM skandal “367 kararı”nı icat etmişti.

Erdoğan, Avrupa Birliği’nin rüzgarıyla yelkenlerini doldurarak “Kopenhag Kriterleri” yönündeki reformlarla “vesayet”i aştı.

Fakat, bunun yerine “Ankara kriterleri” ile adım adım iktidarın “vesayet”ini inşa etti.

15 Temmuz menfur darbe teşebbüsünü bastırmak için ilan edilen OHAL döneminde de terör ve darbeyle mücadelenin ötesinde, iktidarı tahkim edecek KHK’lar çıkarıldı. Bunlar kanunlaştırıldı, hala yürürlüktedir, bir kısmını AYM iptal etti.

İLK ADIM

İlk adım, Özgür Özel’in bahsettiği konuyla da ilgilidir. 18 Haziran 2014’te, TCK’nın 277. maddesi değiştirildi, soruşturma aşamasında, yani yetki savcılarda ve sulh ceza hakimlerinde iken yargıyı “etkilemek” suç olmaktan çıkarıldı.

Bugün bir yetkilinin savcı ve sulh ceza hakimine “tutukla” veya “dokunma” diye emir vermesi suç değildir!

Hatta emir dinlemezse, HSK onu bir yere atayabilir.

Bu işler evet, gizlidir ama kanundaki bu değişiklik bir niyet beyanı idi.

Aynı Torba Kanun’da, her ilde belirli sayıda “sulh ceza hakimlikleri” kuruldu, bütün İstanbul’da 8 tane… HSYK güvendiği hakimleri atadı. Böylece soruşturma işlemleri kontrol altına alındı.

FETÖ’cü savcıların 17-25 Aralık operasyonlarını durdurmak ve tersine çevrimek için yapılmıştı bu değişiklik. Ama halen devam ediyor.

Dahası, kadro kanunlarıyla yüksek yargı hakim ve savcıları dört yılda neredeyse tamamen değiştirildi. “Mülakat” yoluyla bugüne kadar on binden fazla yeni hakim ve savcı alındı…

Hakim ve savcılarımızın çok büyük çoğunluğu kesinlikle hukuk haysiyetine ve bağımsız vicdana sahiptir. Tabii ki onları tenzih ederim.

HUKUKUN DEĞERİ

Saygın ceza hukukçularımızdan Prof. İzzet Özgenç, “Türk Ceza Hukuku Mevzuatı” adlı kitabında, 277. maddedeki değişikliğin, 17-25 Aralık ortamında yapıldığını belirterek “ümit ederiz ki kısa bir süre sonra yapılacak olan kanun değişikliği ile, madde değişiklikten önceki haline döndürülür” diye yazmıştı. (s.527)

Hayır, hala devam ediyor.

O zaman Sami Selçuk, İzzet Özgenç, Kemal Gözler ve merhum Ergun Özbudun gibi saygın hukukçular sulh hâkimliklerinin hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu yazmışlardı.

Ben Hürriyet’teydim. 277. maddedeki değişikliği ve sulh ceza hakimliklerini eleştirerek şöyle yazmıştım:

Bütün bunlar neyi gösteriyor? İktidarın yargıya müdahaleyi tekil olayların ötesinden sistemleştirdiğini... Bu gidiş iyi değildir. Hukuka güven azaldıkça toplumda gerilim artıyor. Hukuku siyasete alet etmek ülkenin geleceğini karartır; bundan herkes sakınmalıdır.” (Hürriyet, 29 Ekim 2015)

Aradan 11 sene geçmiş. Yargının siyasallaşması, o zaman hayal edilemeyen boyutlarda…

Ve bir haber: “Savaşta Dubai’den kaçan sermeye, Türkiye’ye değil, Milano ve Singapur’a gidiyor.”

Hukukun değerini, ekonominin halinden bari anlayalım artık.

YORUMLAR (16)
16 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.