Back To Top
“Demokrasi öpücüğü”ne ne oldu? 

“Demokrasi öpücüğü”ne ne oldu? 

 - Son Güncelleme: 17.07.2019 Çarşamba 09:19
- A +

İbrahim Kiras, dün Karar’da yayınlanan “15 Temmuz’un Sahibi Kim?” başlıklı yazısında şöyle diyordu: 

“Milletin bütününe mal edilmesi gereken direniş şerefinin şu veya bu kesimin uhdesine hasredilmesi hem gerçeğe, hakka ve adalete uygun değildir hem de milleti birleştirecek bir faktörün milleti ayrıştırma vesilesi yapılması çok tehlikelidir.”

İbrahim, yazısında Karar’ın “Yenikapı Ruhu” manşetini de hatırlatmış.

Aslında 7 Ağustos günü Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin konuşma yaptığı Yenikapı Mitingi’nin öncesinde de Türkiye’deki hava “Yenikapı ruhu”na uygun seyretmişti.

Darbe gecesi AK Parti, CHP ve MHP’li vekiller, engellemeleri aşarak Meclis’e gelip, bombalanan parlamentoda darbeye direnmiş, ertesi gün Meclis özel oturumunda parti liderleri ve sözcüleri bütün sıralardan alkış alan konuşmalarla birlik mesajı vermiş, ardından bütün partiler adı FETÖ’nün Darbe Girişimi’ni Araştırmak olan bir komisyon kurmuştu.

Hatta 20 Temmuz’da ilan edilen olağanüstü hal ve alınan geçici tedbirlere de ilk zamanlar kimse ses çıkarmamıştı. 

Yenikapı Mitingi ise darbeye karşı bu demokrasi ittifakının fotoğrafı olmuştu.

Sadece Karar değil, o gün hükümete yakın gazeteler de mitingdeki birlik havasını öven manşetlerle çıkmışlardı.

Örneğin Yeni Şafak’ın manşeti  “Bizi Kimse Yenemez”di. Haberde mitinge Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin katılması övülüyor, “her kesimden milyonları bir araya getiren büyük buluşma, bu milletin zor günlerde Çanakkale'deki gibi tek yürek olacağını gözler önüne serdi” deniyordu. 

Ama Türkiye’de tarih günlük ihtiyaçlara göre yeniden yazılır. Aynı gazetede üç yıl sonra 15 Temmuz’un yıldönümünde çıkan “Kontrollü Kaçış” başlıklı haberi okuyalım şimdi de: 

“251 kişinin şehit olduğu ihanete “kontrollü darbe” diyen Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz gecesinin en şaibeli ismi. Listenin ikinci sırasında ise “15 Temmuz’da başbakan olacağını” söyleyen Meral Akşener var. Türk milletinin vekaletine talip iki isim de yapılan katliamı ayağında terlikle evden takip etti.”

Önceki gece, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen 15 Temmuz anmasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit yakınları ve gazilerin de izlediği konuşmasında üç yıldır miting meydanlarında tekrarladığı o iddianın bahsini açtı yine: 

“Burası anlamlı bir mekan. Niye anlamlı biliyor musunuz? O gece burası iki anı tespit etti. Bunlardan bir tanesi saat 23.15 civarı ve tankların arasından Sayın Bay Kemal gelip Bakırköy'e geçti. Bakırköy Belediyesinde kendi ifadesiyle 'Gidebilecek bir otel bulamadığım için oraya gittim.' dedi. 01.15 ve biz de yine buraya indik. Eşim, kızım, torunlarım ve damadımla beraber buraya indik. Burada kim vardı? Burada millet vardı. Beraberce buradan üzerimizden geçen F-16'lar, helikopterler vardı ve onlar mermilerini yağdırıyordu.”

Peki, gerçekten de CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı’ndan halk darbecilere direnirken, darbecilerle anlaşmalı olarak kaçtı mı?

Gelin bu iddiayı adım adım inceleyelim.

Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz akşamı 21.50 uçağıyla Ankara’dan İstanbul’a hareket etmişti. 

Darbeciler 21.52’de Boğaz Köprüsü’ne varmış, Ankara’da jetler 22.05’den itibaren alçaktan uçmaya başlamıştı. O saatlerde hala Ahaber terör saldırısı için önlemler alındığını duyuruyordu.

Yani Kılıçdaroğlu, telefonlarını kapatıp Ankara’dan uçağa bindiğinde ortada herhangi bir olağanüstü durum yoktu.

Darbenin ilk işaretleri belirdiğinde de Kılıçdaroğlu her şeyden habersiz 21.50 Ankara- İstanbul uçağındaydı.

Yalnız da değildi. Kılıçdaroğlu uçağında 1-A koltuğunda oturuyordu, yanındaki 1-B koltuğunda da AK Parti  Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı oturmaktaydı. Uçaktaki bir diğer siyasetçi de HDP İzmir milletvekili Ertuğrul Kürkçü’ydü.

Uçak 23.00’de Atatürk Havalimanı’na pistine iniş yaptı. 

Telefonlar açılınca Kılıçdaroğlu, Hayati Yazıcı ve uçağın diğer yolcuları, Türkiye’nin bildiği haberleri aldılar. 

Zaten Türkiye’de olan bitenin darbe olduğu az önce öğrenmişti. 

Başbakan Binali Yıldırım’ın saat: 22.58’de NTV’ye bağlanarak “bir askeri kalkışma var” açıklamasının üzerinden henüz iki dakika geçmişti. 

Kılıçdaroğlu’nun uçağının piste indiği 23.00’den, havalimanından ayrıldığı 23.30’a kadar geçen yarım saatte olanlar ilgili önce iktidara yakın medyanın iddiasını okuyalım:

“Kemal Kılıçdaroğlu saat 23.17'de VIP salonuna giriyor ve önce dışarıda bekleyen aracına doğru yöneliyor. Fakat bu esnada VIP nizamiye girişi, darbecilere ait 2 tank tarafından kapatılmış durumda. Kılıçdaroğlu ve beraberindekiler salona dönüyor. Burada yaklaşık 12 dakika geçiren CHP Genel Başkanı, 2 tankın 23.23'te nizamiyeden ayrılması üzerine de 23.30'da VIP'ten çıkıyor.

Şimdi de aynı yarım saati bir de Kılıçdaroğlu’nun Abdülkadir Selvi’ye anlatımından okuyalım: 

“Uçak körüğe yanaşırken, cep telefonunu açıp, askerlerin köprüye çıktığı haberini gören basın danışmanı Okan Konuralp hemen Kılıçdaroğlu’na koşup bilgi veriyor. Kılıçdaroğlu’na o an haberi alınca ne düşündüğünü sordum. “Arkadaşlar iki köprünün kapatıldığı ve uçakların uçmadığını haber verince önce espri yapıyorlar zannettim” dedi. Ama espri yapılacak bir durum yoktu. Kılıçdaroğlu, kısa süre içinde bir darbe ile karşı karşıya olduğumuzu fark ediyor. O sırada yanındaki koltukta oturan Hayati Yazıcı’ya dönüyor. “Darbeye karşıyız Hayati Bey” diyor. Apar topar VIP salonuna geçiyorlar. “Ankara’ya dönmek istedim, ‘Uçaklar kalkmıyor’ dediler. ‘Havaalanından çıkalım’ dedim, ‘Tanklar kapatmış’ dediler. Bu sırada CHP yöneticileriyle irtibat kuruluyor. Kılıçdaroğlu’nun ilk talimatı, “Bu bir darbedir. Başarılı olsa da başarısız olsa da değişmez. Kesinlikle karşı çıkacağız” oluyor. Havaalanı tanklarla ablukaya alınmış. İtiş kakış arasında Kılıçdaroğlu’nun aracı havaalanından dışarı çıkarılıyor.”

Ve son olarak aynı uçakla İstanbul’a gelen ve VIP bölümüne geçen Ertuğrul Kürkçü’nün o geceyle ilgili anlatımı:

“15 Temmuz darbe gecesi  AHL'de Ankara uçağından üç milletvekili ve üç parti yöneticisi indi. Kemal Kılıçdaroğlu, Ertuğrul Kürkçü ve Hayati Yazıcı. Uçaktan inenlere darbe olduğu, Atatürk Havalimanı'ndan çıkışın mümkün olmadığı, beklemek gerektiği söylendi. 15 dakika sonra alandan ayrılmanın mümkün olduğu bilgisi gelince VIP salonundan herkes kendi karşılayıcılarıyla birlikte çıktı. Atatürk Havalimanı VIP salonu ve çevresinde 'darbeci' asker veya 'darbeci tankı' yoktu. TEM çıkışındaki 2 zırhlı araçta da hiçbir hareket yoktu. Kılıçdaroğlu'nun Atatürk Havalimanından ayrılışını gördüm. Ama üstüne çıkılacak tank olmadığı için olsa gerek Hayati Yazıcı'nın direnişini göremedim.”

Üçüncü şahit Hayati Yazıcı’nın o geceye ilişkin bugüne kadar bir açıklaması olmadı. Halbuki yıllardır partisinin Kılıçdaroğlu ile ilgili öne sürdüğü “kontrollü kaçış” iddiasının ilk elden tanığı olarak onun anlatımları önemli olabilirdi.

Tabii o zaman darbecilerin Kılıçdaroğlu dışında, darbe yaptıkları iktidarın önemli isimlerinden biri olan Hayati Yazıcı’nın geçmesine de izin verip vermedikleri gibi sorular da cevabını bulurdu.

Ama bütün bu soruların cevaplarını bulabileceğimiz, iddiaları sınayabileceğimiz objektif başka bir kaynak var; O gece havaalanında işlenen bütün suçların dökümünün yer aldığı Atatürk Havalimanı İşgal Davası İddianamesi. 

708 sayfalık, 169 sanıklı iddianameye göre darbe gecesi havalimanını işgal görevi 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı ve Hava Harp Okulu’ndaki askerlere verilmişti. 

İddianameye göre havalimanını ele geçirmek üzere ilk olarak 66. Mekanize Tugay’a bağlı birlikler havalimanına vardılar. 

Saat: 22.44’de. Yani Kılıçdaroğlu’nun uçağı inmeden sadece 16 dakika önce.

İddianamedeki darbecilerin Whatsapp görüşmelerine göre askerlerin havalimanı kapılarını kontrol altına aldığı saat ise  22.54. 

Yazışmada bu kontrol için “Girişler yasaklandı, çıkışlar serbest” deniyor. 

Yine iddianameye göre havalimanı kulesinin darbeciler tarafından kontrol altına alınması ise daha geç olmuş. Saat: 23.35’te.  

00.15’de uçuşa kapatılan havaalanında havada bekleyen uçakların inişlerine izin verilmiş, kalkışlar ise iptal edilmiş. 

Aynı yazışmalara göre saat 22.55 itibarıyla havalimanında 3 tank ve 4 zırhlı aracı var darbecilerin.

A giriş kapısına iki zırhlı araç ve bir tank, B giriş kapısına ise iki tank ve zırhlı araç yerleştirilmiş. 

İddianamede VIP salonunun önüne ayrıca yerleştirilmiş bir tanktan ya da zırhlıdan bahsedilmiyor. 

Havalimanı VIP’ini kontrol altına almak için Yeşilköy’de Hava Harp Okulu’ndan bir komutan liderliğinde askerlerin havaalanına varış saati ise 00.15. Kılıçdaroğlu havaalanından gittikten 45 dakika sonra. 

Yani özetle Kılıçdaroğlu ve Hayati Yazıcı’yı taşıyan uçak indiğinde darbeciler havalimanına sadece 16 dakika önce ulaşmıştı. Altı dakika önce kapıları kontrol etmişti. Kılıçdaroğlu havalimanından ayrıldığında ise darbeciler kulede henüz kontrol sağlayamamıştı.

Havalimanına uçakların inişi serbestti, ama uçuşlara izin verilmiyordu. Bu yüzden Kılıçdaroğlu Ankara’ya dönemedi. 

Uçaklardan inen yolcuların havaalanından çıkışına izin veriliyordu ama havaalanına girişlere izin verilmiyordu. Kılıçdaroğlu ayrıldığı saatlerde havaalanı VIP’ınde de henüz özel bir askeri birlik yoktu. 

Peki iddianamede Havaalanı VIP’inde Kılıçdaroğlu, Hayati Yazıcı gibi isimlerin olduğu, onlara çıkış izni verilip verilmemesiyle ilgili herhangi bir konuşma ya da konu geçiyor mu? 

Hayır, geçmiyor. 

Herhalde darbeciler havalimanında Kılıçdaroğlu’nun çıkışına bir pazarlıkla izin verselerdi, bunun için askerlerin arasında bir görüşme olurdu, ya da bu o gece havalimanında olan biten her şeyin yazdığı iddianamenin bir yerinde bu bilgi bulunurdu. Özellikle de siyaseten bu kadar kullanılan bir bilginin atlanmayacağı kesin. 

Ama 708 sayfalık iddianamede Kılıçdaroğlu’nun adı geçmiyor. En azından darbecilerin hedefinde olan isimlerden Hayati Yazıcı’nın orada olduğunu fark edebilirlerdi. O da yok. 

Sadece iddianamede değil, üç yıl süren duruşmalarda da Kılıçdaroğlu’nun adı hiç geçmedi, VIP’te yaşandığı iddia edilen kontrollü kaçış gündeme gelmedi. 

Davada bugün kararın verilmesi bekleniyor.

Peki Kılıçdaroğlu, darbe olduğunu öğrendiğinde havalimanında kalıp, darbecilere direnen halkın arasına katılamaz mıydı?

Yine iddianameden okuyalım. 

İddianameye göre halkın havalimanı önünde toplanmaya başladığı saat 23.54. Yani Kılıçdaroğlu havalimanından ayrılırken, orada direnen bir kalabalık da henüz yoktu.

Zaten havalimanındaki esas büyük kalabalık Cumhurbaşkanı’nın 00.37’de televizyondan halkı havalimanına çağırmasıyla toplanmıştı. 

Ve 02.00’den sonra toplanan kalabalığa darbecilerin ateş açması sonucu biri 17 yaşında iki vatandaşımız şehit oldular.

Yani Kılıçdaroğlu havalimanına indiğinde ve havalimanından ayrılırken darbenin henüz çok başıydı. Havalimanında da darbecilerin tam bir kontrolü yoktu. 

Bir terör alarmı değil, askeri kalkışma olduğunu Başbakan henüz açıklamıştı. Başbakan bu açıklamayı Tuzla’daki evinden yapmıştı.   

Kılıçdaroğlu havalimanından ayrılırken Cumhurbaşkanı henüz Marmaris’te kaldığı evdeydi. Medyayı çağırıp ilk açıklamasını da 00.04’de o evin kapısından yaptı. 00.37’de Marmaris’ten CNNTürk’e cep telefonundan bağlandı. Uçağı Atatürk Havalimanı’na 03.20’de indi. 

Peki, İstanbul’da 23.00-23.30 arası Kılıçdaroğlu’ndan havalimanında tankın üzerine çıkması beklenen saatlerde Ankara’da neler oluyordu? 

Ankara’da Meclis çalışmalarına ara verilmişti. Cuma günü olduğu için milletvekillerinin bir kısmı Ankara’daydı, diğerleri memleketlerine dağılmıştı. Meclis Başkanı Ankara’daydı, liderlerden ise sadece Devlet Bahçeli Ankara’da bulunuyordu.

Bahçeli, kendi açıklamasına göre evinden parti genel merkezine geçmişti. 23.44’de darbeyi kınayan bir açıklama yapmış, milletvekillerine Meclis’e gitmelerini söylemiş ama kendisi genel merkezde kalmıştı. 

Meclis Başkanı ise o gece 01.02’de milletvekillerinin toplanması üzerine Meclis’e geldi. 

Meclis’e 15 Temmuz gecesi 107 milletvekili ulaştı. Bu milletvekillerinden 81’i AK Parti, 16’sı CHP ve 10’u MHP milletvekiliydi.

O gece Ankara’da olan biteni ilk elden anlatan  iyi bir kaynak AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın kaleme aldığı “Gazi Meclis’te O Gece” kitabı. 

https://acikerisim.tbmm.gov.tr/xmlui/handle/11543/2687

Kitapta AK Parti Meclis Grubu’nun o geceki Whatsapp grubu yazışmalarından da görseller paylaşılmış.

Yazışmalara göre o gece AK Partili milletvekilleri herkesle aynı anda darbe haberini almışlar.

23.15’den itibaren Whatsapp grubunda ne yapılacağı üzerine konuşulmuş. 

İlk olarak Meclis’e gelen milletvekilleri ise AK Parti’den Aydın Ünal, Jülide Sarıeroğlu ve Ahmet Gündoğdu. 

Sonrasını kitapta Aydın Ünal’ın anlatımından okuyalım: 

“Ahmet Gündoğdu geldi, Ahmet Gündoğdu gelmeden önceydi zannedersem bizim AK Partili vekillerimizden birkaç kişi geldi ve sonra CHP’li vekiller geldi, biz orada kapının önünde beklerken geldi CHP’li vekiller. Bülent Tezcan ve arkadaşları vardı. Çok samimi bir şekilde “Geçmiş olsun.” dediler. Onların gelmesi bizi çok rahatlattı tabii…”

“İlk anda bende oluşan kaygı şuydu açıkçası: Biz 3 ya da 4 AK Parti milletvekiliydik, o kadar da CHP milletvekili vardı. Yeterli sayıyı sağlamamış olmak beni asıl kaygılandıran konuydu. Yani bir 50 kişi olsaydı örneğin, öyle bir kaygı olmazdı bende ve “Toplandık, burada toplanıyoruz.” rahatlığı olurdu ama sayı çok az olunca ben kaygılandım orada. Fakat sonradan sayı arttı. Hatta Meclis İdare Amiri Ahmet Gündoğdu bu sevinçle Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ı arayacaktı. Ahmet Gündoğdu: Bu esnada ben Meclis Başkanımızı aradım. Başkanım biz geldik, sayımız da elhamdülillah artıyor, sizi bekliyoruz dedim. “Ahmet’çiğim, geleceğim.” dedi.”

O gece Meclis’e gelen CHP’li vekiller de kitapta yaşadıklarını anlatmışlar: 

Tekin Bingöl: “Genel Merkezimizde yaptığımız toplantının ardından, o sırada uçaktan inen Genel Başkanımızla da görüş alışverişinde bulunarak demokrasimize vurulmak istenen bu darbeye karşı durmak üzere TBMM’ye gitme kararı aldık.”

Levent Gök: “Biz gittiğimiz zaman, İsmail Kahraman Meclis’te kürsüde otururken indi, sarıldı bana, kucaklaştık orada. Bizden diğer arkadaşlar da geldi. “

Özgür Özel: “İçeriye gittiğimizde Meclis Başkanı hemen “Birer demokrasi öpücüğü vereyim.” dedi. O çok anlamlı yani, unutmuyorum onu. Bizim o güne kadar da Sayın Başkanla zaman zaman böyle tartışmalarımız, atışmalarımız hep oldu. “Bir demokrasi öpücüğüyle barışalım.” dedi. O öptü, sarıldı. Yerimize oturduk.”

Meclis Başkanı İsmail Kahraman kürsüde iki yanına AK Partili katip üyeler yerine CHP’li Özgür Özel ve MHP’li Erhan Akçay’ı oturtmuştu.. 

Meclis’te o gece en etkili konuşmalardan birini de CHP’li Bülent Tezcan yapmış. 

Tezcan’ın “Bu gece millet olarak tankların üzerine çıkma zamanıdır” dediği konuşmasıyla ilgili AK Parti grubunda Meclis’e gidilmesini ilk teklif edenlerden Mustafa Yeneroğlu’nun kitaptaki değerlendirmesi şöyle: 

“Kendi arkadaşlarımızın yaptığı konuşmalar ve özellikle CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Bey’in yaptığı konuşmanın bizi o anda ciddi manada motive ettiğini düşünüyorum. O özlediğimiz birlik ve bütünlüğün, ortak bir dilin yakalanmış olması gerçekten çok içten bir duyguydu benim için.”

Meclis bombalandığı sırada, ardından sabaha kadar sığınakta milletvekilleri birlikte darbeye karşı direndiler. Her partiden siyasetçi televizyonlara bağlanıp darbeye karşı çıktı. 

Ertesi gün Meclis’te düzenlenen özel oturumda İstanbul’dan dönen Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve HDP adına da İdris Baluken, darbeyi kınayan, demokrasiyi savunan, hükümet ve AK Parti sıralarından da alkış alan konuşmalar yaptılar. Bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve diğer parti liderlerini telefonla arayarak, Beştepe’deki görüşmesinde ve Yenikapı’da tebrik etmişti. 

O gece hiçbir siyasetçi tankın üzerine çıkmadı, parti liderleri sokaklarda halkla birlikte direnmediler. Ama herkes görevini yaptı. 

Buna rağmen darbenin haberinin yeni alındığı saatlerde, ortada henüz bir direniş yokken, havaalanına inmiş bir parti liderini kimsenin yapmadığı bir şey için suçlamak, delilsiz darbecilerle anlaşarak kaçtığını iddia etmek, hele de bunu 15 Temmuz’un yıldönümünde tekrarlamak “gerçeğe, hakka ve adalete uygun değil.”

En zor anlarda dağıtılan demokrasi öpücükleri bu kadar kolay unutulmamalı...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Zeynep 22 Temmuz 2019 20:23
Kaleminize sağlık.
Süleyman d. 20 Temmuz 2019 13:01
İstanbul belediyesini kazanmak için bir ay içinde "BEKA" sorunundan "ÖCALAN BELEDİYECİLİĞİ" ne savrulanların ; yine aynı saiklerle "FETÖCÜLERİN DE ANASI AĞLAMASIN" demesi yakındır!!!
süleyman d. 20 Temmuz 2019 01:00
C.Başkanının nerede olduğu bilinmezken; Başbakan Binali Yıldırım taa Kastamonuda bir tünele kaçmışken; İstanbul B.Belediye başkanı Amerikadayken, Hiç bir iktidar milletvekilinin tankı bırak, cemsenin bile yakınına yaklaşabildiği görülmemişken; MALUM; İSMET İNÖNÜ İLE KASIM GÜLEK OLAY YERİNDE OLMADIKLARI İÇİN; TABİ Kİ GÜNAH KILIÇTAROĞLU'NA YÜKLENECEK :)
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 23:38
Bu yazıdan çıkardığım önemli bir konu Ak partili vekillerinde aslında Sayın Erdoğan’ın egolu ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı dilinden rahatsız olduklarıdır.İlk fırsatta bir birlerine sarılmayı özlemiş millet vekillerini okuyorum.Şayet inatla Halktan kopuk bir biçimde aynı dili devam ettirmek Ak partide kopuş ,yeni kurulacak partilerce büyük bir avantaj sağlayacağının nasıl farkına varmıyorlar aklım almıyor. Değiş Erdoğan lütfen inat etme yoksa Tarihin tozlu yapraklarında ilk fırsatta yok olacaksın.Yazık olacak Sadece ümmetin değil bu ÜLKENİN sana hala ihtiyacı var
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 23:21
İyi de sayın yazar, "Kontrollü darbe" edebiyatını kim niye yapıyor hala?
İbrahim Erdoğan 17 Temmuz 2019 22:53
Bizde demokrasi öpücüklerinin de bir miadi vardır mirim... O miad siyasetçinin siyasi ahlak ve vicdanının ayarına göre tayin olunur!..
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 17:56
Geçen üç yıl sonra .......geçenler geçmiş....kalanlarmı!? Kalan oldumu ki!?
Ehl-i İrfan 17 Temmuz 2019 16:03
Sayın Oğur;Siz uzun yazıyorsunuz...biz de kısa yorumlayalım..Bu günkü yazınız bir Kılıçdaroğlu güzellemesi pardon"masumlaştırması-mahsunlaştırması"olmuş.Bir defa Kılıçdaroğlu'nun melun darbe teşebbüsü karşısındaki tutumunu, diğer siyasi partinin milletvekililerinin durumları, tutumları üzerinden değerlendirmeye kalkmanız yanlış mukayese örneği.İlgili,ana muhalefet partisinin bşk. konumunda, protokolde meclis bşk dan sonra gelir.Dolayısıyla demokrasiye sahip çıkma konusunda sorumluluğu çok daha fazla.."Bazıları merdivenin sonuna kadar eriştiğinde onun yanlış duvara dayanmış olduğunu anlar"
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 15:10
ayrıştırarak konsolide tutmak, rte klasiği haline geldi. ama, bir kaç trolcu dışında hemen herkes bunun farkında artık.
Karar okuru 17 Temmuz 2019 14:57
Onu temize çıkarmak için epey zorlanıyorsun Yıldıraycığım.ama nafile.kılıçdaroğlu eve çıkıp ense yapacağına,halkı demokrasiye çıkmaları için halkı sokağa çağırabilirdi.ama nerdeeeee
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 19:29
3
O gece yapılacak tek davet, kalkışanların kışlaya geri dönmeleri daveti olmalıydı. Abdullah Gül bunu yaptı, Davutoğlu bunu yaptı. Kılıçdaroğlu kalkışmanın yasal olmadığını, taraflarının demokrasinin yanı olduğunu söylerken, zımnen bunu yaptı. Bir muhalefet lideri halkı hangi yetkiyle sokağa çağıracak ? Kılıçdaroğlu halkı sokağa çağırsaydı, Erdoğan 250 canın faturasını ona keserdi.
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 14:38
15 Temmuzda İstanbul emniyet müdürü olan Mustafa Çalışkan’ın ifadesidir : Cumhurbaşkanı aradı. Hava alanına ineceğim, ne kadar sürede temizlenir. 10-15 dakikada, dedim. Nasıl yaptık şaşıyorum ama, o sürede, temizledik. Yani şu : Kılıçdaroğlu havaalanından çıkarken alan işgal altındaydı. Erdoğan temizlemezseniz inmem, dedi, havada tur atarak temizlenmesini bekledi. Sonuç : Erdoğan kahraman, Kılıçdaroğlu korkak !!!!
kamil 17 Temmuz 2019 22:04
2
Aynen. Eğer KK halkı sokağa çağırsaydı Onu 250 şehidin sorumlusu ilan ederlerdi.
Kararlı 17 Temmuz 2019 13:33
Anlayamadım yani Kılıçdaroğlu masumdur mu demek istediniz Yıldıray Bey
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 14:27
4
Yok, darbenin beyni diyor. Sen anlamamışsın.
Malatyalı Karar Okuru 17 Temmuz 2019 19:43
3
Kardeş anlamadıysan bir daha oku. Gene anlamazsan tüm metni kopyala, google translate ile (artık hangi dil ise)anadiline çevir tekrar oku. Gene anlamazsan yapacak birşey yok ( ilk 6 ay anne sütü çok önemli)
Erzincanli 17 Temmuz 2019 12:21
Ne fark eder ? Butun bunlari O da biliyor ama onemli olan gercekler degil bolunmusluk ocagina odun tasimaktir.
'Karar'lı okur 17 Temmuz 2019 11:53
Sayın Oğur, yazınızda vurguladığınız gibi "gerçeğin, hakkın ve adaletin" ne kadar önemli olduğu, yaşanan bu hadiseden de çok net anlaşılıyor. Bir de bunu anlamamakta diretenler, her haberi, her sözü, her hadiseyi kendi siyasal çıkarı, makamı, mevkisi ve kişisel menfaati adına "kullananlar" bi anlayabilseydi.. Burada bi de, her habere, her haber verene değil de, doğru habere, doğru sözlüye kulak vermek ve inanmak da büyük önem taşıyor. Bu ilke ne de olsa olsa evrensel, kutlu bir ilkedir: "Yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın" (Bk. Hucurat sûresi, 6)
mahmut 17 Temmuz 2019 11:17
öyle bir büyülenmiş güruh var ki her ne desen inanıyor....o zaman öyle, sonra böyle, yarınsa başka...sorgulamak yok...
karar okuru 17 Temmuz 2019 10:59
Yıldıray iyi güzel yazmışsında sonuç değişecekmi.Ben zannetmiyorum.Dün yazarlarınızdan birisi mankurtlaşma ile ilgili bir yazı yazmıştı.Fetöcüleri tarif edeyim derken farkında olmadan başka cenahlarada gönderme yapmıştı aslında.Bu cenahlar ahlakını vicdanını kaybettiği için ne söylesen anlamazlar.O kadar azgınlaşmışlarki dizginlemek gerçekten zor bu insancıkları.Bu insanlar birde bunları islamiyet adına yaptıklarını düşünüyorlar.Bir insan eğer yalanı kendince mübah görüyorsa o insana hastalıklı insan denir.Müslüman denmez.Yani muaf bu insanlar.
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 10:49
Mesele hak ise kimseye iftira atamaz adaletsizlik yapamazsınız bu en azılı bir kâfir olsada ne diyor Cenab ı Allah Zil zal suresinde kim zerre miktarı hayır veya şer de olsa karşılığını görecektir bu dünyada ki gibi torpil morpil işlemeyecektir anlayana
Musto 17 Temmuz 2019 08:59
Çoğu akp nerelere saklandığını hepimiz biliyoruz cumhur başkanı bu darbe emir komuta zinciri altında yapilan bir darbe değil diyene kadar insanlar evlerine çekildi feto darbesi olduğu anlaşılınca oluk oluk sokaklara çıkıldı.Chp başrolü kaptırmamak için gelsen ne olur gelmesen ne olurdu demeye başladı . Bu fırtınadan dıger muhalif kesimde nasibini aldı.
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 08:52
Karakterinde kibir, yalan, iftira olanların tavrı yüz yıl geçse, dünyalık makamları göğe ulaşsa yine de değişmez. Devleti, milletin elinden alıp partisine ve yandaşina hediye eden adamlardan ne beklenir. Bu gibi zavallı insancıklar bizim için imtihan. Kur'anda belirttiği gibi bunlar "sagirdirlar, dilsizdirler, kördürler" zümresinin ta kendileridir. Rabbim bizleri bunların şerrinden korusun.
Yüksel dinçer 17 Temmuz 2019 08:17
istediğiniz kadar aydınlatıcı ve bilgilendirici yazılar yazın kanıtlar koyun bunları ikna edemezsiniz çünki iftira bunların ekmeği suyu'dur
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 08:13
Yildiray bey olaylari baglantili sekilde ortaya koyusunuz, durusunuz ben dahil bir cok okuyucuya dogru var, adalet var dedirtiyor
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 07:49
Siyaset için ahlakimizdan vazgeçersek her şeyden vazgeçmiş oluruz. O zaman da sultan Süleyman olsan ne fayda...
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 06:34
İyi de Hayrettin hocamız fetvayı boşuna mi verdi. Yalan söylemenin günahı yokmuş meğer. Ahiret korkusu olmadan yalana devam.
Çerkez Ethem 17 Temmuz 2019 05:42
..."Buna rağmen darbenin haberinin yeni alındığı saatlerde, ortada henüz bir direniş yokken, havaalanına inmiş bir parti liderini kimsenin yapmadığı bir şey için suçlamak, delilsiz darbecilerle anlaşarak kaçtığını iddia etmek, hele de bunu 15 Temmuz’un yıldönümünde tekrarlamak “gerçeğe, hakka ve adalete uygun değil.”"... Sistem ilk baştan yanlış üzerine kuruldu. Hak ve adalet zaten sistemin parçası değildi. Hak ve adalet, Kardeşlik, Birlik sloganları, elit/siyasetçilerin bizlere "köprüden geçene kadar" güç yolunda anlattıkları herzamanki masallardır.
bir okur 17 Temmuz 2019 11:28
0
Güzel bir yorum tebrik ediyorum.
Ahmedâ 17 Temmuz 2019 04:16
Bütün suç, o gün Hayati Yazıcı gibi buhar olma kabiliyetine sahip olmayan Kılıçdaroğlu'nda... Aynı uçakta yanyana giden iki önemli şahsiyetten birinden hiç bahsedilmiyorsa o biri uçaktan iner inmez kesin buharlaşmıştır.
takip'ciniz 17 Temmuz 2019 12:37
0
kaleminle çok yaşa ahmedaa,,, ilk kez yazıldı bu doğru...
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 03:37
Artik insanlar goruyorlar. Turkiyenin 80 milyonunun birlesmesini istemeyen tek bir kisi var malesef :(
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 23:23
0
1 kişi değil 2 kişi :)
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 03:23
Gerçekten herkes görevini yaptı mı? O halde saat 16:00 civarında alınan ihbarın gereği neden yapılmadı? Olayın MIT müsteşarı ve GB'na bakan yönü? Daha geçenlerde Çernobil'i yazmıştınız, gerçekler eninde sonunda ortaya çıkar, bunu iyi bilirsiniz.
Karar Okuru 17 Temmuz 2019 02:41
Bir zaman destek verdiğiniz anlayışın varacağı yerin burası olacağı o kadar aşikardı ki. Şimdiki pişmanlıklar çok boş.
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 02:22
Kemal Bey'in de bir eniştesi olsa belki her şey farklı olurdu. Hatta hepimizin birer eniştesi olsa hepimiz pir ü pak olurduk...Keşke ben de yiyebilsem, kafam rahat olurdu en azından.
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 01:49
Yaziniz guzel elinize saglik ancak biz chp den ve kemal kilictaroglu ndan darbe gecesi darbeye karsi olduklarina dair biz basin aciklamasi beklerdir ama yapmadilar. Bunu mhp yapti, darbenin ilk saatlerinde hukumetin arkasinda olduklarini beyan eden aciklama yaptilar. Ama chp de tik yoktu.
Karar okuru 17 Temmuz 2019 11:11
1
Beyefendi siz devam edin Bahceli ile, yaninada Perincek I takin... Kilictaroglu nu agziniza sakiz yapmakdan vazgecin... Zaman herseyi aciga kabak gibi cikaracak… O kadar firildaklarki ne yanlarinda ne on leri de ne de arkalarinda durulmaz bunlarin…
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 12:32
1
siz medyayi takip etmiyorsunuz anlasilan...
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 01:40
Allaha şükür halkımız artık bunları yemediğini son seçimlerde gösterdi. Bu felç olmuş polikacıların ve yandaş basının son çırpınışları.
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 10:20
3
Maalesef bunları yediğini başkanlık referandumunda gösterdi. Ekonomi bozulmasa hâlâ yiyor olacaktı.
KARAR OKURU 17 Temmuz 2019 01:12
Sadece demokrasi öpücüğü vermişler. İyi ki "kardeşim" dememişler. Bir de "kardeşim" deselerdi kılıçdaroğlunun akıbetinin ne olabileceğini düşündükçe ben korkuyorum.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN