Back To Top
1071’inci imzacı Ali Kemal Bey olabilir mi?

1071’inci imzacı Ali Kemal Bey olabilir mi?

 - Son Güncelleme: 31.07.2019 Çarşamba 09:27
- A +

Israel Academia Monitor adlı site İsrailli akademisyenlerin siyasi çalışmalarını izliyor. 

Sitenin amacı kendi ifadeleriyle; “Savaş dönemlerinde kendi ülkelerinin düşmanlarını destekleyen, İsrail’e karşı terörü meşrulaştıran, Sionizmi şeytanlaştırıp, ırkçılık gibi gösteren, İsrail’e faşist ülke diyen” akademisyenleri, izleyip, teşhir etmek. 

Sitede yüzlerce akademisyen fişlenmiş, imzaladıkları bildiriler, yaptıkları açıklamalar, protestolar tek tek listelenmiş. 

Peki neler yapmış bu “hain” akademisyenler?: 

İsrail’in Gazze, Lübnan, Batı Şeria’ya her askeri operasyonuna karşı içinde “katliam”, “işgalci” geçen sert bildiriler yayınlamışlar. Avrupa Birliği’ne, OECD’ye, Almanya’yla mektuplar yazıp İsrail’le ilişkileri geliştirerek apartheid sistemine destek vermeyin demişler. Dünyadaki diğer akademisyenleri Filistinlilerin İsrail’i boykot kampanyasına katılmaya çağırmışlar. Hatta aralarında ülkenin en önde gelen profesörlerinin de olduğu bir grup İsrail’in kuruluş yıldönümünde, kuruluş bildirisinin okunduğu binanın önünde Filistin devletinin tanınması çağrısı bile yapmış.

http://www.israel-academia-monitor.com/index.php?type=get_page&page_data[id]=3840&page_type=4&cookie_lang=en&the_session_id=44a59edbfc49ef2f469f47fa7b0b7a4c

Ama siteyi yapanların da şikayet ettiği gibi bütün bunlar için bugüne kadar haklarında ne bir soruşturma açılmış ne de üniversitelerdeki pozisyonlarını kaybetmişler.

Tıpkı ABD’ye “dünyanın en büyük teröristi” diyen ve bu açıklamaları Türkiye’de de beğenerek izlenen Amerikalı dil bilimci Noam Chomsky’nin hala MIT ve Arizona Üniversitesi’nde hoca olması gibi.  

Bütün Amerikan tarihinin bir katliamlar tarihi olduğunu yazan Howard Zinn de vefat edene kadar Boston Üniversitesi’nde hocaydı, hakkında tek bir dava açılmamıştı.

11 Eylül’de binlerce Amerikalı’nın öldüğü terör eylemlerine karşı Afganistan’a giren Amerikan ordusuna “işgalci” diyen yüzlerce Amerikalı akademisyen, yine aralarında Chomsky’nin de olduğu Amerika’yı Afganistan, Pakistan ve Yemen’de terörle mücadelede drone kullanarak sivilleri katletmekle suçlayan yüzlerce akademisyen hakkında da herhangi bir soruşturma açmak kimsenin aklına gelmedi.

Vietnam Savaşı’nda Vietnam güçlerini tutan Amerikalı akademisyenler, Cezayir Savaşı’nda Cezayir’i tutan Fransız akademisyenler, İngiliz ordusuna karşı IRA’ya hak veren İngiliz akademisyenler de olmuştu. Onlar da sert eleştiriler aldılar ama ifade özgürlüklerine dokunulmadı.  

Cezayirli direnişçi- yazar Francis Fanon’un kitabına yazdığı önsözde “Bir Avrupalıyı öldürmek bir taşla iki kuş vurmak, tek bir atışta hem ezeni hem de ezileni yok etmektir: Geriye bir ölü ve bir özgür insan kalır” diyen Sartre’ın tutuklanma girişimini ise Fransa’nın savaş kahramanı mareşal devlet başkanı De Gaulle “Sartre Fransa’dır” diye engellemişti. 

Bütün bunları hatırlatan 1071 akademisyenin yayınladığı bildirinin giriş cümlesindeki aşırı özgüvenli cümle oldu: 

“Terörle mücadele ettiği için devleti suçlayan açıklamalar yapmak dünyanın hiçbir ülkesinde ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmez.”

Gazetelerini yeni açanlar, tatilde gündemi takip etmeyenler için kısa bir özet; Anayasa Mahkemesi’nin “Barış İçin Akademisyenler” bildirisini imzaladıkları için yargılandıkları davada hapis cezası alan 10 akademisyenin başvurusu üzerine verdiği hak ihlali kararına karşı 1071 akademisyen “Anayasa Mahkemesi terörü meşrulaştıramaz” başlıklı bir bildiri yayınladı.

Evet, sayı 1071. 

Ama bu yazı yazılırken “haberim olmadan imzam konmuş” diyen, imzası sehven iki kere bildiride geçen akademisyenlerle bu sayısı 1067’ye kadar düşmüştü.

Herhalde bildiriyi hazırlayıp, kısa sürede bu kadar insana imzalatabilen, pek çok üniversitede rektörlükler üzerinden akademisyenlere gönderebilen üst akıl, ancak bir akademisyenin aklına gelebilecek tarih şuuru ve bilgelik dolu 1071 mesajının bozulmasına izin vermez ve bu sayı yeniden o rakama tamamlanır. 

En baştan alalım.

Evet, 10 Ocak 2016’da 1128 akademisyenin imzasıyla yayınlanan “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisi, şimdi HDP’lilerin bile özeleştiri verdikleri hendek olayları sırasında, akademisyenliğe yakışmayan bir sekter aktivizmle kaleme alınmış, barış çağrısı yaparken çatışmanın tarafı silahlı terör örgütüne yok muamelesi yapan çok kötü bir bildiriydi. 

Bu bildiriyi yerden yere vurmak, buradaki çifte standarda siyaseten, ahlaken ya da akademik olarak karşı çıkmak mümkündü. 

Ama Türkiye’de karşıt fikir hemen suçlu fikir haline gelir, kimseye fikir tartışması yetmez, her şey çabucak kriminalize edilir, devlet göreve çağırılır, muhakkak her sert siyasi tartışma da karakolda biter.

Bu sefer de öyle oldu. 

Önce bildiriyi imzalayan akademisyenlerden bazıları gözaltına alındı. 

Aylar sonra da 15 Temmuz darbesinin ardından yayınlanan KHK’larla bildiriyi imzalayan 404 akademisyen üniversitelerden ihraç edildi. 

Sonra savcılıklar devreye girdi, 785 akademisyen hakkında davalar açıldı.

204 akademisyen hapis cezasına çarptırıldı. 164 kişi için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken, dört kişinin cezası ertelendi. 

36 kişinin mahkumiyeti ise ertelenmedi. 

İlk olarak Türkiye’nin en önde gelen siyaset bilimcilerinden, “Makbul Vatandaş’ın Peşinde” kitabıyla tanınan Prof. Dr. Füsun Üstel hapse girdi.

Başka hocalar da hapse girmek üzereydi ki Anayasa Mahkemesi mahkumiyet almış 10 akademisyenin bireysel başvurularını karara bağlayarak  “yargılanmalarında hak ihlali var” dedi.

Mahkeme, dün açıklanan gerekçeli kararında savcılara ve hakimlere yargılama nasıl yapılır dersi vermiş. 

Akademisyenler PKK propagandasıyla suçlanıyorlar. Ve bu suçlamanın temelinde bildirinin PKK’nın komutanlarından Bese Hozat’ın talimatıyla yazıldığı iddiası var. Fakat bu iddia herhangi bir delile, istihbarı tespite dayanmıyor. Hozat’ın bildirinin yayınlanmasından iki ay önce yaptığı bir açıklamada söylediği iddia edilen "Aydın ve demokratik çevreler öz yönetimlere sahip çıksın” cümlesini savcılar ve cezaları veren hakimler bildirinin talimatı olarak kabul etmişler. 

Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında, o açıklamada böyle bir cümlenin olmadığını tespit etmiş. Mahkemelerin karar verirken en temel delille ilgili bu tespiti yapma gereği bile duymamasını eleştirmiş. 

Böyle bir cümlenin, içinde özyönetim ilanlarına destek veren hiçbir ifade olmayan bu bildirinin talimatı olarak kabul edilmeyeceğini uzun uzun anlatmış. 

Ve PKK propagandasından akademisyenlere ceza veren mahkemelerin bu en temel iddia için varsayımın ötesinde bir delil gösteremediği tespitini yapmış.

İddianamedeki diğer delil gösterilmeyen varsayımsal suçlamalar içinse uzun bir süredir algı kelimesiyle iddianame yazmaya alışmış savcıları üzecek bir içtihat ortaya koymuş:

“Herhangi bir düşünce açıklamasının algı yaratılmaya çalışıldığından bahisle terör örgütünün propagandası olarak kabul edilmesi hukuksal bir değerlendirme olarak kabul edilemez.”

Yani mahkeme kararında özetle “bu fikirlerden hoşlanmıyor olabiliriz, biz de bu bildiriye katılmıyoruz ama bu fikirleri terör propagandası diye yargılamak için kanaatlerinize değil, hukuki delille ihtiyacınız var” demiş. 

Türkiye ifade hürriyeti ve hukuk standartlarının epey üzerindeki bu karar günlerdir iktidara yakın medyada yerden yere vuruluyor. 

Mahkemenin hak ihlali kararı veren sekiz üyesi “Devleti katliam yapmakla suçlayan bir bildiriyi aklamakla” suçlanıyor. 

Daha bir ay önce İstanbul’daki seçim kurulu üyelerini FETÖ’cü ilan etmiş gazeteciler, şimdi de Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın tepesinde FETÖ’cülük kılıcını sallandırıyor. 

Gazetelerde yazıp çizen, tvlerde konuşanlara göre “Devlet katliam yaptı” demek tek başına hapse girmek için yeterli sebep.

Peki, bu 2011’de de öyle miydi? 

Mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dersim Katliamı” için devlet adına gerekirse özür dileyeceğini söylediği günlerde?  

Yıllarca “Dersim Katliamı” üzerine yazılmış yazılar, kitaplar, yapılmış konuşmalarda zamanın devleti ne yapmakla suçlanmıştı?

Yıllardır “90’larda yaşanan zulümler” ile ilgili kurulan cümlelerde devlet nelerle suçlanmıştı?

Tabii ki bu hendeklerde olan biteni, Dersim’e ya da 90’larda olanlara benzetmek demek değil. 

Ama tarihin bir döneminde ifade özgürlüğü olanın konjonktür değişince terör örgütü propagandasına dönmesi hem hukuken hem de ahlaken ciddi bir tutarsızlık. 

Ama ahlaken en kötü olanı galiba 1071 akademisyenin bildirisi.

Çünkü bu 1071 akademisyen, iki yıl önce bir bildiriye imza attıkları için üniversitelerden ihraç edilen, başka üniversitelerde de çalışmalarına izin verilmeyen, pasaportlarına el konulduğu için yurt dışına dahi çıkamayan, yokluğa mahkum edilmiş o 404 akademisyenin meslektaşları. 

Bazıları bölüm arkadaşları, bir kısmı ders aldıkları hocaları, tez hocaları. 

Hadi meslektaşlarının üniversitelerden ihraçlarına ses çıkarmadılar, ama bir bildiriye imza attıkları için hapse girmek üzere olan meslektaşlarını kurtaran Anayasa Mahkemesi’nin kararına karşı bildiri yayınlamak, herhalde hepsinin sadece akademik kariyerlerine değil insani biyografilerinde de hiç silinmeyecek bir iz bırakacak.

Demek, 1071 doktora yapmış, eli kalem tutan akademisyen, meslektaşlarının katılmadıkları fikirlerine karşı çareyi onların hapse atılmasında bulmuş. 

Müthiş bir akademik özgüven örneği!

Ama herhalde sayısı 1071’e tamamlanarak mesaj verilmiş bir bildiriye imza atmış akademisyenler bu kadar ince düşünmüyorlardır.

Belki de şu anda en büyük dertleri sayının 1071’in altına düşmesi, imzacı akademisyen sayısının tarihte istenmeyen olaylara gönderme yapmasıdır. 

Mesela 1067, Bizans İmparatoru 10. Konstantin’in ölümü. 

1070, Bizanslıların Selçuklu ordusunu Fırat Nehri’nde yenilgiye uğratması.  

Acil olarak sayıyı yeniden 1071’e tamamlamak için yeni akademisyen isimleri aranıyorsa herhalde Tunceli Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ali Kemal Özcan de düşünülür.

Sonuçta devletin 1999’dan beri ilk kez  güvenip İmralı’ya götürdüğü bir akademisyen.

Belki Ali Kemal Bey, terör örgütü lideriyle tanışmış, terör örgütü liderinin örgütüne çağrı yaptığı mektubu taşıyarak örgüte yardım etmiş, terör örgütü liderinin yazdığı mektubun, Anadolu Ajansı üzerinden tüm Türkiye’ye propagandasını yapmış, televizyonlara bağlanıp Öcalan’a “yerli ve milli” demiş olabilir, ama sonuçta o meşum bildiriyi imzalamamış ve bu yüzden hala üniversitesinde de dersler vermeye devam ediyor. 

Bunların hiçbirini yapmamış akademisyenlerin pasaportlarıyla yurtdışına çıkmasına bile izin verilmezken...

1071’inci imza için daha uygun birini bulmak zor. 

 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 23:57
Bak dostum şunu iyi bil. ABD li bir akademisyen Kendi devletinin zulmüne karşı çıkıyor. Diyorki hiç sebep yok iken gidip afganistanda ırakta... insan öldürme. Israil dekide diyor ki sen filistinleri yerinden ettin birde her gun öldürüyorsun sebepsiz, etme. Turkiyede ki akademisyenler de diyor ki .. Ya bırak gelsinler şehirlerinde hendek kazsınlar sivilleri askerleri polisleri öldürsünler. Karşılık verirsen katilsin diyorlar. Ornek verdiklerin saldırdıkları için eleştiriliyor Türkiye savunduğu için eleştiriliyor ve sen bunu aynı kefeye koymuşsun. Muhalifim diye kör sağır olma lütfen..
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 16:59
Sadece insan olmak bile bu gerçekler karşısında, "ne yaman bi çelişki bu yaşadıklarımız, aklıma mukayyet ol Allahım!!" diyesi geliyor insanın.. Yazdığım bi makale ve masum düşüncelerimi basın yoluyla halka sunmaktan KHK'lı duruma düşmüş bi akademisyen olarak, tüm bu yaşadıklarımızı toplumsal bi geri bırakılmışlığın ve bilinçli bi geri kalmışlığın sosyolojisi olarak görüyorum.. Allah sonumuzu hayreylesin..
mehmet 02 Ağustos 2019 15:57
Türkiye İsrail akademisyenlerde Filistinli özgürlük savaşçıları herhalde Yıldıray Bey biraz insaf
Adalet Yakın 02 Ağustos 2019 00:12
1067 kişinin çoğu bildirinin tamamını okumamıştır bile. Patronları onların adına imzayı basmıştır. Onların asıl korkusu KHK ile atılanlar geri üniversiteye dönecekleri korkusu. Okula gerçek geri akademisyenler gelirse, işgal ettikleri ve etme ihtimali olan koltuklarından olacaklar.
Mustafa ALSANCAK 01 Ağustos 2019 18:40
Her şeyden önce ifade özgürlüğünün kutsallığı herkes tarafından saygı ile karşılanmalıdır. İfade özgürlüğümüzü kullanmak çok iyi de yalnız Akademisyenlerin bu haklarını kullanırken ilkönce vicdan muhasebesi yapıp bir şeyi tasvip etmezken aynı anda PKK hainlerinin ortaya koyduğu canavarlıkları ve açtıkları Hendek ve gömdükleri bombalı tuzaklarla Mehmetçiğimizi havaya uçurduklarını da kuvvetli bir paragrafla protesto etmeleri beklenirdi. Her ne kadar valilerinin PKK hendeklerini görmezden gelmiş olmalarının utanç verici bir yaklaşım olduğu bilinse de İmzacılar PKK Lanet olsun demelileri gerekir.
KARAR OKURU 01 Ağustos 2019 15:41
Yazar örnekleri sıralayıp memlekete giydirme kısmına geçerken çok kritik bir yönlendrime yapıyor: hapis cezası alan "akademisyenler". Verilen örnekler şahısların bireysel açıklamaları fakat bu akademisyenler topluca PKK propagandası yapıyor. Yıldıray Bey neyi savunuyor anlamış değilim
KARAR OKURU 01 Ağustos 2019 14:42
bu bildiriyi 5 kişi daha imzalamak isteseydi ne olurdu, yok muydu başka?
arapgirli 01 Ağustos 2019 11:55
Yazar üniversitenin ne oldugunu gayet iyi anlamış. Bu akademisyenler tuhaf insanlar, onlardan bilimsel verim alabilmek için bir takım anormal davranışlarını idare edebildigin kadar edeceksin. (Ben de Chomsky'nin konferanslarına giderdim, adamın ABD ve İsrail hakkında söylediklerini duydukca "Bu adamı neden MITden şutlamıyorlar?" diye hayret ederdim.) Evet bildiri kötüydü (PKKya tek laf etmeden tek taraflı Türk devletini suçluyordu), ama yine de akademik özgürlük olarak degerlendirilmeliydi. Üniversitenin ne oldugunu anlamışsanız bu böyledir.
KARAR OKURU 01 Ağustos 2019 10:26
ABD İsrail inğiltere Fransa’da üniversite hocalık yapan biri akademisyen el kaide benzeri terör örgütlerini isim vermeden devlet katliyam kıyım yaptı bunun dünyadaki adı ne soykırım peki bu ülkelerin devletleri neyapardı bu akademisyenlere ortadan kaldırırdı siz du edin çok özgürlükçü biüşkedr yaşıtorsunuzz
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 22:41
Sayın yazar armutu elmayı karıştirmissiniz sonrada muzla tartmışsınız.dam üstünde saksağan vur beline kazmayı olmuş sizin yazi
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 22:04
1071 cengaverin bu ''doğru'' bildirisi yarının yanlışı olabilir.Tek taraflı da olsa,hür düşünceye ters de olsa,üniversitelerin ses çıkarması iyi bir şey. Doğrular hep bir tarafta bulunmaz.Karşı tarafın doğrularına da saygı duyunuz ki, demokrasiniz görünebilsin.Güçlü her zaman haklı değildir. Hakkın yanında durunuz,güçlünün değil.Arkadaşlarınızı içeriye attırınca mutlu mu oluyorsunz? Yazık...
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 18:47
Israilli fransız amerikalı tüm akademisyenler haklı bizdekiler haksız nedenmi bu ülkelerin hepsi ișgalci kolonyalist terör üreten ülkeler buna karșı çıkan akademisyenler onurlu insan olmanın gereğini yapıyorlar halbuki biz ülkemizi bölmeye çalıșan dıș güçlerin mașalığını yapan terör örgütüyle uğrașıyoruz bildiride bu teröre tek kelime etmeyen akademisyen onurlu insan olabilirmi bunlar ne yapmaya çalıștı madem bu kadar onurları vardı neden israil terörünede bildiri yayınlamıyorlar
Ehl-i İrfan 31 Temmuz 2019 18:42
Müktesebatı gereğince 1071'nci imzacı Yıldıray Oğur olabilir.1070 akademisyen aşağıdaki metne rahatlıkla imza atabilirler."Hümanistler, insan hakları aktivistleri, yönetmenler, yazarlar, gazeteciler HDP’nin hendeklere gömülmesini Kürt yoldaşlarını kırmamak, HDP’yi üzmemek, AKP’ye karşı koalisyonu çatırdatmamak için sessizce izlediler." Y Oğur 11/10/2016 Türkiye Gazetesi
ömer 31 Temmuz 2019 15:29
1071 derken ? gregoryeni mi alalım, julyen mi olsun, salak mı desem, ahmak mı desem, cahil demek fazla iyimser olacak. boş herifler...
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 19:19
6
Bu ifade tarzın kesinlikle yanlış dostum. Birilerini tuttuğumdan veya seni rencide etmek istediğimden değil, yanlış anlama. Sakin olduğunda bana hak vereceksin sanırım. Eğer okursan, buna uygun bir cevap yazarsan da güzel olur bence.
Najaz 31 Temmuz 2019 15:26
Bu gibi siyasi davalarla ilgili köşe yazılarında sıkça rastladığımız cümle: "AYM hakim-savcılara hukuk dersi verdi". Ne acıdır ki, o dersin hakim-savcılara, mesleklerine başlamadan önce, mezun oldukları hukuk fakültelerinde verilmesi gerekiyordu. Vicdanlarını ve evrensel hukuk normlarını dinlemeyen, talimatla delilsiz, içi boş iddianameler hazırlayan, suç uyduran, bunlara dayanarak suçsuz insanları mahkum edenleri adalet sistemimize kimler, nasıl soktu? Asıl cevap bulmamız gereken soru budur.
KARAR OKURU nusret 31 Temmuz 2019 14:59
Ben objektif olarak bilmek istiyorum: bu her iki bildiriyi imzalayanların hangileri ilmi çalışmalarda öne çıkmış, hangileri daha fazla makale yapmış,hangileri batılı manada bilimsel yetkinliklere sahip? Hangileri uyduruk üniversiteden mezun olup tartışmalı olarak o kadrolara gelinmiş,hangileri intihal yapmış, hangilerinin yabancı dili objektif olarak iyi ve hangileri alanında kitap yazabilmiş? Bir vatandaş olarak bilmek istiyorum..
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 18:49
3
Cevap veriyorum hiçbiri
ibrahim sayın 31 Temmuz 2019 14:57
Barış Bildirisi Akademisyenleri Davası için delil olması gerektiğini söyleyen AYM, ihraç edilen kendi iki üyesi için "delil gerekmez" dememiş mi idi? O zaman "kanaat yeterli" oluyordu da şimdi neden yeterli olmuyor. Vallaa bizde kanaat yeter de artar. Yerseniz...
ati 31 Temmuz 2019 14:02
birisi, bana, sırrı süreyya önder'in neden hapiste olduğunu da açıklar mı? ve ahmet altan'ın...
mehmet karataş 31 Temmuz 2019 13:57
1071 akademisyen kimsenin meslektaşlarının hapse girmesini istemiyor sadece devlete teroristleri öldürdüğü için suçlu denemez diyor yorumlarınız kasıtlı
KARAR OKURU SİVAS 31 Temmuz 2019 13:56
Yazık Çok Yazık. yazılarınızda olayların tarihi ve sosyolojik boyutunu araştırarak kaleme alan bir üslubu vardı. liberallik adına ülkeni,bütünlüğünü ve bunun korunması için canlarından geçenleri görmezden gelmek olmamalı .Dünyanın hiçbir coğrafyasında var olan hiçbir devlet terörle mücadele ettiği için adlarının önünde KOCAMAN "PROF.,DOÇ. vb"ünvanlar taşıyanlar vatandaşları tarafından "katil"Katliam yapan" olarak yaftalanamaz. Taliban, El-Kaide, IŞİD, DEAŞ ile mücadele ettiğini söyleyen Amerika veya AB ülkesinin hangi "AKADEMİSYENLERİ" DEVLETLERİNE "katil "katliamcı"diye bilir.
Adalet Yakın 01 Ağustos 2019 23:57
0
Adam o kadar araştırmış, okumuş. İsim isim yazmış. Linkler vermiş. Kaynaklar belirtmiş. Hala “hangi AKADEMİSYENLERİ” diye soru soruyorsunuz. Şu sarfettiğim efora bu soruyu alsam, araştırmacı gazetecilikten soğurum yemin ederim.
İyi çok güzel de bu bakış açısı tek taraflı görünüyor. Amerika'nın 11 Eylül 2001 sonrası yaptıklarını görevden aldığı akademisyenleri görmezden geliyorsun: 11 Eylül’ün yarattığı psikolojik ortamda, yönetimi sorgulamak ‘vatan hainliği’, ‘ABD düşmanı’ ve ‘teröristle işbirliği’yle yaftalanıyordu. Üstelik 2006 yılında çoğu ABD’nin önde gelen üniversitelerinde bulunan üst düzey 75 akademisyen hakkında 11 Eylül’ü devlet yaptı dedikleri için Senato’nun talebiyle FBI soruşturma başlatmıştı. Bu soruşturma sonunda bazıları görevden atılmıştı.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 13:33
Uygar dünyanın tüm üniversiteleri bu 1071 sözde akademisyenin adını bir yere kaydedip, öğrencilerine bir akademisyenin ne olmaması gerektiği ile ilgili örnekler olarak göstermeliler ...
Karar Okuru 31 Temmuz 2019 13:31
Konu ifade özgürlüğü, taraftarlar “akademisyenler”>1128+1067=2195. İfade özgürlüğü ile ilgili verilen karar:Yerel Mahkeme mahkumiyet, AYM bu mahkumiyetin hak ihlali olduğu.Türkiye’nin siyaset, bilim, hukuk ve sivil toplumunun bir fotoğrafı, pardon bir modern yağlı boya çizimi. Modern tablolar genellikle yapanlar tarafından dahi anlaşılamayan ama “sanat” duyarlılığı gerekçesiyle binbir türlü şekilde yorumlanabilen yapıtlardır.Bizim ifade özgürlüğü fotoğrafımız/tablomuz da öyle.Her kes kendi açısından yorumluyor, sonuç sıfır..
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 12:59
Bu 1067 kişinin yandaşlik ve yalakaliktan başka özelliği yok.Bu gün tekrar sınava girseler taban puanı geçemezler. Dünyanın tanınmış üniversitelerinde bırakın ders anlatmayı müstahdem dahi yapmazlar bunları
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 13:03
Üşenmeyin ve birkaç tanesi bile olsa 1128 akademisyenin niteliklerine bakın bir de 1071 in kilere.. Farkı hemen anlayacaksınız.. Tabi sayın Oğur, meşrebine uygun olarak barış bildirisine de epey giydirdikten sonra "yazıktır, onların da düşünce özgürlüğü var" diyerek gönül almış. Oysa toplumun ihtiyaç duyduğu barış talebini anlatan, son derece akılcı bir bildiriydi.
Mustafa Soylutürk 31 Temmuz 2019 12:03
1067 rakamı bile hainlik için delil olmaya yeter.... bu da benim düşünce özgürlüğüm....
Mutlu Yücel 31 Temmuz 2019 12:02
Bir bildiride ben yazıp 1071 sade vatandaşın imzasına açıp suç işlemek istiyorum.Şöyle;HDP den Demirtaş, Figen Yüksekdağ gibi hapiste yatanlar ve şimdiki parti başkan ve eşbaşkanları,parti sözcüleri,büyükşehir belediye başkanları, dağ kadrosundan ileri gelenler vs. PO başkanlığında toplanarak artık silahı bırakmaları ile ilgisi görüş alışverişinde bulunmaları için hükümetin ortam yaratması, zira ömürler süren bu kardeş kavgasında anaların ağlamasını dindirememenin vebalinin herkesin omuzlarında olacağı.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 11:04
Bizi ileri devlet seviyesine özgürlükçü düşünce çıkarır
Mustafa Rıfat Öniz 31 Temmuz 2019 10:54
Hiç bir tesiri olmayacağı bilinen bildirilere zaten hiç bir ülke ceza vermez, İsrail'de istediğin kadar hükümete söv say toplumda hiç bir etkisi olmaz, çünkü İsraillilerin % 90 faşist, Türkiye başka, burada hükümete karşı olan %50 var ve bunlar şeytanla bile ortaklık kurabilecek duruma gelmişlerse ozaman düşünmek lazım, sizin anlamadığınız bu, Fransa'da 6 aydan fazla yürüyüşler oluyor binlerce kişi hapis yatıyor ve binlerce kişi de mahkemelerde, bu özgürlüklere nasıl bu kadar hapis cezası veriliyor bir düşün bakalım. Senin gibi mesuliyet taşımayan insanlara göre Devlet idare etmek çok kolay.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 12:55
0
Sorun da burada azizim: Hükümete karşı olan %50 var ve bunlar şeytanla bile ortaklık kurabilecek duruma gelmişlerse; para, insan kaynağı ve enerjinin çoğu, senin tabirinle "Devleti idare etmeye" gidecektir (gidiyor zaten). Tavsiyem biraz rahat ol; legal alanı çok daraltma; çok kişiyi dışarıda bırakma... Maliyeti çok fazla, görüyorsundur.
Adalet Yakın 02 Ağustos 2019 00:05
0
Sen gölge etme yeter. Biz barış içinde yaşarız.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 10:35
Uludere de kendi vatandaşına havadan kurşun yağdıran devlet bunu kabullenip tazminat ödemedi mi
Seta bildirisi 31 Temmuz 2019 10:36
Yazı, Oscarlık bir drama filmi gibi. Giriş-gelişme mükemmel. Sürpriz sonla bitiyor:) Ama insanı en çok etkileyen her paragrafta dozu gittikçe artan bir “kapak” yapma becerisi..Ona da öbürüne de berikine de. Yazar, yazı yazmamış da adeta dantel örmüş SETA isimli jurnalcilerin zoruyla hazırlanan (bazen zorla imzalatılan) bu 1071 yetersiz akademisyen bildirisinin ne olduğunu en iyi anlatan yazı. Daha iyisinin olacağını sanmıyorum.
Serdar 31 Temmuz 2019 10:08
Birde şu var, geçen bir akraba Turkcell hat almış ve diyor ki, duyduğuma göre Artık Turkcell tamamen devletinmiş... O nedenle hattını turkcelle taşımış. Yahu kardeşim sen komunist misin desem, tövbe haşa ne alaka diyecek. Ama savunduğu fikirler komunizmin ta kendisi. Devletçilik, herkese ve herşeye devlet müdahalesi. Devletin fikirlere müdahalesi. eee ? Komunistsin işte bal gibi de komunist. Tek farkınız kalbinizdeki inanç. Müslümanların dıştan bakınca komunistlerle hiç mi farkı olmaz? İslam özgürlük dinidir! Kuluz ama hürüz! Allah'a kuluz, beşere kul değiliz!
Serdar 31 Temmuz 2019 10:04
herkes özgürlük, demokrasi, hukuk istiyor, ama hiç kimse devletin küçülmesini, sınırlı devlet anlayışını, düşünce özgürlüğünü, hukukun üstünlüğünü savunmuyor. Çok değişik bir zamandan geçiyoruz. Aslında herkesin istediği daha liberal bir yönetim, ama herkes o liberalliği sadece kendisi için istiyor. Birde kutsal devlet saçmalığı var ortada. Kafayı sıyıran Hasan Mezarcı bile ne kadar güzel söylüyor, islam devleti bile olsa kutsal devleti reddediyoruz.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 13:14
5
Özgürlük, demokrasi, hukuk bence de çok önemli. Hukuk devleti olmaz ise olmaz zaten. Ancak liberalcilerin “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” şakşakçılığı ile halkı rahatça sömürmelerine seyirci kalmamalı. Özgürlük, demokrasi, hukuk olsun, yanında sömürüye -olabildiği kadar- seyirci kalmayan etkin bir devlet de olsun. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmayalım.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 10:04
Tüm mahkemelerin duvarına asın bu yazıyı. Hayır, hayır...Tüm üniversitelerin kapısına.... Çok pardon, hükümetin ve meclisin kapısına....
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 09:47
Bu kadar akademisyeni bilimsel çalışma, bilimsel makale için bir araya getirmek istersen ucunda para olmayınca asla bir araya gelmezler...
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 13:43
2
Bunların kimi rektör, dekan olmak için, kimi safını güçlülere farkettirmek için kimi de hak etmeden aldığı akademik ünvanının karşılığı yani diyet borcu olarak imzalamıştır bildiriyi ...
Şahin 31 Temmuz 2019 15:27
0
@13:43 Hadi gelsinler ve imzalamasınlar bu hükümetten gelen "ricayı". Kendilerini mahkemede bulurlar. Artık korku devleti var Türkiyede
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 09:39
Korkulari var bazilarinin. Yanyana calistiklari insanlari KHK"lar ile attirmak icin neler yaptiklari cikacak diye korkuyorlar. Ama korkunun ecele faydasi yok... Gercekler elbet bir gun ortaya cikacak.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 09:30
Kendi ülkelerine bu denli sert eleştiriler yapan İsrailli yada ABD’li akademisyenlerin daha sonra çeşitli lobicilik faliyetlerinde nasıl kullanıldıklarına bir bakmak lazım.yada bu insanlar kendi ülkelerinde resmî görevler aldıktan sonra eleştirdikleri konuda nasıl tavır almışlar ona bakmak lazım.tuhaf bir şekilde 1980 e kadar ABD’nin büyükelçilerinin çocuklarının bu gün sanat dünyasının aktif bireyleri olmasının nedenlerine bakmak lazım.angelina jolie üzerinden 30 sene sonra ne yapacaklarına bakmak lazım.ondan sonra adamların demokratlığıyla ilgili ahkam kesmek lazım..
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 08:52
Değerler kaybedilince herşey vaka-i adiye oldu.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 08:34
1071-4=1067 kişiye kendini vatansever olarak göstermeye çalışmak için fırsat kollayan yalaka takımı diyelim. Asıl ülkeyi batıracak bu zihniyettir.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 08:30
Bu ulkede sayin yazar duyarligindaki insanlarin huzurlu yasamasi cok zor. Son derece yuzeysel sorgulamadan yasiyorsaniz mutlu goruntusu verebilirsiniz.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 08:25
“Demek, 1071 doktora yapmış, eli kalem tutan akademisyen, meslektaşlarının katılmadıkları fikirlerine karşı çareyi onların hapse atılmasında bulmuş.” Her bolum cok iyi burasi daha iyi
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 18:32
2
Belirttiğin yer, yazıdaki kötü bölüm bence. Çünkü bu bildiri, Anayasa Mahkemesi'nin kararını bozan/geçersiz kılan bir metin değil ki, hapse atılmalarını sağlasın. Yazarın çarpıtma kokan bu cümleyi yazmasına gerek yoktu aslında. (Tabii ki bildiride, Mahkemeyi bundan sonraki kararları için hizaya sokma niyeti olabilir)
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 08:23
Teşekkürler
Karar Okuru 31 Temmuz 2019 07:42
Güzel
Lolo 31 Temmuz 2019 07:18
Liyakat ile gelmedilerki,hukuksuz bir şekilde khk ile kapı önüne konulan akademisyenlerin yerlerine yerleştirildiler.Korku ve telaşlarını anlıyoruz.Geldikleri gibi gidecekler.Torunlarının yüz karaları olacaklar
Hasyobaz 31 Temmuz 2019 06:28
Bunlar akademisyen değil. Siz hiç Ağrıİbrahim Çeçen isimli bir sözde üniversitenin bilimsel bir başarısını duydunuz mu? Bu adamlar, milletin ürettiği ile geçinip kendilerine akademik süs verilmiş birer kukla. Adı geçen 1071 kişiyi ve sözde 4 üniversiteyi bilimsel başarı ile görmek isteriz. Sayı da manidar hani. Haçlı ile mücadele masalı :))
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 10:30
8
Haçlı ile mücadele masal öyle mi. Akademisyenler sırf bunun için bile haklılar
haydar keleş 31 Temmuz 2019 04:23
memleketin aklı mesabesinde olanların yaptıklarına söylediklerine bakınca insanın içi kararıyor ne diyelim içimizdeki beyinsizlerin yüzünden bizi helak eyleme ya RABBİ
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 04:25
Bu 1071 akademisyenin icinde bu bildiriyi imzalamamis olanlar veya hemfikir olmamalarina ragmen imzalayanlar buyuk ihtimalle 4 kisiden cok daha fazladir. Ama cogu korkudan sesini bile cikarmaz cunku isini de kaybedebilir, fetocu veya pkk destekcisi diye basi belaya da girebilir. Ali Kemal Bey'in yaptigi kiyak da bir ise yaramadigi gibi ters tepti. O'na bir daha boyle "gorev"ler verilmez...Ote yandan, artik bu ulkede Anayasa Mahkemesi'nin verdigi kararlarin da uygulanmamasi buyuk ihtimal. Yakin gelecekte bu karari veren 8 uye ile baskanin yerine daha "vatansever" uyeler atanir.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 03:16
iyi gulduk guzel yazi elinize saglik!
Has Parti 31 Temmuz 2019 02:58
Bu 1071 öğretim üyesi bu kararı Tayland'da kendilerinin düzenleyip kendilerinin katıldığı kongrede aldılar bu kararı muhtemelen, bu kararı alırken çok gerginlerdi ama karardan sonra çift el masaj hizmeti aldılar, rahatladılar. Kongre Yök'ün happyend araştırma fonundan desteklenmiş olabilir.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 13:45
0
Ülkemizin güzide üniversitelerinin güzide hocaları, muhtemel ki Tayland'da yaptıkları o bilimsel yoğunluğu çok fazla yorucu toplantılar sonrasında günlük vücut masajlarını da ihmal etmemişlerdir ...
Savunma 31 Temmuz 2019 02:20
1071, Bir taarruz degil savunmadir. Selcuklu 1071'de Halep civarindadir. Kendisini/Muslumanlari yok etmek, geri Asya'ya surmek icin gelen 300 bin kisilik Bizans ordusuna, cevredeki Mulumanlardan aldigi 8-10 bin kisilik destekle toplam 35-40 kisilik ordusuyla 300 bin kisilik Hacli ordusuna karsi savunma savasi yspmistir ve Bizansi yenmistir. 1071 bir savunmadir.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 09:24
6
Baskasina ait topragi almaya gelmek savunma mi oluyor? Rakkamlarla da oynamayin artik yeter. Bizans ordusu 40 bin kisiydi. Selcuklu ordusunun nerede oldugunu bilmiyorlardi, bulmak icin ikiye ayrildilar. Romen Diyojen'in basinda bulundugu 20 bin kisilik Bizans ordusu Selcuklulari buldu ve savas basladi. Bizans ordusu hezimete ugradi ve Diyojen'i esir alip Alpaslan'in cadirina getirdiler. Alpaslan Diyojen'e karsilik 3 milyon akce ve Diyojen'in 14 yasindaki kizini istedi. Bizans kizla birlikte bir bucuk milyon akce gonderdi ve Diyojen istanbul'a dondu. Savasi kaybettigi icin ceza olarak gozlerine
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 10:34
1
09:24 deki yorum işin amacını açıkça yazmış.Bizans artıkları dediğimiz zaman hakaret için değildi gerçek olduğu içindi. 1000 yıllık hesabı görüyorsunuz ama nafile burası müslüman bi diyardır
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 12:25
1
Tarihi yalan - yanlis - eksik ogretiyorlar cocuklara. Dogrusunu soylersen de Bizans artiklari, vatan hainleri, 1000 yillik hesap, vs diye uste cikmaya calis. Bizans ordusu 300 bin kisiymis, Selcuklu 35-40 binmis. Ben 40 sene once okudugumda Bizans ordusu 600 bin, Selcuklu ordusu 30 bindi. Zaman icinde rakkamlara biraz duzeltme yapiliyor guya daha inandirici olsun diye. Eskiden dogrusunu yazan tarihci bulamazdik bu ulkede, simdi cok sayida dogrusunu yazan var. Senin icin gec olmus; kulaklarini tika, gozlerini kapa, hayal aleminde yasamaya devam.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 01:38
Yazının son kısmı büyük kapak. Alkışlıyorum.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 01:34
Bir insanın hakkının geç de olsa kısmen iade edilmesinden rahatsız olan 1071 insan(!)...Devir değişince utanırlar diyeceğim de... hiç sanmam.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 09:02
2
Apo mektubu ve Osman Öcalan'ın TV de konusturulmasi ters tepti ve tüm ülkücüler Ekreme oy atti.Ama iyi tarafı aponun HDPP,PKK üstünde herhangi bir etkisi olmadığı görüldü.pkk ikiye ayrıldı selocular apocular olmak üzere.Bence bu seçimden daha önemli.Sonucta tim partilerhepsi bizim insanımız .Ama PKK ortak düşman.
KARAR OKURU 31 Temmuz 2019 10:09
1
Meslektaslarinin ifadelerinden dolayi hapse atilmasini isteyen 1071 insan.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN