Back To Top
Hiçbir şey olmadıysa bile kesinlikle bir özür dilemelisiniz!

Hiçbir şey olmadıysa bile kesinlikle bir özür dilemelisiniz!

 - Son Güncelleme: 02.10.2019 Çarşamba 09:45
- A +

Geçen hafta İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, hak ettiği kadar ilgili çekmeyen bir karar verdi. 

Başsavcılık, 31 Mart seçimlerinde usulsüzlük yaptıkları iddiasıyla, Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul seçimlerini iptal ederek haklarında suç duyurusunda bulunduğu Anadolu Yakası’ndaki 10 ilçenin İlçe Seçim Kurumu müdürleri ve yedi seçim kurulu memuru hakkında “takipsizlik” kararı verdi.

YSK’nın 6 Mayıs 2019 tarihli İstanbul seçimlerini iptal kararında haklarında suç duyurusunda bulunduğu Avrupa yakasındaki İlçe Seçim Kurulu müdürleri ve memurları hakkında da benzer bir soruşturma yürütülüyor. 

Ayrıca yine YSK’nın haklarında suç duyurusunda bulunduğu İlçe Seçim Kurulu başkanı olan hakimlerin soruşturmasına da HSK bakıyor. 

Ama bu verilen takipsizlik kararı diğer soruşturmaların da akıbeti hakkında bir fikir veriyor. Yine de burası Türkiye, belki de İstanbul’un yerli ve milli Anadolu yakasında olmayan usulsüzlük, dış güçlere daha yakın olan Avrupa yakasında oldu denir, belli olmaz. 

Bazı gazetelerde haber dahi olmayan bu kararın ne anlama geldiğini anlamak için çok gerilere değil, bundan sadece 6 ay öncesine gitmek yeterli. 

2 Nisan 2019 gününe.

31 Mart seçimleri olmuş, İstanbul’da sandıkta Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu başa baş çıkmış, gece Anadolu Ajansı veri akışını kesmiş, 1 Nisan günü YSK Başkanı çıkıp resmi olmayan sonuçlara göre seçimi İmamoğlu’nun kazandığını açıklamıştı.

Türkiye siyasi tarihinin en acayip kampanyası 2 Nisan günü başladı. 

Çoğunu hatırlayacaksınız. Nasıl unutabilir ki Türkiye’nin üç ayı bunlarla geçti. Neler duymadık ki. 

Bir kaç tanesini hatırlayalım:

“Bu meselenin arkasından farklı şeyler çıkacak. Sandık başkanlarından FETÖ’den ihraç edilen var mı? Muhtemelen bir stratejik akıl, belli kesimleri güçleri birleştirdi.”

“Karanlık ve kirli bir organizasyonla karşı karşıyayız Bu karanlık organizasyon FETÖ’yü bile aşar.”

"Biz sandık başkanları  üzerinden yürütülen bir organize usulsüzlük olduğunu düşünüyoruz. Yoksa bu kadar  19 bin gibi bir rakamı dışarıdan kimse bulmayı düşünmezdi ve kimse bu kadar  sandık başkanlığı yapma engeli olan birilerini sandık başkanlıklarına  yerleştirmezdi. Demek ki bir tezgah var, bir organizasyon var." 

“FETÖ'nün aktif rol aldığını gösteren belgeler var. Bu iş CHP’ye yarasın diye yapıldı. Usulsüzlükler kasıtlı bir şekilde yapılmıştır. Sandık başkanları üzerinden usulsüzlük var.”

“Yani şu anda bizim bu şekilde tespit ettiğimiz 2675 oydan bahsediyorum. Şu anda bunlar YSK'da sıfır olarak görülüyor. Bu işi hangi memurlar neye göre yapıyorlarsa hukuki noktada ne yapılması gerekiyorsa yakın olarak takip edeceğiz ve uygulayacağız.”

“Sandıkta darbeyi kim örgütledi. Türkiye tıpkı Gezi kalkışması, 17/25 Aralık, 15 Temmuz’da olduğu gibi 31 Mart’ta da  sandık üzerinden darbeye maruz kaldı. Organize hırsızlık ve hile yöntemiyle oylar üzerinden milli, irade teslim alınmak istendi. AK Parti’ye çıkan binlerce oy birleştirme tutanakları ile YSK’nın sitesinde sıfır olarak işlendi. Kirli ittifak yürüten organize çete hile ve hırsızlıkla sandıkta millet iradesine darbe yaptı.”

“Şunu söylemem mümkün tam burada, gerçekten demokrasi tarihimizin en büyük şaibelerinden birisidir desem herhalde fazla abartmış olmam.”

“Kayıt dışı aktörler var, bu iş organize bir iş. Bu iş sadece CHP'ye gönül verenler tarafından yapılacak bir iş de değil." 


“31 Mart'ta Türkiye'ye, seçimler üzerinden, açık bir darbe yapıldı. Bu, seçim hilesi ve yolsuzluk değil, çokuluslu müdahaledir. Operasyon FETÖ ve kripto PKK'lılar üzerinden yürütüldü. Ama arkasındaki akıl, 15 Temmuz aklıdır.”

“İstanbul'da seçim yolsuzluğu değil, ucu dışarılara uzanan, çok geniş bir orgütlü suç var. Planlamanın arkasındaki ağ, şebeke bir an önce ortaya çıkarılmalı. Milli Güvenlik ekseninde bir soruşturma derhal açılmalı.”

“Karşımızdaki suç örgütü sadece FETÖ'den ibaret değil. Onun legal ve illegal partnerleri de ortaya çıkacak. PKK ve diğer sol örgütleri FETÖ, Saadet ve İYİ Parti'yle birlikte CHP çatısı altında birleştiren dış kaynaklar da deşifre olur inşallah.”

Freni boşalmış, atış serbest pozisyonu almış siyasetçilerin, onlardan daha gözünü karartmış gazetecilerin “organize hırsızlık”,  “sandığa darbe”, “şaibe”, “çünkü çaldılar”, “FETÖ” okları, CHP dışında bir yeri işaret ediyordu; İl ve İlçe Seçim Kurulları ve onların atadığı sandık başkanlarını. Çünkü bu iddia edilen ‘organize hırsızlıklar’ ancak seçim kurulları da ‘şebeke’nin içindeyse mümkün olabilirdi. 

Hedefteki ilk isim 7 ilçede oyların yeniden sayımını, CHP’nin itirazı üzerine durduran İstanbul İl Seçimi Kurulu’nun hakime başkanı Müberra Gürdal oldu. Onun suçu, yedi ilçede oyların sayımı kararını, CHP’nin itirazı üzerine durdurmak oldu. 

Önce “Sandıklardan AK Parti lehine karar çıkınca İstanbul İl Seçim Kurulu skandal bir karara imza attı. İstanbul İl Seçim Kurulu'nun aldığı sayımı durdurma kararı ise 'CHP'yi mi koruyorlar' sorusunu akıllara getirdi” türü yayınlarla hedef gösterildi.

Sonra açıkça adıyla hedef yapıldı. AK Parti’nin zaferlerle çıktığı seçimlerde de seçim kurulu başkanlığı koltuğunda oturan tecrübeli hakimin hakkında sosyal medyada “eşi FETÖ’cü, Balyoz davasında hakimlik yapmış” bilgileri dolaşıma sokuldu. 

O kadar dolaştırıldı ki sonunda haberleri bizzat HSK Genel Sekreteri yalanlayan bir açıklama yapmak zorunda kaldı. 

Sonra yine İl ve İlçe Seçim Kurulları oy sayımlarıyla ilgili kritik kararlar verirken, bu kez iktidara en yakın gazete son dakika olarak “İstanbul’da seçimlere usulsüzlük karıştırdığı tespit edilen 30 sandık başkanı gözaltına alındı” haberi geçti. 

Bu haber de daha sonra yalanlandı ama sopanın ucu gösterilmiş oldu. 

İl ve ilçe seçim kurullarına yönelik baskı ve taciz kampanyası öyle bir hal aldı ki, seçimin yenilenme kararından hemen sonra, herhalde bunu bir daha yaşamak istemeyen İstanbul İl Seçim Kurulu Başkanı Gürdal emekliliğini istedi. 

Ama emekliye ayrılarak bile bu karalama kampanyalarından kurtulamadı. Bir süre sonra, iki hakime hanımla birlikte yeniden sayım tartışmalarının sürdüğü günlerde Çağlayan Adliyesi’ne girerken ve koridorlarda dolaşırken ki güvenlik kamerası görüntüleri, iktidara yakın medyaya servis edildi, sanki kararlarını CHP’yle görüşerek, onların müdahalesiyle alıyorlarmış gibi gösterildi. 

Ama baskıların hedefinde sadece il ve ilçe seçim kurulları yoktu. Yüksek Seçim Kurulu’nun seçim iptaliyle ilgili kararını açıklamasından önceki gece Anadolu Ajansı son dakika olarak “İstanbul'da seçimlerde usulsüzlük iddiasıyla sandık kurulu başkan ve üyeleri hakkındaki soruşturmada 43 şüphelinin FETÖ'yle irtibatı tespit edildi” haberini geçti. 

Ertesi gün YSK, o güne kadar dillendirilmiş, organize hırsızlık, Büyükçekmece, Maltepe, FETÖ iddialarını temelsiz bulup, seçimi 754 sandıkta memur olmayan sandık kurulu başkanı ve üyesinin görev yapması yüzünden iptal etti. 

YSK, bu görevlendirmeleri neden yapmak zorunda kaldıklarıyla ilçe seçim kurullarından gelen cevapları “itibar edilmemiştir” ve “izah edilememiştir” diyerek reddetmek kalmadı, üstüne bir de ilçe seçim kurulu başkanları, seçim müdürleri ve diğer memurlar hakkında suç duyurusunda bulundu. 

Haklarında, ‘İlçe seçim kurulları soruşturulmayacak mı’ ‘Hakiminden memuruna kim varsa tek tek alınıp bu çete tüm bağlantılarıyla deşifre edilmeli. FETÖ müdür yoksa başka bir şey mi bu millet bilmek istiyor” yazıları yazıldı.

Önce İlçe Seçim Kurulu müdürleri, savcılıklarca şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldılar. İfadeleri ve isimleri ertesi günkü gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlandı. Haberlerde haklarında böyle bir iddia olmasa da içinde “FETÖ”, “şaibe” geçen cümleler kullanıldı. 

O kadar hedef gösterildiler ve itibarları lekelendi ki Şişli İlçe Seçim Kurulu Başkanı Ahmet Vedat Güneş ve Şişli İlçe Seçim Kurulu Müdürü Hatice Çelebi, bugüne kadar görülmemiş bir şekilde, YSK’ya sitem dolu birer dilekçe yazarak görevden aflarını istediler: 

“Bizler görevimizi yasalara göre yerine getirmekteyiz. Nitekim, 31 Mart Yerel Seçimlerinde de yasalar ve önceki seçimlerde yapılan uygulamalar doğrultusunda sandık kurulları oluşturulmuştur. Buna rağmen, terör ve organize suçlara bakan Cumhuriyet Başsavcılığınca örgüt üyesi gibi şüpheli sıfatıyla ifadelerimizin alınması, görsel ve yazılı basında isimlerimizin deşifre edilmesi, kamuoyunda haksız bir algı oluşturduğunu düşünmekteyim. Biz seçim müdürlerinin haklı olduğumuza bu soruşturmadan aklanarak çıkacağımıza inancım tamdır...Ancak bilinen bir gerçek vardır “Bir şeyin şüyuu vukuundan beterdir.” Gerçek olmayan iddiaların gerçekmiş gibi söylenmesi toplumda ciddi bir algı yaratmakta ileride telafisi mümkün olmayacak haksız ithamlara sebebiyet vermektedir. Benim aileme, çocuklarıma bırakabileceğim en büyük hazine mesleğimi onurla yapıp emekliliğimi istediğimde tertemiz bir sicille sonlandırmaktır. Bu sebeple öncelikle isimlerimizin deşifre edildiği yayınların kişilik haklarımıza saldırı niteliğinde olması sebebiyle durdurulmasını ve tekzip edilmesini arz ediyorum. Yine bu yayınların kamuoyunda bıraktığı izler nazara alındığında “Soruşturma geçiren İlçe Seçim Kurulu Müdürleri” ile yeniden seçime gidilmesinin ne denli yerinde olduğunu sizlerin takdirinize arz ediyorum.”

“...ya bilgi noksanlığı ya da kötü niyetle yapılan açıklamalarda seçim görevlileri hakkında siyasetin her cephesinden hırsız, suiistimalci, çeteci gibi ifadelerle saldırıların yapılması insan ve merhametle izah edilebilir değildir...bu kadar kötü sıfatlarla töhmet altına sokulan ilçe seçim kurulu hakimi ve personelinin görevden alınarak yerlerine iyi niyetli namuslu dürüst hakim ve personel atanarak seçim yaptırılması aynı zamanda ülke menfaati gereğidir.” 

Ve bütün bunlardan sonra ikinci kez seçim oldu. Sonuç malum. “Çünkü çaldılar” denen 14 bin fark, 800 bin farka çıktı. 

Ve bu seçimden aylar sonra Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı sadece aylarca linç edilmiş seçim kurulu yöneticilerini aklamakla kalmadı, YSK’nın, Türkiye’nin demokrasi siciline leke olarak sürdüğü seçim iptaline gösterdiği gerekçeleri de yeterli bulmadı:

Cumhuriyet Başsavcılığımız yetki alanında kurulu olup kanuna aykırı görevlendirme yapılan sandık sayısının genel sandık sayısına oranının düşüklüğü, kanuna aykırı görevlendirme yapılan sandıklar bünyesinde gerçekleşen işlemlerde seçim sonucunu etkileyecek ölçüde usulsüzlük bulunmaması, kanuna aykırı görevlendirilen kişilerin şüpheliler ile herhangi bir bağının olduğuna dair somut bir tespitin yokluğu, mülki amirliklerce gönderilen personel listelerinin ihtiyacı karşılamaması, şüphelilerin suç kastıyla hareket ettiklerine dair kamu davası açılmasını gerektirecek yeterlilikte delil bulunmadığı anlaşılmıştır.” 

Yargının bile aylar sonra yetersiz bulduğu gerekçelerle seçim iptal etmenin ülkeye neye mal olduğunu ise geçen gün ilginç bir şekilde Hazine ve Maliye Bakanı açıkladı: 

“Büyümede geçtiğimiz sene YEP çerçevesinde koyduğumuz yüzde 2,3’lük hedefin biraz uzağında kalacağız. Özellikle ikinci çeyrekle birlikte yaşanan, tekrar seçimle ötelenen ekonomideki bir çeyreklik kaymanın büyümeye etkisini bu yıl görmüş olduk.”

Peki, bütün bu olanların yıllardır sadece işini yapmaya çalışan seçim kurulları çalışanlarına maliyeti?

Ülkenin en iyi yaptığı iş olan seçimi, yıllardır başarıyla yürüten bu insanlar,  sandıktan bu kez istenilen sonuç çıkmadı diye olur olmadık ithamlara maruz kalıp, durup dururken şüpheli hale sokuldular, itibarlarıyla oynandı. Üstelik hizmet ettikleri devlet tarafından.

Bu takipsizlik kararının açıklanmasından sonra aylarca onları suçlayanların çıkıp bir şey demesini bekliyor insan.

Tabii bu normal insanlardaki mahcubiyet duygusuna dayanan bir beklenti. 

Aylarca çaldı, hırsız, FETÖ dedikten sonra bütün iddiaları boş ve yalan çıkınca, uzun bir süre mahcubiyetten adını ağzına almayacaklarını zannettiğimiz İmamoğlu’nu, 90’larda laik medyanın “Tayyip” takıntısına benzer biçimde, takıntı haline getirmişlerden, ‘adama haksızlık yapmayın’ demeye bile ‘eziklik’ diyen asla mahcup olmayan bu yenilmez armadadan  ne beklenebilir ki? 

Çıkıp hiçbir şey olmadıysa bari sizden özür dileyelim demelerini mi?

Gerçekten çok naifiz galiba...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
ali namlı 02 Ekim 2019 21:13
Ben 72 yaşındayım,üst düzeyde bir emekliyim .Ömrü hayatımda bu ülkede dürüst insanların haklı çıktığını ve takdir edildiğini görmedim, bu insanlar her zaman ' enayi ' durumuna düşürülmüştür ! Kazananlar ise her zaman ve her zaman sahtekarlar olmuştur .
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 20:07
17.42 ye artı puan vverdim adamın 16 puanı 2 ye düştü. Bu nasıl oliyor?
-Çaldılar çünkü : -En büyük yalandı dünkü. -“Yalan mübahtır” fetvasını bile veren, -Dünün din alimi, yalancıların fetvacısı bugünkü. -Başındakileri padişah ve peygamber ilan edenler, -Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplamış diyenler, -Benliğin zirvesine ulaşıp burunları kaf dağına değenler -Aşağıya bakıp reayadan özür mü dilerler ?!
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 17:14
Her şeyi anladıkta, bu İmamoğlu'nun hangi maharetleri var ki, meth etmekten bıkmadınız. Altı üstü zengin bi müteahhide. Mesela İlhan Kesici derseniz anlarız da neyi var bu Ekrem'in bi türlü çözemedim.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 19:09
2
Imamoglu'nun varligi, rakibi Binali Yildirim'in serveti yaninda devede pire kalir. Binali Bey bu servetini nasil elde etmis onu cozebildin mi?
ati 02 Ekim 2019 15:26
alkışlıyorum vicdanını.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 15:11
hırsızın evi soyamadığında özür dilediğini nerde gördünüz ki bunlardan özür bekliyorsunuz. bunlar utanma sınırını çoktan geçmiş
Najaz 02 Ekim 2019 14:53
Keşke o iftira dolu satırları yazanların kimler olduğunu da ismen belirtseydiniz Yıldıray bey. Misal, "sandık darbesi" deyimini dolaşıma sokan kişinin, Yeni Şafak genel yayın yönetmeni İbrahim Karagül olduğunu. Yenişafak'ın sahibi olan Albayrak'ların damadının şirketinin, İBB'ye yüzlerce araç kiraladığını. Sandık darbesi dedikleri şeyin, aslında kurdukları yağma ve talan düzenine indirilmiş bir darbe olduğunu...
şamil 02 Ekim 2019 13:50
bizim halkımız saftır özünde çabuk kandırılır ama haksızlığı sezdiği anda anyaya konyaya bakmaz şak diye 800000 ni çakar haksızın suratına hala gülyorum yahu vallahi billahi bu ak parti 3 koyun versen güdemeyecek adamların eline nası düştü neyse bişeyler olmasada kesin bişey oldu diyerek sözlerime son veryorum (hala gülyorum )
İbrahim Erdoğan 02 Ekim 2019 13:20
"Hiç bir şey olmadıysa bile, kesinlikle bir şeyler oldu!" Sahi, ne olduğunu anlayabilmek için İstanbul'un bazı ilçelerinde seçmenleri polis marifetiyle sorgulamalardan ne çıktı? Suçlu peşine gitmesi gereken devletin polisini, sokak sokak seçmenlerin peşine takan anlayış bu gün buna neler diyecek, bu konuda yargıya yansıyan bir sonuç da yok...
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 12:46
Kanaatimce “hafıza-i beşer nisyan ile maluldur” kaidesinin en çok politikacılar farkındalar. O yüzden asılsız, saçma, yalan, asparagas demeden işlerine gelen her iddiayı (çoğu zaman bu iddiaları da kendileri uyduruyor) aslı elbet bir gün ortaya çıkar diye hiç kaygı etmeden rahatlıkla ortaya atabiliyorlar. Aradan geçmiş 6 ay, gündem değişmiş, kamuoyunun ekserisi konuyu unutmuş veya gündeminden çıkarmış. Takipsizlik verilmiş, adamlara iftira atılmış kimin umurunda. Bugün sırada kim var? Kimi hainlikle, teröristlikle, uluslarası güçlerle işbirlikçilikle suçluyoruz sen ona bak.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 12:39
Fetö her yere girdi de seçim sistemine giremedi mi. Akp'nin 2007'den itibaren kazandığı bütün seçimler şaibelidir, özellikle anayasa referandumları, özellikle de sonuncusu, çünkü vasat akp tayfasında fetö kurnazlığı olmadığından son derece kaba, kör göze parmak yaptılar, veciz ifadesi ise atı alan üsküdarı geçti oldu.
KARAR OKURU 04 Ekim 2019 23:12
0
Siz 2007 den sonra oy vermediniz mi?
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 12:26
Öyle küfürler ediyorum ki kendi yüzüm bile kızarıyor. Bu ülkenin siyasi tarihi böyle alçak rezil kepaze bir dönem geçirmedi.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 17:42
1
ben de bu akp ve mhp kliği yüzünden bu yaştan sonra küfretmeyi öğrendim.
efedamat 02 Ekim 2019 12:08
istanbul seçim sonuçlarında yenilgilerini çünkü çaldılar ibaresi ile mağdur pozisyonuna sokan siyasetçi belki de cumhurbaşkanı yardımcısı olacak.sözün bittiği daha doğrusu ak partinin akp olduğu ve siyaseten bittiğinin somut ifadesi. peki savcının takipsizlik kararı yandaş basında hiç yer buldumu hayır. şimdi birisi çıksa attığınız o manşetler nereye girdi dese cevabları varmı yok. aslında yandaş medyayı okuyan haberlerini izleyen de yok.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 12:00
Biz bunları hep cehape yapar diye bilirdik. Bize öyle öğretilmişti. Biz iktidara gelince bütün bunlar bitecekti. Bize öyle inanmıştık... Yazık oldu hayallerime... Umutlarima ....
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 11:18
Daha oncede soyledim simdide soyluyorum Ahlakini ve vicdanini yitirmis yalani mubah sayan yaratik bir guruh.Ve bu yaratik guruh hala memleketi yonetiyor.Her gun yalan ustune yalan uretiyorlar.Ve bir kisim dilsiz seytanlarla bunu yapiyorlar.
Özür dilemek Erdemli ve namuslu insan işidir. Duydunuz mu ?
Tarihte bugün 02 Ekim 2019 10:24
Bunlar hep tarihte söyle anlatilacak, - Onlar, destekcilerini her seferinde "islam ve degerleri" icin "siyaset" yaptiklarina inandirdilar ama siyaset icin "islam ve degerlerini" darma duman ettikleri anlasilinca, bu yaralari saracak kimse kalmamisti. Hic bir islam karsiti o dönem onlardan daha fazla "islama" zarar veremezdi.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 18:38
0
28 şubatta bile müslümanlık bu kadar zarar görmedi.
Süleyman d. 03 Ekim 2019 08:53
0
Çünkü : "BALTANIN SAPI BİZDEN" maalesef!!!
Karar okuru 02 Ekim 2019 10:22
Geç gelen adalet adaletmidir? Yazarında dediği gibi demokrasi tarihimizde belkide en iyi yaptığımız işi bile hak ile yek zan edip tarihe kara bir leke gibi damgalamak niye! Tebrikler Yıldıray Oğur.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 10:05
Hatta daha oy sayımı bitmeden “seçimi biz kazandık” deyip İstanbul’u afişlerle donattıklarını da unutmayalım. Sahtekarlık, yalancılık bunların iliğine işlemiş.
Ümit 02 Ekim 2019 09:58
Artık bu ülke de FETÖ gibi tehlikeli başka yapılarında olabileceğini düşündürten çok şeye tanık oluyoruz. Umutlarımız gün geçtikçe azalıyor.Üzülerek var olmak acı verici.
Karar Okuru 02 Ekim 2019 09:55
Ilahi Yildiray Bey. Cok yasayin. Yazinizin basligina bakinca ben de gecen haftaki Istanbul depremini tartisiyorsunuz sandim : )
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 09:53
“Bacımızın üstüne işediler (görüntüleri de vardı!”, “Camide bira içtiler”, mühürsüz oyların geçerli sayıldığı 2016 Nisan seçimini, Erdoğan’ın “Atı alan Üsküdar’ı geçti açıklamalarını da unutmayalım.
Konu ayrıntılarla boğuluyor Emsal ve tırnak atıfların çok fazla ve gereksiz Sıkıcı
Tebrik hak eden bir gazetecilik işte budur. Ayrıca hafızamızı da tazelediği için yazıya bayıldım. Ve yalakalıktan gözleri kör, kulakları sağır olmuş medyamızın içler acısı hali...
karar okuru 02 Ekim 2019 09:15
bu adamlar yüzsüz siz kimden özür bekliyorsunuz
mutlu yücel 02 Ekim 2019 08:52
2)”Allah şerleri depremle de helak edermiş. Şimdi düşünelim sen iktidarında da üç dört şiddetindeki depreme dayanamayan, ayakta zor duran projelerin altında düzeninin imzası olsun buna böyle gelmiş böyle gitsin de, sonra da dön suçu o binada oturup can veren sabilerin üzerine at. Bu duruma da tepki göstermesinler diye “Allah’ın taktiridir ”de. Demem o ki, yandaş basın da her konudaki iftiralara “büyük dava için her yalan mubahtır” der işin içinden çıkar belki depremin de nedenini gezi olaylarına yıkarlar, seni de suçlu yaparlar.
mutlu yücel 02 Ekim 2019 08:52
1)92 Erzincan depreminde Sigorta Hastanesi lojmanlarından kurtulan biri dedi ki”biz ne olduğunu anlamadan her şey yerle bir oldu ”düşünün binanın sağlamlığını sarsıntının şiddetine birkaç saniyesi bile dayanamamış, demek ki kendini zor ayakta tutuyormuş. Şimdi bu ve benzeri kamu binalar, Gölcük Depreminde çıkan yasadan önce, her iktidar zamanında da yapıldı. Neyse Tüm siyasiler geçmiş olsuna geldi Erbakan gelmedi. Öğrendik ki Kuran ın buyruğuna göre hareket etmiş bizim Müslüman.
okur 02 Ekim 2019 08:21
her yalan sevap oldu maalesef
selman 02 Ekim 2019 08:20
Utanmazlık ve yalancılıkta çağ atladık hamdolsun.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 07:46
Bu secim sonrasi yasananlar iktidarin demokrasi ahlaki, kurumlara ve millete guveni ve verdigi degeri apacik ortaya cikaran bir surec oldu. Demokrasi ve ekonomi icin kotu ancak ulkeyi yonetenlerin kisiliklerinin ortaya cikmasi acisindan iyi oldu.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 07:16
Müslüman dürüst olmalıdır.. Müfterilerin hali nice olacak kıyamette acaba.
M. S. 02 Ekim 2019 06:27
TBMM'nin fiili olarak lağvedildiği bir ülkede YSK'nu eleştirmek!! Hukuktan adalet istemek yerine R.T. Erdoğan isimli bir Allah kulundan şefaat dilenen (N. Ilıcak) bir ülkede YSK'nu eleştirmek!! Yargısı, yasaması hikâye olmuş ve yürütmesi bir tek insanın kumandasına geçmiş bir ülkede YSK ve bilumum K' lar nedirler ki, ne ifade ederler?
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 06:27
Muhalefet oyuna sahip çıkınca bunlar oldu. Anadolu ajansının haberine güvenseydi saat dokuzda yatar uyurdu.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 05:02
Ozur mu bekliyorsunuz bu vicdansizlardan? Ruyalar gercek olsa diye bir sarki vardi ama siz bunlarin ozur diledigini ruyanizda da goremezsiniz.
Has Parti 02 Ekim 2019 03:25
Sayın yazar size de Sayın Erdoğan ile Christof Colomb tek yumurta ikizi gibi geliyor mu? İkisi de bir yola çıktı nereye gideeklerini bilmiyorlardı, ikisi de bir yere geldi, geldikleri yeri anlayacak ve kavrayacak durumda değillerdi.
Süleyman d. 02 Ekim 2019 15:28
0
Maalesef üstad fazla iyimsersiniz. Ben yaşadıklarımıza bakıp: "Bu kadar cahillik anca eğitimle olur" diyorum. Bilmeden, istemeden bir toplumun hassas noktalarına bu kadar darbe vurulamaz!
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 03:23
Bebekler hapisteyken ülkeyi bu kadar maddi manevi zarara sokanların bir soruşturmaya bile uğramaması. Adaletin batsın!
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 03:14
Onlar bir özürle (ki özür dileyeceklerini de sanmıyorum), 'kandırıldım, milletim affetsin'le paçayı kurtarıp bir de zeytinyağı gibi üste çıkıyorlar. Altta kalanın canı çıksın, öyle mi...
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 02:46
Suratsız adamı yakınlarda gören varmı
Karar Okuru 02 Ekim 2019 02:37
Bu günlere gelişte desteklerinizi unutmadık. Şimdi şikayet boş iş 40+1 e gidiyor. Tedavisi olmayan bir mecraya ülkeyi sokan anlayış siLer ile güçlendi. Seçim bile oyuncak oldu! Sahi siz vesayeti Mi kaldırdınız.
Süleyman d. 02 Ekim 2019 01:39
"yalandan kim ölmüş" diye iğrenç bir söz var bilirsiniz. O iğrençlik var ya o iğrençlik. Her yeri sardığı halde; ne görenimiz ne duyanımız ne de ağlayanımız yok!!!
Süleyman d. 02 Ekim 2019 08:41
0
Yazmayı unutmuşum ; Hani İmamoğluna en az %5 oy hediye ederek Turgay Güler 'i de sollayan Ali İ. Yavuz'u adalet bakanı yapma ooerasyonuymuş geçen hafta adlet bakanlığına yalanan Pelikan darbe girişimi :)))
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 01:25
Erdoğan sonrası dönemde, bugün yaşadıklarımız açıkça yazılıp söylendiğinde yandaş politikacıların ve gazetecilerin (Yenilmez Armadanın ) insan içine çıkamayacak hallerini düşündükçe bol bol gülüyorum.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 03:20
0
Ne kadar da safsınız. Adı üstünde yandaş, onlar hiç bir devirde kaybetmez.
KARAR OKURU 02 Ekim 2019 01:11
hep bu dis gucler
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN