Back To Top
Buzdolabının kapısı aralanıyor mu?

Buzdolabının kapısı aralanıyor mu?

 - Son Güncelleme: 22.07.2019 Pazartesi 09:28
- A +

“Din ve milletlerini İngiliz altınlarına satmış isimleri malum şahısların aldatmalarına kapılarak, maazallah din ve devlet aleyhinde bir felakete sürüklenmeden hakikati görerek kurtuluş bulduğunuzdan dolayı sizleri tebrik eyler ve saf ve namuslu halka hak yolunu gösterme hususunda yardımınızı esirgememenizi ve vatanperverane hizmetler bulunmanızı rica eder.”

100’üncü yıldönümü yaklaşan Sivas Kongresi’nden bir kaç gün sonra 16 Eylül 1919 günü, Mustafa Kemal Paşa,  “Heyet-i Temsiliye namına” bu telgrafı Kahtalı Hacı Bedir Ağa’ya göndermişti.

Telgrafta “din ve milletlerini İngiliz altınlarına satmış isimleri malum şahıslar”dan kastedilen Wilson Prensipleri’nin Kürtler için de uygulanmasını savunan Kürdistan Teali Cemiyeti’ni yöneten Bedirhan ailesiydi.

Adı geçmeyen İngiliz ise “İkinci Lawrence” ya da “Kürtlerin Lawrence”i diye bilinen İngiliz istihbarat ajanı yüzbaşı Charles Noel. 

Yüzbaşı rütbesine rağmen Noel, Londra’da aralarında Savaş Bakanı Churchill’in de olduğu iktidar çevrelerinin desteğini arkasına almış, 1919 yılında bölgedeki İngiliz siyasetine “Noel siyaseti” adının verilmesine neden olmuştu.

Yüzbaşı Noel, Kürt milliyetçiliğin gücüne inanıyor, o sıralarda Erbil ve Süleymaniye’de kendi teşvikiyle kurulmuş Güney Kürt Federasyonu benzeri bir yapının Kuzey’de de kurulabileceğini, düşünüyordu. 

Bu yüzden 1919’unun yaz aylarında Diyarbakır, Maraş, Malatya’ya bir seyahate çıktı. Ona Bedirhan ailesinden bölgede itibarlı isimler eşlik ediyordu. Malatya’da şehrin mutasarrıfı olan yine Bedirhan ailesinden Halil Bey tarafından karşılandı.

Yüzbaşı Noel ve Bedirhanlar, bölgedeki Kürt aşiretlerini ikna turuna çıkmıştı. Onlara silahlı adamlarıyla destek veren aşiretlerin en büyüğü Malatya’nın güneyindeki Rişvan aşiretiydi. 

Aşiretin lideri ise elmas yüzüklü Hacı Bedir Ağa. 

Mustafa Kemal’e göre Noel ve Bedirhanlar Kürt aşiretlerini Sivas Kongresi’ne saldırtmayı planlıyordu.

Bunun üzerine Kuvayi Milliye güçleri bölgeye kaydırılmış, Noel’e destek veren Kürt aşiretler Milli Mücadele yanlısı başka Kürt aşiretler tarafından İslam kardeşliği mesajlarıyla ikna edilmişti. 

Onlardan en önemlisi Hacı Bedir Ağa’ydı.

Nutuk’ta ayrıntılı olarak telgraflarına yer verilen olayların sonunda Yüzbaşı Noel, Malatya’dan eli boş ayrılmak zorunda kalmıştı.  

(1921’deki Kahire Konferansı’nda hala Noel’in Kürt tezleri baskındı. Ama İstiklal Harbi ve İngiltere’nin Irak’taki şefi Sir Percy Cox’un Arapların güvenini kaybetmemek için karşı çıkması yüzünden İngilizler Noel siyasetini 1922’den sonra terk ettiler.) 

İşte Mustafa Kemal bu kararı için sağ salim tamamlanan Sivas Kongresi’nin ardından Hacı Bedir Ağa’ya tebrik telgrafı göndermişti.

Daha sonra İstiklal Harbi’ne de destek veren Hacı Bedir Ağa, 23 kişiye verilen özel bir İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiş, Ankara’dan kurulan Birinci ve İkinci Meclis’e de Malatya vekili olarak davet edilmişti. 

Hatta Birinci Meclis’te mebus olmak için aranan okuma yazma bilme şartının maddeye eklenen “Diyab Ağa ve Hacı Bedir Ağa hariç” hükmüyle aşıldığı söylenir.

Bedir Ağa, Şeyh Said isyanından sonra Kürt aşiretlerinin zorunlu iskan politikaları sonucunda, portakal tarlaları verilerek Mersin’e yerleştirildi. 

Ama 1927’de Üçüncü Meclis’e Kars vekili olarak girdiğine göre, rejimle arası bozulmamıştı. 

(Koyu Sünni-şafi bir aşiretin lideri olan Bedir Ağa’nın adı İsmet İnönü hatıratında da geçer. İnönü bir gün çok sıkıntılı gördüğü Ağa’ya  canını sıkan şeyi sorunca, Bedir Ağa “Bu kadar uğraşıp çalışıyorsunuz, demiryolları yapıyorsunuz, halk bundan çok memnun fakat yine de hakkınızda çok insafsız şeyler söylüyorlar” der. İnönü “Ne diyorlar, hırsız mı diyorlar” diye sorar. Hacı Bedir Ağa “Çok daha fenasını söylüyorlar. Bunlar adama şapka bile giydirirler diyorlar, bunu bile söylüyorlar” diye cevap verir. İnönü hatıranın devamında Şapka Devrimi’nden sonra Hacı Bedir Ağa’yı melon şapka ile gördüğünü yazar.)

1928 yılında Hacı Bedir Ağa’nın vefatından sonra Fırat, Turanlı. Özbek soyadlarını alan Rişvan aşireti siyasete merkez sağ partilerde devam etti. Demokrat Parti’den milletvekili seçilen Bedir Ağa’nın oğlu Hüseyin Fırat, torunu DP milletvekili Sırrı Turanlı Yassıada’da yargılandı.

Kardeşi Zeynel Turanlı, 27 Mayıs’ın ardından Kürt aşiret liderleriyle birlikte Sivas Kampı’na gönderildi. 

Sırrı Turanlı daha sonra Adalet Partisi’nden Adıyaman Milletvekili olarak siyasete devam etti.

Ailenin siyasetteki son temsilcisi, Hacı Bedir Ağa’nın oğullarından Ali Fırat’ın oğlu  geçen hafta kaybettiğimiz Mir Dengir Mehmet Fırat’tı. 

Siyasete 1973’de Adalet Partisi’nden ayrılanların kurduğu Demokratik Parti’den yaşını büyüterek vekil adayı olmaya çalışarak adım atan Fırat, 80 darbesinden sonra siyasete Doğru Yol Partisi’nde  devam etmiş, 1999’da da Fazilet Partisi’nden Adıyaman Milletvekili olarak Meclis’e girmişti. 

Fırat, AK Parti’nin kurucuları arasında yer almış, partinin iki numaralı ismi ve sözcüsü olmuştu. 

Kürt meselesinde çözümün merkez ve meşru siyaset içinde bulunabileceğini düşünen Fırat, PKK çizgisinin net bir şekilde karşısında durmuştu.

Ama AK Parti ile yolları da Kürt meselesi yüzünden ayrıldı.  

AK Parti’nin demokratik açılım çizgisine girdiği 2008’de Erdoğan’la bir MYK toplantısında yaşadığı Kürtçe tartışması sonrası partideki bütün görevlerinden istifa etti.

Bir süre sessiz kaldıktan sonra Temmuz 2014’de “Bugünkü şartlardan dolayı bu manevi sorumluluğun ağır vebali olduğu kanısına vardım” diyerek kurucusu olduğu AK Parti’den istifa etti. 

Ve 7 haziran seçimlerinde, AK Parti’nin rekor oylar aldığı aşiretinin tepkisini çekmeyi göze alarak Meclis’e HDP milletvekili olarak döndü. Bir kereliğine diyerek girdiği HDP’de Demirtaş’ın ısrarıyla 1 Kasım seçimlerinde bir kere daha listelerde yer aldı. 

Ama orada da mutlu olamadı. Hendeklere karşı çıktı. Çözüm sürecinin bozulması nedeniyle hem hükümeti hem de PKK’yı suçlayan açıklamalar yaptı.

Hastanedeki son görüntülerinden birinde cep telefonundan Kürtçe bir şarkı dinlerken, parmağında dedesi Hacı Bedir Ağa’dan kalma elmas yüzüğü görülüyordu. 

100 yıl önce ayrılıkçı akımlara karşı Türkiye’yle birliği seçmiş İstiklal madalyalı bir dedenin torunu, uzun yıllar merkez sağ partiler ve AK Parti’de siyaset yaptıktan sonra aramızdan eski HDP milletvekili olarak ayrıldı.

Kürt sorununun 100 yıllık bir sorun olduğunu bundan daha iyi ne anlatabilir? 

Ama bir Kürt Mir’i olarak, 100 yıl önce dedesinin mebus olarak geldiği Ankara’ya defnedilmesi, bu meselenin çözümünün de yakınlarda olduğunu hatırlatıyor.

Mir Dengir Fırat’ın ömrü, ailesinin 100 yıldır içinde yol aldığı, kendisinin de siyasette çok uğraştığı Kürt meselesinin çözüldüğünü görmeye yetmedi.

Onun vefatı ettiği günlerde  Dersim’de hala çocuklar PKK’nın döşediği mayına basarak hayatını kaybetmeye devam ediyordu.  

Dengir Fırat’ın hastanedeki son ziyaretçilerinden biri Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı. 

Erdoğan, 2015’de Çözüm Süreci’nin buzdolabına kaldırıldığını açıklamıştı.

Ama son aylardaki bazı gelişmeler o buzdolabının kapısının aralandığına işaret ediyor. Ama kapı Türkiye’de değil, Suriye’de aralanıyor.

İlk işaret Öcalan’a yeniden avukatlarının gitmesine izin verilmesi oldu. Açlık grevlerini bitirin çağrısı yapan Öcalan, örgütüne Suriye’de Türkiye’nin hassasiyetlerini duyarlı olun demiş ve hala 2013’de Newroz mektubu çizgisinde olduğunu söylemişti.

İkinci işaret ABD’nin terör örgütü olarak kabul ettiği PKK’nın Kandil’deki lideri Cemil Bayık’ın Washington Post’a bir yazı yazıp “Şimdi Kürtlerle Türk devleti arasında barış zamanı” demesi. Herhalde ABD hükümetinin desteği olmadan yazılamayacak ve yayınlanmayacak bir yazıydı bu. 

Üçüncü işaret Suriye’deki YPG’nin komutanı Mazlum Kobani’nin (Şahin Cilo), takım elbiseli olarak Cenevre’de BM ile çocuk savaşçılara karşı sözleşme imzalaması oldu. Bu SDG’yi yani YPG’yi Suriye’de meşru bir yapı haline getirme girişimiydi. 

Dördüncü işaret ise yine Şahin Cilo’nun geçen hafta gazetecilere konuşup, Türkiye ile ABD arabuluculuğunda doğrudan olmayan görüşmeler yaptıklarını doğrulaması oldu. O açıklamalardan masadaki tartışma konusunun güvenli bölgenin nereleri kapsayacağı olduğu anlaşılıyor. Cilo’nun açıklamaları YPG’nin Kürtlerin geri dönmesi şartıyla esas sorun alanı olan Afrin’de Türk ordusunun varlığını da kabul edilebileceğini gösteriyor. 

Bu arada Türkiye, masada elini güçlendirmek için bölgeye yönelik askeri operasyonu da bir askeri diplomasi kozu olarak kullanıyor. Sınıra yığınaklar yapılıyor, Hulusi Akar geçen hafta sınır hattında askeri birlikleri ziyaret etti.

Bu listeye eklenebilecek bugün de iki önemli gelişme olacak.

Suriye düğümünün arabulucusu ABD’nin Suriye temsilcisi James Jeffrey’i bugün Ankara’ya geliyor. 

Bugün Diyarbakır’da ise bir miting var. HDP’nin il başkanlığı kapısındaki açıklamalarına bile izin vermeyen Diyarbakır Valiliği, ilginç bir şekilde bugün yapılacak “Onurlu barış için demokratik çözüm” adlı HDP mitingine izin verdi. Böyle bir mitingin yapılmasının görünürde bir sebebi yok. Bugün dünya barış günü ya da ya da herhangi bir tarihin yıldönümü değil.

Mitingin adındaki kavramların Öcalan’a ait olduğunu da herhalde söylemeye gerek yok. 

Tabii tam tersini işaret eden gelişmeler de oluyor.

Suriye’de böyle bir askeri ve diplomatik müzakere süreci devam ederken, Erbil’de, Erbil Başkonsolosluğu’nda önemli bir görevi olduğu anlaşılan bir Türk diplomat, PKK bağlantılı iki kişi tarafından profesyonel bir suikastla şehit edildi.

Erbil’de meşhur bir cafede meydana gelen suikast, 2013’de çözüm sürecinin başında Paris’te yaşanan suikasta benziyor.  

İkinci tersine gelişme, 31 Mart seçimlerinden sonra İmralı’ya gitmelerine izin verilen avukatların 23 Haziran seçimlerinden sonra yaptıkları başvuruların reddedilmesi. 

Özellikle seçime üç gün kala İmralı’ya gönderilen bir akademisyenle Öcalan’dan seçimlerde tarafsızlık mesajı veren bir mektup alınması, uzun vadeli bir devlet projesinin, kısa vadeli siyasi amaçlar için kullanılması anlamında sürece zarar vermiş olabilir. 

2015’de çözüm sürecini bitiren Suriye olmuştu, kapısını aralayan yine Suriye olabilir. 

Türkiye çözüm süreciyle PKK’yı silahsızlanmaya ikna etmeye çalışırken, Suriye savaşıyla bölgede silahın değeri artmıştı. Bütün krizler de Suriye meselesi etrafında çıkmıştı.

Şimdi Suriye’de silahlar susuyor ve kalıcı bir çözüm için yol alınıyor ve bu sorunları konuşmak için uygun bir ortam yaratıyor. Her ne kadar Türkiye’nin demokratik standartları 2013’ün çok uzağında olsa da Suriye meselesindeki acil durum, zorunlu stratejik çözümlerin kapısını açabilir. 

Aslında 2013’te başlayan çözüm sürecinin hedefi de PKK’yı tamamen silahsızlandırmak değildi. Dolmabahçe Sarayı’ndaki meşhur görüşmede okunan mektupta Öcalan, örgütüne tamamen silah bırakma çağrısı yapmamıştı, “Türkiye'ye karşı yürüttüğü 40 yıllık silahlı mücadeleyi sonlandırması” çağrısı yapmıştı. 

Bugün de masada konuşulan PKK’nın Türkiye’deki silahlı mücadeleyi tümüyle bırakması, PKK’nın çözüm sürecinden elde edeceklerini harcamasını neden olan Suriye’deki kazanımlarına ise nasıl bir statü kazandırılacağı. 

2010’da Öcalan’ın ateşkes çağrısını, 2013’de İmralı’yla müzakereleri ilk haber veren İlhami Işık, iki ay önce Türkiye ile YPG arasında müzakereler yürütüldüğünü yazdı. Işık, son yazısında Öcalan’ın 1 Eylül’de örgütüne Türkiye’deki silahlı mücadeleyi bitirme çağrısı yapacağını iddia etti.

Bugün 2013’de olmayan faktörler de var; Bütün tutuklama ve engellemelere rağmen son İstanbul seçiminde görüldüğü gibi HDP’nin artık Türkiye siyasetinin bir parçası olması. Hendek faciasından çıkarılan derslerle en son Dersim’de çocukları öldüren silahta ısrarın Kürtler açısından taşınılması zor bir yük haline gelmesi. SİHA teknolojisiyle PKK’nın Türkiye içinde hareket edemez hale getirilmesi. 

Bakalım bu aralanan kapıdan bu kez çözüm girebilecek mi, bir asır sonra Hacı Bedir Ağa’nın torunu Mir Dengir Mehmet Fırat’ın göremediği çözümü çocukları görebilecek mi? 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Erzincanli 27 Temmuz 2019 10:07
Onumuzdeki muhtemel secimler icin Bahceli nin yerine yeni birisi araniyor
Süleyman d. 22 Temmuz 2019 19:39
"Kürtçe" ye takmış olan Kürtçü arkadaşların Apo nun ve birçok hdp li Kürt milletvekilinin Kürtçe bilmediğini bilmediğini düşünüyorum.
Diyaebakırlı 22 Temmuz 2019 14:52
Çözüm sürecinin Diyarbakır'da ne anlama geldiğini çok iyi öğrendik. Çözüm sürecinde PKK hdpliler çok şimarmıştı. Hergün eylem hergün yol kesme. Küçük esnaftan bile haraç alma sözde mahkemeler gibi dünya kadar zulümler oluyordu. O zaman çözüm sürecinin bitmesini çok istiyordum. Çok şükür o zaman çözüm süreci bitmişti. 'Ya devlet başa ya kuzgun leşe' sözü devreye girmişti çok şükür. Şimdi çözüm süreci adı altında yine bizi PKK hdp insafına bırakacaksa devlet batsın çözüm süreci.
Demokrat mùsluman 22 Temmuz 2019 17:44
4
Mesele KÙRD.ler olunca.kimi trabzonlu Diyarbakirli gibi yazar. Kimide. Kùrd.lerle et ve tirnak gibi Ayrilamazmişiz.kimine görede Kardeşmişiz.yine mesele KÙRD.ler olunca. Kimi Tùrkùn ya ANASI. Ya EŞI. Kiminin GELINI KÙRD.tùr .Yani bir DELIKANLI çikip. Benim BABAM . yada BEYIM KURD.tùr diye yazmaz. E tabi .erkek millet ?? Haliyle bir geçmişini arastirsa bu HACI MURAT. inanin bu Diyarbakirli gibi. DEVŞIRMEDIR.
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 08:31
2
"Demokrat mùsluman", siz ayrıştırmak için kürdü KÙRD diye, Nevruz'u Newroz diye yazar antik yunan isimlerine dönmeye kalkar hatta elinizden gelse ayrı canlı türleri olduğumuzu söylersiniz ki ayrıştırma mühendisliğiniz o noktaya ulaşmadı henüz. Burdakiler hep yalan, sen doğrusun, senin amerikalı olmadığın ne malum? Değilsen kadınların forumlarda yazdığı ne zaman görülmüş, onlar erkeklerden çok daha sağduyulu.
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 14:36
İktidar olmak muktedir olmayı sağlar mı?sorunları çözeceğini iddia edenler, var olan sorunların yanına durmadan yenisini ekliyorsa;var olan iradenin ve seviyenin hiçbir meseleyi çözemeyeceğini görmek gerekiyor...çünkü zaten sahip olduğumuz bütün sorunların temelini kurulan ve dayatılan bu organizasyon ortaya çıkarmıştır...gelecek,geçmişi temel alır..değişmeden-farklı persfektifle bakmasını bilmeden-ortak akla inanmadan geçen zaman yeni sorunlar ortaya çıkartmaktan başka bir işe yaramaz..muktedirler dümeni ele geçirdi...
Adanalı 22 Temmuz 2019 12:48
Bundan sonra bir süreç başlarsa, ki başlamak durumunda olduğunu düşünüyorum, tarafların eskisi gibi davranmamayı öğrendiğini düşünüyorum. Yeni bir süreçte aynı hataları yapmamak için daha planlı, koreografisi olan bir planla hareket etmeleri gerekir. Hala çözüm sürecini istemeyenler ve bu süreci provoke etmek isteyen güçler, Türkiye içinde ve dışında mevcut. Bunlara imkân vermemek için, sürecin yol haritası, yapılar ve koreografisi olması lazım. En önemlisi şehit kanı ile beslenen sözde milliyetçilerin Cumhurbaşkanı ve ekibinin etrafından uzaklaştırılmış olmaları gerekir.
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 18:43
3
kürtler devlet edinmek derdindeler... barış falan istemiyorlar!
Çerkez Ethem 22 Temmuz 2019 12:34
...."bir asır sonra Hacı Bedir Ağa’nın torunu Mir Dengir Mehmet Fırat’ın göremediği çözümü çocukları görebilecek mi?".... Bu kemalist sistem değistiği zaman belki olabilir ! t.c. kemalist sistemi kendine türk demiyen hiçkimseyi tanımaz ! 100 yıldır kemalist sistem zorla kürdü türk, ermeniyi türk, yunanı türk, gürcüyü türk, laz'ı türk, çerkezi türk, arab'ı türk yaptı ! 100 yıldır, BİNLERCE yıllık kimliklerini/köklerini Zorla inkar ettirip, onları birbirine düşman ettirip uyduruk türk yapan bu sistem nasıl şimdi onların kimlik sorunlarını çözebilcek ?! Sistem aynı sorunlarda aynı !
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 13:46
1
Kürtler, devletin okullarında ana dillerinde eğitimi akıllarından bile geçirmesinler, diyen Erdoğan da bir Kemalisttir.
HACI MURAT 22 Temmuz 2019 11:42
Eşim Kürt asıllı,kendim Türk.Birimizin Kürt,diğerimizin Türk asıllı olduğu ancak böyle bir yazıyı okuduğumda aklıma geliyor.Bizim bu durumumuz bile,ülkemizde Kürt sorunu diye bir sorunun kalmadığını gösterir.Var gibi görünen sorun,iyi niyetli olmayan insanların ürettiği yapay bir sorundur. Ülkemizde bir takım sorunlar olabilir. Ama bu,ülkemizde yaşayan herkesin sorunudur.İçinde "Kürt sorunu" geçen cümleler kurarak Kürtlere iyilik yapılmış olmuyor bana göre.Aksine böyle cümleler içinde bir dışlama barındırıyor.
Okur 22 Temmuz 2019 12:42
3
Haci, haci, haciligindan utan
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 12:43
4
HACI haklı, Türkiye'de Kürt değil, TÜRK SORUNU var. Mevcut devlet, üniter bir ulus devlet olduğu için, bu sorun aşılamıyor. Türk, hep tepeden bakıyor. Erdoğan geçenlerde, Kürt de olsa o da bir insandır, dedi. Tepeden baktığı için, iltifat sanarak hakaret ediyor; haberi yok. Belki de var ...
Karar Okuru 22 Temmuz 2019 13:05
4
Hacı Murat, Kürt yoksa Kürt sorunu da yoktur. Obama TBMM’de İngilizce konulunca herkeste ayakta. Bir Meclis’e gidip Kürtçe konuşmayı deneyin. Ertesi gün vatana ihanetten terörist olurusunuz.
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 13:39
3
HACI MURAT iki sorum olacak : 1) Eşin hanımefendi Kürtçe biliyor mu, konuşuyor mu yoksa Türklerin asimile ettiklerinden mi ? 2) Hanımefendi Kürtçe biliyor ve kullanıyorsa, sırf empati olsun diye, sen de Kürtçe öğrendin mi; en azından şöyle üç beş cümle ? Mesela ona hiç, ez ji te hez dikim, dedin mi ? :)
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 14:40
1
Haci eşinin anadili Kùrdçe yi çocuklarina ve kendinde bir kaç kelime ögrenmişsindir.
HACI MURAT 22 Temmuz 2019 15:02
5
Kürt de, Türk de insandır.Türkiye'de insana ait bir takım sorunlar vardır her ülkede olduğu gibi.Ama bir Türk ve Kürt sorunu yoktur.Anaokulundan üniversiteye kadar tüm eğitimi Kürtçe veren okullar olsa "Kürt Sorununun" önde gelen temsilcilerinin çocuklarını bu okullara vereceklerini zannetmiyorum.
HACI MURAT 22 Temmuz 2019 16:56
1
14.52'de "Diyarbakırlı" rumuzu ile Yıldıray Bey'in bu yazısına yorum yazan Karar okurunun yorumu şu cümle ile bitiyor:"...Şimdi çözüm süreci adı altında yine bizi PKK hdp insafına bırakacaksa devlet batsın çözüm süreci." Buna ben şunu ekleyim:Allah tüm Kürt kardeşlerimizi,bölge halkını en yakın zamanda PKK zulmünden ve esaretinden kurtarsın.
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 19:30
2
Esin Kurtce okuma yazma biliyor mu? Sen bu ulkede Kurtce bir kitap gordun mu Haci?
Hasan 23 Temmuz 2019 18:21
0
Bir ırk kompile (dili, tarihi, kültürü vs. ile) sistematik asimilesyon çarkları altında yok olma eşiğine gelmiş. Şimdi bu şartlarda o ırkın kendini, dilini, kültürünü ve kimliğini hatırlaması ve bunları koruma arayışına girmesi kadar doğal bir şey var mı? Hacı Murat ne inanıyorsan onun hatrına biraz empati yap ve sonra bak aklına neler geliyor... İnsanlar ya insanlıkta, ya dinde veya ırkta kardeştirler. Bu üç kardeşliğin hukukuna dayalı bir sistemde ancak kesret içinde vahdeti yaşayabiliriz.
Hasan 23 Temmuz 2019 19:27
0
Ana dilinin yaşaması ve gelişmesi ana diliyle eğitime bağlıysa (ki öyledir) bu hakkın verilmesi gerekiyor. Ve bana göre bu, ahlaki ilkelerin (kendin için istemediğini başkası için de isteme...gibi), hukuki ilkelerin (özgürlüğü özgürlükle sınırlamak...), siyasi maslahatın (kendini sümürüye, dış müdahaleye açık hale getirmemek...) ve estetik ilkelerin (bir bahçeninin ne kadar rengareng çiçekleri olursa o kadar güzedir)de bir gereğidir. Yoksa Kesret içinde vahdeti ve vahdet içinde kesreti yaşatmak nasıl mümkün olacak?
Anatolyan 22 Temmuz 2019 11:42
Ülke baştan yanlış kurulmuş. Türkçülük milletin birleştirici hikayesi yapılmaya çalışılmış. Gerçeklere uygun olmadığı için tutmadı. Gerçi 1974 Kıbrıs harekatı olmasaydı PKK sorunu da olmayacaktı. Belki amaçlanan gerçekleşecek, Kürtler asimile olacaktı. Ama Kıbrıs harekatı oldu. Buna cevap olarak da önce ASALA, ardından PKK ortaya çıktı. (Her ikisi de Rus projesidir.) Olan oldu, macun artık tekrar tüpe girmez. Peki ne yapmalı?
Anatolyan 22 Temmuz 2019 12:21
0
Çözüm Meclis'te. Meclis tam da bu işler için var olan bir kurum. HDP, Türkiye vatandaşı olan seçmenlerini temsil eden meşru bir parti olarak her türlü saygıyı görmeli. Kürt meselesi için bütün partilerin katıldığı bir komisyon kurulmalı. HDP "PKK ile konuşun, benlik bir durum yok" dese bile kesinlikle gayrımeşru PKK muhatap alınmamalı, meşru HDP muhatap alınmalı. Her talep, ön koşul olmadan dile getirilmeli ve samimiyet ve iyi niyetle tartışılmalı. Bu kapalı kapılar ardında değil, açıkca, halkın gözü önünde yapılmalı. PKK hızla zemin kaybedecek, HDP zemin kazanacaktır, istemese bile.
Mutlu Yücel 22 Temmuz 2019 11:19
2)Çünkü Kürdün oyunu almaktan başka çözüm yoktu. Battı balık yan gider, her şey denenecekti, çözüm süreci bir kez daha devreye sokulmalıydı. İnşallah bu sefer savaşın ve siyasetin tüm çirkinliklerini herkes bir daha görür ve çığırtkanlara, tuzu kuruların kışkırtmalarına pabuç bırakılmaz da memleket barış yüzü görür. Ama endişeliyim zira Mehmet Fırat gibi insanları bile süreçten uzaklaştıran ve hiçbir konuda başarılı olmayan bir iktidarın tekrar güven verip iyi işler yapması imkansız derim. Dünde kalanlarla bugün ve gelecek inşa edilmez.
Mutlu Yücel 22 Temmuz 2019 11:19
1)Açılım sürecinde oyların düşmesi AKP yi endişelendirdi, her şeye rağmen devam eden süreçte iş ciddiyet kazanıp son dönemece girdiğinde, bu sefer derin devlet bütün ağırlığıyla devreye girip süreci ters yüz etti, bir taşla iki kuş vurdu. Hem AKP iktidarıyla dinin mecrasından çıkarılmasına destek oldu, hem de şahin görüşlerini AKP ye uygulattı. Sonra seçim girdi, hezimet çanları çalmaya başlayınca APO devreye sokuldu, o da bir sonuç vermedi. Ama henüz ilerideki seçime kadar dört yıl vardı bir şeyler yapmak gerekti,
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 11:02
Kürt sorunu ve benzeri bircok sorun ortadoğuda eskiden beri var olan dincilik mezhepçilik irkçılık gericilik gibi özellikleriyle bilinen ve çoğunluğu oluşturan üç kavmin genetik ve kronik hastalıklarının sunucu öyleki bu hastalığın tedavi edilmesi ıçin bir girişim olmadı olsa bile hastanın kendisi iyileşmek istemiyor ve biz hala hastalıkların yok edileceğine ınanıyoruz mir dengirin dedeside kendiside gormedi torunuda torununun torunuda zor görür çözümü bu karamsarlık değil geçmişe bakıldığında rahatlıkla görebileceğiniz bir hakikat bi mucize olursa buna bisey diyemem.
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 10:40
Gercekte insani degil empertalist beklentileri karsilamak icin kullanilan bir tur kart oldugunu dusunuyorum.. dogmamis bebekler dahil binlerce cocugu teroristlere oldurten yaratiklar degerli seyler uretemez.. taraflara bir bakin.. Kac taraf var? Kimler boyle?
Nasuhi 22 Temmuz 2019 10:21
Kürt ne Türk ne yav? "Otel Ruanda" filminde Hutu ve Tutsi iki kadın yanyana ve gazeteci diyor siz bir birinize benziyorsunuz. Etle kemik olmuşuz hala vırvır dırdır. Bir huzurla yaşatmadınız şu ülkede ömrümüz bitti kan bitmedi. İslam dünyası yanıyor, derdiniz düşmanlara yem olmak mı? Bir 100 yıl daha tartışmaya devam o zaman.
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 08:32
Sayın yazar önceki yazınızda üçyıl sonra beraat eden iki asker birde m cihat ı yazmışşınız ya beraat edemeyen suçsuz yüzbinler öğrtmen öğtrenci ve memur ne yapsın duymayan görmeyen ve hissetmeyen adaletin ve devletin karşısında herşeyi duyan gören bir RAB var hiç bilmiyorlarmı onlar
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 07:57
Insan sevgisi, temel hak ve ozgurlukler, hosgoru ortami gelisip, ayrimcilik ve kayirmacilik cezalandirilsa bu sorun cozurlur. Bunu bu iktidar liderleri mi yapacak, mumkun degil.
Süleyman d. 22 Temmuz 2019 02:14
İstanbul belediyesini kazanmak için bir ay içinde "BEKA" sorunundan "ÖCALAN BELEDİYECİLİĞİ" ne savrulanların her şey beklenir! Hatta yine aynı saiklerle "FETÖCÜLERİN DE ANASI AĞLAMASIN" demesi bile mümkündür!!!
Karar Okuru 22 Temmuz 2019 01:49
Daha yeni bir binbaşımızı şehit verdik ama SİHA sayesinde PKK hareket imkanı bulamıyor öylemi. Çocukluğundan beri K. Irak operasyonları ile büyüdünüz nereye vardık?? Türkiyedeki Kürt sorunu temelinde de Türk sorununda olduğu gibi cehalet bağnazlık az gelişmişlik vardır. Orta doğu çöplüğünün iki kadim toplumunun dertleri.
Demokrat müslüman 22 Temmuz 2019 01:33
Kürdler ,Türklere asla güvenmemeli,
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 10:36
3
demokrat müslüman! yapma!!!
İyimser insan 22 Temmuz 2019 00:10
Sevgili Yıldıray çok iyimsersin. Türkler ve Kürtler asla anlaşamazlar. Türklerin çoğuna göre Kürt diye bir ırk bile yok. Nasıl aralanacak ki kapı!!!
KARAR OKURU 22 Temmuz 2019 00:38
3
Teröre başvurmadıkça ,teröristin yanında olmadıkça sadece Kürtlerle değil etnik ve dini kökene bakmadan insani yolda buluşmak bu ülkenin geleceğinin birinci şartı olduğunu kalbi bu ülke için çarpan her kişinin artık farkına varması elzemdir.Olabilir bence.
KARAR OKURU Abdullah 22 Temmuz 2019 06:06
0
Anlaşmaya mecburuz. Oturup konuşacağız ve anlaşacağız. Başka yolu yok. Bunu görmemiz gerekiyor.
Anadolu Cumhuriyeti 22 Temmuz 2019 06:37
4
Sayin yorumcu; dilerim "İyimser insan" rumuzu yerine "kötümser zavallı insan" rumuzu kullansan daha uygun olacagini kavrayacak mantiga sahipsin.
Karar Okuru 22 Temmuz 2019 13:03
1
Anadolu Cumhuriyeti, bir de Türkçe konuşabilsen çok şey anlatacaksın. Anlaşılan, “Vatandaş Türkçe konuş, çok konuş” tedrisatından geçmemişsin. Türklerin Kürt’ler hakkındaki gerçek fikrini merak ediyorsan birkaç gün önce Trabzon Uzungöl’de Kürdistanlı turistlere yapılana bak.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN