Back To Top
Neyi kaybettiğimizi hatırlamak...

Neyi kaybettiğimizi hatırlamak...

 - Son Güncelleme: 10.07.2019 Çarşamba 10:04
- A +

Her ne kadar Cumhurbaşkanı bu görüşe katılmasa da dünyadaki pek çok merkez bankasının ve Türkiye Merkez Bankası’nın para politikasının ana hedefi kısa vadeli faiz enstrümanını kullanarak enflasyonu kontrol etmek.

Merkez bankalarının bu para politikası “bir enstrüman yalnız bir amaç için kullanılır” kuralına dayanıyor. 

Bu kurala da Tinbergen Kuralı deniyor.

Kurala adını veren Jan Tinbergen, Hollandalı Nobel ödüllü bir iktisatçı. 

Ekonometri ve ekonomik planlamanın kurucu babalarından olan Tinbergen, 2. Dünya Savaşı’nın ardından şehirleri yıkılmış, halkı açlıktan toprak yiyen Hollanda’nın Merkezi Planlama Teşkilatı’nı kurup ve başkanlığını yapmış, açlıkla boğuşan Hollanda’yı dünyanın en büyük tarım ihracatçısı yapan ekonomik mucizenin mimarlarından biriydi.

Şimdi adına bir enstitü de olan Tinbergen’in Hollanda mucizesinden sonra ekonomik gelişmesine danışmanlık yaptığı bir ülke daha vardı; Türkiye.

Aslında Türkiye 1959 yılında Tinbergen’in kapısını çalana kadar pek çok ünlü iktisatçıdan Türkiye ekonomisi için raporlar ve çalışmalar istemişti. 

1950’lerin başında her şey çok parlak görünmekteydi. Savaş sonrası yıkılan tüm Avrupa’ya olduğu gibi Türkiye’ye de Marshall Yardımları ve Dünya Bankası’dan büyük paralar akmıştı. Demokrasiye geçen, liberal bir iktidarın iş başında olduğu, NATO’ya yeni üye olmuş Türkiye’nin kredibilitesi yüksekti. 

Ama DP iktidarı bu paraları plansız, programsız bir şekilde yollar, barajlar gibi büyük projelerde harcamıştı. 

1953 yılına gelindiğinde artık enflasyon yüzde 4.9’dan yüzde 9’a fırlamış, dolar fiyatı karaborsada iki katından (5,6 TL) işlem görmeye başlamıştı. 

Bozulan ekonomi üzerine DP iktidarı yurtdışından dünya çapında şöhret sahibi ekonomistleri Türkiye’ye davet etti.

Birbiri ardına Ankara’ya gelen uzmanlar, ekonomik kaynakların popülizm ve üzerinde iyi düşünülmemiş yatırımlarla harcanmasına karşı hükümete ekonomik planlar hazırladılar. 

Onlardan biri olan Harvard Üniversitesi’nin ünlü ekonomi profesörlerinden ve Amerikan yardım kuruluşu USAİD’in başkan yardımcısı Hollis Chener, hükümete bir program teklif etmiş, önlem alınmazsa ekonominin devalüasyona doğru gittiği uyarısı yapmıştı.

Ama hükümet onun hazırladığı planı fazla Sovyetik bulmuş, raporu tozlu raflara kaldırılmıştı. 

Beklenen kriz 1954’de geldi. 

Acil kredi bulmak için ABD’ye giden  Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın Dünya Bankası’yla yaptığı görüşme ise yeni bir krize neden oldu.   

İstenilen kredini rakamı yüksek bulduğunu söylemek isteyen Dünya Bankası başkan yardımcısının “But this is beyond Turkey’s credit worthiness” sözlerini çevirmen “Ama Türkiye’nin itibarı yok ki” diye çevirince Bayar küpleri binmiş, derhal yanındakilere bir talimat vererek Dünya Bankası’nın Türkiye temsilcisi “persona non grata” yani istenmeyen adam ilan edilmişti.

İstenmeyen adam ilan edilen Dünya Bankası Türkiye temsilcisi Piet Lieftinck, Hollanda ekonomisini savaşın sonunda ayağa kaldıran eski Maliye Bakanı’ydı. Türkiye’den kovulduktan sonra Dünya Bankası’nda uzun yıllar yöneticilik yapmış, bu muamele yüzünden en yakın kredi kaynağı olan Dünya Bankası’nın kapıları DP iktidarına kapanmıştı.

Daha sonra ekonomide danışmanlık için davet edilen ünlü başka ekonomistlerin tavsiyeleri, hazırladıkları programlar da seçim ekonomilerine tercih edilip, hasır altı edildi. 

İşte 1959 yılında artık tüm kredi kapıları üzerine kapanmış hükümet tavsiyeler üzerine Prof. Tinbergen’i bulmuştu. 

Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun görüştüğü Tinbergen’in görüşmede sadece masraflarının karşılamasını istemesi, danışmanlık için ücret talep etmemesi Ankara’da profesörün uzmanlığının hakkında şüphelere neden olmuştu.

Ama sonra çalışmalara başlandı. Prof. Tinbergen’ın Türkiye’ye gönderdiği yardımcıları, Ankara’nın genç ve parlak bürokratlarıyla birlikte planlar hazırlamaya başladılar. 

O genç bürokratlar arasında Süleyman Demirel ve Turgut Özal da vardı.

Tinbergen’in tavsiye listesinin birinci sırasında Başbakanlığa bağlı bir planlama teşkilatı kurulması ve beş yıllık kalkınma planları hazırlanması vardı. 

Bu işin dünyadaki bir numaralı ismiyle birlikte yürütülen hazırlıklar devam ederken 27 Mayıs darbesi oldu.

Ama darbeciler de planlama fikrine sıcak bakıyordu, hazırlıklar hızlandırıldı ve Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kuruldu. 

Her ne kadar darbe iktidarında kurulmuş olsa ve planlama fikrine sağ iktidarlar soğuk baksa da DPT, devletin geleceğinin planlandığı resmi bir think tanke, bürokrasinin en donanımlı kadrolarının yetiştiği bir okula döndü. 

1950’lerde Türkiye’ye davet edilen ama tavsiyeleri dinlenmeyen yabancı ekonomistlerin yerinde artık sürekli Ankara’da hükümetlerle ve bürokrasiyle birlikte çalışan, onları uyaran, öneriler hazırlayan yerli uzmanlar vardı. 

Ama Ankara’da iş başına gelen iktidarlar bu önerilere de kulak asmayabiliyordu. Adı Devlet Planlama olan bir teşkilat, Ankara’da devletçi ekonomiden serbest piyasaya sistemine geçilmesini fikrinin de ilk savunucusu olmuştu.  Dünyayla ilişki içinde olan DPT kadrolarından başını Özal’ın çektiği bir ekip, 70’lerden itibaren serbest piyasacı görüşleri ve reformları hükümetlere önermeye başladılar. Fakat iktidarlar onları da dinlemedi.

Sürekli ertelenen ekonomik sorunlar yokluklara, kuyruklara, karnelere neden oldu. Sonunda 24 Ocak kararlarına gelindi. O kararların arkasında da DPT ve Hazine bürokrasisi vardı. 

Türkiye’yi serbest piyasa sistemine geçiren Anavatan Partisi’nin kadrolarının önemli bir kısmı da Özal gibi DPT kökenliydi.

DPT, 1963 yılından itibaren hazırladığı beş yıllık kalkınma planlarıyla da ülkenin gelecek vizyonunu çizdi.

2011 yılında DPT kapatıldı ve Kalkınma Bakanlığı’na dönüştürüldü.

Kalkınma Bakanlığı adıyla DPT kadroları son olarak 2014-2018 yılları arasındaki 10’uncu Kalkınma Programı hazırladılar .

Bu arada 2018’de Yeni Cumhurbaşkanı sistemiyle Kalkınma Bakanlığı da yerini Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na bıraktı.

Bütün bu değişiklikler olurken 2018 yılı geldi geçti. 10’uncu kalkınma planı miadını doldurdu. 

2017’de çalışmaları başlatılan 2019-2023 yıllarını kapsayacak 11. Kalkınma Programı ise bir türlü hazırlanamadı. 

Türkiye’yi yavaşlattığı söylenen eski sistemde 10. Kalkınma Planı’nın hazırlıkları 2012 yılında başlamış,  zamanında Meclis’te görüşülerek kabul edilmişti. 

Yürütmeyi hızlandıracağı iddiasıyla getirilen yeni sistemde ise 2017 yılında çalışmalarına başlanan 11. Kalkınma Planı ancak geçen hafta Meclis’e sunulabildi. 

Türkiye, 46 yıl sonra ilk defa bir yılı kalkınma programı olmadan geçirdi. 

Meclis Komisyonu’nda milletvekillerinin gecikmeyle ilgili eleştirileriyle görüşülmeye başlanan 11. Kalkınma Programı’nda ortaya konan 2023 hedeflerinin çoğu ise 10. Kalkınma Planı’nda konan 2018 hedeflerinin dahi gerisinde kaldı.

  1. Kalkınma Programı’nın hazırlandığı 2013 yılında Türkiye’nin kişi başına GSYH 11.183 dolardı. 

Bu rakam 2002 yılında 3000 dolarlardan buraya gelmişti. O yüzden 10. Kalkınma Programı’na 2018 için konan 15.996 dolarlık hedef hayali değildi.

Ama bu dört yıl da olan bitenlerin sonunda 2018 yılında kişi başına GSYH 9632 dolara düştü.

  1. Kalkınma Programı’nda 2023 için konan hedef  ise 12.484 dolar oldu. 

Yani 2023 hedefi, 2013’de 2018 için öngörülen hedefin dahi çok altında kaldı.

Yine 2013 yılında Türkiye’de İşsizlik Oranı yüzde 9.2’ydi. 10. Kalkınma Planı’nda 2018 hedefi bunu yüzde 7.22’ye düşürmekti. Ama 2018 yılında bu rakam yüzde 11’e çıktı.

  1. Kalkınma Programı’nda 2023 yılında hedeflenen İşsizlik Oranı yüzde 9.9 oldu. Yine 10. Kalkınma Programı’ndaki 2018 hedefinin çok üstünde.

2013 yılında Türkiye’de enflasyon yüzde 5.3’tü. 10. Kalkınma Programı’nda 2018 hedefi bu oranı yüzde 4.5’a düşürmekti. 2018 yılında enflasyon yüzde 20.3 oldu. 11. Kalkınma Planı’nda 2023 hedefi ise enflasyonu kademeli olarak yüzde 5’e düşürmek. Yani enflasyonda 2023 hayalleri bile, 2013’ün üstünde. 

Diğer rakamlarda da durum benzer. Dört yılda Türkiye’nin gelecek hedefleri geriledi. 

Halbuki 2013 yılında 10. Kalkınma Programı açıklanırken Türkiye’de herkes gelecekten ümitliydi. 

Gazeteler yeni kalkınma programı haberlerini, programı açıklayan ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın Türkiye’nin yakında üst gelir grubuna sahip ülkeler sınıfına girebileceği müjdesiyle birlikte veriyordu.

Gezi, 17/25 Aralık’a rağmen ekonominin dengeleri sarsılmamıştı. 

Ekonomideki dengeleri bozan ise son dört yılda hızla demokrasiden ve hukuktan uzaklaşmak ve ekonomideki başarı hikayesini yaratan kadroların tek tek tasfiye edilmesi oldu.

Önce 17 yıllık AK Parti iktidarının büyük bir kısmında ekonominin patronu olanı Ali Babacan, ardından Merkez Bankası’nın başkanı Erdem Başçı, son olarak da bu ekonomi kurmay kadrosundan kalan son isim olan Mehmet Şimşek görevden alındılar.

Bu tasfiyelerle ilgili ortada hala makul bir sebep yok. 

“Faiz lobisinin adamı” oldukları iddia edildi ama bugün Merkez Bankası’nın faizi, onların dönemindeki faizin iki katı. Enflasyon ve dolar da onların görev yaptığı yılların iki katı üstünde.

Türkiye’nin 2023 hedefleri de onların görevde olduğu yıllarda 2018 yılı için konan hedeflerin dahi altına düşmüş durumda.

Peki bu başarılı kadroları kim tasfiye etti? Dış güçler mi?

1950’lerde dünyanın en önemli ekonomistlerin yazdıkları programların hasıraltı edilmesiyle, 70’lerde DPT’nin hükümetlere reform önerilerinin dinlenememesiyle kaçırılan fırsatlar, son dört yılda da bu sebepsiz tasfiyelerle, bir başarı hikayesinin, işleyen bir makinenin sebepsiz yere bozulmasıyla kaçırıldı.

Böylece Türkiye’nin 2023 için hayalleri 2018 için kurduğu hayallerinin bile gerisine düştü. 

 

 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Ferdi 14 Temmuz 2019 11:19
Tabi bütün bunları kaybederken ülke olarak yaşadıklarımızı eş geçmişsiniz. Gezi olayları, 17-25 aralık olayları, 15 temmuz hain , alçak darbe girişimi, suriyede yaşanan iç savaş ve gelen milyonlarca muhacir ve bizim ensar duruşumuz, suriyede ve kuzey ırakta askeri operasyonlarımız , abd yaptırımları.... yaşadıklarımız zor gerçekten zor ekonomik , siyasi , toplumsal sıkıntılardan geçiyoruz. Rakamlara bakarak hüküm vermeyelim. Rabbim zor zamanlardan daha da güçlenerek çıkmayı nasip etsin.
KARAR OKURU 13 Temmuz 2019 02:03
Anladigim kadariyla cok ve ciddi icerikli malzeme okuyorsunuz, cok fazla seyi gorur hale gelmissiniz.. boyle bir insan artik istese de "normal" olamaz.. ister istemez uzayda yasama, uzaktan bakma duygusu gelismis olmali.. ben cahilim ama "insanlar niye boyle yapar?" diye sorduran cok sey yasadim, belki ondan, uzun zamandir uzayli gibi hissediyorum, sizi de bu acidan "bizden biri" gibi algiliyorum.. ama bu guzel bir sey.. yalnizsiniz ama duz duvara bakmak bile daha anlamli boyle..
Najaz 11 Temmuz 2019 10:13
Yazıda iddia edilenin aksine, AKP'nin ilk dönemindeki ekonomi yönetiminin başarısız olduğunu düşünüyorum. Dönemin şartları gereği gelişmiş ülkeler negatif faiz verirken, bizim gibi ülkelere sıcak para aktı ve çok düşük faizlerle borç bulunabildi. 11 Eylül'den sonra Batı, AKP gibi ılımlı İslam deneyimlerine sonsuz kredi de açmıştı. Lakin biz ülkeye gelen borç parayı yatırım/üretime çevirmek yerine tüketime ve inşaata gömdük. Buna engel olamayan bir ekonomi yönetimi başarılıdır diyemeyiz.
KARAR OKURU 11 Temmuz 2019 03:07
Demokrat partinin verilen yardımı neden yola harcadığını anlayabilmiş değilim.Fabrikalar kurulsa, bilime harcansa o para, zaten hepsi olurdu.Bilim,teknoloji ve bilgi güçtür.Bunu ne zaman anlayacağız?Bence artık solcu partiler iktidar olması için şans tanınmalı.
'Karar'lı okur 11 Temmuz 2019 00:00
Doğrusu, yazının en can alıcı noktası, ülkenin son bi kaç yılda hızla demokrasiden ve evrensel hukuk normlarından uzaklaşma ve aynı zamanda işin ehli olan kişilerin tasfiyesi, bununla birlikte liyakatten yoksun, 'beşik uleması' kabilinden insanlara alan açmak diye belirlenmiş.. Yaşadığımız ekonomik kriz ve acı gerçekler de gösteriyor ki, 'iş ehline verilmediği zaman kıyameti bekle' diyen kutlu Nebi ne kadar da doğru söylemiş.. O büyük kıyametin ne zaman kopacağını bilemeyiz ama, toplumsal kıyametimiz de ekonomik kıyametimiz de nerdeyse kopmak üzere.. Allah sonumuzu hayreylesin..
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 21:25
Sayın Oğur Yazınızda bahsettiğiniz “Türkiye’yi serbest piyasa sistemine geçiren Anavatan Partisi’nin kadrolarının önemli bir kısmı da Özal gibi DPT kökenliydi.” ifadesini AK Partinin 2002-2007 hatta 2011 dönemine kadar geçen birinci dönemi için de kullanabilirsiniz. 2002 Seçim Beyannamesi, 2003 Acil Eylem Planı (AEP), Sn. Abdullah Gül Hükümet Programı DPT’den bir grup uzman tarafından hazırlanmış; AEP ve 2007 öncesi reformlar ve koordinasyonu yine aynı grup tarafından yerine getirilmiş; o başarılı dönemde önemli bürokratik kadrolar DPT uzmanlarınca yürütülmüştür.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 18:37
Sayın yazarı tebrik ediyorum. Her zamanki gibi konuya ilişkin derinlemesine bir analiz yapmış. Tabi burada daha çok vitrindeki önemli şahsiyetlerin ayrılmalarını ön plana çıkarmış. Ancak ekonomi yönetimi ve planlama bir ekip işidir. Altta iyi kadrolar olmadan en iyi yönetici de olsa bir şey yapamaz. Zira bakanların konuşma notlarını bile kurumdaki uzmanlar hazırlar. İyi kadron yoksa elin McKinsey’inden medet umarsın. İyi kadro ise yıllar içerisinde yetişir. Yeni işe giren bir bürokrat adayı üstatlarından görerek ve kurum kültürüyle yoğrularak yetişir. Son 5 yılda ne kadro kaldı ne de kurumlar.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 18:19
Yıldıray kardeş, benim oyum da Babacan'a. :)
Ehl-i İrfan 10 Temmuz 2019 14:56
NELERİ KAYBETTİMİZİ VE KİMLERİN KAYBETTİRDİĞİNİ HATIRLAMAK... 2002'de borçlanma faizi %63 idi. 2013 Mayıs ortasında yani gezi olayları öncesinde %4,61'e indi. Buna göre Türkiye 13 yılda 642 milyar lira faiz lobisine para vermemiştir. Reel sektörün yabancı para pozisyon açığında da son rakam 170 milyar $ ve buradaki artış 34 milyar $ dır.Sayın yazar, ekonomide kırılma noktasının "yeni pozisyonu" itibariyle gezi olayları olduğunu görmezlikten, bilmezlikten geliyorlar...bu kadar kısa zamanda bu kadar sapma sizi hakikate ulaştırmaz sayın Oğur....
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 17:36
2
Süper ekonomimiz var ama bir gezi olayları ile darmadağın oluyor. Sonra toparlıyoruz güya yine süper deniyor Trump bir tweet atıyor yine darmadağın oluyor. AKP'nin hiç suçu yok. Bıraksalar çoktan Marsta koloni kurmaya başlamıştık.
KARAR OKURU Demkr hukukçu 11 Temmuz 2019 04:20
0
O zaman ülkeyi iyi yönetip herkesi kucaklayip gezi ve benzeri olaylarin olmasina izin vermeselerdi. Ülke bu hale kötü yönetim yüzünden gelmiştir.
KARAR OKURU 13 Temmuz 2019 10:54
1
İyiler iyi ile, kötüler kötü ile mukayese edilir. AKP'liler kendi iyi dönemlerini hep 2001 krizi neticeleri ile mukayese ediyorlar. Süper ligin en iyisiyim diyen birisi, kendini ligin en sonuncusu ile mukayese ediyor. Çocuk gibiler. AKP'li 2018 ve günümüz tüm neticeleri o kadar berbat ki, mukayese edecek bir dönem bulamıyoruz bu nedenle.
10 Temmuz 2019 13:59
Ozetle Hukuk devletini, insan haklarini ve ozgurlukleri ve demokrasiyi kaybettik. Turkiye yarim yamalakta olsa uzun yillar icerisinde olusturdugu kurum ve kurallarini kaybetti AKP/Erdogan doneminde. Bu nedenle gelinen nokta askeri darbelerden kotu. Bunun sonucu olarak 2023 hedefleri yari yariya dusuruldu: yaklasik olarak GSYH 2 trilyondan 1 trilyona ve kisi basina gelir de25.000 dolardan 12.000 dolara. Uzun donemli sonuclar icok daha yikici olacak maalesef...
karar okuru 10 Temmuz 2019 13:29
Rahmi Koç birkaç yıl önce inşaatla kalkınan ülke olmadığını ve üretim yapılması hususunda uyarılarda bulunmuştu. inşaatta sıcak para var. girdisi var, çıktısı yok. İspanya inşaat yüzünden ekonomik krize girmişti. Ben yeni yapıldığında Zafer Havaalanından umreye gitmiştim. dönüşte pilot kaç defa inemeyip pas geçti. Nedenini sorduğumuzda havaalanı yapılan yerin türbülans merkezi olduğunu söylediler. Çalışmayacak koca bir havaalanı yapmışlar. nedenini ben yazmayayım. Arif olan anlar. Yazık.
Karar okuru 10 Temmuz 2019 18:49
6
Bana koçlardan bahsetme.yıllar yılı devlet desteklerini iç edenler değil mı.üretim adına ne yaptılar.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 12:45
Türkiye’nin en prestijli üniversitelerinden birinden mezun olduktan sonra hayalim olan Devlet Planlama Teşkilatında üç aşamalı zorlu bir eleme sonrasında uzman yardımcısı olarak çalışmaya başladım. Planlamacı olarak öğrendiğim en önemli şey eleştirel düşünmek ve kamu kaynağını etkin kullanmak oldu. Bu sayede birçok popülist harcamanın yapılmaması için çok uğraş verdim. Politika yapıcılara rapolar, analizler hazırladım. Gerektiğinde gece geç saatlere kadar zaman zaman hafta sonları bazen yıllık iznimde bile çalıştım. Ama bir KHK ile 100 civarındaki meslektaşım gibi sorgusuz sualsiz atıldım.
engineer 10 Temmuz 2019 12:04
bir trilyon dolardan fazla borcu olanın faiz belasından kurtulması imkansız.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 11:10
Sayin Oğur, size tarımda nicin geri kaldiğimiza dair ufak bir ipucu vermek istiyorum. Ben uzun yillar Düzce ve Sakarya'da idarecilik yaptim. Bu bölge topraklari Turkiye'nin en verimli topraklari. Türkiye topraklarinin %13 ü birinci sınıf tarım arazisi ve bunun da yaklaşık %80'i bu bölgede yer aliyor. Ikazlarimiza rağmen bu bölgenin Akp li belediye baskanlari ve siyasileri bu arazilerin önemli bir kismini yerlesime açtılar. Hem de bataklik olmasina rağmen.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 14:10
3
Hem birinci sınıf tarım arazisi hem bataklık nasıl oluyor.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 17:41
0
Sakarya'da tohum toprakla buluştugunda yeşerir. Fakat toprağı bir metre kazmadan su çıkar
BİR KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 11:08
Sayın yazar bu hatalar üst üste yapılnca hata olmaktan çıkar yıllardır olan bitenlere bakınca anladıkki dünya sisteminin onaylamadığı bir yönetici mūdür bile olamaz haliyle kendini oraya atayanların dediğinin dışınada çıkamaz yönetenler maalesef kendini batıya beğendirme yarışında .
Yaz ve hocam yaz..Sizden her gün yeni bir şey öğreniyorum. Teşekkürler.
ali ak 10 Temmuz 2019 10:53
yani şu konjüktürde suriyede savaş irana ambargo doğu akdeniz egemenlik mücadelesi gibi sorunlara hükümet dik durmasa abd avrupa parayı akıtır. babacan yada şimşekte diil keramet.. şu dik duruş onların kurduğu partide olsa iktidar olsalarda ekonomi uçüşa geçmez.. hayal kurmayın babacan gelirde uçar türkiye diye.. vazgeçersen S-400 den doğu akdenizden suriyede vs yani abd avrupanın dyattıklarını kabul edersen ağzına bir parmak bal çalarlar.. ama sonunda balı onlar çerçeveyle yerler.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 18:29
0
Hâlâ mı dış güçler. Birazda sorumluluğu kabul edin be kardeşim
Mutlu Yücel 10 Temmuz 2019 10:44
4)Danıştay vs kuruluşlarca korunup kollanan ve devlet bütçesinin % 87 sini hortumlayan KİT lerden kurtardı. Darbeleriyle ve askerlikteki uygulamalarıyla toplumu sindiren, korkutan ordu karşısında kendisinin de bir güç olduğunu, gerekirse karşı koyabileceğini gördü. Askerliği altı ay gibi en makul seviyeye indirdi. Mütedeyyin kesimi kayırmacılıkla, haksızlıklarla da olsa varlık sahibi yaptı, varlık onları daha okuryazar, görüp gezer yaptı, gözünü açtı. Gözünü açtığı bu kesimi, yanlış telkinlerden hurafelerden nispeten kurtardı. vs.vs.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 15:52
1
"haksızlıklarla da olsa varlık sahibi yapmak" günah değil, değil mi? Tıpkı çalmak gibi?
mutlu yücel 10 Temmuz 2019 18:08
0
haksızlık çalman en koyu şekli
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 18:32
0
Görgüsüz demek istediniz herhalde
Mutlu Yücel 10 Temmuz 2019 10:40
3)Bire bir iktidar uygulamalarını yaşantısında hisseden bu kesimde sağduyunun daha yoğun olduğu, çoban ın oyu, bu derece saçma sapan kararlar veren asılsız mesnetsiz olayların peşine düşen, savcıların, hâkimlerin, zenginlerin, yazar çizerlerin oyundan daha bir sağduyulu olduğunu, gösterdi. Belki en önemlisi, Cumhuriyet döneminde daha iyi kamuflajla kendi yer altına dünyasıyla düzene yön veren “derin devletin” varlığını, onun gücünü ve entrikalarını bir vesileyle gördü.
Mutlu Yücel 10 Temmuz 2019 10:42
2)O iktidar gelince, gördü ki, siyasete bulaşma oranıyla paralel olarak din de kirletiliyor. Yüz yıldır parlamenter görüntü altında, İnönü, Menderes Demirel, Ecevit’ler’lere kıyasla daha koyu yaşanan tek adam rejimlerinin daha bir bela getirdiğini gördüğü için artık tek adamdan öte, bir ekip, daha özgür bir meclis arayacak hale getirdi. Yüz yıldır yaşatılan beka korkusunun en koyusunu yaşadı ve onun da iktidarlar zamanında korku baskı aracı olarak kullanıldığını bu topluma hissettirdi.
Mutlu Yücel 10 Temmuz 2019 10:42
1) AKP bu topluma yüz yıllık cumhuriyet idaresinin verdiğinden çok daha fazla şeyler verdi. Cumhuriyet düzeni bire bir eski haliyle bin yıl devam etseydi, sonunda yine AKP gibi bir parti başa gelecekti. Çünkü o düzenin dışladığı dindar kesim çoğunluktaydı ve kendi seçtikleri bir hükumet başa gelip darbelerle de yıkılmasaydı ülke refaha ulaşırdı derlerdi. Çünkü Allah korkusunu bilen bu kesimin seçtiği iktidar da bunu bilir haksızlıktan elini ayağını çeker derlerdi.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 15:49
1
Allah korkusu olan çalmaz, kul hakkı yemez. Geçiniz.
Gazete okuru 10 Temmuz 2019 10:23
Yazarı tebrik etmek lazım. Güzel bir yazı yazmış. Demek ki 50-60 yıldır sorunumuz aynı. Siyaset ülkenin refahı ve kalkınmasını ön planda tutacağına iktidarlarını daha uzun devam ettirme düşüncesi ile ekonomik politikalar uygulamaktadırlar. Sorunumuz sistem sorunu değil zihniyet sorudur. Yok şu kriz olmuş, yok bu kriz olmuş, yok dış güçler bahaneleri ile bizleri keriz yerine koyuyorlar. "Siyaset içer siyaset yer doyarız 'En iyi parti bizimki' der doyarız Ne parti bizimdir ne siyasetçi Aç karnına tokları besler doyarız... (A.Karakoç)
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 09:36
Sayın yazar Erdem başçıyı övüyordunuzda hatırlıyorum televizyona çıkıp dolar düşecek diyordu sonra dolar çıkıyordu. Kimse Durmuş Yılmaz gibi dürüst değildi
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 08:59
İnsanlar bazen ikincil hatta üçüncül ihtiyaçlarını birinci sıraya koyabiliyor. Mesela karnı aç olmasına rağmen gidip pahalı bir parfüm veya cep telefonu alması gibi. Bizim de yol-köprü-havalimanına ihtiyacımız vardı ama öncelikli değillerdi. Hele günde 1 uçağın indiği alana yılda 1 milyon yolcu garantisi verilmesine hiç gerek yoktu. Şimdi güzel köprülerimiz var ama üzerinden geçerken yüreğimiz cız ediyor. İndirimli haliyle bile. İndirim olmasa şu an Osmangazi geçişi 280 TL idi.
KARAR OKURU 13 Temmuz 2019 13:52
0
İndirim derken yanılmayalım. Aradaki farkı, yine devlet ödüyor. İşletmeci firma, aynı parayı alıyor. Yani her durumda ödüyoruz.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 08:28
Yıldıray bey, merkezi planlama, kalkınma planı gibi şeyler sadece sefalet getirir.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 10:49
2
Başka?
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 14:55
2
Avrupa’dan Kore’ye onlarca basarili ornek var. Yeteneksiz siyasetciler ve basarisiz kadrolarin elinde evet sefalet getirir. Ama sorun o ulkenin insan kaynagindadir planlamada degil. Bazi sartlarda bazi durumlardan cikisin tek yolu planlamadir. Turkiye bugun planlama yapmadan gelecekte planlamaya ihtiyac duymayacagi bir noktaya gelemez, ama kaht-i ricalden de muzdarip oldugundan ne plani hazirlayacak, ne uygulamayi yapacak kadrolara sahip.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 06:48
“Ey oğul! Öyle insanlar göreceksin ki, koyunu yemek için, tilkiyle plan yapacaklar! Kurtla birlikte kuzuyu öldürecekler. Çoban’la birlik olup bu haram lokmayı yutacaklar. Sürünün sahibiyle birlikte yas tutacaklar ve sonra da hiçbir şey olmamış gibi davranacaklar! Yeni planlar yapıp, tuzaklar kuracaklar. Bunlardan uzak dur ki, sana da otağına da ateş düşmesin”.Dursun Fakih/Osmangaziye nasihatler... günümüzde bile geçerli değil mi?
afarozcu 10 Temmuz 2019 06:19
Hükümetler bürokratları, siyasi idarecileri senelerce değiştirmesin mi? Herkes değiştirilebilir birader, arada bir değiştirilmeli de.. Hakeden kim varsa öyle makamlara gelip güzelce hizmetini yapma imkanına sahip olmalıdır.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 15:42
0
Evet siyasilerde değişmeli vede hatalarını kabul etmelidirler.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 04:37
Sanki ekonomistler hic birsey bilmiyormus gibi davraniliyor kac senedir. Halbuki Turkiye'ye tavsiyelerde bulunan ve bu ulkenin ekonomisi hakkinda raporlar yazanlarin hepsi uzman, bazilari dunyanin en saygin ekomomistleri. "Faizi arttirmayin dedik ama meramimizi anlatamadik bir turlu"...Peki neden arttiriyor faizi Merkez Bankasi? Artik ekomomiden hic anlamayanlarin bile bildikleri bir sey var: Enflasyonu kontrol edebilmek icin bazen faizi az oranda arttirmak gerekir. Yoksa birkac yil sonra enflasyon alir basini gider.
Sabır! 10 Temmuz 2019 03:52
Güzel kardeşim.367 krizinden başlayın.Ergenekon,gezi eylemi,17-25 aralık,15 temmuz darbe girişimi,Pkk nın doğuda kurtarılmış bölge planı boşa çıkarılması,yakılıp yıkılan evler, Van depremi,Suriyeden ülkemize göç,Pkk nın sınır bölgeleri işgal etmesi,Deaş la mücadele,dış müdahalelerle ekonomik kriz,Cumhurbaşkanlığı seçimi,yerel seçimler,ABD nin açık tehditleri,S-400, F 35 gibi meseleler,Dünyanın neresinde bu kadar kriz üst üste yaşanmış ayakta kalıyoruz şükür!
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 08:51
1
Bunların yarısı Akpartinin sorumluluk alması gereken şeyler zaten. Akpartinin kötü yönetimi krizlerle tezahür ediyor işte.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 08:56
1
Örneğin ‘dış müdahalelerle ekonomik kriz’ dediğin şey bugüne dek Türkiyeye finansman akıtmış dış yatırımcının birden Türkiyeden daha karlı ve risksiz yerlere gitmesi. Dünyada para kar neredeyse oraya gider. 3 şirket manipülasyon yapsa da yeter ki Türkiyede kar edebileceğini düşünen birkaç çok zengin yatırımcı olsun yine gelir para. Ama dış yatırımcı artık Türkiyenin para getirmeyeceğini gördü ve çekildi. Akpartinin de sorumluluk alması lazım.
Guzel kardesim devlet yonetiyorsun… Butun bu kriz ler neden cikmis ona bak ve onlemini al, bu krizlerin minimuma indirilmesi ve yonetilmesi icin oradasin aglamak icin degil... Yukarida saydiklarinin %90 i babalar gibi bu iktidarin eliyle yarattigi krizlerdir… Bunuda halk goruyor artik, sizde kafanizi kumdan cikarin artik
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 09:35
2
Bir de, saydiğin her şeye kendi kusurumuzla sebebiyet verdigimizi bir gorebilsen !
....... 10 Temmuz 2019 09:42
2
Bu ne be sanki dunya ulkelerinden bir Turkiye yasiyor bu sorunlari.artık sorunları beceriksizliğe mazeret olarak görmekten vazgeçin lütfen..
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 11:07
4
Yargitay ergenekon diye bir orgut ispatlanamamistir demisti yanlis hatirlamiyorsam.Beraatte vermisti galiba.Oteki bahsettiklerini ben yapmadim.Allah affetsin milletim affetsin.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 11:15
2
Bu krizleri yaratan kim aceba? Kötü yönetimin bunda hiç mi etkisi yok?
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 12:16
2
Sabır! Yazdığın olumsuzklarin hepsi beceriksiz AKP'nin sebep olduğu, altyapısını oluşturduğu olaylar. Kriz haline sokan AKP'dir. Sahi trolluk kaç paraydi, piyasayi pek bilmiyoruz da.
BLACK EAGLE 10 Temmuz 2019 02:14
AKP İKTİDARI DEVAM ETTİĞİ MÜDDETÇE EKONOMİ İYİYE GİTMEZ ÜLKEMİZ 2023 YILINA KADAR DÜNYANIN GELİŞMİŞ ÜLKELERİNDE EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ AFRİKA TİPİ UCUBE BAŞKANLIK SİSTEMİYLE BU AYRIŞTIRICI KİBİRLİ KENDİNİ BEĞENMİŞ YÖNETİM TARZIYLA YOLA DEVAM EDEMEZ
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 01:56
Bugünün temelleri 2013’te atılmıştı zaten. Düşük faizler, düşük tasarruf oranları, ekonomik büyümede tüketimin artan, makine teçhizat yatırımının azalan payı, kronik yüksek işsizlik, finansmanın devlet desteğiyle inşaata aktarılması... Ama o zamanlar düşük faiz ve yüksek kamu harcamalarıyla ekonomiyi ısıtmanın kısa vadeli faydalarını görüyorduk. Şimdi uzun vadeli zararlarını görüyoruz.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN