Back To Top
Dede Korkut’tan hediye hikayeleri...

Dede Korkut’tan hediye hikayeleri...

 - Son Güncelleme: 28.08.2019 Çarşamba 09:58
- A +

Doksan başlı otağlarını kara yerin üzerine diktirmişti. Doksan yerde alaca halı, ipek döşemişti. Seksen yerde büyük kaplar kurulmuştu. Altın kadehler, sürahiler dizilmişti. Dokuz kara gözlü, güzel yüzlü, saçı ardına örülü, göğsü kızıl düğmeli, elleri bileğinden kınalı, parmakları süslü dilber kâfir kızları kudretli Oğuz beylerine kadeh sunup, içiyorlardı. İçip içip Ulaş oğlu Salur Kazan’ın alnına şarabın keskini çıktı. (Sarhoş oldu) Kaba dizi üzerine çöktü (doğruldu) dedi: “Ünümü anlayın beyler, sözümü dinleyin beyler...”

Dede Korkut hikayelerinden Salur Kazan’ın Evi Yağmalanması böyle başlar. Salur Kazan, Dede Korkut hikayelerinde en çok geçen Oğuz beyidir. 

Ziya Gökalp, Türk Medeniyet Tarihi’nde Dede Korkut hikayesinin bu girişini eski Oğuzlar’daki “potlaç” geleneğine örnek olarak gösterir.

Aslında “Potlaç” paranın olmadığı ilkel toplumların çoğunda olan bir adete Kızılderililerin verdiği ad. 

Bir şölen düzenlenip fazla/artık mallar bir meydanda toplanıyor ve herkes birbirine hediyeler veriyordu.

Ama bu sadece bir erken sosyalizm deneyimi ya da imece olarak değerler yüklenecek bir adet değildi.

Aynı zamanda bir güç gösterisiydi de. Karşılıklı hediye vermek zorunluydu, hediyeler arasındaki değer farkları, borçlu çıkmak, altta kalmak, ezilmek, üstünlük kurmak gibi toplumsal ve siyasi sonuçlar doğuruyordu.

Nitekim Ziya Gökalp de “potlaç”ın ortaya çıkmasıyla eski Türk toplumlularının cumhuriyetçi ve demokratlıktan çıkıp feodal ve aristokratlığa geçtiğini, egemen kişi ve ailelerin ortaya çıktığını yazar:

“İşte görülüyor ki eski Oğuzlar’da gerçek bir potlaç vardı. Kazan ilkin boyuna evini yağmalatarak onları yani Salur boyunu egemenliği altına aldı. Ondan sonra kendi kolu olan Üç Oklar’a yani İç Oğuz’a evini yağmalatarak onların tümünü egemenliği altına aldı....”

Evini yağmalatarak egemenlik kurmak... 

Şimdi bize tuhaf gelse de aslında yüzyıllar boyunca yaşayan bir iktidar kurma biçimi bu.

Bu gelenek Oğuzlardan Osmanlı’ya geçen “han-ı yağma”yla yaşamaya devam etmişti. Tevfik Fikret’in şiirinden bildiğimiz ‘han-ı yağma’ hanlar veya sultanların bayramlarda ve düğünlerde halka verdiği büyük ziyafetlerdi. Bu ziyafetlerde tabaklara, kaşıklara kadar her şeyi yağmalamak serbestti.

Padişahların tahta çıkarken devlet erkanına ve askerlere cülus bahşişi dağıtma adeti de bu geleneğin bir devamı. 

Cumhuriyetle birlikte de bu eski gelenek ölmedi, kamu kaynaklarını, arazilerini, ihaleleri yandaşlara dağıtmak, kamu parasını kendi parası gibi meydanlarda “ne veriyorlar beş fazlasını veriyorum” diye dağıtmak gibi modern versiyonları içinde yaşamaya devam etti.

Hatta siyasetçilerin ve bürokratların plaket, hediye, çiçek  verme/alma tutkusu, düğünlere, cenazelere çelenk gönderme adetlerinin kökeninde bile bu kadim iktidarını gösterme ve kabul ettirme geleneği bulunabilir.

O yüzden bir öndeki kayyımlık döneminde şehrini ziyaret eden devlet büyüklerine, fiyatları 16 binden 130 bine kadar değişen, gümüş telkâri takılar ve tespihler hediye ettiğine dair iddialar ileri sürülen Mardin Valisi ve kayyım Belediye Başkanı Mustafa Yaman’ın şu sözleri tarihsel olarak pek ikna edici değil: “Bu ne bizim devlet geleneğimizde var ne de büyüklerimizin böyle bir şeye ihtiyaçları vardır.”

HDP’li Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün yayınladığı faturalarda bu hediyelerden aldığı iddia edilen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve eski Savunma Bakanı Fikri Işık, böyle bir hediye almadıklarını açıkladılar. İçişleri Bakanı, konuyla ilgili soruşturma açtığını da söyledi. 

Bu arada, Habertürk’ten Muharrem Sarıkaya’ya konuşan Vali Yaman, yapılan harcamaların mevzuata uygun olduğunu anlatırken “Belediye Bütçesinden Yapılacak Temsil, Ağırlama ve Tören Giderleri Mevzuatı”nı hatırlattı.

1984 yılında İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanmış bu mevzuat tam da potlaç geleneğinin nasıl yaşadığının bir örneği.

Mevzuata göre “Temsil, ağırlama ve tören giderlerinin konu, kapsam ve miktarının tayini belediye başkanının takdirine tabidir.”

Bir hukuki belgede görmeye pek de alışık olmadığımız “Ağırlama” başlığı altında ise şöyle yazıyor:

“Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri, Hükümet Merkezi veya diğer illerin protokolüne dahil kişiler, Yabancı ülke temsilcileri veya konuklar, Sanat, bilim, kültür ve spor dallarında temayüz etmiş kişiler, Basın mensupları, beldenin kalkınmasında katkısı olanlar veya olacağı anlaşılanlar ile bu kişilerin eşleri ve refakatindeki görevliler için geleneklere ve davetin

şümulüne göre, ağırlama, konuklama, konutlandırma ve bu işlerle ilgili olarak hazırlıkların gerektirdiği giderlerle ziyafet, kokteyl, hediye, çiçek, bahşiş ve taşıma giderleri şeklinde yapılır.”

Gerçekten de okuyunca hediyelerin bu mevzuata uygun olduğu görülüyor. 

Ama yerli ve milli mevzuata uygunken, 2004 yılında Avrupa Birliği’ne uyum için çıkarılan Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri Yönetmeliği’ne ise pek uygun görünmüyor. 

O yönetmeliğin “Hediye alma ve menfaat sağlama yasağı” başlıklı maddesi çok açık: 

“Kamu görevlisinin tarafsızlığını, performansını, kararını veya görevini yapmasını etkileyen veya etkileme ihtimali bulunan, ekonomik değeri olan ya da olmayan, doğrudan ya da dolaylı olarak kabul edilen her türlü eşya ve menfaat hediye kapsamındadır. Kamu görevlilerinin hediye almaması, kamu görevlisine hediye verilmemesi ve görev sebebiyle çıkar sağlanmaması temel ilkedir. Kamu görevlileri, yürüttükleri görevle ilgili bir iş, hizmet veya menfaat ilişkisi olan gerçek veya tüzel kişilerden kendileri, yakınları veya üçüncü kişi veya kuruluşlar için doğrudan doğruya veya aracı eliyle herhangi bir hediye alamazlar ve menfaat sağlayamazlar. Kamu görevlileri, kamu kaynaklarını kullanarak hediye veremez, resmi gün, tören ve bayramlar dışında, hiçbir gerçek veya tüzel kişiye çelenk veya çiçek gönderemezler; görev ve hizmetle ilgisi olmayan kutlama, duyuru ve anma ilanları veremezler.”

OECD’nin 1998’de aralarında Türkiye’nin de olduğu üye ülkelere yolsuzlukla mücadele için kamu yönetiminde etik ilkeler belirleme tavsiyesi ve Avrupa Birliği İlerleme Raporları’nda Türkiye’ye yönelik yolsuzluk ve rüşvet eleştirileri sonucunda, AB’nin zorlamasıyla sisteme giren bu Kamu Görevlileri Etik Kuralları’na riayet edilip edilmediğini takip için 2004 yılında bir de Kamu Görevlileri Etik Kurulu kuruldu.

Dünyada benzer amaçla kurulmuş kurumlar çok etkili bir denetim yapıyorlar. 

1978’de Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulan The Office of Government Ethics tüm siyasetçilerin ve kamu çalışanlarının korkulu rüyası. Kamu görevlilerinin 20 doların üstünde hediye kabul etmeleri yasak. Kurumun bir önceki başkanı Walter Shaub, seçimi kazanmasından sonra uzun süre Trump’ın şirketleriyle ilişkisini kesmesi için baskı yapmış, Trump bunun yerine şirketlerini oğullarına devredince de bunun etik kurallarını ihlal ettiğini söyleyerek istifa etmişti.

1994’de İngiltere'de kurulan The Committee on Standards in Public Life ise gerektiğinde bakanları ve milletvekillerini de araştırabilen bağımsız bir komite. Başında şu anda tarihçi saygın bir lord var. Sık sık siyasetçiler ve üst düzey kamu görevlileri hakkında yaptığı kılı kırk yaran incelemelerle haber oluyor.

1999 yılında kurulmuş Avustralya'daki The Public Service and Merit Protection Commission, Avusturalya Bağımsız Yolsuzluk Komisyonu ile birlikte 2014 yılında, üç yıl önce bir şirket yöneticisinden üç bin dolarlık bir şişe şarap hediye aldığını tespit ettikleri bir eyalet başbakanının istifa etmesine neden olmuştu.

Kamu etik kurallarının sıkı takibi ve denetlenmesi sonucu yaşanan istifalarla ilgili çok sayıda başka örnek var.

İlk akla geleni Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un, eyalet başbakanı olduğu dönemde bazı işadamlarının villalarında ücretsiz tatil yaptığı ortaya çıkınca cumhurbaşkanlığından istifa etmesi. 

İsviçre’de Cenevre Kantonu’nun Başbakanı da Abu Dabi Şeyhi’nin davetiyle Formula 1 yarışını izlemeye gittiği için istifa etmek zorunda kalmıştı. 

2002 yılında Almanya’da kamu biletlerinden kazandıkları uçuş millerini özel uçuşlar için kullandıkları tespit edilen aralarında Yeşiller Partisi milletvekili Cem Özdemir’in de olduğu, Çevre Bakanı, Dışişleri Bakanı Müsteşarı gibi isimler görevlerinden istifa etmişlerdi.

Daha bugünlerde Kanada, yine kamu etik komiserinin, bir şirketle ilgili dava açılmaması için başsavcıya ricada bulunduğu ortaya çıkan Başbakan Justin Trudeau ile tartışmasını konuşuyor. Daha önce de aynı komiser, bakanların dış gezilerde aldıkları hediyelerin peşine düşmüştü.

Ama herhalde bu ülkelerde bir valinin, belediye başkanının kamu parasıyla bakanlara, bürokratlara pahalı hediyeler alması düşünülemez bile.

Türkiye’de bunun olup olmadığını inceleyecek kurum; Kamu Görevlileri Etik Kurulu. Şu anda eski Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın başkanlığını yaptığı kurula vatandaşlar başvurup, kamu görevlilerin etik dışı davranışlarını şikayet edebiliyorlar. Bunun için bir de mail adresi var: etikkurul@etik.gov.tr

Denemek isteyen?  

(Potlaç ve armağan ekonomisi üzerine yazıda da yararlanılan kaynak için; Türkiye’de Tekilci Kültür, Hukukilik ve Armağan Ekonomisi- Doç.Dr. Murat Önderman https://dergipark.org.tr/download/article-file/5435)

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 30 Ağustos 2019 09:35
Peygamber efendimizin zekat memuruna verdiği cevabı hatırlasalarmış bile kamu gücü ile hediye almanın vehametini anlarlar.
KARAR OKURU 29 Ağustos 2019 07:38
abi, yiyin için helal u hoş olsun.kanunlarınız var, o da yetmez ise bir fetva bulursunuz bir yerden,olur biter. devletin malı,hepimizin vergileri. Ömer in adaleti mi?..geç,siyaseten söyleriz bazen.hepsi o kadar. Üsküdar Üniversitesi ''vicdan sağlığı''bölümünü açsın bence.
İbrahim Erdoğan 28 Ağustos 2019 21:55
Evet aynen, Etik kurul orada ve meil adresi de burada... Denemek istiyenler ellerini tuşlara dokundursun... Eğer böyle bir tık ile yapılacak olan başvurunun bumerang şeklinde dönüp gelerek kendilerini vurmasından endişe duymayanlar, meydan sizin!..
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 18:40
Atatürk gerçekten büyük adammış, daha önceden bu lafa gülerdim, demek aldanmayan bir Allah. Bugünküler bin rahmet okutuyor ona. Mekanı cennet olsun.
KARAR OKURUMürsel 28 Ağustos 2019 16:02
Sayın Oğur helal olsun.Taa köke kadar gittin ya. 1984 deki ihtilalci yönetmelik işi takdire bırakıyor.Ee ihtilalci otorite; beldeyiden eğilme ezilme bekler.Ne de olsa karşıda halk bakıyor; itaat ona da bulaşmalı.Takdir; ağanın eli tutulmaz demek.Şehrin parasını şehrin başkanı( ağası) istediği gibi harcar.Bir de AB yönetmeliği ve uygulamaya bak!Zahiri mealci müslümana soruyorum.Hangisi İslami ve İmani? 35 sene sonra devletçi/ İslamcı başkan ne diyor? - İtibardan tasarruf olmaz! Bu feleğin çarkına tüküreyim..Offf yaa.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 14:44
Aysbergin tesadüfen ortaya çıkan kısmı herhalde
Kafkameli 28 Ağustos 2019 14:32
Dede Korkut tan güzel bir nokta yakalamışsınız. Ama aslında bu hikayeyi başından değil de sonundan vereydiniz daha renkli bir tablo ortaya çıkardı. Zira yağmaya önce davet edilmediği için Dış Oğuz darılıyor Salura düşman oluyor. Harp çıkıyor bu sebeple. Beyrek de ölüyor.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 13:50
Denemek isteyen? Siz okuyucularin düsmani misiniz?
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 11:07
Sayın OĞUR, bir onlara bir de bize bak...
Hermes 28 Ağustos 2019 10:31
Asıl şunu merak ediyorum: Cumhurbaşkanı, ailesi, tebası, bakanlar ve aileleri, valiler-kaymakamlar ve aileleri, rütbeli askerler ve aileleri vs vs...bunların yeme-içme-giyim-ulaşım vs şahsi harcamalarının ne kadarını kendileri ödemekte? Çünkü bu kurumlarda mutlaka bir devlet bütçesi(aslında bizim paramız) vardır, o bütçe o yıl içinde harcanmazsa hazineye geri gider, işte burada bunların tükettikleri ne kadar HELAL???Milletin parasını çarçur ediyorlar mı? Devletin resmi aracıyla Cuma namazına giderse, HELAL mi?
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 13:16
0
Helal, haramı bozar. onun için yediklerine helali karıştırmıyorlar. Yani, yedikleri, içtiklerinin içinde oran arama.
Köksal Toptan Kamu Görevlileri Etik Kurulu başkanlığına ilaveten, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulunda da üye. Cumhurbaşkanına, "hediye" konusunda AKP'lilerin pervasızlıklarını, yasa dışı davranışlarını rapor ediyordur, diye bekleyenlerdenseniz, daha çok beklersiniz. Hani derler ya, anamı şeyden kadı, kimi kime şikayet edeyim.
hep karar da okur 28 Ağustos 2019 08:00
sevgili yıldıray kardeşim batıdan verdiği dürüstlük örneklerini...istifa mekanizması da olduğunu... duymamış okurlarına sunuyor...40 yıla yakın isveç te yaşamış olan bendeniz bir ilave sunsam......dönemin yıldız bir politikacısı olan bir bayan bakan devletinin verdiği kredi kartı ile (ki kart görev icabı kullanıma açık.. ulaşım taksi ,uçak olur ? ) 3 kronluk bir çikolata canı çekmiş ve satın almış...ama hatayı sekreteri ikaz edince düzeltmiş devlete 3 kron hemen geri ödemiş.çünki devletin verdiği kartı özel kartı ile karıştırmış. bu duyulmuş,gazeteler de yazmış eee ne mi olmuş..istifa etmi
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 08:01
bu tüm siyasi hayat boyunca ve tüm siyasi partilerin de hoşuna giden, yıllardır değişmeden gelen "özellikle bürokrat-siyasi-kamu görevlileri" arasındaki kamu parasıyla yapılan ve çöpe giden plaket, hediye vs saçmalığına dur denilmesine vesile olur bu yazınız umarım
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 06:55
Çok zorlamışsın ama uymamış.Olsun yinede iyi bir ansiklopedi çalışması olmuş.
Kanun namına ... 28 Ağustos 2019 03:09
Etik Kurulu var ama bir tarafta da hediye mevzuatı var. Bu tür çelişkilerin kanun yapıcı tarafından düzeltilmesi gerekir. Ancak Meclis’in bu tür dertleri dert edinecek yapıda olması gerekiyor öncelikle.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 03:02
Bu gibi şeylerin haram olmadığı konusunda bir fetva çıkabilir yetkili mercilerden.
Karar Okuru 28 Ağustos 2019 02:22
Vay be vesayeti kaldırıp, kemalist rejim ve resmi tarih çöpe atıp, despot devlet kurumlarını tasfiye edelim derken buralara mı geldik? Bir zaman Verdiğiniz desteği böyle mi kullanmışlar? Ama son pişmanlıkta fayda etmiyor.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 00:54
Yarasın tosunlarıma! Çektikleri telkari tesbihler can kan olsun tosunlarıma! Şehrimize içişleri bakanı lütfetmiş, 10binlik hediye nedir, onun hesabını mı tutacağız? Ne nankör milletsiniz, onun başında saç kalmadı bizim derdimizle dertlenmekten, biz kalkmış üç beş tesbih tanesinin hesabını yapıyoruz. Taş eder Allah hepimizi.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN