Hamaney’in uzun cenaze töreni…
6 Ekim 2023 günü yani bundan sadece 2,5 yıl önce Hamaney; Bağdat, Şam, Beyrut ve Aden gibi dört Arap başkentini yöneten İran’ın dini lideriydi.
Vekil silahlı örgütler üzerinden “Direniş Ekseni” adı verilen dış politika konseptinin kurucusu olarak başarının zirvesindeydi.
Hamaney ile ilgili hepimizin yaptığı en büyük yanlış onun sarığı ve cüppesine bakmak ve din adamı sanmak oldu.
Halbuki İran’ın dini lideri pozisyonuna, dini hiyerarşinin en tepesinde çıkarak, hüccetül İslamlıktan gelmemişti.
Azerbaycan Türkü bir Şii din aliminin, Kum’da medrese eğitimi alan din adamı oğluydu ama esas olarak siyasi bir aktivistti.
Şah karşıtı eylemler yüzünden defalarca Savak Ajanları tarafından tutuklanmıştı.
Rafsancani tarafından Humeyni’nin yakın halkasına sokulmuştu. Humeyni onu önce Tahran Cuma Namazı İmamı olara atadı. Güçlü bir hatipti. Ama aynı anda Savunma Bakan yardımcılığına da atandı.
1981’de İran-Irak savaşı patla verince Devrim Muhafızları’nın rehberi olarak görevlendirildi.
Humeyni adına cepheleri gezip, ona bilgi veriyordu.
Bir nevi Humeyni’nin Kasım Süleymanisiydi.
Bu etkili dini ve askeri pozisyonu yüzünden 1981’de Humeyni’ye karşı isyan eden solcu İslamcı Halkın Mücahitleri Örgütü, onu vaaz verdiği camide önünde duran teype yerleştirilen bir bombayla öldürmeye çalıştı. Sağ kolundan yaralandı.
Devrimin ilk ılımlı kadrolarının tasfiyeleri sonucu aynı yıl Humeyni tarafından İran’ın ilk ruhban kökenli cumhurbaşkanı olarak atandı.
Humeyni, devrimin ideolojik gücüydü ama Irak’la savaşın ortasında İran’ın askeri gücünü yönetme işini Hamaney yapacaktı.
Devrim Muhafızları’nı paramiliter bir güçten bir askeri ve ekonomik güce çevirdi.
Esas olarak dini kökenli bir cumhurbaşkanı değil, savaş yöneten bir Cumhurbaşkanı olarak kariyer yaptı.
1989’da Humeyni öldüğünde yerine dini lider olarak seçilmek için yeterli dini kariyeri yoktu.
Ama Humeyni, dini hiyerarşide yerine geçebilecek yeterlilikteki Montazeri’yi toplu idamları eleştirdiği için tasfiye etmişti.
Anayasayı Koruma Kurulu, dini lider olabilmek için gerekli şartları gevşetti ve hüccetül İslam olmayan Cumhurbaşkanı Hamaney’i dini lider olarak belirledi.
Yani sarık ve cübbesi yüzünden dini lider olduğu düşünülen Hamaney, aslında Cumhurbaşkanlığı’ndan dini liderliğe geçmişti.
Tam da bu yüzünden onun dini liderliği bir ahlaki standart getirmedi tam tersine içeride radikal ve muhafazakar bir siyasetin, dışarıda ise Pers yayılmacılığının dini meşruiyetini sağladı.
Bütün hayatını İran-ırak savaşında edindiği tecrübeler belirledi.
Saddam’a Batı’nın desteği Batı karşıtlığını sabit bir fikir haline getirdi.
Halkın Mücahitleri gibi grupların savaşta Irak’ın yanında savaşması gibi tecrübeler muhalefeti ihanetle eşdeğer görmesine neden oldu.
Yine savaş tecrübesi yüzünden Fars milliyetçiliği dini fikirlerine eklendi.
İran’ın savunmasını dışarıdaki Şiiler üzerine kurma fikrinin sahibi de oydu.
Şii paramiliter örgütlerle, sınırları ötesinde aktif ve yayılmacı bir İran fikrinin sahibi Hamaneydi. Bunu dini ve milliyetçi bir ideolojik pakete de o çevirdi.
“Kudüs Gücü” ve “Direniş Ekseni” stratejisi bunun üzerine kuruldu.
Hem eski cumhurbaşkanı hem dini lider olarak iki gücü kendinde birleştirdi.
Kendisinden sonra gelen Cumhurbaşkanlarına alan açmadı.
İran uzmanı Vali Nasr, Hamaney için şöyle diyor:
“İran’ı bir teokrasi olarak düşünüyorlar çünkü Hamaney sarık takıyor ve devletin dili dinin dili. Ama gerçekte o, savaştan çıkmış bir cumhurbaşkanıydı ve İran’ın kırılgan olduğu, güvenliğe ihtiyaç duyduğu varsayımıyla hareket ediyordu. ABD’nin İran’a düşman olduğunu, devrim ile İslam Cumhuriyeti ve milliyetçiliğin birbirinden ayrı olmadığını düşünüyordu”
Bu anlayışla muhalefeti defalarca acımasızca bastırdı.
2009’da eski dava arkadaşları Musavi ve Kerrubi’yi ev hapsine attırdı. Rafsancani, Ahmedinejad, Hatemi ve Ruhani gibi çalıştığı cumhurbaşkanlarını tasfiye etti.
Hamaney’in en etkili stratejik projesi “Direniş Ekseni” oldu.
Lübnan’da Hizbullah, Suriye’de Beşar Esad, Gazze’de İslami Cihad, Yemen’de Husiler ve Irak’taki silahlı gruplar bu ağın parçalarıydı.
Ama Direniş Ekseni’nin Hamaney adına sahadaki komutanı olan Kasım Süleymani 2020’de ABD tarafından öldürülünce ve İran buna karşı bir cevap da veremeyince, eksenin karizması çizildi.
Aslında o tarihte Hamaney’in uzun cenazesi töreni de başladı.
7 Ekim 2023 sonrası Direniş Ekseni’nin kaleleri bir bir çöktü.
Önce Hizbullah, sonra Esad devrildi.
Irak ve Yemen’de Iran nüfuzu azaldı.
Hamas lideri Haniye cenaze için gittiği Tahran’da İsrail tarafından öldürülünce yıllardır rejimi ayakta tutan Filistin hamiliğinin de altı boşaldı.
Uçağı düşen Cumhurbaşkanı Reisi’yi günlerce bulumayan, İsrail’in ve ABD’nin gelip üst düzey komutanlarını ve nükleer tesislerini bombaladığı ve karşılığında birkaç füze fırlatmak dışında bir şey yapamayan zayıf bir İran vardı artık.
Dört Arap başkenti yönetmekten, kendi başkentindeki protestoları ancak ateş açarak yönetebilen İran’ın içeriye dönmesinin önündeki engel de Hamaney’di.
Ne Pezeşkiyan’ın içe dönüşçü siyasetine yardımcı oldu ne de dışarıda akıl hocası olduğu Direniş Ekseni’nin çöküşünü engelledi.
Savaş ve ihanet psikolojisinden çıkamayan Hamaney İran’a yeni bir çıkış üretmek için fazla yaşlıydı. Çare üretmeye çalışanların önünde engel oldu.
Ekonomik kriz tırmandı, sokaklarda protestolar yine kanla bastırıldı.
ABD ve İsrail için uygun bir ortam yaratıldı.
Ne anlaşmaya yanaştı ne de direnecek hali vardı.
Ama hem mütevazi hayatı hem dini liderliğiyle ona isyan etmek, sözünden çıkmak da mümkün değildi.
Güvenlik riskini önemsemediğini, tavsiyeleri dinlemediğini, şehit piskolojisine girdiğini ölümüyle gösterdi.
İsrail onu ilk arayacağı yerde yani evinde bulup öldürmüştü. Kaçmamış, sığınağa gitmemişti.
Savaştan çıkamamış din ve milliyetçiliği kafasında birleştirmiş, uzlaşmaz biriydi Hamaney.
Bu uğurda sadece Suriye’de ölümüne neden olduğu binlerce insanın günahı boynunda gitti.
Ama öldürülmesiyle de İran ve İranlıların üzerine ağır bir yük bıraktı.
Her gün ölüm diye slogan atılan İsrail ve ABD tarafından bu kadar kolay öldürülmesi Hayatı boyunca savunduğu iddiaların boş çıktığını gösterdi.
Ama bütün hayatlarında dinen örnek aldıkları, rehberlerinin, ağalarının merce-i taklidin böyle öldürülmesi en küçük bir milli hissi kalmış bir İranlı için bile aşağılayıcı bir son.
Diasporada ülkeleri bombalanırken göbek atan Şahçı muhaliflerin onursuzluğu Amerikalı solcu Hasan Piker’e bile dokundu, sıradan İranlıları irite etmemesi mümkün değil.
O yüzden bugün İran’da muhalif olarak sokağa çıkmanın ahlaki meşruiyeti kalmadı.
Trump ve Netanyahu’nun çağrısıyla halkın sokağa çıkabileceği bir devlet değil İran.
Tam tersine bu psikolojiyle İran’da rejim karşıtlığı tam olarak ihanete dönecektir.
Dindar İranlı Şiilik için intikam ve öfke ateşi harlanacaktır.
Hamaney gözyaşları içinde gömülse de Türkiye’den Pakistan’a kadar Şii ve Caferililer için cenazesini gömüp hayata devam etmek zor olacaktır.
İran’ın bu intikamı alacak kudreti yok görünüyor. Muhtemelen İran’ın yeni idarecileri intikam yerine uzlaşma ve uyumu seçecek ama takiye yaparak halka bunu söylemeyecekler.
Hep intikam gelecekmiş gibi o duygu salınıp duracak.
Hamaney ölümünden sonra da İran’ı bu duyguyla yönetecek.
Hameney’in 2020’ee başlayan cenazesi uzun bir süre daha devam edecek gibi görümüyor.
Ta ki cenazesini fikri olarak da kaldırabilecek ya da gerçekten intikamını alacak biri çıkana kadar.
