Back To Top
Kahrolsun anksiyete!

Kahrolsun anksiyete!

 - Son Güncelleme: 09.11.2019 Cumartesi 10:27
- A +

Günlerdir büyük açık hava partilerine benzeyen protestoların sürdüğü Lübnan’da protestocu gençlerin Beyrut’ta bir binanın duvarına yazdığı sloganlardan biriydi bu.

Anksiyete ya da kaygı bozukluğu büyük travmaların, korkuların, gelecek kaygısının, ekonomik ya da sosyal sorunların tetikleyebildiği bir psikolojik hastalık. Panik ataklar, sosyal fobi, obsesif kaygılar şeklinde ortaya çıkabiliyor.

Kötü yönetilen, güvende hissettirmeyen, insanların geleceklerinden endişe ettiği, ekonomik sorunlarla boğuştuğu bir ülkede, kaygı bozukluğu sadece bireysel değil, toplumsal bir hastalık haline de gelebiliyor. 

O yüzden bir toplumu yeniden ayağa kaldırmak, heyecanlandırabilmek için kıstırılmışlık, yalnızlık, çaresizlik, işe yaramazlık hissini yayan anksiyete de mücadele edilmesi gereken düşmanlardan biri.

Travmatik iç savaşların içinden gelmiş, etnik, mezhepsel bölünmüşlüğün ortasında yaşayan ama uzun süredir bu çıkmazı kabul edip, üzerine toprak atılmış gibi bekleyen Lübnanlıları bu kaygı bozukluğu halinden uyandıran bu kez ne etnik ne siyasi ne de mezhepsel bir gerilim oldu.

Olayların kıvılcımı bu kez gerçekten bir kıvılcımdı. 

Yaz aylarında ülkenin ormanları cayır cayır yanarken devletin sadece izlemesi, ülkenin ne kadar kötü yönetildiğini, kaynakların nasıl yolsuzluklarla çarçur edildiğini bir kere daha gösterdi.

Üstüne ekmeğe, benzine yeni vergiler geldi. Ama bütün topluma esas “bu kadar da olmaz” dedirten, hükümetin internet üstü telefon konuşmalarına yani bildiğimiz Whatsapp ve benzerlerine vergi koyma planları oldu. 

Bu zam girişimi, siyasetle ilgilenmeyen gençlerin de gözünü açtı. 

10 yıldır genç işsizlerin oranının yüzde 20’lerde seyrettiği ülkede, protestoların bir çağrıcısı, siyasi lideri, dini, mezhebi ve ideolojisi yok. 

Herhalde bundan çok endişelenen “mekanın sahibi” Hizbullah lideri Nasrallah, televizyona çıkıp protestoların arkasındaki dış güçlerden bahsetti, eli sopalı Hizbullah taraftarları protestoculara saldırdı. 

Ama bunlar bile meydanları doldurup, eğlenen kalabalıkların evlerine dönmesini henüz sağlayamadı. 

Irak’ta da haftalardır kalabalıklar sokakları, meydanları dolduruyor. Daha sert, kanlı protestolar bunlar. Şimdiye kadar 300 kişi hayatını kaybetti.

Irak’taki protestoları da bir siyasetçinin, bir dini ya da etnik liderin çağrısı başlatmadı. 

Her şey yüksek lisans eğitimi almış ülkenin eğitimli, entelektüel gençlerinin Bağdat’ta Başbakanlık binası önünde işsizliği protesto eylemi ile başladı. 

Devlette, yüksek eğitimli gençlere çalışabilecekleri pozisyonlar açılmamasının sebeplerinden biri ülkede üst düzey bürokratik kadrolara etnik ve dini kotalarla personel alınması. 

Ama Başbakanlığı koruyan askerler, yüzlerle sayıları ifade edilebilecek eğitimli gençlerin bu barışçıl ve haklı eylemini bile şiddetle bastırmayı seçti, kadın göstericiler de bu şiddetten nasibini aldı, bu muamele diğer insanların da ağrına gitti, kalabalıklar büyüdü.

Bundan bir kaç gün sonra, IŞİD’e karşı kazanılan zaferin mimarlarından üst düzey bir Sünni general, ülkedeki yolsuzluklara karşı çıktığı için görevinden alınınca sıradan Iraklılar şöyle düşündü; ‘Bu eğitimli gençlere, bu kahramana bile bu yapılıyorsa, bize neler yapmazlar?’ 

Ülkedeki kötü yönetim, gelecek kaygısı yaşayan gençler, yolsuzluklar, Şii- Sünni bütün Iraklıların artık Arap asabiyesine dokunan ülkedeki İran etkisine karşı birikmiş öfkeyle birleşti, “Irak’ı geri istiyorum” sloganıyla haftalardır Bağdat’taki rejimi sarsıyor. Tabii hem Şii milislerin komutanı hem de Hamaney Irak’taki gösterilerin arkasında ABD, İsrail ve Körfez ülkelerinin olduğunu söyledi.

Şili’de de hikaye benzer. Yine milyonları sokağa döken politik nedenler ya da aktörler olmadı. Düğmeye basan metro biletlerine zammı protesto eden ortaokul ve lise öğrencileri oldu.

Devletin sert müdahalesi olayları büyüttü, şimdi yüzbinler yeni anayasa talepleriyle sokaklardalar.

Pinochet diktatörlüğünden 1990’da kurtulup demokrasiye geçmiş, ekonomisini toparlamış ülkedeki derin sınıfsal çatlağı en iyi devlet başkanı Pinera’nın eşinin internete düşen bir ses kaydı anlatıyor. Gösteriler için “Yabancı istilası gibi” diyen Bayan Pinera, varlıklı arkadaşlarından “İnsanlara iyi davranmalarını, ayrıcalıklarından vazgeçip, diğerleriyle paylaşmaya” çalışmalarını istiyor. Olağanüstü hal ilan eden Devlet Başkanı Bay Pinera’ya göre de gösterilerin arkasında tabii ki dış güçler var. 

Ama sosyal medya dünyasında, artık dünyanın her yerinde, bambaşka bir gerekçeyle patlak verebilecek böyle protesto dalgalarının arkasında bırakın dış güçleri, bilindik iç güçlerden bile kimse yok.

Siyasi partiler, dernekler, sendikaların başlattığı gösteriler değil bunlar. 

Örgütlü bir toplum olan Fransa’da bile karbon emisyonunu azaltmak için benzin fiyatlarına konan vergiye tepki olarak arabalarının arkasındaki sarı yelekleri giyip protesto gösterileri yapanların arkasında hiçbir organize grup yoktu.

Tabii Türkiye’de kimse buna inanmadı. Sarı Yelekliler’in gösterileri hala sürüyor, haklarında üretilmiş bütün komplo teorileri çöktü ama zaten artık Türkiye’deki komplocuların ilgisini de çekmiyorlar.

Onlar bugünlerde Fatih’te siyanür içerek intihar eden orta yaşlı dört bekar kardeşin trajik hikayesi üzerinden “birilerinin yine bir şeyler kaşıyor olması” ndan endişeliler.

Bir toplumun ülkedeki sorunlara verebileceği bütün olası tepkiler için bir komplo teorileri hazır bekliyor.

Sanki Türkiye’de ekonomik sorunların varlığına, halkın artan mutsuzluğuna, gelecek kaygısına böyle trajik hikayeyi delil göstermeye ihtiyaç varmış gibi.

TÜİK’in son verilerine göre Türkiye’de genç işsizlik oranı yüzde 27.1’le rekor kırmış durumda. Bu işsiz gençlerin en az bir milyonu üniversite mezunu işsiz gençler. 

Üniversite mezunu işsiz genç demek, hayal kırıklığı demek, gelecek kaygısı demek, öfke demek. 

Tunus’ta Arap Baharı, sokakta el arabasıyla kuru yasemin satan bir üniversite mezunu gencin, zabıtanın dayağından sonra kendini yakmasıyla başlamıştı.

İş sahibi olanlar ise ne kadar başarılı olursan ol ya da ne kadar çalışırsan çalış Türkiye’de hak ettiğin yere, siyasi torpilsiz, referanssız gelemeyeceğin gerçeğini kabullenmiş durumda.

Girdikleri mülakatlar, gördükleri ve asla görmedikleri iş ilanları her gün onlara bunu hatırlatıyor. 

Buna elleri kolları bağlı, işsiz, ümitsiz, haksızlığa uğradıklarını söylemenin bile zor olduğu bir ülkede yaşamaya çalışan 150 bin KHK’lıyı ve ailelerini de eklerseniz, Türkiye’nin ciddi bir toplumsal riskle karşı karşıya olduğu görülebilir.

Medyada ülkenin sorunlarının neredeyse görülmediği, örgütlü herhangi bir toplumsal tepkiye izin verilmeyen, hukukun muhalif seslere karşı sopa olarak kullanıldığı, siyasetin alternatif üretemediği, böylesine ciddi ekonomik sorunların yaşandığı bir ülkede iktidarların en azından sorunların varlığını kabul edip, topluma bunları çözme güvenini vermesi beklenir.

Ama bunun yerine çareyi ekonomi kötü demeyi bile yasaklayacak kanun tasarılarında bulmak, her protestoyu, eleştiriyi “birileri düğmelerine bastı” klişesiyle açıklamak, mevcut ekonomik sorunların yaratabileceği toplumsal tepkileri daha hashtag düzeyindeyken kriminalize etmek, insanların kaygı bozukluklarını daha fazla artırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın açıkladığı Dünya Mutluluk Raporu’nda Türkiye 2017’de 69’uncu iken 2018’de 74’üncülüğe, 2019’da ise 79’unculuğa geriledi.

Maalesef gözlerimizin önünde bir toplum heyecanını, gelecekten ümidini kaybediyor, içine kapanıyor, kaygı bozuklukları artıyor.

Ve maalesef Ankara karnesindeki kırık notları kalemle düzeltmeye çalışmakla fazlasıyla meşgul, bu trajik gerçekle kavga ediyor.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 10 Kasım 2019 00:17
Her zamanki gibi Cok super bir yazi. Keske TR nin yüzde biri böyle okumus ve düsünür olsa sizin gibi.
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 20:17
Turkiye Barolar Baskani Feyzioglu "Altan ve Ilicak Turk mahkemesi tarafindan suclu bulunmustur" deyip tahliye edilmelerine itiraz etmis. Eski siyasetcilerden Turhan Feyzioglunun oglu oldugu icin torpille Baro baskani olmus bu tuhaf insan daha gecen yil AK Partiyi elestirirken birden bire 180 derece donup AK Parti sempatizani oldu. Dikkati cekme hastaligindan muzdarip. Bu ulkede yargi sisteminin icler acisi durumunu elestirecegine, siyasetciymis gibi demecler veriyor. "Soz konusu vatansa gerisi teferruattir" da demisti iki ay once. Bir hukukcunun bu sozu soylemesi kepazeliktir.
Fahrettin Özdemir 09 Kasım 2019 20:07
Bir tehlike daha var,halk arasında işe sadece AKP'liler alınıyor diye bir söylenti başladı;bence bu daha tehlikeli.Bir Belediye Başkanı beş yerden Yönetim Kurulu üyeliği için ücret alıyor,acaba bunlara yetişebiliyor mu?Bu hak mı adalet mi?Başka adam mı yok?Düşünebiliyor musun Turcell Türk lirasıyla para topluyor,yönetim kurulu mensuplarına eureo ile yönetim kurulu ücreti ödüyor.
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 18:50
Cem Uzan geri dönüyormuş. Muhtemelen yapılan hesap CHP oylarını bölmek ve İmamoğlunu safdışı etmek. Hatta ülkücü oyları da almayı planlanmış olabilir. 2. turda Uzan da AKP'ye destek verirse ve AKP yeniden başkan seçer. Böyle bir senaryo olabilir mi, yazarlar, ne dersiniz? Yanlış mı düşünüyorum?
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 19:59
1
Cem Uzan %1 bile oy alamaz. Reis 2023 secimini kazanmak istiyorsa iYi parti ile de ittifak yapmak zorunda. AKP - MHP - iYi parti ittifaki secimi kazanir.
Heredot 09 Kasım 2019 18:43
Gemidekiler hadisi meşhurdur...eğer üsttekiler alttakileri devamlı görmezden gelir, çok kazanandan az, az kazanan işçiden ve emekliden çok alınırsa,,, adalet üsttekilere farklı alttakileri farklı uygulanırsa işte o zaman alttakiler o gemiyi delerler ve üsttekilerin kaderide alttakiler gibi boğulmak olur... Allah korusun! Gidişat iyi değil maalesef
Ancak coker 09 Kasım 2019 18:26
Bu tur rejimler evrimleserek gelisemezler, ancak cokerler. Bu sorun degil, cunku ulkenin hayrina. Sorun su ki boyle rejimler cokene kadar ulkeyi de cokertirler...
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 16:02
olurmu canim. ameriga alamanya bizi gisganiyy
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 15:42
Sayın oğur birdaki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 15:40
Yıldıray oğur bunu sizde sezginliyorum
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 15:39
Cesur yazarlara ihtiyaç var
Mevlüt 09 Kasım 2019 15:17
Bir hanede 4 ünv.mezunu var ve hepsi iş buluyor. Bir hanede üç kişi var hepsi ünv.mezunu 3 yıldır işsizler. Üstelik KPSS puanları işe giren 4 kişiden yüksek. Rahmetli Ecevit KPSS yıl Adaletli bir iş bulma sistemi olarak getirmişti. Bu hükümet bu eşit iş bulma sistemi yerle bir etti.
KARAR OKURUMürsel 09 Kasım 2019 15:00
Dünya düzeni çöktü ama yenisi kurulmadı.Güçlüler uzatmaları oynuyor. Yeni gördüğüm inanamadığım şey; genç müdürlerin birkaç yüksek maaş alması.24 saat çalışsa bile 2 maaş haram ve kışkırtıcı."Maaşlı çalışan vatan millet için memur olmalı ve ancak ihtiyacını karşılamalı".(S.Nursi).Vallahi 24 saat üzerinden öğretmenlik yapan ücretsiz kurs veren, gönüllü ve ücretsiz din derslerine giren öğretmenler tanıyorum..Çoklu maaşlara Hayrettin hocamdan yazı bekliyorum.
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 14:01
Toplumlar için;”değişim ve dönüşüm” çok önemli iki kavram..ancak ikisinin farkını anlamadan birbiriyle bağlantılı düşünen çok sayıda insan var..toplumlar çağa-zamana-ortama uymak arına değişimler yaşarlar,bu kaçınılmaz olandır..ama dönüşüm bilinçle-us’la iradi olarak gerçekleşir..travmatik veya tamamen bilimsel gereklilik ve farkındalık sonucunda olabilir..örnek fransız ihtilali- Rus devrimi-t.c devrimi..bence;şu anda sürece yayılmış bir dönüşüm yaşanıyor,ama toplumun geneli bundan bihaber..mutlaka birgün anlayacaklar..ne zaman mı?:kaybedince....
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 13:55
Yıldıray bey! Hakikaten çok başarılı yazılar yazıyorsunuz, e ben de takdir ederek okuyorum. Bir önceki yazınızdan bir alıntı: "40 yıldır bütün Cumhurbaşkanı, başbakanları kandırmış bir örgüte, herkesin desteklediği meşru bir cemaatken............'Acırsanız acınacak hale düşersiniz' diye korku salınarak, basit hukuk ve adalet ilkelerinin işlemesi engelleniyor" Ne diyeyim? Bu cümlelerin yer aldığı yazının üstüne "kahrolsun anksiyete" başlıklı yazı çok isabetli olmuş. Ne okuyordu Güloğlu: güleyirum haluna katula katulaaaa.. bi sözünü geçüremedun "cinaliyeéeee...."
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 13:25
Mükemmel. Hakikati haykırmaya devam.Sağolun
Kartal Vakur 09 Kasım 2019 12:51
Yazı güzel ve gerçekçi ama bunu bir faydası yok. Olan Olmalıydı. Olacak Olan Olur. Oacak Olan Oldu.
Bir KARAR Okuru 09 Kasım 2019 11:46
Sayın Oğur, kaygı bozukluğunun sebeplerini, işaretlerini ve geleceğe yönelik muhtemel neticelerini bir aydın kalemiyle ele almaya ve makul bir dille açıklamaya çalışmış. "Teşekkürler, bravo, işte bu.." diye haykırası geliyor insanın.. Ancak kanımca, toplumsal anksiyetenin en temel sebebi olarak işaret edilmesi gereken şey, böylesi bi rahatsızlığın tıpkı insan vücudunda olduğu gibi baştan kaynaklanıyor olmasıdır. Dolayısıyla baş sağlamsa vücut da sağlam, baş sakatsa vücudun her tarafı da bunu en derinden hisseder. Sözün özü, günü ve geleceği okuyacak olan başımızın sağlığına dikkat kesilmeliyiz
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 11:37
18 yilin sonu boyle olmamaliydi, ortak yasamin asgari mustereklerinde birlesmis, ic toplumsal sorunlarini cozmus, adalet, egitim gibi kurumlari liyakatla tikir tikir calisan bir yapi olmaliydi, onyargilar kirilmis olmaliydi, ancak olmadi, olmadigi gibi daha kotu bir durum mevcut. Yakin gelecek de umit vermiyor. En kotusu de guvenin bosa cikmasi ve kotuye kullanilmasi.
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 11:33
Ne yani şimdi bu dört kardeşi cia mossad öldürmedimi demek istiyorsunuz.
Ümit 09 Kasım 2019 11:29
2_ Gittikleri ülkelerde edindikleri birikimlerden ülke menfaatine olabilecek önerilerine açık olunduğu bildirilmelidir.Getirdikleri önerileri bilgileri kabul ederek en üst düzeye iletilmesi nin yolu bulunmalı.Geleceğimiz yetiştirdiğimiz beyinlere bağlı olduğu hep hatırda olmalı.
Ümit 09 Kasım 2019 11:18
1-Türkiye, avrupa ya göç yolu üzerinde oluşu ve gelinen ülkeye göre imkanların daha iyi olması yılda 100 binlerce insanın düzensiz göçüne kucak açmaktadır.Bu durum türk halkının refahından ödün vermesi anlamına gelmektedir.Kendi gençliğimiz iş ve eğitim kalitesi bulamazken bu göçlerin önüne geçilememesi bizde de anksiyeteyi artırmakta.Binbir emekle yetiştirdiğimiz beyinler birer birer ülkeyi terk etmekteler.Doktorasını yapıp gitmeye kalkanlarla yönetimler mutlaka irtibat kurmalı .Onları onore edecek konuşmalar yazışmalar yapılmalı.Ülkelerine gönül kırıklığı varsa telafisi üzerinde durulmalı.
Sabahattin 09 Kasım 2019 11:15
Ön seçim ve dar bölge bu tür hayal kırıklıklarının meşru zeminlerde kendini ifade etmesini, talepte bulunmasını, sonuç almasını sağlar.
musto 09 Kasım 2019 10:56
Önümüzde seçim yok ama ülkemizde anormal bir şeyle oluyor 24 saat televizyon kanalları Aile partisinin başkan ve yardımcısının kurgulanmış alkış ve tezaruhatların gırla gittiği toplantıları izliyoruz.Her ne kadar 20 senede mağara devrinden cilalı taş devrine geçtiğimiz anlatılsa da sokaktaki vatandaş cebine girene bakıyor, Böyle olmadığını görüyor, artık açlıktan ölseniz de ölürken bile tokum Allah başkanımıza zeval vermesin başkanım çok yaşa diyeceksiniz.
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 10:52
Yine dünyadan kalktınız, Türkiye'ye indiniz. Bu tip yazılarınızda Türkiye'ye ne zaman ve nasıl geleceğinizi merakla okuyorum.
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 10:51
Merak etme Ahmet Davutoğlu anksiyete bozukluğunu giderecek
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 09:40
ırakla ilgili gözleminizde emin misiniz? "yanlıştır" anlamında sormuyorum. sadece, ıraktaki önemli bir şii liderin irandaki gezisinden döndükten sonra, gösteriye katıldığı açıklanmıştı da kafam karışmıştı.
Bütün peygamberler kötü gidişe ahlaksızlığa vebozulmuşluğa dur demek için gönderilmiş lakin çoğunluğu ya sürülmüş ya öldürülmüş yada ağır cezalara maruz kalmış lakin ülke yönetenler ve ağababalar hep gerçekleri kalemle gizlemiş zulümleri görmezden gelmiş ve ve hep birlikte mukadder sonu yaşamışlar kırk yıldır okuyup yazanlar bir saat bile kulluktan ayrılmayanlar sadece Allah demiş vatan ülkem demiş gençlik ve gelecek demiş insanlar bugün ağaç kabuğu yesinlere gelmişse hiçbir yakını bile devlette işe giremiyorvebalı muamelesi görüyorsa mukadder sonu beklemekten gayri nem kaldı diyor şairya
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 09:18
28 Şubat ve daha sonraki dönemlerde zamanin egemen güçleri bize ama fakat şöyle gibi kelimeler ile yaşama alanı tanimazdi bizde bunu ideolojik bir kavga zannediyor idik ne kadar kalın kafalı imisiz daha yeni iktidarın nimetlerinin kavgası olduğunu anladik
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 09:11
Hani kedidir kedi meşhur benzetme var ya şimdi dünyanın neresinde olursa olsun bir protesto olsun hemen dış güçler ifadesi ağızdan dusuveriyor hiç sıkılmadan utanmadan hiç kendilerine dönüp aynaya bakmıyorlar biz ne yapıyoruz ne yaptık diye bu modeller hep aynı
Özkan 09 Kasım 2019 06:59
Yıldıray bey ben edebiyat öğretmeniy (dim) bu yazılı kağıdına yazılmış bir cevap olsaydı 100 üzerinden 100 verirdim Gerçekten ama gerçekten son zamanlarda okuduğum en başarılı yazı...
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 05:11
Sorunlar cozulmedikce giderek daha da buyuyor. Tek care Suriyeye bir harekat daha yaparak hic olmazsa birkac hafta gundemi degistirmek. Tabii Trump'tan ve Putin'den izin almak lazim. Trump'tan umut kesilmez; sagi solu belli olmadigi icin iyi gunune rastlarsa "hadi bir 30 km daha iceri girin" diyebilir ama o ruh hastasinin da basinda azil sorusturmasi var. Bugunlerde her hareketi mercek altinda.
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 04:01
Biliyor musunuz bu "kasimak" tabiri biz muhafazakarlar icin soylenirdi zamaninda, cok kasidilar filan diye bizi, haklarimizi baskilamayi mazur gorurlerdi.. sanki hicbir sey degismemis gibi, sanki ayni filmi seyrediyorum.. bunlarin haline bakinca hep aklima tasan kahve gelir.. guzelce kopurur, derken yukselir yukselir ve butun kopuk ters takla gerisin geri coker, kahve de camur gibi bir sey olur.. ferahlandiran sey su ki, hicbirimiz burada cok kalmayacagiz, cok cok 50 yil sonra hepimiz ölmüş olacagiz, yerlerimize bambaska insanlar gelmis olacak.. ölünce, o zaman ne yapacaklar??
KARAR OKUR 09 Kasım 2019 03:58
Yazar köşesini başkasına mı açtı, yoksa önceki yazılarını mı başkası yazdı acaba diye düşündüm.. dil kullanımı böyle değildi..
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 03:25
Hepsi Kılıçdaroğlunun suçu bunu biliyoruz. Gerçekten...
Çerkez Ethem 09 Kasım 2019 03:06
..."Sarı Yelekliler’in gösterileri hala sürüyor, haklarında üretilmiş bütün komplo teorileri çöktü ama zaten artık Türkiye’deki komplocuların ilgisini de çekmiyorlar. Onlar bugünlerde Fatih’te siyanür içerek intihar eden orta yaşlı dört bekar kardeşin trajik hikayesi üzerinden “birilerinin yine bir şeyler kaşıyor olması” ndan endişeliler"... Gerçekler, genelde bizleri okadar ilgilendirmez çünkü bol soslu Komplo ve Kolpa dolu olan t.c. sisteminde yaşayıp büyüdüğümüzden, neyin nekadar doğru olduğunu bizler bilemeyiz kutsal elit ve politikacılar herzaman daha iyi bilirler bizden !
Karar okuru 09 Kasım 2019 02:56
Son iki cümledeki 'maalesef'e bir de ben ekleyeyim, 'maalesef yapılabilecek hiçbir şey yok'. Çünkü alternatif yok. Alternatif olmadığı için bu kadar ipliği pazara çıkmış, ortalığı kana bulamış bir yönetim hala %40 destekli. Bir avuç muhteris, dinsiz, imansızın memleketi yönettiğini biliyorum ama yine de Ergenekon Partisi CHP geleceğine bunlar olsun diyorum. Ne yapabiliriz? İki ucu malum değnek. Çok umutsuzum. Korkuyorum memleket Meksika'ya dönecek.
Sorgulayan 09 Kasım 2019 09:12
1
"Maalesef yapılabilecek hiçbir şey yok. Çünkü alternatif yok." Daha sonra, karşılaşıldığında, tahammül edilemeyecek eylemsel kavramlar sıralanmış. Yazık. Bu yoruma yorum yazmayacaktım. Ama etrafıma baktığımda bu düşünceye sahip çok insan görmekteyim. "Ne yapabilirim" diyor etrafımdakiler, "olumsuz gidişatı görüyorum ama başka alternatif yok" diyorlar. Düşüncenin bittiği yer. Beyninin ve bedeninin esir alınmışlığı. Alternatifleri göremeyecek kadar basireti bağlanmışlık. Öte yanda, asıl olan; dışarıda olduğu söylenilen olumsuz kavram ve eylemlerin içselleştirilmiş olduğu!
Kararlı 09 Kasım 2019 09:19
0
vermeseydin oyunu kardeşim. kimse söylenmesin, seçimler oldu, memleket seçimini yaptı. şimdi sonuçlarına katlanacak. yıllardır kötüye gidiyoruz, yeni değil. duvara toslamadan da sonuç değişmeyecek. her millet hakettiği gibi yaşar. Nokta.
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 10:31
2
Senin gibiler için en güzeli bu. Devam et
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 09:59
2
senin reisin ergenekon mergenekon yok deyip adamları kendine danışman etti. Reisine iftira mı ediyon sen. Perinçeki dinleyen bahçelinin sözünden dışarı çıkmayan adamın var. Şu haliyle bile CHP yi al öp başının üstüne koy. Bin kat daha iyidir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN