Back To Top
'Çökmekte olan' Batı'dan bir ahlak tartışması

'Çökmekte olan' Batı'dan bir ahlak tartışması

 - Son Güncelleme: 11.01.2020 Cumartesi 11:50
- A +

Türkiye yine milli sporlarından biri olan “ahlaksızlıktan çökmekte olan Batı medeniyeti”ni konuşuyor. 

Türkiye’den bakınca yüzde 40’lara varan dinsizlik oranı, yüzde 60’lara varan evlilik dışı çocuk sahibi olma oranlarıyla her an çökmesi gereken Fransa ise günlerdir bir kitap üzerinden çok sert bir ahlaki tartışma yapıyor, geçmişini sorguluyor.

Ocak ayının hemen başında çıkan kitabın adı Le Consentement yani Rıza. 47 yaşındaki yazar, yönetmen Vanessa Springora,  kitapta 1980’li yılların ortalarında henüz 13-14 yaşındayken, o günlerde 50’lerinde olan ünlü Fransız romancı ve köşe yazarı Gabriel Matzneff’le yaşadığı ilişkiyi anlatıyor.

1917 Ekim Devrimi’nden sonra Rusya’dan göç etmiş bir aileden gelen Matzneff, 1960’lardan bu yana gazete yazıları, romanları, anı kitaplarıyla Fransız entelektüel elitinin saygın bir üyesi kabul ediliyordu.

Ta ki 2020 yılında 83 yaşındayken kendisi için “çocukluğumun öcüsü”ydü diyen Springora’nın kitabı çıkana kadar... 

Aslında Fransız kamuoyunu esas sarsan ünlü bir yazarın 13-14 yaşlarında bir kızla “aşk” yaşadığının ortaya çıkması olmadı. Esas herkesi sarsan ve geçmiş defterleri açtıran bunun bugüne kadar nasıl görmezden gelindiği oldu. 

Çünkü Gabriel Matzneff daha 1974 yılında küçük yaştaki kızlar ve erkeklerle yaşadığı ilişkileri “16’ların Altında” adlı bir kitapta anlatmıştı. Kitap ülkenin en prestijli yayınevlerinden 140 yıllık Gallimard tarafından basılmıştı. Hatta 2005’de yeni bir baskısı daha yapılmıştı. 1990 yılında yine aynı çarpık ilişkileri anlattığı bir başka kitabı daha çıkmıştı. 2013 yılında da Fransız devleti ona ülkenin en prestijli edebiyat ödülü olan Renaudot’u vermişti. 

Yıllarca süren bu kayıtsızlığı herkesin gözüne sokan ise 1990 yılından kalma bir televizyon programı görüntüsü oldu.

https://www.francetvinfo.fr/culture/livres/video-une-romanciere-quebecoise-raconte-le-jour-ou-elle-a-tente-dans-apostrophes-de-briser-l-omerta-face-a-l-ecrivain-gabriel-matzneff_3760163.html

Görüntüler, Matzneff’in 1990 yılında çarpık ilişkilerini anlattığı ikinci kitabı çıktığında, konuk olduğu Bernard Pivot’un Fransız televizyonlarının en ünlü ve itibarlı kültür sanat programı Apostrof’dan.  Matzneff programda gülerek, gayet rahat bir şekilde kitabındaki bu ilişkileri anlatıyor, Pivot ve programdaki diğer edebiyat eleştirmenleri de bir sanat eseri dinliyormuşlar gibi, zaman zaman gülerek onu izliyorlar, sorular soruyorlar. 

Programda bu hale tek itiraz eden ise Kanadalı yazar Denise Bombardier olmuş. “Kendimi başka bir gezegenden gelmiş gibi hissediyorum. Yazar patetik, yazdıkları da çok sıkıcı” diyen Bombardier, bu arşiv kaydı sosyal medyada mide bulantısı emojileriyle dönmeye başlayınca bir anda kahraman ilan edildi.

Biraz da bu videodaki mide bulandırıcı “normal” ortam sayesinde, tartışmanın merkezi Matzneff’in yediği haltlardan Fransa’nın bir entelektüel kuşağının ahlaki kodları sorgulamaya doğru kaydı.

Matzneff, “Yasağı yasakla” sloganları atılan, Fransa’da doğmuş 68 hareketinin öncü kuşağından bir isim olarak, cinsel özgürlüğün önündeki tabuların da yıkılması gerektiğini savunan bir entelektüel ortam içinde bu kitapları çıkarmış ve pedofil ilişkilerini bu kadar rahat biçimde anlatmıştı.

Ama bunu yaparken yalnız da değildi. 

Matzneff skandalı vesilesiyle geçmiş defterler tekrar açıldı ve 1977’de 80 entelektüelin imzaladığı o açık mektup da tekrar gündeme geldi. 

Mektup, 1977 yılında yaşanan Versay Davası’na verilmiş bir tepkiydi. Fransız yasalarına göre 15 yaş altı çocuklarla cinsel ilişkiye girmek suç. 

Versay Davası, 1973’de bir çıplaklar kampında 40’li yaşlardaki üç erkeğin, 12-13 yaşlarındaki üç çocukla çektirdikleri çıplak fotoğrafların ortaya çıkmasıyla patlak vermişti. 

Fotoğraf üzerine bu üç adam gözaltına alınmış, haklarında beş yıl hapis istemiyle dava açılmıştı. Mahkemeye gelen ikisi kız, biri erkek üç kardeş bu ilişkiye rızalarıyla girdiklerini iddia etmişlerdi. 

Dava üzerine Matzneff, Le Monde ve Liberation gazetelerinde yazılar yazarak, bu adamlar hakkında istenen cezayı eleştirmiş, aydınlara buna karşı çıkma çağrısı yapmıştı. Nihayet 1977 yılında Fransa’nın önde gelen 80 aydını Le Monde gazetesinde açık bir mektup yayınlayarak “rıza varsa büyükler ve bluğ çağına gelmiş küçükler arasındaki cinsel ilişkilere ceza verilemez” dedi ve Fransız Meclisi’nden bu cezanın kaldırılmasını, tutuklanan bu üç adamın bırakılmasını istedi.

İmzacılar arasında kimler yoktu ki. Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir, Roland Barthes, Michel Foucault, Jacques Derrida, Louis Althusser, Gilles Deleuze,  Felix Guattari....

http://www.dolto.fr/fd-code-penal-crp.html

Aslında bütün bunlar yıllardır herkesin bildiği sırlardı. 68 ruhunun “yasakları yasakla” anlayışı ile Fransız elitlerinin dokunulmazlığı birleşince, küçük bir azınlık dışında Fransız toplumunu temsil etmeyen bu fikirlere karşı sesler yükselememişti.

Ama kitap ve ortaya çıkan videoyla birlikte, Batı dünyasında taciz, tecavüz, çocuk istismarına karşı yükselen #metoo hareketinin de etkisiyle pandoranın kutusu birden açılmış oldu. Fransa bütün bu geçmişi, geçmişin ahlaki standartlarını acımasız biçimde tartışıyor.

1990’da çekilen programı sunan Pivot, görüntüleri izledikten sonra yaşadığı pişmanlığı “ 80’li yıllarda edebiyat ahlaktan daha önemli görülüyordu” diye açıkladı. 

Matzneff’in kitaplarını basan yayınevi 140 yıllık tarihinde ilk kez bastığı kitapları geri toplamaya karar verdi. 

Amazon, Matzneff’in kitaplarının kindle versiyonunu sitesinden kaldırdı. 

Le Point dergisi Matzneff’in köşesini kapattı. 

Fransa Kültür Bakanı, 2013’de Matzneff’e verilen edebiyat nişanının ve ona tahsis edilen konutun geri alınacağını açıkladı. 

Bu arada savcılık da devreye girdi ve 83 yaşındaki Matzneff hakkında soruşturma başlattı. 

Tartışmanın 2018’de zaten arttırılmış olan çocuk istismarına verilen cezaların daha da artırılması gündemde. 

Tartışmaya katılan eski Cumhurbaşkanı Hollande, Matzneff için “kendisini inandırmaya çalıştığı gibi bir çapkın değil, sapık” dedi. Matzneff’in Cumhurbaşkanı iken Papa’yla görüşmesi sırasında Papa oturmadan oturduğu için kendisini saygısızlıkla suçlayan bir yazı yazdığını hatırlattı, 68 ruhunun bu olmadığını” söyledi.  

Tartışmalar üzerine Fransız siyaset bilimci Jerome Fourquet’in tespiti iyi bir özet; Artık yeni dünyada elitler için ayrı bir hoşgörü ve dokunulmazlık kalmadı”

Aslında Fransa son örnek. #metoo hareketiyle başlayan ifşaatlarla, ABD’de dokunulmaz olduğu düşünülen Hollywood’un ünlü yapımcıları, yönetmenleri, oyuncuları, zengin işadamları geçmişte işledikleri cinsel istismar veya tecavüz suçları nedeniyle ya tutuklandılar ya da kariyerlerini kaybettiler.

Ahlak kimsenin, hiçbir toplumun tapulu malı değil. Ahlaki ilkeler kitabi olsa da, ahlak kitabi değil, pratik bir eylem. Hayatla sınanarak ortaya çıkıyor. 

Her devir kendi ahlaki kriterlerini yaratabiliyor. Toplumlar, insanlar çeşitli tecrübelerle yeniden üzerine düşünerek, kendilerini sorgulayarak ahlaki standartlarını geliştirebiliyorlar. 

Bunun için gereken tek bir şey var;  açık bir kamusal konuşma ve tartışma imkanı. 

Bütün ülkelerde çocuk istismarı, kadınlara yönelik cinsel suçlar yaşanıyor. Ama bazı ülkelerde bunların üstü açılıp, failler suçlanabiliyor, bazılarında ise vakaların üstleri örtülüyor, kimse konuşamıyor. 

Günün sonunda bu meselelerini açıkça konuşabilen, kendilerini sorgulayan ve temizlemeye çalışan toplumlar bu tecrübeler üzerine yeni yasalar, yeni ahlaki ilkeler geliştirebiliyor. 

Mobbing (yıldırma), bullying (zorbalık) gibi daha önce sorun edilmeyenler, ahlaken sorunlu, kanunlar açısından suç haline gelebiliyor. Sınırlar, mesafeler daha belirginleşiyor, çocukların, kadınların korunması için yasal tedbirler artırılıyor. 

Belki her şey açıkça ortaya serilip, konuşulduğu için bu toplumlar dışarıdan ahlaksızlıktan çökmekteymiş gibi görünüyordur.

Ama bütün toplumlarda, kültürlerde yaşanan bu suçları ve sorunları açıkça konuşamayan, hele de itibarlı kurumlar ve kişilerin yaptıklarının yanlarında kar kaldığı,  kimsenin çıkıp başına gelenleri açıkça anlatmaya cesaret edemediği, etse bile başına epey işin gelebildiği toplumlar da herhalde dışarıdan güçlü aile yapısına sahip, ahlaklı görünüyordur.   

Sadece güçlü aile yapısına sahip olmak da bir toplumu ahlaklı yapmaya yetmiyor.  Tanrı’nın varlığına inananların ve evlilik oranlarının Fransa’dan iki kat fazla, boşanma oranlarının iki kat az olduğu Türkiye, 2018 yılı yolsuzluk endeksinde 78’inci sıradayken, Fransa 21’inci sırada. 

Yani hangi toplumların ahlaken çöküşte olduğu, hangilerinin geliştiği geliştiğini ancak Allah bilir!

Ama kendisini sürekli sorgulayabilen, açık bir tartışma ortamının olduğu, medyanın ve hukukun herkese dokunabildiği, hakim fikirlerin ve hakim sınıfların sarsılabildiği, değiştirilebildiği toplumların daha ahlaklı olacağını ve daha geç çökeceğini tahmin etmek herhalde zor olmasa gerek...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 13 Ocak 2020 20:56
Istatistiklere kendilerinden menkul oranlarla batılara güven olmaz
C.Naci Bilgin 13 Ocak 2020 00:44
"Yolsuzluk endeksinde Türkiye 78.sırada iken Fransa 21.sırada" Cemiyetimizin ahlak anlayışını alkışlayanlardan değilim amma, yukarıdaki araştırmayı yapanlara da, ortaya koydukları sonuçlara da güvenmemekte haklı olduğumu düşünüyorum. Ne de olsa müflis Yunanistan ekonomisinin Türkiyeden iyi olduğunu iddia eden kuruluşlar gibilerin mebzul olduğu bir dünyada yaşıuoruz.
Doğrucu 12 Ocak 2020 01:10
Kapalı toplumlarda maalesef ikiyüzlülük kol gezer, dil başka söyler icraat başkadır. Bence asıl önemli olan şey, hayatı hiç bir yalana mecbur kalmayacak şekilde dürüstçe yaşayabilmektir.
benhur 11 Ocak 2020 23:39
karşı mahalleden(!) şimdiye kadar okuduğum en rasyonel makale,elinize sağlık.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 21:44
Titanik batarken içinde birileri piyano çalıp dans ediyordu. Ama battı.
Kafkameli 11 Ocak 2020 21:05
Yazınız beni gerçekten çok sarstı. Fikrimize ışık olan aydınlar bir rezaleti destekleyebiliyor özgürlük adına. Batı sürekli kendisiyle yüzleşirken sürekli kirli çamaşırlar ortada. Ve evet bunlar bana Necip Fazılın da 11 yaşında kızını evlendiren şeyhten de övgüyle bahsetmesini hatırlattı. Bir rüzgâra kapılıp birşeyleri destekliyoruz hep zamanın esiriyiz.
Kararsiz okur 11 Ocak 2020 20:51
Bati ile bizi kiyaslarken bizim icimizdeki Pisliklerin 100 yillik bati normlarinin Sonucu oldugunu saklamaya calisiyorsun.ornegin senin kimligin musluman fakat ahlaki referansin Batili formatta.istatiki olarak maalesef Muslumanlarin hatasina kaydediliyorsun.islam ulkeleri nekadar Islami ?biz dahil200 yildir batili tedrisatin tezgahindan gecmistir.
Ahmet Karadeniz 11 Ocak 2020 20:50
Ahlak herkesin kendi anlayışına göre değişir sizin ahlak tan beklentiniz ney dürüst olmak mı kadın kız mı sen Türkiye yi hallettin düzelttin sıra Avrupa ya mı geldi..
HACI MURAT 11 Ocak 2020 18:26
Evlilik dışı ilişkiye adlı adınca zina diyoruz.Batı'da çocukların yüzde ellisi,altmışı evlilik dışı ilişkiden doğuyor.Bir de zinaya bulaştığı halde çocuk sahibi olmayanlar var.Toplumun neredeyse yüzde yüzü zina yapıyor.Zina normal karşılanıyor.Böyle bir toplumun "çökmekte olmasından" değil çökmenin, çürümenin dibini bulmasından bahsedilebilir ancak.Demek ki "Batı çökmüştür" dediğimizde yanlış bir şey söylemiş olmayız,bir durum tespitinde bulunmuş oluruz.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 23:58
1
'Cohabitation' ı duymadın mı HACI MURAT? Her ota maydanoz olman da gerekmez.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 17:49
Aynen.Slm
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 17:24
Tebrikler anlayanlara gelsin bu yazi
demir 11 Ocak 2020 17:08
Yahu boşver batıyı.Onlar kendilerini sorgulasın.Sen bize bak.Ensarcıları ,çocuk evliliklerini,sübyancıları bir yaz hele dürüst ol.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 17:04
Küçük çocuklarla yaşanan çirkince ilişkileri uzun bir süre normal gören ve daha yeni ve yakın zamanda bunu eleştirme seviyesine gelmiş bir avrupa ahlaken çökmemiş mi oluyor şimdi?
Karar okuru 11 Ocak 2020 16:33
Helal olsun sana Yıldıray Bey. Doğru ya da yanlış ,Türkiye'de kısmen kabul görmüş bir kanaat üzerinden ( Ki bunun tarihsel ve dinsel temelleri vardır Lut kavmi, Pompeo gibi)Fransa'da yaşanmış tekil bir ilişkiyi bu kadar bağlantılayıp konuyu yolsuzluklara getirmişsin. Ayrıca yazıyı okuduktan sonra haberim oldu, internetten baktım kadın 47 yaşında,mihrap yerinde cazibesi var 30 yıldır ne yaşamışsa yaşamış adam 80 yaşına geldikten sonra mı yazmak aklına gelmiş. Bu kumaştan bize takım elbise çıkmaz. Bizim için ölçü de olmaz.
abdullah eşref 11 Ocak 2020 16:09
Elmayla armudu karşılaştırmışsınız. Batıda yaşanan şey, insanın tanrı katına(!) yükseldikten sonra yediği naneler ve ilkelerin tartışılarak belirlenmeye çalışılması. Bizde(Müslümanlar) ilkeleri din vazettiği için orada bir sorun yok. Dinin vazettiğine uyma(dindarlık) problemi var. Yoksa bizde şerefsiz şerefsizdir, sapık sapıktır. Tanımları tartışmıyoruz biz. Suçlunun cezalandırılması için de tartışmaya değil uygulamaya ihtiyaç vardır...
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 15:57
Ilk cumleniz hosuma gitti. Benim param olsa, her Turk vatandasini 6 ayligina Amerikaya gonderirirdim. Basimdan geciyor. Sevdiklerim yaslandigi icin, batinin degerini gordum - ilaclar, tibbi cihazlar, medikal prosedurler muhtesem. Goz konusunda problemlerimiz oldu - yatip kalkip o cihazlari gelistiren insanlara dua ediyorum. O aletler olmasaydi kesin korluk.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 15:01
Bizim köylülerin Batı diye adlandırdığı şehir kültürü çökmek bir yana, bizim köylülerin köylü kurnazlığı ile Doğu diye adlandırdığı köylü kültürünü yeryüzünden yavaş yavaş silecek.
Müslüman 11 Ocak 2020 14:51
Hala daha akıllanmayacaksınız! Hevayı din edinmenin adı olan Demokrasi işte bu! Dün kendi elinizle inşa ettiğiniz putları/pislikleri bugün yiyorsunuz! "Tarih nasıl olsa affeder-Blair" İslam dinine olan kininiz ise, yazar gibi vaziyeti kurtarmaya zorluyor sizi. Demokrasi pisliğinin üzerini örtemiyorsunuz ama. Oturur konuşur, yeni ahlaki! yasalar geliştirirsiniz tabiki, istismara uğrayanlarda tercübe olmuş olur. Okuyun Allahın kitabı Kuran'ı da hem yaratılış fıtratına uygun dinden haberiniz olsun hem de iman ve inkarınızın bir değeri olsun. Demokrasi+İslam sapıklıklarını da örnek vermeye ka
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 16:16
0
Yazıyı anlamadığınız yetmezmiş gibi bi de saçmalamışsınız..
Karar Okuru 11 Ocak 2020 16:34
1
Odin yobazlığının olduğu her yerde en ahlaksız istismarlar vardır. Tarikat mı, şehvet mi belli olmayan bir sürü hadiseyi okuyoruz.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 13:48
Oğur, Doğu Batı fark etmez. Tanrının son mesajına muhalif olanlar çökmüştür. Bunun farkında olmatanlar iki kere çökmüştür.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 13:43
müthiş tespitler tebrik ederim
mutlu yücel 11 Ocak 2020 13:35
bu makaleyi okuyan t24 te gökçer tahincioğlu nun yazısını da okursa daha iyi tahlil yapabilir kanaatindeyim.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 16:15
0
İnsan bazen insanlığından hukukçu hukukçuluğundan utanıyor... Off o tam bir içler acısı durum... Zavallı anne 8 yaşındaki kızını babasının tasallutundan korumak için neler yapmış da başaramamış. Allah’tan dileğim karar veren yetkililere biraz daha ahlaki, vicdani ve hukuka uygun davranma, empati yapma imkanı versin...
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 13:21
Her şeye rağmen çökmeyen yazarları görmek okur için umuttur... Yazar, okuruna uzağı yakın eden, bilinmeyeni olabildiğince bildirendir. Yazar okuru görür, anlar, okur da yazarı...
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 12:44
Bizim gibi toplumlarda ahlaken sorunlu, hukuken suç olanlar bile ihtiyaç olduğunda ahlaksızlık ve suç olmaktan çıkarılıyor... Eller gider Mersin’e biz gideriz tersine...
Vicdan 11 Ocak 2020 12:09
Sevgili yazar, Yazılarınızı mutlaka okuyorum bize farklı bakış açıları gösterdiğiniz için minnettarım.
e.k 11 Ocak 2020 11:48
Hangı toplumların ahlaken cokuste oldugunu Allah bılır dıyor sn yazar. Kullarda bılıyor bun. Iletısımın bu kadar guclu oldugu bır devırde saklı gızlı kalabılmek zor. Fransa da bır kısının hayatı uzerınden bır sonuca ulasmaya calısmak her seyden once tatmın edıcı degıl. Ahlakın olcutu ıse ınsanların bır tanrıya ınanıp ınanmasıda degıl. Turkıye de cemaatlerın yurtlarındakı toplu tecavuzler bır cok bolgede cocukların gorenek adı altında evlendırılmesı vs gıbı olaylar Fransadakını katlar. Fransa acık bır toplum. En azından bunları tartısabılıyor. Ahlak cokusunu doguda aramak daha dogru olabılır.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 11:35
Ruanda da yaptıklarıyla ilgili bir öz eleştiri Fransız toplumundan acil beklenmektedir.açık toplumlarının entellektüelerinden Cezayir Tunus Libya’da yedikleri haltlarla ilgilide bir açıklama istemek heralde hakkımız.yoksa bu konulara Fransızlar çokmu Fransız.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 16:06
0
Başkası geçmişte ‘nane’ yedi diye biz de mi yiyelim? Elin geçmişte yaptığı haksızlar bize bahane mi olsun? Kendi kendimize ‘adam’ olamaz mıyız? İlla birilerinin iteklemesi mi gerekir? Bu insanlığın yapması gerekenler listesinde neden bizim de bir görevimiz olmasın...?
hamza akyol 11 Ocak 2020 11:35
türkiyenin saçma ezber doğrularını aşması lazım. ezber doğrular, hem insanların hem de toplumun gelişiminin önündeki en büyük engellerden birisi. 2*2=5 ettiğine inanmışsanız, ondan sonra doğruyu bulma imkanınız yok. bu nedenle, ezber doğruları sorgulayan her yazı çok önemli. tebrik ederim ve bu tür yazıların daha da artmasını umuyorum.
Olay budur...çok teşekkürler
HACI MURAT 11 Ocak 2020 09:57
Gizli saklı sapkınlıklar,bizim toplumumuz dahil her toplumda olabilir. Velakin bunlar toplumun bütününe oranla bir yekun teşkil etmez.Ancak bir de açık sapkınlıklar var.Yazarımızın ifadesine göre Fransa'da evlilik dışı çocuk sahibi olma oranı yüzde 60'larda imiş.Zaten bütün Avrupa'da çocukların yarıdan fazlası evlilik dışı ilişkiden doğuyor.Evlilik dışı ilişkiden çocuk sahibi olmak ahlaktan sapma değil midir?Batı'da evli olmayanların ilişkisi ile,evli olanların ilişkisi arasında fark görülmüyor.Bu açıdan baktığımızda Batı'nın çöküşünü tamamlamak üzere olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 10:18
4
Evet batı çöküyor. İran Suriye Libya Mısır bengaldeş maşallah yükseliyor. Türkiye zaten uçtu gitti.
karar 11 Ocak 2020 12:38
4
birkaç gün önce internette anne sütünün alınıp satıldığıyla ilgili haberler vardı.sütü fazla olan kadınlar;bazısı parayla bazısı yardım!amacıyla bunu ihtiyaç olanlara veriyormuş.c bşk nından sonra ahkam kesen diyanet işleri bşk nı kör mü,hadi o okumadı yakın çalışma arkadaşları da mı okumadı,bu kurumun basınla ilgili birimi yokmu.Allah susan dillerinizi,görmeyen gözlerini bildiği gibi yapsınmı diyelim.fransada doğan çocukları bilmem kaçı nikahsız doğmuşmuş.ya çok hassas c bşkn nı ve danışmanları,herhalde ekonomiyle ilgilenmekten bunlara fırsat bulamıyorlar ama çocuk sahibi olmak konusunda bol
talebe777 11 Ocak 2020 12:44
4
Çocukluğumuzdan beri işitip durduğumuz en az Arka Sokaklar dizisi kadara baydırmış aynı teraneler... "Batı çöküyor, Batı'da ahlak yok, Batı bitti ..." Evet görüyoruz, ekonomiden sağlığa, eğitimden sosyal devlete, kadın cinayetlerinden, gelir dağılımındaki adaletsizliğe vs. vs. kadar nasıl "çöktüklerini". Cansiparane savunduğunuz zihniyetin ahlâk denilince anladığı büyük oranda bacak arasıyla ilgili olunca "müthiş" tespitleriniz de bizi zaten şaşırtmıyor.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 12:44
4
Evlilik bir cesit birlikte yasama kurumu. Bati' da evlilik disinda baska birlikte yasama kurumlari da var. Imza atilirsa evlilik oluyor, cogu insan imza atmadan birlikte yasiyor. Bunlarin cocuklari da evlilik disi olmus oluyor! Ustelik bunlar cogu zaman evliliklerden daha saglikli iliskiler. Onemli olan mutlu birlikte yasamak...
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 14:58
3
Evlilik dışı ilişkiden çocuk sahibi olmak ahlaktan sapma değildir. İki insan arasındaki ilişkiyi bir resmi belge ahlaklı ya da ahlaksız yapmaz. İlişkide ahlak tarafların birbirine gösterdiği saygı ve sevgidedir. Mesala 9 yaşında bir çocukla evlenmek ahlaklı değildir. Çünkü 9 yaşındaki çocuğun bilinci ve vücudu yeterince gelişmemiştir, ilişki kurmaya hazır değildir. Batı insan ilişkileri konusunda doğudan çok daha ahlaklıdır.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 15:27
2
Gündüz programlarında yasan olaylar da Fransız guyenasından kesitler zaten. işin kötü tarafı onlar sadece işin görünen artık saklanamayan boyutu. Batı ortaçağını çoktan geride bıraktı ama biz daha ortasındayız...
Karar Okuru 11 Ocak 2020 16:45
3
Bu batı çöküyor ezikliğine bakınca yükselen islam ülkelerinden niye batıya kaçtıklarını anlamak mümkün değil! İşin komik yanı kaçtıkları yeride geldikleri yere çevirme çabaları. Dinin git yaşa o zaman burada ne arıyorsun diyor batılı. Cevap basit biz üretemiyoruz bize bakacaksınız diyor yağmacı orta doğulu. Trump deli ama bazen lafı gediğine koyuyor. Müslüman senatör demokrasi dersi vermeğe kalkınca git memleketinde anlat bunu orada ihtiyaç var diye bozmuştu
Hasan 11 Ocak 2020 09:57
Batida hala en cok islenen suclar cocuklara karsi cinsel istismar... MIsal kuzey avrupa ulkelerinde yilda verilen mahkeme kararlari en guzel ornek. Ama bu ulkelerde televizyonlarda gazetelerde bu tur suclar asla bizdeki gibi adica haince bir kesime vurmak icin intikam icin kullanilmaz. genelde basina kapali ve hic bilgi verilmez. TV lere asla bizdeki gibi cikmaz, sadece gaztelerde ufak bir kosede yer bulurlar...TV lerde belgesel niteliyinde programlar bu tur sorunlari genel olarak elel alirlar. Bizde ise TV ve gazetecilik adeta en uc orneklerle millete huzursuzluk ahlaksizlik pompalar
miralay 11 Ocak 2020 09:41
On senede kurulsaydı beş senede batardı batılı devlet belki. Ama ikiyüz senedir faaliyette; yani öyle 15-20 senede yıkılması beklenmez. İnsan bazen kendi istediği şeye sebep bulmak için farazi kıyaslarla, heyulalarla gûya delil gösteriyor. Evet onlarda ahlâk sükût etmiş, ferdiyetçilik ve batası şahsi hürriyet fetiş olmuş. Lâkin kendi içlerinde inhisar edici kanunları var ve disiplinli hareket etmekteler. Bu onlara şimdilik hayat veriyor.
Yazar , size teşekkür ediyorum.Her seferinde takdim ettiğiniz yazılar bizleri ruhen ve aklen olgunlaştırıyor.60 yıllık bir gazete okuruyum.Çocukluğumda Erzurum a günlük gazeteler 2 veya 3 günde ancak ulaşırdı.- 30 derece soğukta her 15 dakikada bayiye uğrar gelince gazeteyi koşar adım büyüklerime ulaştırırdım.O gazete günlerce bütün esnafı gezerdi.Allah sizin ferasetinizi artırsın.Uzun verimli bir ömür dilerim...
KARAR Okuru 11 Ocak 2020 08:58
Sayın Oğur, toplum olarak bize "dün değil bu gün" kim olduğumuzu ve nerede durduğumuzu hatırlatan bu güzel yazınızdan dolayı size minnettarım. Evet size katılıyorum, ahlak da din de medeniyet de kimsenin tekelinde değil. Tarihte de bu hep böyle olmuştur. Nice ahlaksız ve dinsiz toplumlar bu özelliklerinden kurtulup yücelmiş, niceleri de helak olup gitmiştir. Yaptığı yanlışların farkına varıp sorgulayabilen milletler hep gelecek vaadetmişlerdir. Özetle söylersek, "ahlaksız dindarlık" olmaz. Ahlaksız müslümanlık hiç olmaz, hatta ahlaksız hıristiyanlık da yahudilik de olmaz, bu böyle biline!..
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 08:41
Bir baska guzel yazi, Yildiray bey emeginize saglik
KARAR OKURUMürsel 11 Ocak 2020 08:21
Açık toplum sorgulayan toplum tamam.Amma bu Fransa'nın tarih boyunca kaçıncı ahlak topaçlığı acaba? Yasaksızlık döneminde; kaç bin çocuk ayartılıp hayatı zehir edildi. Zehirlenen sabilere ortam hazırlayan kültür, mağdurlar ölünce suçluyu itibarsızlaştırmış.Anda; aynı kültür başka insani cinayetlere imza atıyor.100 sene sonra gel günah çıkaralım diyecek biz de hayranlıktan ağzımız açık kalacak.İki batı var birbirine zıt.Bu batı şeytani batı sayın Oğur.Rahmani ile karıştırma!
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 12:34
0
Rahmani derken? Örnek bir ülke gösterin...
KARAR OKURUMürsel 11 Ocak 2020 18:21
0
Rahmani yüzü tarafı: adalet şeffaflık ilim hukukun üstünlüğü demokrasi vb yüzü.
Bunlardan daha rezilleri bizim toplumumuzda da yaşıyor, her yıl ülkemizde kaç reşit olmayan çocuk, doğum yapıyor ya da kürtaj yaptırıyor bunu araştıranlar, ifşa edenler cezalandırılıyor. Istismar ve taciz "bir kereden birşey olmaz"la AKlanıyor. Batıyı ahlaksızlıkla itham eden şarktan heryıl onbinlerce insan "ahlaksız" batıya neden akın akın iltica ediyor acaba? "Ahlaktan" kaçtıklarını iddia edecek kadar "ahlak"lı AK ve pirûpaklar hariç kim bunun gerçek sebeplerini tartışacak kadar cesur?
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 06:29
Kenarda durmuş haset insanlar gibi yüzyıllardır batı çöktü çökecek diye ellerimizi ovuşturuyoruz. Aslında kendi iki yüzlü ahlaksızlığımızla çöküşe giden biziz. İş yerinde sokakta yönetimde bir bakın bakalım etrafınıza her şey adamına göre durumuna göre. Kadınların hele çocukların başına gelen rezillikleri hatırlamak bile insanı rahatsız ediyor. Din güzel ahlaktır diyen bir peygamberin sözlerine ne kadar yakınız?
AKEPELİLER BATI TOPLUMLARI ÇÖKÜYOR ÇÜRÜYOR BATILILAR AHLAKSIZ NAMUSSUZ EDEBİYATI YAPARLAR ÇOCUKLARINI AVRUPAYA AMERİKAYA OKUMAYA GÖNDERİRLER BU NE YAMAN ÇELİŞKİDİR????? EYYYYY AK PARTİLİ ARKADAŞLAR
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 03:57
Bir insanı taammüden öldürüp cinayet işleyen Yılmaz Güney'in sol cevrelerde ve türk basınında hala kahraman olarak gösterilmesini, işlediği cinayetin ve kurbanı ile yakınlarının durumunun yok sayılmasını, görmezden gelinmesini nasıl değerlendiriyorsunuz acaba. Bu kişi, bugün maganda, kabadayı dediğimiz tarzda kadın döverek, kadına kurşun atarak, hep yanında tabanca taşıyarak yaşamış. Artist diye yaşarken de yaptıklarına hep göz yumulmuş, bugün de. Çok adice değil mi, büyük haksızlık,adaletsizlik değil mi bu.Cannes verdiği ödülü geri almalı verdiğiniz örneğe bakılırsa.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 14:28
1
Bu yorumu okuduktan sonra, internette dolandım. Sadece sol oeğil,"sabah"gibi sağ basında bile 2018'de cinayetten hapse girmiş bu şahsı kanunsuz yollarla hapisten kaçıran yerli yabancı suçluları bile kahraman gösteren yazılar yazıldığını gördüm. Öldürülen kişi, eşi, çocukları,yakınları,çektikleri acı,zorluk hak. tık yok. Sırf artist,solcu diye bir cinayet örtbas edilmiş, faili kahramanlaştırılmaya devam ediliyor. Dehşete düştüm. Yapılan haksızlık,adaletsizlik bir yana kopkoyu vicdansızlık. Y.Güney'e Türkiye'de verilen ödüller de geri alınmalı bence.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 03:25
BM nizamının kendisi bizatihi pedofoli/şantaj mekanizması üzerinden yürüyen bir sistem. Çocuk istismarı ve taciz konusunun batıda tartışılıyor olması yeni bir “faza”geçileceğinin habercisi olmaktan öte bir anlam taşımamaktadır. Herkesin (muktedirler) bildiği iğrençliklerin/sapıklıkların tartışılmaya açılmasının arkasında batı medeniyetinin tekamülünü değil insanlık aleminin başına getirecekleri yeni belaların neler olabileceği düşüncesine/komplosuna odaklanmak lazım. Bizim ahlaki çöküşümüzün temellerini ise bir türlü açık toplum olamayışımızda değil açık şuurlu olamayışımızda aramak lazım.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 02:31
İslam elemi her alanda çökmüş ama yıllardır Batı’nın çöktüğünü söyleyip dururlar.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 02:29
‘Çökmekte olan Batı’ sporuyla ilgilenenlerin ahlak ve sorumluluk anlayışı: gizli saklı yap, görenleri duyanları sustur, delilleri karart, hatta yaptıklarını başkasının üstüne at, her kötülük için hep başkasını özellikle Batı’yı suçla bu arada dini de alet et ki kolayca sorumluluktan kurtulasın...
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 02:28
Bizim dinciler ahlakı kadınların bacağının arasına sıkıştırmış ama çıkarına olan her türlü ahlaksızlığı kabullenmiş bir topluluk.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 02:23
Bizde de 45 erkek öğrenciğe tecavüz edildi “bir kere olmuş bir olay” denip geçiştirildi. Dokuz yaşındaki kızların evlenebileceğinin propagandasını yapan dini alimlerimiz var.
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 01:27
Komunistler Bati catirdiyor, cokuyor diye diye coktuler. Islamcilar da Bati ahlaksiz, curuyor, batiyor diye diye batiyorlar...
KARAR OKURU 11 Ocak 2020 00:18
Bu yazdığınıza göre çöken batı değil biziz. Onlar en azından kendileriyle hesaplaşabilmekte, yanlışın üzerine gitmekteler. Biz ise yasaklayarak, hesap sormayarak, yayın yasakları koyarak üzerini örtmeye çalışıyoruz. Çöken biziz. Ben 10 yaşımdayken de Batı ahlaksızlıktan çöküyor diyorlardı 40 yıl sonra da diyorlar. Bu İslamcıların tipik kendini aldatma hikayesi.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN