Back To Top
Fırsatçılar için ‘fırsat’larla dolu bir dönem...

Fırsatçılar için ‘fırsat’larla dolu bir dönem...

 - Son Güncelleme: 16.09.2019 Pazartesi 09:20
- A +

Her zaman böyle olmuştur. 

Serbestiyet’teki yazılarında Halil Berktay bu dar çizgicilik ve tasfiyecilik tarihini çok iyi anlatmıştı. 

Örneğin Andrey Vyshinsky, uzun süre Menşevik’ti. Hatta 1917’de Lenin hakkındaki bir tutuklama emrinin altında imzası bile vardı. Ancak Devrim’den iki yıl sonra, iktidarı ele geçirdikleri kesinleşince Bolşevik Parti’ye üye olmuştu.  

Bütün oportünistler gibi hem sağlamcıydı hem de gerektiğinde kraldan çok kralcı. 

Bu sonradan komünist, Stalin’in eski yoldaşlarını tasfiye ettiği Moskova Mahkemeleri’nin savcısı olarak en acımasız kararların altına imza attı, mahkemeyi bir linç arenasına çevirerek “Liderlerimize karşı güttükleri hayvanî nefreti boğazlarına tıkalım!” türü konuşmalarla bir zamanların itibarlı komünistlerini aşağıladı.

Mao’nun Kültür Devrimi’nde bu rolü genç, tutkulu ve cahil partililerden oluşturulmuş Kızıl Muhafızlar oynamıştı. En küçük bir eleştiride “hain” ilan edilmiş yaşlı siyasetçilerin, entelektüellerin, akademisyenlerin peşine bu genç Kızıl Muhafızlar takılmış, onları sokaklarda başlarına külah geçirip dolaştırmışlar, çalışma kamplarına göndermişler, tuvaletlerde çalıştırıp aşağılamışlardı.

Bizim tarihimizde de tasfiye dönemlerinde bu insan kumaşının sayısız örneği bulunabilir.

Herhalde en meşhuru 30’lu yaşlarının başında Mersin’de doktorluk ve gazetecilik yaparken, Ankara’ya getirilip, İstiklal Harbi’nin komutanları Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Rauf Orbay’ın idamla yargılandıklarını İstiklal Mahkemesi’nin hakimler kürsüsüne oturtulan Reşid Galip’tir. Daha sonra bu tutkulu gence önce Türk Ocağı, ardından Darülfünun tasfiye ettirilmişti.

Ne de olsa onun elini bağlayan bir geçmişi yoktu. İstiklal Harbi’nin komutanlarıyla, Türk Ocağı’ndaki entelektüellerle ya da Darülfünun’un müderrisleriyle, onlarla ilgili kararlarında vicdanını sızlatacak ortak bir maziye sahip değildi. Tek ahlaki sorumluluğu bütün kariyerini borçlu olduğu liderine karşıydı. 

(Yine de bugünkü örneklerle karşılaştırıp haksızlık etmemek gerek. 

Reşid Galip okuyan, kendisini geliştirmeye çalışan, inanmış bir dava adamıydı, genç yaşta yoksulluk içinde hayatını kaybetmişti)

Bu gelenek bugün de sürüyor. 

Acımasız tasfiye dönemlerinde yine en öne, potadan en son girenler, oportünist gençler, bütün kariyerlerini, maaşiyetlerini güce borçlu olan kıfayetsizler, her dönem mutlu ve güçlü olmak isteyen hedonistler çıkıyor. 

O yüzden, Türkiye’de İslami camianın yetiştirdiği sayılı entelektüellerden biri olan Ahmet Davutoğlu’nun danışmanlık, Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık, Genel Başkanlık yaptığı AK Parti’den istifa etmesinden sonra sahneye ilk önce Televole’de havuza ters takla atlayışlarıyla hafızalara kazınmış, kol kası farkıyla milletvekili olmuş eski bir futbolcu atlıyor. 

İktidara yakın medyada Babacan ve Davutoğlu hakkında lakaplar takarak, “adamsan” diye meydan okuyarak en ağır yazıları yazanların, ters takla atarak olmasa da bir biçimde havuza atlamış ve o havuz dışında yaşayamayacak bir yaşam formuna dönüşmüş aynı profildeki aparatçikler olması da herhalde şaşırtıcı değil.

Ama sadece bu kadar da değil.

Güçlü bir iktidar içindeki kırılma, hiçbir aidiyet hisleri olmayan, kendilerinden başka meseleleri bulunmayan, hedonist ve kariyeristler için de heyecan verici, fırsatlarla dolu bir dönem demek.

Örneğin geçen hafta, bir zamanlar ülkenin en önemli haber referans mecraları olan Hürriyet, Milliyet, CNNTürk ve NTV, ülkede 13 yıllık bakanlık yapmış Ali Babacan’ın yeni bir parti için tarih verdiği ilk röportajını görmezlikten gelebildi.

Ama günlerdir aynı televizyonlar ve gazetelerde içeriğini haber yapamadıkları bu röportajın “bomboş” olduğuyla ilgili yayınlar yapılıyor, yazılar yazılıyor. 

Yine geçen hafta ülkenin eski Başbakan’ının genel başkanlığını yaptığı partiden istifasını açıkladığı basın toplantısını (bir kısmına bağlanan Habertürk dışında) hiçbir ana akım haber televizyonları canlı yayınlayamadı. 

Ama yine o istifa kararından sonra aynı kanallarda günlerdir tartışma programları yapılıyor ve o programlarda bu açıklamayı eleştirmek konusunda ifade özgürlüğü sınırsızca kullanılıyor. 

Artık iktidarı eleştiremeyen bu eski merkez medya için, bu yeni siyasetleri eleştirmek hem maliyetsiz hem de bonusları toplamak, göze girmek için büyük bir fırsat demek.

Bu fırsat kapısından sadece onlar da girmiyor.

Hem Babacan hem de Davutoğlu’na karşı şu ana kadarki en sert eleştiriler, ithamlar tuhaf bir şekilde AK Parti ve çevresinden değil, MHP ve Vatan Partisi’nden geldi.

Gül, Davutoğlu ve Babacan hakkında Aydınlık gazetesinin manşetlerinden yaptığı sert yayınları henüz iktidara yakın gazeteler yapmadı.

MHP Lideri Bahçeli’nin yeni parti girişimleri için yaptığı “AK Parti’yi bölmek, Türkiye düşmanlarına yarar” gibi açıklamaları da henüz AK Partili yetkilerden duymadık.  

Bu iki partinin, başka bir partinin iç kavgasına böylesine girmesi sebepsiz değil. 

Onlar da bu kırılma anını, güçlü bir iktidardaki pozisyonlarını güçlendirmek için fırsat olarak görüyorlar. Ve bu işe yarayan, onlara iktidar cephesinde itibar kazandıran ve alan açan bir hamle. 

Babacan ve Davutoğlu’nun gördüğü muamelenin aynısını, 31 Mart seçimleri öncesinden itibaren Ekrem İmamoğlu da görüyor. 

Çünkü o da tehlikeli, onu eleştirmek  de maliyetsiz, hakkında her şeyi söylemek konusunda ifade hürriyeti AB standartlarında ve tabii kazanılan bonus da çok. 

O yüzden aylarca hile yaptığı, oy çaldığı, FETÖ, PKK’ya sözler verdiği gibi sayısız yalan habere imza atanlar, yazılar yazanlar herhangi bir mahcubiyet hissetmeden şimdi de belediye başkanı olarak onunla ilgili her meselede en öne atılıyorlar. O günlerde seçimin iptal edilmesi gerektiğini açıkça ilk olarak Bahçeli’nin dillendirmesi, İmamoğlu ve Kaftancıoğlu hakkındaki PKK ve FETÖ yayınlarının Aydınlık kaynaklı olması da yine tesadüf değildi.

Yani Türkiye siyasetinde yeni, tuhaf ve hareketli bir siyasi dönem açılıyor. 

Ama sadece siyasetler değil, ahlaklar ve kişilikler de tartıya çıkacak.  

Yeni siyasetler yine manşetlerle, televizyonlarla çarpışa çarpışa ilerlemek zorunda kalacak. Karşılarında sadece iktidar partisini değil, onunla birlikte hareket, iktidara ortak olmaya çalışan odakları da bulacaklar.

Televizyonlarda, gazetelerde onlar hakkında istediğini söylemede ileri demokrasi kriterleri geçerliyken, iktidar hakkında konuşurken yerli demokrasi standartları devrede olacak.

Sesleri kısılacak ama onlar hakkındaki bütün eleştirilere mikrofon uzatılacak.

Eşitsiz bir yarış olacak.

Ve maalesef mevcut insan kumaşı, güç ilişkileri, medya yapısı düşünüldüğünde ortaya pek de iç açıcı manzaralar çıkmayacak.

Ama zaten biz bu filmi daha önce de görmüştük...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 19 Eylül 2019 17:28
Bu akp eskisi arkadaşlar bugün tattıkları acı linç ilacını içerken, kendileri de iktidar cenahındayken muhaliflerin nelerle boğuştuğunu herhalde anlamışlardır. Bir özür borçları var bence topluma. Akp'den geriye bir saadet zincirinden başka pek bir şey kalmadığı ise aşikar. Yağmaya sonradan dahil olanların daha ikbal küpünü dolduramadan bu düzenin yıkılmasını kabul etmeyecekleri de öyle.
Süleyman d. 17 Eylül 2019 21:37
Yazıda tasvir edilen güruha "televole" ünvanı vermek televoleye haksızlık olur. Resmen "APAÇİ" BUNLAR!!
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 22:10
Bağımsız yorum. İnsanlar da devletler gibidir : Ebedi dostluk ve düşmanlık yoktur, menfaatler vardır. Kürtler 80 yıl Erdoğan'ı bekledi ama, sonunda o da bozkurt işareti yaptı. Çözüm süreci de bitti. İsabetli olmuş. Türklerde bu zeka, Kürtlerde bu kafa olduğu müddetçe bu böyle devam eder. Ben olsam, bugüne kadar bahşedilen bütün hakları aynen iade ederim. Kürtler de menfaatçi olduğu gün, kazanacaklar. 15 Türkiye kadar toprak alanlar, bugün dost ve kardeş oluyor ama, Türkler'e canını, vatanını ve hürriyetini veren Kürtler, hain, nankör ve kroluktan kurtulamamışlar. VESSELAM.
KARAR OKURU 19 Eylül 2019 17:30
0
Boş demagoji. Kürtler dediğin "homojen" kitlenin menfaat elde etmek bakımından ülkenin geri kalanından farklı olduğunu sanmıyorum. Senin kafandaki "kürtler"in sözde maduriyeti ise ancak toprak bölüp mikro milliyetçilikleri tatmin edilince biter, aynen siyasal islamcıların sözde maduriyetinin dini temellere dayanan bir devlet yapısına kavuşmadan bitmeyeceği gibi. Grisi hikaye.
Gultekin Gollu 16 Eylül 2019 19:22
"Biz bu filmi daha once cekmistik" diye bitirseydi daha dogru olurdu. Bu ahlaksiz duzenden hepiniz beslendiniz, hepiniz beraber kurdunuz. Simdi aglamayin bi zahmet.
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 18:13
Söz konusu vatan ise teferruat çok önemli.Teferruattan kaçınanlar en büyük zararı vermeye namzetler.
kaan 16 Eylül 2019 18:00
İyilik yapmak için hepimiz elimizi çabuk tutmalıyız.
neyleyim 16 Eylül 2019 14:29
Atatürk o sofradan o kimseden tiksindiği için kalkmıştır Musto ! Reşit galip'i savunurken hadi başkasına acımıyorsun bari kendine acı !
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 13:45
Yazar, sözü tasfiye dönemlerinden açınca, kafama takılan soruyu bir de KARAR okuyucularına sorayım dedim: Şu anda Türkiye Cumhuriyeti devleti tasfiye ediliyor. Bu tasfiyede, Bahçeli Erdoğan'ı mı, Erdoğan Bahçeli'yi mi kullanıyor?
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 13:41
Ülkeyi Erdoğan yönetmiyor. Başa sardık.
musto 16 Eylül 2019 11:34
Adamın dürüst namuslu kendisini yetiştirmiş olduğunu ve yokluk içinde öldüğünü söylüyorsun. Yukarıdaki güzellemeleri yaptıktan sonra,Reşid Galibi tetikçilik yapmakla itham ediyorsun adam Atataürk'ün sorasında burası milletin sofrası kalkmıyorum diyecek cesarette olan Atatürk'e sofrayı terkettiren birisi.Bu iktidar döneminde hangi babayiğit bunu yapabildi Ülkede haksızlık arsızlık yolsuzluk Arşı_ala'ya çıkmışken salya,sümük ağlamayı bildiler.
musto 16 Eylül 2019 16:49
1
14.29 Seversiniz sevmezsiniz adam İnkılapçı tartışmanın sebebi'de kız öğrencilerin giyimi ile ilgili andımızı ve Ezanın Türkçe okunması inkılapların alıştıra,alıştıra yapılmasından,yana değil bir anda, hayata geçirilmesinden yana.
mutlu yücel 16 Eylül 2019 10:09
Tarihte MHP, Postacı Perincek,CHP içinden diskalifiye edilen ,kalanının da sesi kısılan ulusalcı Kemalistler hep aynı yuvada yaşayıp, aynı sesi çıkaran ve her iktidar dönemlerinde devlet dairelerinde kadrolaşan, demokrasiyi “bayrak inmez vatan bölünmez” söylemi içine hapseden, gerçek dindarları ezen, içinden dinbazları seçip mevki makamlara getirip onlar eliyle de demokratları hapislere tıkan, tuvalet bekçiliği için bile güvenlik soruşturmalarıyla eleyen bir örgütlü yapılanma. Neyse ki bu gizli işbirlikçilik AKP döneminde iyice su yüzüne çıktı.
KADİMADRAGLI 16 Eylül 2019 09:41
Benzer durumu 17-25 Aralık sürecinde yaşadık. Kılıçların çekildiği hükümet mi ? Fetö mü? Kimin galip geleceğini bekleyip kıvranan ona göre pozisyon almayı bekleyen kesimlerin ruh halini andırıyor bu günkü sahneler. Kazanımları kaybetmeme eksenli bir mücadele çabası. ister medyada, ister iktidar içindeki ve dışındaki siyaset yelpazesi ve bilimum kraldan çok kralcıların, padişahım çok yaşa replikleri. Belirsizliğin başladığı bu süreçte tüm bu şakşakçıların etrafını çeperleyip firar etmelerini engelleyip çıplakliklarini deşifre etmek lazım. Hep aynı filmi izlemekten gına geldi.
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 09:18
SAYIN YAZAR ACIMIZA PARMAK BASTINIZ. SERMAYENİN TELEVİZYONLARINDA, MEDYASINDA TAM BİR TİYATRO SEYREDİYORUZ. TARTIŞMA PROGRAMLARINDA GÜYA TARAFLAR. TOPYEKUN DAVUTOĞLUNA SALDIRIYORLAR. HALBUKİ TARTIŞMA TARAFLAR ARASINDA OLUR. DAVUTOĞLU TARAFINDA KİMSE YOK. DEMEKKİ KORKULARI DAVUTOĞLU.
Bedr 16 Eylül 2019 14:05
2
Normal değil mi? Kaç senedir HDP hakkında birçok oturum/ tartışma programları yapıldı. Bir tane HDP'li varmıydı!?
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 07:08
Sol başın hangileri bi söyler misiniz.sol başın var mı.cumhuriyet sil başın mi.bu günlerde de önüne gelen sola çatıyı.hdp önündeki anneler konusunda söylenecek çok söz var.ama demirtaş söyledi sözünü.hdp üzerime düzeni yapmalıdır.suclu başkaları da olsa
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 06:48
Helal olsun
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 02:24
Sn yazar sadece iktidar yanlısı medya değil, sözcü, cumhuriyet, duvar, t24, birgün vb muhalif ve sol medya da aynı durumda. Hiçbiri örn.diyarbakır'daki annelerin direnişini haber vermiyor, ancak chp, hdp'nin konuya ilişkin dolaylı açıklamalarını veriyor, en son güneydoğudaki teröre lanet yürüyüşlerini de, pkk'nın orman,gemi yangını haberlerini de veremediler. Yani her iki taraf 'ta yandaş aslında. Ama hep başkalarını suçlayıp kendilerini sudan çıkmış akkaşık gibi gösteren sol basının sahtekarlığı,samimiyetsizliği daha çok göze batıyor bence.
Abdi 16 Eylül 2019 07:03
6
Bu yorum kesinlikle dogru devil. Cumhuriyet, sozcu bu annelerin dramini hergun yayinlamakta.
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 12:38
3
Ak parti bitti.nokta
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 20:25
1
T24 de hergun Diyarbakir anneleri hakkinda haber ve kose yazilari var. Bu arkadasin gozunden mi kacmis, yoksa bilerek yalan mi soyluyor.
Çerkez Ethem 16 Eylül 2019 01:35
..."Tek ahlaki sorumluluğu bütün kariyerini borçlu olduğu liderine karşıydı"... Bu t.c.nin elit, politikacıların 100 yıllık özeti! Aynı sistemin, aynı karakterleri. Değişmez sonuç !
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 01:30
Vatandaş her şeyin farkında... Menfaat şebekleri ile vatandaş arasında kocaman bir fark var. İyiler kazanacak.
Cidden mühim şahsiyet 16 Eylül 2019 21:32
0
60 yaşındayım hep kaybediyorum demekki ben kötüyum
M. S. 16 Eylül 2019 00:46
Nacizane fikrimdir: İyiyi övmek kötüyü yermek sandığımız kadar anlamlı değil. Çünkü ikisi de fıtratının dışında davranamaz. Alın yazısından söz etmiyorum. Sözünü ettiğim Genetik Bilim. Hırs, başat kişilik...Dünyayı yaşanmaz eden hep bu iki insan özelliğidir. Kutsal kitaplar, sosyal bilimler, yamuk dünya adaleti bunları değiştiremez. Umudum ya geleceğin genetik bilimi ya da dünyaya çarpacak esaslı bir meteor. Bu yazar gibi insanları baş tacı etmeliyiz.
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 00:38
Alpay Ozalan da milletvekili yapildi. Futbol oynadigi yillarda "takimim icin gerekirse pislik de yaparim" dedigi icin mi acaba milletvekilligine layik goruldu? Netekim daha secildigine bir ay olmamisti ki Meclis'te konusma yapan Ahmet Sik'a saldiri girisiminde bulundu. Birkac yil sonra bakan olursa sasmamak lazim.
Karar Okuru 16 Eylül 2019 00:32
İnsan kumaşı denince bu günlere gelişte geçmişte bu zihniyete hararetle destek vermiş olanların kumaşı da ele alınmalı. Haksızlık etmeyelim, şimdi habire eleştiriyorlar. Onlarınki makam, mevki ya da kör bağlılık değil. Muhtemelen yetkin bir öngörü için donanım ve birikim yetersizliği. Bu çağdışı anlayışın varacağı yeri görmemek hakikaten şaşırtıcı ama coğrafyamız insani kalite açısından çok da verimli değil.
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 01:53
3
Peki secenek var miydi? Ya din referansli bir partiye oy verecegiz, ya da Kemalist partiye. Demokrasiye, insan haklarina saygili bir hukuk devleti kurmak isteyen bir siyasi parti yok bu ulkede. Yok cunku halkin buyuk cogunlugu demokrasiyi de insan haklarini da icsellestirememis. Hukukun ustunlugu diye birseye de inanmiyor cunku hic gormemis. Kemalistlerin 80 sene bu ulkeye verdigi hasari gorduk. Simdi de din referansli bir iktidarin verdigi hasari seyrediyoruz. Bu ulkede doganlarin kaderi bu.
Karar Okuru 16 Eylül 2019 09:56
3
Kötüyü daha kötü yapanlara destek vermenin savunulacak yeri yoktur. Ham solcular, dinciler ve liberaller uydurma bir kemalizm suçlamayı kendi yetersiliklerini örtmek için kullanmaya bayılırlar. Kemalizm diye birşey var ise o da çağdaşlaşma özünden başka bir şey değil ki Osmanlıdan beri var olan bir akımdır. Cahil ve yoksul ülkenin sonradan soğuk savaş etkisi ile de güney amerika ülkeleri gibi girdiği girdapları ve cahil politikaları kemalizm diye almakta akılcı değil. Zaten bu zihniyet anti komünist politikalar ile gelişti. Bu günki anlayışın temeli de zaten çağdaşlık ile çatışır. Vesselam ya
KARAR OKURU 16 Eylül 2019 20:01
0
Kemalizm'in 2 temeli vardir: Laiklik ve Irkcilik. Laiklik sadece dinle devlet islerini ayirmak degildir. Laik bir devlet tum vatandaslarina esit mesafede durur. Kemalist devletin bu ulkede gayrimuslumlere ve Kurtlere yaptigi muamele Irkciliktan baska birsey degildi. Yani laik bir devletimiz olmadi hic. isteyen buna milliyetcilik, ulusalcilik, vs desin birsey farketmez. Bugun nufusumuzun binde biri kadar gayrimuslum vatandasimiz kaldi. Kurt sorunu da bu zihniyet yuzunden cozulemeyecek duruma geldi. Cumhuriyet tarihimize gercekci bir gozle bakmamiz lazim.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN