Back To Top
Bugün o konuşma yapılabilir miydi? 

Bugün o konuşma yapılabilir miydi? 

 - Son Güncelleme: 02.09.2019 Pazartesi 11:44
- A +

Adli Yıl bugün açılıyor. 

Yargıtay’ın ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi içindeki Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılacak yeni Adli Yıl Açılış Töreni’ne 41 Baro, ‘yürütmenin merkezinde yargı yılı açılışını protesto’ etmek için katılmayacak. 

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ise Beştepe’deki törende olacak.

Halbuki bundan beş yıl önce Danıştay’ın kuruluş yıldönümünde aynı Feyzioğlu’nun yaptığı konuşmaya kızan Başbakan Erdoğan salonu terk etmiş, bir kaç ay sonra da Meclis’e getirilen bir değişiklik paketiyle Yargıtay Kanunu’nun 59’uncu maddesi yürürlükten kaldırılarak, 1973’de yasaya giren Yeni Adli Yıl Açılış Töreni zorunlu olmaktan çıkarılmıştı.

Türkiye’de 1943’ten beri Eylül ayının ilk haftasında adli yıl açılış törenleri düzenleniyor. 

Bu törenlerin muhtemelen ilham kaynağı İngiliz yargı geleneğindeki yargı yılı açılışı törenleri. 

Ama bizdekinden epey farklı bir törenden bahsediyoruz. 

Orta Çağ’dan bu yana süren törenlerde, ekim ayının ilk haftası yeni adli yılı açılış için İngiliz üst düzey yargıçlar, beyaz peruklarını takıp, yargıç kıyafetlerini giyip yürüyerek Westminister Kilisesi’ne gidiyorlar, burada yıl boyu adil kararlar vermeleri için dualar ediliyor, ardından da Adalet Bakanı’nın düzenlediği kahvaltıya katılıyorlar. 

İngiliz hukuk sisteminin hakim olduğu İrlanda, Hong Kong, Singapur, Malezya, Kanada’da da yargı mensuplarının katıldığı adli yıl açılış törenleri var.  

Diğer ülkelerin çoğunda ise böyle bir tören yok, bir kısmında zaten adli tatil diye bir uygulama da bulunmuyor.

Yani yeni adli yıl açılışında Yargıtay Başkanı’nın, Baro Başkanı’nın Cumhurbaşkanı, Başbakan’ı karşısına alıp adaletin sorunlarını anlatması hatta bazen onları azarlaması kuvvetler ayrılığı prensibinin epey yerli bir yorumu. 

Bu törenleri son üç yıldır olduğu gibi yürütmenin merkezi olan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapmak ise Montesquieu’yu mezarında ters döndürmek demek.

Ama zaten 1943 yılındaki ilk adli yıl açılış töreni de kuvvetler arası uyumu göstermek için yapılmıştı.

1943 yılında tek parti iktidarının Adalet Bakanı Ali Rıza Türel’in girişimiyle yapılan törende kürsüye çıkan Yargıtay Birinci Başkanı Halil İbrahim Özyörük konuşmasına şöyle başlamıştı: 

“Müsaade buyurunuzda, sözlerime başlarken buradan, Cumhuriyet Hükümetimizin beni, sayın Temyiz Heyetinin en yüksek mevkiine getirmekteki lütufkâr teveccühünden ötürü duyduğum bahtiyarlığı ve şükranı da arzedeyim.”

(Ama ne tuhaftır ki aynı Yargıtay Başkanı’nın adı,14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti iktidara geldikten sonra ise en güçlü Cumhurbaşkanı adayı  olarak geçmiş, kurulan DP hükümetinde önce Adalet ardından İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturmuştu. İçişleri Bakanlığı’nın birinci yılında, bir emniyet aracını sivil plaka taktırarak eşine tahsis ettiği ortaya çıkınca istifa etmek zorunda kalmıştı.)

1943’ten sonra düzenlenen adli yıl açılış törenlerinde yapılan konuşmalar da bir iki istisna hariç, adaleti değil önce devleti savunan, dönemin siyasi havasıyla uyumlu konuşmalar oldu.

Demokrat Parti iktidarı döneminde 1952-53 Adli Yılı açılışında konuşan Yargıtay Başkanı Selim Nafiz Akyollu, zamanın en büyük tehlikesi olan komünizme karşı çıkarılan 141 ve 142. maddeleri övmüştü: 

“Demokrasimizi ve anayasa ile vatandaşlara tanınan hak ve hürriyetleri aşırı sol cereyanlara ve bozguncu faaliyetlere karşı korumak maksadıyla Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142'nci maddelerini değiştiren kanun, bu yıl içinde yürürlüğe girerek içtimaî hayatımızın huzur ve selâmetini emniyet altına almıştır.”

1966 yılı yeni Adli Yıl Açılış Töreni’nde konuşan Yargıtay Başkanı İmran Öktem ise Nurculuk tehlikesine dikkat çekip 163’üncü maddeyi ve Yargıtay’ın Said Nursi’nin kitaplarını  yasaklama kararını savunmuştu:

“20 Eylül 1965 tarihli bu karar Nurculuğa ait kitapları muhtelif şahıslara okumanın veya vermenin, bu suretle nurculuk propagandası yapmanın Türk Ceza Kanunu'nun 163'üncü maddesinde yazılı suçu teşkil ettiğini belirtmektedir. Nurculuk gibi Müslümanlar'ın çoğunluğu tarafından İslâm akideleri ile telifi mümkün olmadığı kabul edilen gerici ve sağcı cereyanlar yurt içinde çok tehlikeli bir hal almıştır. Bu akımlara kapılan vatandaşlarımın mühim bir kısmı saf ve temiz insanlardır. Allah'a inanma ihtiyacı karşısında din bezirganlarının ağalarına düşmüşler ve yollarını sapılmışlardır. Bunları kurtarmak lâzımdır.”

12 Mart 1971 muhtırasından sonra 1972-73 Adli Yılı Açılış Töreni’nde konuşan Yargıtay Başkanvekili Eyüp Sabri Erman’ın gündeminde de doğal olarak 12 Martçı generallerin komünizm tehlikesi vardı:

“Becerikli bir kamufle ile samimi dilek ve arzuların masum bir tezahürü şekline sokulan, bu suretle vatandaşlar arasında yayılmasına, taraftar bulmasına çalışılan aslında, Anayasa'nın değişmez düzenine matuf olan iddia ve propagandaların, istenilen ortamın hazırlanması halinde kuvvete dönüşeceğinden şüphe edilmemelidir...Cezai sonuçlarından kurtulabilmek, daha serbest ve kandırıcı şekilde hareket edebilmek için mahiyeti, amacı ve neticeleri kasten açıklanmayarak yorumu öğrenci, işçi çiftçi, memur, aydın, yarı aydın her meslekten vatandaşların kendi açılarından idrak ve anlayışlarına bırakılan ve bu suretle zihinlerde Anayasa'nın değişmez düzenine karşı bir tepki uyandıran iddialar ve propagandalar dahi kanaatimce suçtur.”

12 Eylül darbesinin ardından ilk Adli Yıl Açılış Töreni’nde konuşan Yargıtay Başkanı Mehmet Derviş Turhan da Kenan Evren’i mutlu eden bir konuşma yapmıştı: 

“12 Eylül Harekatı'ndan sonra Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarımız görevlerini huzur ve güven içinde yürütmektedirler. Bu kıvanç verici ortamı sağlayan Türk Silâhlı Kuvvetleri'ne yargı adına en içten teşekkürlerimi sunmayı zevkli bir ödev sayarım.”

Devletin terörle mücadelede rutin dışına çıkıp fail-i meçhullere imza attığı 1992-93 yılı Adli Yılı Açılışı’nda konuşan Yargıtay Başkanı İsmet Ocakçıoğlu ise öyle demişti:

“Devletin bu yolda en azından teröristlerin kullandıkları vasıta ve yöntemleri kullanması demokratik hukuk devleti kurallarına tamamen uygundur.”

Yargı mensuplarının Genelkurmay’a brifinge gidip, gerekirse silah kullanırız diyen generalleri ayakta alkışladığı 28 Şubat devrinin yargı yılı açılış törenlerindeki konuşmalardan herhalde örnek vermeye gerek yok.

1943 yılından bu yana yapılan yeni adli yıl açılış törenlerinde bu kalıplara sığmayan konuşmalar da var.

Bunlardan biri 1956 yılında terk edilen adli yılı açılış töreni geleneğinin ardından 1960 darbesinden sonra  yapılan ilk törende Yargıtay Başkanı Recai Seçkin’in yaptığı konuşmadır. 

Bir kaç ay önce darbenin lideri Cemal Gürsel’in daha önce hiçbir cumhurbaşkanı ya da başbakanın yapmadığını yapıp, Yargıtay’da ziyaret ettiği, darbecilerin bu göreve getirdiği bir isimdir Seçkin. 

Konuşmasında o sırada Yassıada’da devam eden yargı faciasına hiç değinmemiştir ama 27 Mayıs ihtilalini de övmemiştir. 

27 Mayıs darbecilerinin, eski rejimi diktatörlükle suçlaması yüzünden hemfikir oldukları Kemalist yargıçlara tanıdıkları görece otonomiden güç alsa da Cemal Gürsel’in karşısında şu sözleri söylemek yine de bir cesaret işidir: 

"İstanbul'u aldıktan sonra Fatih Sultan Mehmet, bir Bizans'lı mimarla bir yapı yaptırmak üzere anlaşma yapar ve binaya konulacak direklerin boyu üzerine mimara talimat verir. Mimar, talimata uygun davranmanın fen bakımından sakıncalı olduğunu anlar ve direkleri biraz kestirdikten sonra binaya koyar. Binayı gezdiği sırada talimata aykırı davranıldığını öğrenen padişah, öfkeye kapılır ve mimarın kollarını kestirir. Mimar hemen İstanbul Kadısı'na gider ve padişaha karşı dava açar. Kadı padişahı mahkemeye çağırır. Fatih, hâkimin karşısına çıkınca ayrı bir yere oturmak ister. Hâkim kendisine duruşma için geldiğini bu sebeple ancak davacının yanında durması gerektiğini ona söyler. Padişah bu sözü dinler. Duruşma sonunda padişahın haksız olduğu sonucuna varan Kadı, Fatih'in de iki elinin kesilmesine karar verir. Bu kararın adalete uygunluğundan memnun kalan davacı, el kesme yerine kendisine para ödenmesini ister" ve bu istek üzere işlem yapılır.

İkinci olay, ikinci Abdülhamit Devri'nde geçmiştir. "Abdülhamid'i tahtından indirmeye kalkışma suçundan cinayet mahkemesine verilen büyük bir siyaset adamının davası başlamazdan önce padişahın damadı Mahmut Celâlettin Paşa, mahkeme başkanı Abdüllâtif Suphi Paşa'ya gider ve (Sizden sânı sadakate lâyık bir karar bekliyoruz) der. Davaya bakılır, sanık beraat eder. Padişahın yolladığı haberi bilen başkanın kızı, kararı öğrenince hayretlere düşer ve babasına ‘kararı verirken sânı sadakate lâyık karar bekleyen hünkârdan korkmadınız mı?’ diye sorar. Paşa'nın karşılığı şudur: ‘Öyle bir hâkim öyle bir sultan var ki, huzuruna yarın Hünkâr da, ben de beraber çıkacağız, işte ben, yalnız o Hünkârdan korkarım.’

Türk adalet tarihinden alınan bu örnekler, birer yüksek seciyye ve kahramanlık örneğidir. Böyle olağanüstü kimselerin sayısı hiçbir zaman çok değildir ve yüksek seciyyeli olanlar da kahramanlık isteyen bir mesleğe girme yerine vicdanlarının rahatını bozmadan geçimlerini sağlayabilecekleri başka bir mesleğe girmeyi düşünebilirler.”

Ama 76 yıllık adli yıl açılış konuşmaları tarihinin en farklı konuşması, tartışmasız 1999-2000 yılı Adli Yıl Açılış Töreni’nde Yargıtay Başkanı Sami Selçuk’un konuşmasıdır.

İlk kez bir Yargıtay Başkanı, devletin diliyle değil, klişe hukuki kavramlarla da değil, gerçekten adalet, özgürlük ve demokrasi diliyle konuşmuştu.

1999 Depremi’nde yıkılan güçlü devlet anlayışı, ardından hızlanan Avrupa Birliği sürecinin de atmosferinde yapılan konuşmada Sami Selçuk’un ortaya koyduğu şu hukuk anlayışının, 20 yıl sonra hala çok uzağındayız: 

“Demokrasinin biricik sigortası yine ve ille de demokrasidir... Deneyimler göstermiştir ki, aşırı görüşleri, inançları etkisiz kılmanın en iyi çaresi, özgür bırakıp onlarla ilgilenmemektir. Bu tutum, aşırı görüşleri, inançları önce parçalayacak, çoğullaştıracak, ılımlı kılıp evcilleştirecektir...Tutuklanma Hitler'i yaratmıştır. Sürgün Lenin'i yaratmıştır. Sürgün  edilmeseydi, büyük olasılıkla Lenin, ömrünü bir parti başkanı olarak Duma'da noktalayacaktı. Her yasak, yasaklanana güç kazandırmış, aykırılığı mayalandırmıştır... Yasak, önceleri görece bir dinginlik sağlar. Ancak geçicidir, aldatıcıdır. Çünkü baskıyla sağlanan barış, aslında için için süren bir savaştır. Yasaklanan görüşlerin gaddarlık patlamasıyla öç almalarının nedeni, baskı rejimlerinin sistemin bağışıklığını sağlamaktan yoksun kalmalarıdır. Küçük Hitler'lere mikrofon vermeyerek onları silemeyiz. Hoşlanmasak bile Ku Klux Klanların felsefelerini yayma ve sokakta yürüyüş hakları vardır. Unutmayalım ki, en tehlikeli düşünceler bile insanlığın çılgınlıkları arasında yer almıştır, almalıdır. Çünkü insanlar arasında sağduyu eşit paylaşılmıştır (Descartes). Yaratıcılık için kaosa da gerek vardır. Düşünsel "anarşi, demokratik ülkelerin en çok değil, en az korkmaları gereken şeydir" (Alexis de Tocqueville)... 

Demokrasi "ben ötekinden daha iyi düşünüyorum" yolundaki vesayetçi, Jakoben ve tekelci anlayışı reddeder...

Yineliyorum. Özgürlüğü yerli yersiz sınırlayan bir hukuk ve devlet, insanı insan yapan temel öğeye, özgürlüğe ihanet etmiş bir hukuk ve devlettir. Böyle bir düzende hukuk da, devlet de meşru değildir... 

1997'de 22 ülkenin cezaevinde toplam 180 gazeteci bulunmaktadır. Bunun 78'i Türkiye'dedir ve birincilik bizdedir. Sayı, Zambiya'da 1, Sudan'da 2, Nijerya'da 8'dir. Bu iddialar değerlendirilmeli, Türkiye yasalarla beyinleri ezilmeye, sesleri kısılmaya çalışılanların ülkesi olarak 21. yüzyıla girmemelidir. Yapılacak iş, salt düşünce suçları olan hükümleri kaldırmak, suçlara eylem çağrısı yapan, suça kışkırtan hükümlerdeki sözcük ve deyişleri, suçların yasallığı ilkesi gereğince, belirgin ve saydam kılmaktır...

Hukukun üstünlüğü değil, hukuk devleti ilkesini benimseyen Kara Avrupası ülkelerinden esinlenen Türkiye, yargı erkinin bağımsızlığını ve öbür erklerle eşitliğini gerçekleştirmeden üçüncü bin yıla girecek mi? Bugün bu soruyu yalnız yargı değil, herkes soruyor...

Türkiye'de her şey "hikmet-i hükümet" sayesinde birer bilmeceye dönüşmüştür. 2398 yıl önce Sokrates'in nasıl yargılandığını biliyoruz. Ama yüzyıl önceki Mithat Paşa davası hâlâ bir sır. Bir sayın Adalet Bakanı ayrılış konuşmasında "adalete karışmadığını" övünçle söyleyebiliyor, bunu erdem olarak sunabiliyor. Bu itiraftan anlıyorsunuz ki, yargının kapısı siyasal müdahalelere açık. Ama kimseden çıt çıkmıyor...

Diyeceklerim şimdilik bunlardır. Gösterdiğiniz ilgi ve sabra gönül borcumu öderken, 2000 yılında demokrasinin utkusuyla taçlanmış, baskı ve terörden arınmış, barışa kavuşmuş bir Türkiye'de ve dünyada buluşmak umuduyla saygılar sunarım. Yaşasın Türkiye !”

https://www.yargitay.gov.tr/documents/acilisKonusma/1999-2000.pdf

20 yıl önce yapılmış bu konuşmayı, bugün Beştepe’deki törende Yargıtay Başkanı yapsa, muhtemelen bir sonraki Adli Yıl Açılış Töreni ya yapılmaz ya da tören bir dahaki yıl yeniden Yargıtay’ın küçük salonuna dönerdi.

Ertesi gün Yargıtay Başkanı’nın hakkında hangi başlıklar atılır, hangi yazılar yazılırdı tahmin etmek de zor değil.

Neyse ki bugün böyle bir tehlike yok. Yargıtay Başkanı 1999’daki istisnai durumdaki gibi değil, 76 yıllık geleneğe uygun bir konuşma yapacak. Barolar Birliği Başkanı da avukatların pasaport meselesini çözecek bir tonda konuşacak.  

Tarih çizgisi hep ileriye doğru gitmiyor. Bazen 1999, 2019’dan daha ileri bir tarih de olabilir...

 

Kaynaklar

Yargıtay Adli Yılı Açılış Konuşmaları arşivi.

https://www.yargitay.gov.tr/icerik/39

Osman Can- Adli Yıl Açılış Konuşmaları- Liberte Dergisi http://www.libertedownload.com/LD/arsiv/75/12-osman-can-adli-yil-acilis-konusmalari.pdf

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Hasyobaz... 02 Eylül 2019 23:52
Gözünü seveyim torpil ile hakim-savcı yapılan bir kafadan hukuk ve adalet çıkar mı? Bir de bunu yazın.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 22:35
Her zman soylerim Sayın Oğur, adamın dibisin. Sen demokratın kralısın.
Ali Desidero 02 Eylül 2019 21:41
DİLO DİLO YAYLALAR! Sayın Oğur yaşın kaç bilmiyorum!11 Cumhurbaşkanın hangisi katılacağı tören dolayısı ile katılımcı yargı mensuplarının üzerini polise aratmıştır, şahit oldunuz mu? Herhangi başka ülkede böyle bir olaya şahit oldunuz mu? O polisler başka mekan da yargı mensubu üstünü arayabilir mi! Anıt Kabir de subay üstü araması da yaptırmıştı! Nasıl bir zihniyet gerçekliği sorunuyla karşı karşıyayız? Bu ülke ve halk ne kadar bu hale katlanacak bende seyrediyorum! Du bakem n olcek?
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 20:53
Devlet Bahçeli, Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş, Yiğit Bulut ... Bugün Erdoğan'ın en gözdeleri. Ortak noktaları, Erdoğan'a defalarca hakaret edip, onu yerden yere vurmaları. Kafileye biri daha katıldı : Metin Feyzioğlu. Erdoğan, onun eleştirilerine tahammül edemediği için Danıştay salonunu terk etmişti. Feyzioğlu, saraydaki açılışa giderken koltuğunu kaybettiğinin farkında. Avukatların yaklaşık % 80’ini temsil eden baroları karşısına aldı. Erdoğan, eski hakaretçisini koltuksuz bırakmaz. Anayasa Mahkemesine atarsa bana sürpriz olmaz.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 19:42
Çok güzel bir yazı olmuş.emeginize sağlık.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 19:05
"bir emniyet aracını sivil plaka taktırarak eşine tahsis ettiği ortaya çıkınca istifa etmek zorunda kalmışt". Bugun bunu yapmayanlar istifa etmek zorunda kaliyor. Islamciya essegini birgunlugune teslim et, aksama semersiz alabilirsen iyi. Buna diyaneti devlet eliyle palazlandiran kemalistlerde dahildir. 1400 yillik yakiyye bilim insanindan, dindarina herkesin genlerine islemis. Buna kendim de dahilim.
Sami Selçuk Cumhurbaşkanı olacak adamdı.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 14:38
Açılışın orda veya burda yapılması, sert ya da yumuşak mesajların verilmesi adalet mekanizmasının düzgün çalışmasını etkiliyor mu ona bakalım. Yasama, yürütme, yargı tek elde olduğu sürece bütün tartışmalar boşuna nefes tüketmeden öteye gitmiyor. ..
cumhur 02 Eylül 2019 14:24
Tarafsız olması gereken kurumların taraflı yani partili cumhurbaşkanı tarafından tarafından sevk ve idare edilmesi ne yazık ki o kurumların da tarafsızlığına gölge düşürüyor!Yani devletin tarafsız olması gereken kurumları taraf olmuş oluyor.Sonra da kalkıp kuvvetler ayrılığından bahsediyoruz.Bu sadece kendimizi kandırmaktır...
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 13:51
Yasama ve yurutmeye gore yargi nitelik olarak daha zayif. Yasama ve yurutme secile secile olusuyor, yargi ise yasama ve yurutmenin atamasi ile. Yarginin sorunu kanunen yetki verilmemesi degil, verilen yetkileri bilip kullanacak nitelige sahip olunmamasi.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 13:42
Sami Selçuk.... Söze gerek yok, bir hukuk bilgesi. Yalaka değil, kalmadı onlardan.
Karar Okuru 02 Eylül 2019 13:26
Haberlerde Omer El Besir'i kafes icinde yargilanirken gordum.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 19:07
0
Omerin bile adil yargilanma hakki olmalidir.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 12:32
Mısır’ın 29. Suudi Arabistan’mın 24. sırada zikredildiği bir Devletlerin hukuktaki seviyeleri listesinde Türkiye 111. sırada gösterilmiş. Bu listenin politik bir tavrın listesi olduğu açık değil mi ?Bundan Türkiye olarak ancak gurur duyulur bence. Çünkü bu listedeki yerimiz, Türkiye’nin batılılarca artık güdülemediğini ve satın alınamadığını gösteriyor. Herşeye, “ Batılılar ne der ?” ezikliği ile bakmaktan vazgeçip, adelet ve hukuktaki seviyemizi kendimiz için yükseltmeye bakalım
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 13:52
0
Yalniz bu gorus de tam bati dusmanligi, bati ne yaptiysa tersini yap anlamina geliyor. Kosulsuz bati hayranligi kadar kosulsuz bati dusmanligi da kotu.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 14:45
1
"Anayasa Md.38: Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı fiilden dolayı cezalandırılamaz" hükmü açık ve nettir. Ancak birisi çıkar ve "Yasal bir bankaya para yatırmanın suç olduğunu söyler. Mahkemeler Anayasanın değil de şahsın dediğini yapar ve 2016 ve sonraki yıllarda 2014 ve öncesinde yasal bankaya para yatırmaktan vatandaşa ceza verip aylarca hapis yatırır. Çok uzatmayayım. Yasal bir bankaya para yatırdığı için vatandaşına ceza verip aylarca hapis yatıran mahkemelerin olduğu, dünyadaki tek ülkeyiz. Bence 111 inci değil 1 inci olmalıyık.
Murat Doğrusöz 02 Eylül 2019 16:23
0
Bu yoruma yazdığım cevap,yayınlanmamış.Bir eksiği yoksa,lütfen yayınlayın
Okur ve sorar 02 Eylül 2019 17:23
0
12.32 yorumcusu Karar Okuru Mısır'ın 29., Arabistan'ın 24. sırada olduğunu yazarken referansını belirtmemiş. İnternette yaptığım gezintide 'World Justice Project' in 2019 da yaptığı Rule of Law Index'e göre Mısır'ın 121. sırada olduğunu ve araştırma kapsamındaki 126 ülke içinde Arabistan'ın olmadığını gördüm. Türkiye ise 109. sırada. İlk üç sırayı Danimarka, Norveç, Finlandiya almış. USA 20. sırada. Yapılan araştırmanın kriterleri net ve şeffaf. Siz şu soruya cevap verin (gönlünüz istemezse vermeyin). Türkiye'de böyle bir araştırma yapılabilir mi ?
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 19:09
1
Seni seni, batinin komputuru ile de fikirlerini yazıyor!. Simdi biradan batinin icadi hopurlerde ezan dinleyip camiye gidip sevap kazanacak!
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 19:10
0
Böyle yourmları dikate alarak edebiyat yapmak mı... He he deyip gecin.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 12:25
''''12 Eylül Harekatı'ndan sonra Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarımız görevlerini huzur ve güven içinde yürütmektedirler. Bu kıvanç verici ortamı sağlayan Türk Silâhlı Kuvvetleri'ne yargı adına en içten teşekkürlerimi sunmayı zevkli bir ödev sayarım.” yargı bağımsız???? ne zaman???
KARAR OKURU 03 Eylül 2019 10:37
0
yani bugünün yargısını 12 eylül yargısıyla mı kıyaslıyorsunuz? 12 eylül yargısına göre daha iyiyiz mi diyorsunuz?
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 11:16
AÇILIŞINI, YÜRÜTMENİN EVİNDE YAPAN YARGI, BAĞIMSIZ BİR YARGI OLMA İHTİMALİNİ, KENDİ ELİYLE İMHA ETMİŞTİR. BU, PARTİ DEVLETİNİN, HUKUK TARAFINDAN DA ONANMASIDIR.
Murat Doğrusöz 02 Eylül 2019 16:45
2
Çok doğru!Yargı açılışını Genelkurmayın Brifing salonunda yapmalıydı.İşte o zaman Hukukun Üstünlüğü! ve Yargı'nın bağımsızlığı!tesis edilmiş olurdu!!!Bak Antalya Barosu da Külliyeyi protesto edenlerden.O Antalya Barosu ki 367 S.Kanadoğlu'na 367 mucitliğinden! dolayı Yılın Hukuk Adamı Ödülünü verebilmiş Hukuk Hassasiyetine!!! sahip bir Baro,biz ne anlarız Hukuk'tan.Bizi gidi cahiller bizi,hiç bir şeyden de anlamıyoruz ki
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 18:29
2
Yargı, Genel Kurmaya brifing verirken de eleştirdik. Erdoğan'ın karşısında önünü iliklerken de eleştirmeye devam edeceğiz. Yargıtay'ın salonu var. Erdoğan yargıçların ayağına gidecek. Gitmek istemiyorsa keyfi bilir. Her zaman yanlışın karşısındayız. Dinbazların yanlışlarına, Kemalistlerin yanlışlarından kılıf üretmek, olsa olsa, bir cehalet göstergesidir.
KARAR OKURU 03 Eylül 2019 10:27
1
18:29, şu anda devletin başı halkça ( Ordu tarafından değil) seçilen Erdoğandır, severdi sevmezsin ayrı ama devleti temsil ettiği sürece ona saygı göstermek ve isterse onun ayağına gitmek yüksek memur, amir yada sıradan vatandaş herkes için mecburiyettir. Sen haddini bilir ve nefretinle köşende durursan kimse karışmaz korkma!
Murat Doğrusöz 02 Eylül 2019 21:04
0
18:29'a;Yorumlarımı okuyanlar Akp'nin hatalarına sahip çıkmadığımı görürler.Benim problemim;geçmişin o faşist uygulamalarını destekleyip,bugün burada demokrat!Adil!Hukuk Üstünlüğü! savunduğunu söyleyen riyakar,takiyyeci,madrabazlar ile.Senin hangi kategoride olduğunu bilemem,bilmediğim bir kişiye de sen şöylesin diyemem.Ama bildiğim bir şey var; İslam Düşmanlarının,Fetöcülerin,Kemalistlerin,Chp'lilerin cirit attığı ve bunların 31Mart'ta,Millet yanında!Demokrat! Riyakarlığı ile Chp'ye çalıştıkları.Ne olduğunu açıklarsan,yazılarında,ona göre cevap veririm
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 11:04
Darbe girişimi, darbe sonrası OHAL, iyice siyasallaşan hukuk; istikrarsız, israf dolu bir ekonomi; ne amaçladığı belli olmayan dış politika; bütün muhaliflerin hain ilan edildiği siyasi anlayış... 10-12 yıl önce cennette yaşıyormuşuz.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 19:16
0
Bu ulkede hicbir zaman "cennet" olamaz. Bazen bir iki yillik reklam aralari olur.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 10:58
Bence de demokrasi tam da dediğindir. İnsanın kendine bol diktiği en güzel yelektir. Değerli Yazar, ben seni çok önemsiyor, ciddiye alıyorum. Ama sen de şu naçizane tespitimi ciddiye al lütfen: Kol kesilmeden hukuk yoksa, kesildikten sonra da yoktur.
KARAR'lı okur 02 Eylül 2019 10:32
Kimi siyasetçilerin "hak, hukuk, adalet" demesi, elbette hak ve hukukun rafa kaldırıldığı bi ortamda önemli bi slogan, ancak asla yeterli değil. "Hak, hukuk, adalet"i istemek, bedel ister, kararlılık ve samimiyet ister. Hukukun emanet edildiği günümüz yargıçların en az sayın Sami Selçuk kadar cesaretli ve yürekli olması gerekir. Vicdanı ile cüzdanı arasında kaldığında, 'sağına ve soluna bakmadan' vicdanının sesini dinleyen kocaman yürekli yargıçlara çok ama çok ihtiyacı var bu ülkenin. Kendisine adalet hatırlatıldığında, "biz de evimize ekmek götürmek zorundayız" diyen yargıçlara değil..
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 10:13
Dürüstçe yazayım; olağanüstü bir yazı. Bugünü düne ve geleceğe bağlayan gerçekten özgün ve vatansever ancak özgürlükçü bir zihni yansıtıyor. Umarım okuyanlar da bu yazının anlamını ve önemini kavrarlar. Tebrikler...
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 19:17
1
Tabi canim, "vatansever" olmadan olmaz zaten! Yasasin vatansever hukukumuz! Hurraaaa......!
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 09:25
Demokrasimiz aksaktı, bazen kötürüm bile oldu ama cunta dönemleri dahil, iktidarları seçimle değiştireceğimize dair umudu hiç kaybetmedik. Sandık önümüze konur, Demirel’i de, Ecevit’i de, Evren’i de dehleriz, yolumuza bakarız, derdik. NEtekim de öyle oldu. Yarın için bu umudu taşıyamıyorum. Erdoğan’a verilmiş OHAL ilan yetkisi pimi çekilmiş bir bomba. Askeri darbe ihtimalinden çok daha tehlikeli.
Murat Doğrusöz 02 Eylül 2019 11:50
13
Bu ne uyanıklık yahu.Akp'nin hatalarını bahane ederek Darbeleri bize şirin göstereceksiniz öyle mi?Akp'nin Adaletsizliklerine,hatalarına tabii ki bizim adaletsizimiz,zalimimiz iyidir diyemeyiz.Ama sizlerin eski vesayet rejimlerini özlediğiniz görünüyor.Darbeyi yaptımı,muhtırayı verdimi herkes hizaya gelecek,Kemalizm despotizminin geleceği garantiye!alınana kadar herkes kuzu kuzu bekleyecek.Geçti o günler,boşuna umutlanmayın.Hataları savunma adına değil ama,kıyaslama yapılacaksa Akp'nin bu kadar adaletsizlikleri dahi,geçmiş adaletsizlikler ve faşistlikler yanında hiç kalır
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 13:10
2
Cuntanın/darbenin askerisine de, siviline de lanet olsun. Yorumda, askeri kalkışmanın zorluğu karşısında, başkanın tek başına OHAL ilan etme yetkisinin kolaylığı karşılaştırılıyor. Murat, boşuna sürünme yerlerde, orada buzağı bulamazsın.
Murat Doğrusöz 02 Eylül 2019 15:07
5
13:10'a;Oryantalleri kıskandıracak dönüşlere! gerek yok.Yazında 'cunta dönemleri dahil, iktidarları seçimle değiştireceğimize dair umudu hiç kaybetmedik'diye açıkça yazmış ve Akp iktidarına göre ne kadar umutlu! olduğunu söylemişsin.Sana göre;bir hareket dünyanın en barışçı parti olmasına rağmen,Kan içici vampir,metastaz yapmış ur suçlamasıyla kapatılsa dahi,umutlar yeşil kalıyor!!! öyle mi???Adaletsizlikleri maalesef bir realite ama, Akp iktidarı ile Cuntaların faşistlerini kıyaslaman,konuya bakışının ispatı.Sanki o devreleri hiç yaşamadık.Pes doğrusu
KARAR OKURU Hakkı Sever 02 Eylül 2019 16:05
2
K.Evrenin Cumhurbaşkanlığı dönemi daha demokratikti.Evren istese bir dönem belkide ömür boyu Cumhurbaşkanı kalabilirdi.Baskanlik sistemine geçebilirdi. GECMEDİ,Ne dedi biliyormusunuz Başkanlık sistemi Türkiyede diktaya dönüşür.
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 18:36
1
Murat Bey, merak ettim, hangi partiymiş o dünyanın en barışçı partisi ?
mutlu yücel 02 Eylül 2019 09:19
2398 yıl önceki Sokrates’i tanıyor fikirleri okuyor kendisini hayırla yâd ediyoruz. Demek ki gerçek tarih unutturulamıyor. Bundan 2389 yıl sonra da “Türkiye’de Hukuk” başlığı altında bir bölüm açıldığında Sami Selçuk’ un açılış konuşması ve diğerleriyle beraber okunacak ve irdelenecektir. Hayatta olan Selçuk’un şimdiden bunu duymasının kendine yüklediği mutluluk mu önemli, yoksa icazetle gelmiş ve yandaş olmuşların, geçici koltuklarında otururken duyduğu haz mı önemli ve kalıcı, sorarım size.
Abdülhamit veya Atatürk kendi yönetimlerinde adaleti sağlamak için de varlardı. Ama Abdülhamit veya Atatürk kimilerine göre üzüntü kimilerine göre mutluluk kaynağı. Neden ve neden yönetim tarihimiz müthiş alt üst oluşlarla devam ediyor ? Milletimiz neden farklı dönemlerde düşünce ve değerler savruluşu yaşamakta ? Mesela; vatansever ve vatan haini kavramlarının anlamları neden her farklı dönemde 180 derece farklı algılanmakta ? Benim cevabım: Millet olarak ortak değerlere sahip değiliz. Yani henüz birlik ve beraberlik içinde aynı değerlere sahip olan bir millet olamamışız.
Değerler, değerler 02 Eylül 2019 12:55
0
Değerler. Hangi değerler insan topluluğunu birarada tutar ve onları bir millet yapar. En önemlilerinden birisi adalet. Günümüzde niçin hala Ömerler aranmakta? Bunca zamandır niçin hala bulunamadı da aranmakta? Osmanlı Ömerleri bulmuşmuydu? Evet, ilk dönemlerinde bulduğu için 600 küsur sene ayakta kalabildi. Her ırk, her dinden insan toplulukları kendi devletlerinden vazgeçip Osmanlının adaletine sığınmışlardı. Sonra? Sonra ne oldu da Osmanlı yıkıldı? Osmanlı değerlerine sahip çıkmaya devam etseydi 600 yıl değil 1600. yıllara doğru yelken açmaya devam ederdi.
Değerler, değerler 02 Eylül 2019 14:35
0
Görülmek, düşünülmek istenmeyen şu ki; Osmanlı adalet değerini sonraki zamanlarda zayıflattı ve unuttu. Bu onu yıkılışa götürdü. Bir daha da ayağa kalkması adeta imkansız, eğer eski değerlere tekrar sahip çıkılmaz ise. Birileri diyebilir ki; Osmanlının yıkılışı sanayiye, bilime,tekniğe, eğitime önem vermediğinden yıkıldı. Evet, doğru. Ama sanayi, bilim, teknik, eğitim, vd.ne niçin önem verilemedi. Çünkü bunlara önem vermeyi adeta emreden değerlerini kaybetmişti.
Değerler, değerler 02 Eylül 2019 14:50
0
"İlim Çin'de bile olsa gidip alınız"ı, "bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum"u, "komşusu açken tok yatan bizden değildir"i unuttu. Ve diğerlerini de... En başta da Allah inancını kaybetti ve Osmanlı yıkıldı. Şimdi bizler ne Müslümanız ne de Türküz, ne Müslümanız ne de Kürdüz, ne gerçek Hristiyanız ne de Rumuz, vd... Eski değerlerimize sahip çıkmadığımız sürece, adaleti unuttuğumuz sürece millet olamayız. Millet olamayınca da beraberce yaşayamayız. Bugüne kadar parçalana parçalana gelmişiz. Değerlerimize sahip çıkmazsak daha da parçalanmaya mahkumuz.
Ehl-i İrfan 02 Eylül 2019 06:24
Daha geriye gitmeden 2014 de yazılmış Y Oğur'un Gömleğini çıkarmış Cüppesini çıkaramamış yazısı 5 yılda alınan yol."Onun karşısında ise diline doladığı Milli Görüş elbisesinin yerine daha evrensel görüşleri temsil eden gömlekler giymiş, daha bir gün önce 99 yıllık bir ittihatçı, Kemalist devletçi tabuyu daha yıkmış, daha birkaç hafta önce halkın yarısından yeniden onay almış bir siyasetçi var.Hangisi daha evrensel? Hangisi daha demokrat? Hangisi daha ilerici? Kimin kime ders vermesi hoşunuza gidiyor bu tabloda bir düşünün. İşte o cevap kadar hikayenin demokrasi, siyaset, hukuk tarafındasınız.
Murat Doğrusöz 02 Eylül 2019 04:55
Bazı bilgileri tazeleme,bazılarını da öğrenme açısından güzel bir yazı.Ama o kadar örnekten sonra bir 28 Şubat örneği verilmemesi eksik olmuş.Halbuki bu,bazı gerçekleri hatırlama ve kıyas açısından çok önemliydi.Hani bu gün yargı bağımsızlığından bahseden,Adalet istiyoruz diyen(istekleri çok haklı,samimiyet meçhul)Kemalist Chp'liler var ya,28 Şubat'ta Cuntanın verdiği yargı brifinglerinde en ön koltuğu kapmak için birbirlerini çiğniyorlardı.Bugün o faşist despot güçleri elinden alınıp,Millet'in OY'una ihtiyaç olunca Kararcılara methiyeler! düzmesine Y.Oğur,jest yapıp torpil geçmiş herhalde
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 02:07
Demek Hitler’i tutuklamışlar. Not alalım, bundan sonra deli diktatör potansiyeli taşıdığını hissettiklerimizi “mağdur” gösterecek davranışlardan kaçınıyoruz.
Nizam 02 Eylül 2019 01:21
Adaletin yerlerde süründüğü ülkemizde, adli yıl açılışı var. Komik... Her şeye rağmen bizim beklentimizse yalnızca “ADALET”
KARAR OKURU 02 Eylül 2019 01:04
Adli yıl açılışı eskiden bir güç savaşının sonucunun görüldüğü yerdi. Şimdi de öyle. Bakalım yeni siyasi yapılanma arifesinde yargı gücü kimde görecek? Ortaya karışık bir konuşma mı yoksa, 15 temmuzlu, fetö lü bir konuşmamı yapılacak.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN