Back To Top
Geçmiş olsun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti!

Geçmiş olsun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti!

 - Son Güncelleme: 19.10.2019 Cumartesi 09:22
- A +

Türkiye’de her hangi bir savaş veya anlaşmanın zafer mi hezimet mi olduğu tartışması asla bitmez. Sarıkamış Faciası’nı zamanın gazeteleri Sarıkamış Zaferi diye anlatmış, kutlamalar için İstanbul’da fener alayları düzenlenmişti. Gerçek yıllar sonra anlaşıldı. Lozan Anlaşması’nın zafer mi hezimet mi olduğu tartışması ise üzerinden geçen 96 yıla rağmen hala hararetini kaybetmedi.

Çünkü her savaş veya anlaşma siyasidir, tartışması da siyasi olur. Siyasi tartışmalarda da sıkıcı gerçekler değil, zafer ve hezimet gibi sloganlar iş görür. 

Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence arasındaki 13 maddelik anlaşma sonrasında da böyle oldu.

AK Partili siyasetçilere, iktidarı destekleyen medyaya göre “Türkiye kazandı.” Çünkü ‘ABD, Türkiye’nin istediği güvenli bölgeyi ve YPG’nin ağır silahlardan arındırılmasını kabul etti.’ 

Attığı tweetlere bakılırsa anlaşmadan Trump da çok mutlu. “Bazen okul bahçesindeki iki çocuk gibi kavga etmelerine izin vereceksiniz, sonra da ayıracaksınız” gibi laflar ettiğine göre anlaşmayı kendi becerisi ve zaferi olarak görüyor, “milyonlarca insanın hayatı kurtuldu” diyor.  

Halbuki ABD’li demokrat senatörlere, Trump karşıtı ABD medyasına göre durum tam tersi, “Trump kaybetti, Erdoğan her istediğini aldı.”

Anlaşmada güçlerini çekmesine, ağır silahlardan arındırılmasına karar verilen YPG’nin komutanı da ateşkesten memnun.  “Bu ateşkesi Kürt, Arap, Süryani Hristiyan SDF savaşçılarının kahraman mücadelesiyle elde ettik” dedi.

Dün en itidalli açıklamayı ise Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptı ve şöyle dedi: 

“Dün görüşmeler sonunda geldiğimiz aşamayı zafer ya da mağlubiyet gibi değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Özellikle devlet arasında bir zafer şeklinde değerlendirmek yanlış. Teröre karşı zafer.”

“Dediğimize geldiler” havasındaki zafer kutlamalarına rağmen Cumhurbaşkanı’nın itidalini korumasının sebebi, güvenli bölge derken Türkiye ve ABD’nin aynı şeyi kastetmediğinin farkında olması:  

"Bizim görüşmelerimiz 32 km derinlik ve 440 km uzunluğu kapsıyor. Güvenli bölge dediğimiz budur. Güvenli bölge dediğimiz, Ayn-El Arab ile Tel Abyad arası değildir. Tel Abyad ile Resulayn arası temizlenmiş durumda. Bu bitmiş değil. Süreç devam ediyor.”

Aynısını, ABD’nin Suriye özel temsilcisi olan ve dün Beştepe’deki masada oturan James Jeffrey de Ankara’dan Tel Aviv’e doğru giden Amerikalı heyeti taşıyan uçakta ABD’li gazetecilere söyledi. 

ABD Dışişleri Bakanlığı sitesinde dökümü yayınlanan röportajda anlaşmayla beş gün içinde YPG’nin çekilmesine karar verilen bölgenin, şu an zaten büyük ölçüde Türkiye ve ‘Suriye Milli Ordusu’nun kontrolünde olan Tel Abyad-Rasulayn arasındaki 90 kmx30 km'lik alan olduğunu açıkladı.

https://www.state.gov/special-representative-for-syria-engagement-james-f-jeffrey-remarks-to-the-traveling-pres/

Yine Türkiye bu tabiri kabule etmese de “ateşkes”i kabul ettiklerini söyleyen YPG komutanı Mazlum Kobani de çekilecekleri bölgenin Tel Abyad-Rasulayn arası olduğunu, diğer bölgelerde kalmaya devam edeceklerini açıkladı.

Bu alan, Türkiye’nin güvenli olarak tarif ettiği bölgenin sadece yüzde 15’ine tekabül ediyor.

O yüzden Cumhurbaşkanı “Bu bitmiş değil. Süreç devam ediyor” deme ihtiyacı hissetti.

Jeffrey de Amerikalı gazetecilere, diğer bölgeler yani Kobani, Menbiç, Haseke, Kamışlı’daki YPG varlığı için “Türkler Ruslar ve Suriyeliler ile kendi görüşmelerini yapacak”, yani özetle ‘bizi o kısım ilgilendirmez’ dedi. 

İlgilendirmezden çok elimizden gelmez de demek istemiş olabilir çünkü Barış Pınarı Operasyonu’nun bir sonucu olarak artık oralarda YPG’nin hamisi ABD değil, Ruslar ve Suriye.

Türkiye’nin bu askeri operasyondan önce YPG ve güvenli bölge konusunda muhatabı sadece ABD iken, operasyondan dokuz gün sonra haritalar değişince artık YPG’ye adım attırabilmek için ABD dışında Rusya, Suriye tabii doğal olarak İran’la da anlaşması gerekiyor. 

Anlaşmada öngörülen YPG’yi ağır silahlardan arındırmak işi için de bölgeden büyük ölçüde çekilmiş ABD askerleri  yardımcı olamayacağına göre ya YPG kendi kendini arındıracak ya da yine Ruslarla konuşmak gerekecek. 

Yani aslında bu anlaşmayla top 22 Ekim’deki Erdoğan-Putin görüşmesine atılmış oldu.

Ama yine de anlaşma masasından herkes kazançlı çıktı.

En başta, silahlar sustu, artık diplomasi konuşuyor en azından beş gün boyunca kimse hayatını kaybetmeyecek.

Türkiye, askeri operasyonla elde ettiği Resulayn ve Tel Abyad’daki varlığını masada ABD’ye kabul ettirmiş oldu. 

Ama daha önemlisi, kırılgan ekonomisine zarar verebilecek, siyasi bir talimatla düğmesine basılan Halkbank soruşturması ve görüşmeler sürerken ABD kongresinde ucu gösterilen daha ağır yaptırım paketlerinden gelecek hasar engellendi.

Askeri operasyona karşı dünyadan artan baskılar, silah ambargosu kararları diplomasiye dönerek şimdilik savuşturuldu, iç politikada da zafer olarak gösterebileceği bir sonuç alındı.

“Müttefik Kürtleri sattı” eleştirileri yüzünden hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler tarafından 10 gündür topa tutulan Trump da masada kazandı. Çünkü Erdoğan’a yeşil ışık yakmadığını ispatlamak için o tuhaf mektubu bile sızdırmasına neden olan “Kürtler katlediliyor” kampanyasına karşı elinde “Buna engel oldum” diyeceği bir anlaşma var. 

Hatta bu kartı, ateşkes ihlali iddialarıyla ilgili attığı tweetlerden görüldüğü gibi bol bol Türkiye’ye parmak sallamak için kullanacağı anlaşılıyor. Tabii ki aslında hedefi Türkiye değil, ABD iç siyaseti.

Anlaşma için Türkiye’ye Pence’in gönderilmesi, anlaşmaya varıldı açıklamasını daha toplantı sürerken Trump’un tweetle yapması, Pence’ın ev sahibi Türkiye henüz bir şey demeden, Ankara’da ABD Büyükelçiliği’ne geçip, acilen canlı yayına çıkma telaşının sebebi Suriye’deki savaşı durdurma aşkı değildi, ABD iç politikasında elini rahatlatma, Trump’un hasarını temizleme arzusuydu.

Anlaşma şartları en çok aleyhinde görünen YPG komutanı da memnun.  Çünkü, kendisini yalnız bırakan ABD, böylece arkasında durduğunu göstermiş oldu. Artık doğrudan Başkan’la telefonda konuşuyor, bu görüşmeler boyunca ABD Başkan yardımcısı ve Dışişleri Bakanı’yla da temasta olduğu anlaşılıyor, hatta Washington’dan davet aldığı bile iddia ediliyor. Böylece çaresizlikten insaflarına sığındığı Rusya ve Suriye’ye karşı da eli güçlenmiş oldu.  Zaten Türkiye’nin sahada askeri olarak elde ettiği bölgeden çekilmekte de çok zorlanmayacaktır. 

Durum şimdilik böyle görünüyor. 

Acaba, anlaşmadaki şartlar, 9 Ekim’deki tuhaf mektubunda Trump’ın önerdiği arabuluculuk ve ekte gönderdiğini söylediği YPG komutanın mektubunda kabul ettiği şartların ne kadar ilerisinde, bilmiyoruz. Operasyon olmadan bu kazanımlar elde edilebilir miydi sorusunun cevabı ancak o mektup gerçekten çöpe atılmamışsa, belki bir gün devletin arşivlerinde bulunabilir.

Ama artık gözler 22 Ekim’deki Putin Erdoğan zirvesinde. 

Türkiye’nin askeri operasyonuyla, hem Suriye’den ABD’nin çekilmesini hem de YPG’nin kontrolünü elde eden Putin’in eli artık daha güçlü. 

Türkiye şimdi hala PKK’yı terörist olarak tanımayan, YPG’ye  Moskova’da ofis açtırmış Rusya’yla ve PKK’ya 19 yıl boyunca ev sahipliği yapmış, YPG’ye hala terörist demeyen, Türkiye’yi işgalci olarak gören Esad yönetimiyle YPG’nin çekilmesi ve  güvenli bölge konularında uzlaşmaya varmaya çalışacak. 

Üstelik hem Rusya hem de Suriye, Türkiye-Suriye sınırının kontrolünün Şam yönetimine devredilmesini istiyor. 

Operasyondan 10 gün sonra Suriye’de artık ABD yok, YPG bölgelerinde Rusya ve Suriye var, YPG de ABD Başkanı, Başkan yardımcısı, senatörleri tarafından doğrudan muhatap alınan, mektupları taşınan bir örgüt.

Elde bir de Arap Birliği’den Avrupa Birliği’ne kadar ilişkilerin bozulduğu ülkeler, ambargo kararları, kaçırılmış bir araba fabrikası var. 

Avrupa Birliği’ne “Operasyona işgal derseniz, kapıları açar 3.5 milyon Suriyeli’yi göndeririz”, Alman Dışişleri Bakanı’na  “haddini bilmez adam”, Arap Birliği’ne “Sizin topunuz bir araya gelseniz bir Türkiye etmezsiniz” sözleri herhalde kolay unutulmaz.

Densizlikte açık ara rekor kıran Trump’a karşı ise en sabırlı “monşer diplomasisi” tarifesi uygulandı. 

Cumhurbaşkanı, Trump’ın densiz mektubu için konuşmasındaki yazılı metni biraz daha yumuşattı, “Elbette bu saygısızlığı unutmadık” yerine “Elbette bunu unutmadık, ama karşılıklı sevgi ve saygımız bunları sürekli gündemde tutmaya müsaade etmiyor” demeyi tercih etti.

Yazı yazılırken Macron, Merkel ve Boris Johnson’ın haftaya Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmek istedikleri ile ilgili son dakika haberleri veriliyordu.  

Galiba günün sonunda büyük güçler kavga edip, anlaşacak olan da “yavruvatan”a olacak.

KKTC Cumhurbaşkanı, tam da anlaşmayla yapılanın yapılmasını istediği için, savaş yerine diplomasiyi tavsiye ettiği için ama bunu bir hafta erken yaptığı için, “densizlik”le suçlandı. 

Zaten kimsenin tanımadığı ülkenin itibarı yerden yere vuruldu. 

Üstelik bunu da onu “kavgalara karışma, hepsi anlaşır, olan sana olur” diye uyarması gereken kendi Anavatan’ı yaptı.

Ne diyelim, geçmiş olsun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti! 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 21:39
Akinci gibi yurekli siyasetcilere ihtiyacimiz var.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 19:43
Biz girdiğimiz için diplomasi bu aşamaya geldi...tarihte zorun rolü...yazar bey, biz de bir şeyler biliyoruz...sen Mustafa Akıncı ''yi akla bakalım
Okur ve Sorar 19 Ekim 2019 19:06
Eveet! Nihayet ABD ait olmadığı yerden çıktı. Çıktı ama aralarındaki anlaşmaya göre, Rusya'ya yapması gereken yardımları yaptıktan sonra çıktı. Teröristleri bir güzel eğitti, ağır silahlarla donattı. Sonra "Rusya kardeş, bana düşen vazifeyi yaptım, gerisini halletmek sana kaldı" diyerek çekilmesi gereken yere çekildi. Rusya, halen var olan YPG yi terör örgütü olarak mı kabul etmekte, yoksa ileride kendisine Suriye'de varlık alanı oluşturacak grup olarak mı bilmekte? Rusya Suriye'de varlığını güçlendirdikçe Rusya'nın desteklediği YPG ve benzerleri rahat duracaklar mı? Türkiye rahatlayacak mı?
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 16:26
Sayın yazar bir Allah razı olsun de be artık.Şöyleydi böyleydi.Biraz umut ver sevin be kardeşim.Sen böyle değildin ne oldu sana.Fazla şehit vermeden def ettik pkk yı. pkk lı General trampla görüşüyormuş Sanki eskiden görüşmüyordu abd pkk nın arkasında değildi sanki eskiden.Türkiye oyunu bozdu.Biraz sabır yahu
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 15:10
Orta doğuda 30 milyon insanın toprakları var öz yönetimleri yok. Dört devletin oyuncağı olmuşlar. Bu çok açık. Ben kendimi demokrat sanırdım, Kürde hak eriyorum. Ama hakkını vermek işime gelmiyor. İnsanın mayası bu. Bu da Kürtlerin yazısıymış. Allah yardımcıları olsun. Kürt olmak istemezdim.
KARAR OKURU 23 Ekim 2019 09:50
0
Bence dört devletin değil, yedi düvelin gözde oyuncağı olmuşlar. Avrupada Türklere tanınmayan hoşgörü bölücülere tanınıyor.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 13:49
Güzel bir yazı.
Muhtefi. . 19 Ekim 2019 12:32
Almanya bugün AVRUPAYI,BALKANLARI İŞGAL Etmiş vaziyette. .ve D.AVRUPAYI. ..nasıl mi EKONOMİYLE.ve .Bilimle ..Askeri olarak yapamadı.! Ekonomik olarak yaptı. Dünyanın hertarafinda da yapabilir. Araba fabrikası açmak istiyor mesela. Herkse kendini yırtıyor. NE OLUR BURADA aç (isgal et) diye. .:)))...Dünyada kimse Binmeyecgi EŞEĞE saman vermez. .Bizler Kahve Dedikodusu Peşindeyiz. :)))..kimin FABRİKALARI ÇALIŞIYORSA. ..O'nun BORUSU ÖTER. ..çık Sokağa sor bakalım GERCEK GÜNDEM Nedir. :)))..
Bir okur 19 Ekim 2019 11:34
Hepimize geçmiş olsun. Savaş hem ekonomik, hem insani açıdan yıkımdır. Keşke hiç olmasaydı. Ne kazandığımızı zaman gösterecek. Sevinmek ve üzülmek için henüz erken. Cumhurbaşkanının ABD başkanına her şeye rağmen gösterdiği sabrı, keşke içeride de kendi insanımıza karşı gösterebilse...
Sayın Yazar, Mustafa Akıncı KKTC demek değildir ve tavrı ve genel tavrı böyle geçiştirilemez...bir tarafa itibar suikastı yaparken bir tarafa haketmediği bir itibar yüklüyorsunuz...
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 20:09
2
Sayın Oğur bu molla kasım için düzelt onun istediği gibi (!)
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 10:41
KKTC Cumhurbaşkanının siyasi kariyeri bitmiştir. Sonradan sözlerim yanlış anlaşıldı diye kıvırdı ama önümüzdeki süreçte göreceksiniz. Öte yandan bu operasyon sonucunda herkes ufak-büyük birşeyler kazandı. Tek kaybeden YPG-PYD oldu. Bu da normal çünkü bu coğrafyada işler nihai olarak (ve çok primitif şekilde) " askeri güç" üzerinden şekillenir...
Kararlı 19 Ekim 2019 11:12
3
ypg vs gibi terör örgütleri de askeri demesek de askerimsi silahlı güç değil mi? bütün ortadoğu ve afrika'da bunlar maşa değil mi? birilerinin işine yaradıkça varolmaya devam etmeyecekler mi? ypg ise malesef sizin gördüğünüz gibi kaybeden görünmüyor türkiye'nin dışından baktığınızda. eğer bakıyorsanız tabi.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 12:22
7
11:12 YPG-PYD gibi silahli örgütler maşa olarak elbette bundan sonra da kullanılacaklar ve yok olmayacaklar ancak bu operasyon kapsamında Kuzey Suriye'de ciddi bir alanda hakimiyetlerini kaybettiler. Bu Türkiye'nin içinden de baksanız, dışından da baksanız, uzaydan da baksanız böyledir değerli Kararlı.
Okur 19 Ekim 2019 10:30
Sn. Yazar, bu gazetede doğruyu doğru yazan tek yazar olduğunuzu düşündüğüm için hep size yazıyorum. Cumhurbaşkanı istediğimizi aldık diyor. ABD Atlantik Okyanusunu aşıp Türkiyenin istediğini vermeye gelmiş. Beni bu kadar gören Devlet Başkanımı protesto ediyorum. Mektuba tavrına ise itirazım yok, insani bir tutumdur; biz ona nasıl konuşamıyorsak, o da Trump'a öyle konuşamıyor. Türkiye'nin sorunlar üreten mega bir sorunu var, o da Erdoğan'dır. Fikrine katılmayan herkesten öldüresiye nefret eden biri ülkemizin başındadır. Yani, sorun Devletin başındaysa bütün diğer sorunlar teferruattır.
Sayın Mustafa Akıncı;"akan kan insan kanıdır;akan kan dursun" diyerek;maşerî vicdanın sesi olmuştur.
KARAR OKURU 23 Ekim 2019 09:55
0
PYD nin zulümlerini kınamadan böyle deyince, haklı olarak emperyalistlerin sesi haline geldi. Müslüman ölünce maşeri vicdan ortada yok, ama siyonist uşağı PYDli ölürse nerede insanlık. Eğer bizdensin kendini kandırma, bizden değilsen bizi kandırmaya uğraşma.
mutlu yücel 19 Ekim 2019 09:53
Askeri güç olarak boy ölçüşemeyeceğin bir ABD ve Rusya nın parmağı bulunan bir olayda ve de elin memleketinde onlara rağmen ciddi, kalıcı bir iş yapamazsın. Hele demokrasini yerlerde sürünüyorsa, onların “alamazsam olmaz” dediği ciddi bir üretimin de yoksa hiçbir konuda özgür ağırlığın da yok demektir ki bu olmayan ağırlıklarla sözde tüğ gibi havaya yükselirsin ama kafalarına taş gibi düşemezsin. Ha! Ne yapabilirsin, Suriye’nin kuzeyi bir süre, rejim güçleri ile PYD nin iç içe geçtiği parçalı bulutlu bir yerleşim coğrafyası yaparsın ki bu da kalıcı olmaz.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 09:35
Yildiray bey cok tesekkurler, olaylari anlatisiniz cok iyi
istanbullu 21 Ekim 2019 13:33
0
rusya da çok büyük demokrasi! var ya ondan güçlü demokrasi sihirli bir değnek değildir.
AGA 19 Ekim 2019 09:29
Türkiye harekata başlamasaydı, YPG'yi dümdüz etmeseydi böyle bir anlaşma yapılabilir miydi? Yani biz zaten savaşmayın diyorduk diyenler haklı çıkmış olmuyor.
Mehmet Kubilay Eryiğit 19 Ekim 2019 11:07
9
Bravo...olay budur...
Takipci 19 Ekim 2019 08:50
Sn Yazar, ne demek istiyorsunuz, lutfen acikca yaziniz, Kibris'i verdik mi?
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 08:48
KKTC’ye bir şey olduğu yok, bir şey olacaksa onun densiz başkanına olacak. Neye inanıyorsan inan, çok mu lazımdı böyle bir zamanda böyle bir açıklama.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 21:44
3
Boyle zamanda dogruyu soylemek yurek ister. KKTCnin Cumhurbaskani'na helal olsun.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 08:16
günün sonunda medyada zafer havası estirilmesinden ve başkanın örnek liderliği sayesinde başarının elde edildiği vurgulanması siyasi partinin oy hesabını devletin ali menfaatlerinin elde edildiğini gölgede bıraktı. Geçiken askeri harekatın sonuçları umarım devletimizin istikbali için hayırlı olur
SiMDiLiK 19 Ekim 2019 02:53
Yazili metinde gecen, Pause; Ateskes'' degil, duraklama oldugunu bilmeyen var mi? Eski muzik calarlarin 'pause' duraklama dugmesi vardi. Rusya Suriye'de soz sahibi oldugu surece Turkiye Esed'le gorusmez, gorusmeside gerekmez zaten. Bu gercek ortada iken, ''Esed'le NEDEN gorusulmuyor? gorusulsun'' diyen Esed sevdalilari bosa heveslenmeyin. ABD'nin Turkiye'yi bolmek isteyen teroristlere NEDEN silah verdigini hic sorgulamadan, HAK HUKUK OZGURLUK BARIS gibi kelimelerle Turkiye'ye saldiranlar da birer teroristtir. israil pkk/ypg'yi ezilmekten kurtardi SimdiLik!
Kararlı 19 Ekim 2019 11:08
5
gün gelir de esad'la görüşülürse bu yorumunuzu hatırlayın lütfen. bugüne kadar unuttuklarınız gibi olmasın o zaman da.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 22:35
1
11.8, ''rusya suriyede soz sahibi oldugu surece...'' diyor anlama ozurlumun
Ehl-i İrfan 19 Ekim 2019 02:03
TÜRKİYE'NİN MÜZMİN MUHALEFETİ,SONUNDA DÜNYA İLE İRTİBATINI KOPARDI."ABD basını; Türkiye,Trump'tan istediğini aldı. Türkiye'nin istediğini aldığı değerlendirmesini yapan bir diğer gazete de Los Angeles Times oldu. Gazete Amerika Birleşik Devletleri’nin, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyini kontrol etmesini öngören anlaşmayı kabul ettiğini yazdı. Bölgenin kağıt üzerinde Suriye toprağı sayıldığı ancak orada fiili olarak Türk ordusunun yer alacağına dikkat çekildi. İngiltere'de yayımlanan Guardian gazetesi ile France 24 kanalı da mutabakata Ankara'nın istediklerini aldığı değerlendirmesine yer verdi
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 05:21
3
iyi okumamissin bu makaleyi. Putin'le gorusulecek ve Putin ne isterse o olacak. Suriye'nin butunlugu diyor baska birsey demiyor Putin.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 08:54
3
Okumadığın yazının altına neden yorum yazıyorsun troll. Bak orada bayağı birşey yazıyor, pek hoşa gitmeyecek şeyler.
Kararlı 19 Ekim 2019 11:19
4
zaten yabancı basın/medya bizim hakkımda olumsuz ne derse yalan/yanlış/hain/komplo vs, olumlu ne der ise de hakikat !
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 02:01
Bravo Yıldıray bey, yazının sonunu çok güzel bağlamışsınız.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 01:34
KKTC ye bir şey olmaz. KKTC başkanı görevden ayrılır, konu kapanır.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 05:20
6
Sen istiyorsun diye KKTC Cumhurbaskani gorevden ayrilmaz. Kibrista halkin en azindan yarisi Cumhurbaskanlariyla hemfikir.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 11:09
15
Turkiyede de halkin %53 Erdogan'a oy verdi ama dilleri kopasica bazi hariciler "diktator" diyebiliyor.
Karar Okuru 19 Ekim 2019 13:04
2
11:09: İkinci Dünya Savaşı öncesindeki bazı ismi lazım değil diktatörler de yüksek oy oranları ile iktidara geldiler. Diktatör olmamaları mı gerekiyor? Düşük oyla gelip diktatör olan var mı tarihte bilgilendirirseniz seviniriz.
KARAR OKURU 19 Ekim 2019 20:17
0
11.09 Easad da yüzde doksanların seçiliyordu ,haberin varmıydı ?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN