Back To Top
Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor, seviy...

Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor, seviy...

 - Son Güncelleme: 09.10.2019 Çarşamba 09:03
- A +

Önce Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonuna yeşil ışık yaktı, manşetlerden alkışlandı. Akşama doğru "Eğer Türkiye benim müstesna ve eşsiz bilgeliğimle belirlediğim sınırların dışına çıkarsa -daha önce yaptığım gibi- Türkiye ekonomisini mahvederim” diye delice bir tweetle tehdit etti. Ardından “Kürtler, Türkiye’nin doğal düşmanı, yüzyıllardır savaşıyorlar” dedi, tekrar tepeleri attırdı. Sonra özetle ‘Türkiye müttefikimiz, ticaret ortağımız, F-35 meselesini de halledeceğiz’ diyerek toparladı, piyasaları rahatlattı.

Amerikalıların son üç yıldır neler çektiğini, biz de son üç günde tecrübe ettik.

Tabii ki Trump’tan bahsediyoruz.

Trump bizi seviyor mu belli değil ama Ankara’nın onu sevdiği çok belli. Sevilmese bir ABD başkanından hatta bir yabancı ülke liderinden bugüne kadar duyulmamış bu kadar ağır sözler, tehditler sineye çekilir miydi?  Ama Trump olunca o kadar mesele edilmiyor.

Ciddiye alınmadığı için değil, tam tersine fazlasıyla ciddiye alındığı için. Çünkü Türkiye uzun süredir ABD’yle işlerini Trump’la görüyor. 

Trump’ı ABD saatiyle Pazar gecesi, etrafında aklını çelecek kimsecikler yokken telefonla arayıp ikna etmek de zekice bir diplomatik hamleydi. 

Ama sabah olup, ABD’de daha aklı başında karar vericiler uyanınca işler değişiverdi.

Trump, görüldüğü gibi pek normal bir adam değil. Her sabah kalkıyor, yüzünü yıkamadan tweetler atmaya başlıyor, kırmadığı pot, devirmediği çam kalmadı. Artık Amerika da dünya da buna alıştı.

Ama bu sefer baltayı biraz taşa vurmuş gibi görünüyor.

Çünkü bu ara Trump’ın başındaki esas bela Suriye meselesi değil, hakkında başlatılan “impeachment” yani azil süreci.

Süreci başlatan Trump’ın Ukrayna Devlet Başkanı’ndan 2020’deki muhtemel rakibi Joe Biden’in Ukrayna’da iş yapan oğluyla ilgili soruşturma açmasını istemesi olmuştu. Sonra aynısını Çin’den de istediği ortaya çıktı. Ukrayna meselesinin bilgi kaynağı ismi açıklanmayan bir CIA görevlisi. Yani iddialar ciddi.

Demokratlar, bu fırsattan yararlanıp Trump için azil sürecinin düğmesine bastılar. Ama son kararı Senato verecek ve orada da Cumhuriyetçiler 53’e 44 çoğunlukta. 

Cumhuriyetçilerin 2020’de tekrar seçilme şansı olan Trump’ı böyle bir soruşturma için harcama niyeti yok. 

O yüzden Cumhuriyetçi senatörler, partinin içinden gelmese de bugüne kadar Trump’ın her saçmalığının arkasında durdular.

Son gece yarısı Suriye kararına kadar...

Pazar gecesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinden sonra, kimseyle danışmadan Suriye’nin kuzeyinden Amerikan askerlerini çekip, Türkiye’ye ABD’nin IŞİD’le savaşta müttefiki YPG’ye karşı operasyon için yeşil ışık yakması, sadece Demokratları değil, Cumhuriyetçileri de ayağa kaldırmış gözüküyor.

Bu, ABD’nin kendisi için fedakarlık yapmış bir müttefikine ihaneti olarak görülüyor, sadece siyasi değil, ahlaki bir sorun olarak da yerden yere vuruluyor.

Trump’ın canını en çok sıkan eleştiri ise bugüne kadar aleyhine hiç bir açıklama yapmamış, Senato’nun cumhuriyetçi çoğunluk lideri Mitch McConnell’dan geldi. Yazılı bir açıklama yaptı, ilk kez Trump’ın bir kararını açıkça eleştirdi ve onu kararını geri almaya çağırdı.  

Sadece McConnell değil, Cumhuriyetçilerin dış politika alanındaki en tecrübeli ismi, Senato’nun yargılamalara bakan komisyonunun başkanı, sadık müttefiki Lindsey Graham, Cumhuriyetçiler arasında başkanlık yarışındaki rakipleri Mitt Romney, Marco Rubio, Ukrayna lideriyle telefondaki konuşmasını bile “şaka yapmış” diye savunan sadık Cumhuriyetçi senatörler, Trump’ı Amerika’nın müttefiki Kürtlere ihanet etmekle, sırt çevirmekle suçluyorlar. Hatta Trump’ın BM’ye büyükelçi olarak atadığı, sonra istifa eden ama aleyhine konuşmamış olan Nikki Haley bile “Türkiye bizim dostumuz değildir” diye bir hashtagle kararı eleştiren bir tweet attı.

Yani Trump, Türkiye’ye jest yaparken, azil sürecinde Washington’daki en yakın stratejik müttefiklerini karşısına almış oldu.

O yüzden denge yapmak için biraz da Türkiye’yi eleştireyim diyerek kantarın topuzunu kaçırdı.

Aslında Trump bu kararıyla Amerikan halkını, Amerikan karar vericileri kadar kızdırmamış olabilir. 

Çünkü, epey kaba ve aptalca ifade ettiği “Ortadoğu’da bitmeyen savaşlarda ne işimiz var” politikası, bizdeki “Ortadoğu’da savaşlar çıkarıp, savaşan taraflara silah satan emperyalist Amerika” klişesine ters düşse de, Amerika’da çok eski ve popüler bir siyasi pozisyona denk düşüyor.  

“Önce Amerika” ya da “izolasyonist” denen, Amerikan sağında ve solunda taraftarları olan bir görüş bu. 

Amerika’nın dünyada kendisi ilgilendirmeyen deniz aşırı bölgelerde, dünyanın farklı yerlerinde kurulan üstlerde, NATO gibi para harcanan ittifaklarda işi olmadığını, vergilerin Amerikan halkını ilgilendirmeyen bu maceralarda değil, ülkenin refahı için harcanmasını savunan içe kapanmacı, ulusalcı, dış müdahalelere karşı bir pozisyon bu.

Zaten Trump’ın açıklamasına Cumhuriyetçiler içinden tek destek de partinin bu politikayı savunan liberteryan çizgideki ismi Senatör Rand Paul’dan geldi.

Yani Trump, bu yeni Suriye siyasetini Amerikan elitlerine anlatamasa da Amerikan halkına çok rahat anlatabilir, bundan puan bile kazanabilir. 

Peki ya Türkiye? Türkiye kendi pozisyonunu dünyaya bu kadar rahat anlatabilir mi? Ya da anlatabildi mi? 

Nasıl oldu da ABD’de neredeyse hiçbir konuda anlaşamayan Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, Türkiye’nin Suriye’ye askeri operasyonuna karşı birleşiverdiler? 

Amerikan ve Avrupa televizyonlarında Türkiye’nin Kürtleri katledeceği, Suriye’yi işgal etmek istediği konusunda neredeyse herkes hemfikir. Bunun dillendirildiği televizyon programlarında tek kişi çıkıp aksini söylemiyor. Hatta Trump bile bunu yaparsa Türkiye’yi cezalandıracağını söyleyerek eleştirilere cevap verme ihtiyacı hissetti.

1999’da Öcalan’ı Türkiye’ye teslim eden Bill Clinton’un ABD’siydi. 20 yıl sonra 2019 yılında ise eski Dışişleri Bakanı eşi Hillary Clinton, Türkiye’yi değil, Öcalan’ın Suriye’deki örgütünü ABD’nin müttefiki olarak gören bir tweet attı.

Peki işler bu hale nasıl geldi?

Sorunun kolay ve popüler cevabı; Çünkü Türkiye’yi sevmiyorlar, büyük bir devlet olmasını istemiyorlar. Zaten dış güçler bölgemizde ikinci İsrail olacak bir Kürt devleti kurdurmaya çalışıyor.  

Halbuki son iki yıldır yaşananlar, Barzani referandumuna ABD ve AB’nin karşı çıkması, şimdi de Trump’ın Ortadoğu’daki “bitmeyen savaşlar”dan tamamen çekilme kararı bu çok popüler komplonun altını çoktan boşalttı.

Sorunun daha karmaşık bir cevabı var.

Aslında işler bu hale hiç gelmeyebilirdi. Eğer Suriyeli Kürtlerle de ilişkilerin kurulduğu çözüm süreci başarılı olsaydı, Arap Baharı’nda rüzgarlar tersine dönmeseydi, Rusya ve İran Esad rejiminin imdadına koşmasaydı, bambaşka bir tabloyla karşı karşıya olabilirdik.

Ama tarih böyle akmadı. Hem çözüm sürecinde hem de Arap Baharı’nda işler Türkiye’nin hesapladığı gibi gitmedi.  Önce El Kaide son IŞİD ortaya çıktı. Libya’da ABD elçisi öldürüldü, Arap Baharı gözden düştü. Batılı başkentlerde peş peşe katliamlar yapan IŞİD, Suriye meselesinde Batı için birinci mesele haline geldi. 

Türkiye için kırılma anı ise 2014’de Kobani oldu. IŞİD’in saldırısından kaçan Kürtlere Türkiye sınır kapıları saatlerce açmayınca, bu arada Türkiye olan biteni izlerken, ABD IŞİD mevzilerini vurunca, Kürtlerle Türkiye arasında bir duygusal kopuş yaşandı. Bu olay Kürtlerle ABD arasında ise yakınlaşmayı artırdı.

Suriye’ye kimyasal saldırıya rağmen asker çıkarmama kararı veren Obama, ABD ve Batılı güçler adına Suriye’de IŞİD’le savaşacak bir kara gücü arayışına girdi. Türkiye, ordusunu haklı olarak böyle bir amaç için kullandırmak istemedi. Bu role YPG talip oldu. Gerçekten de Batılı başkentlerde büyük katliamlar yapmış, kafa kesme seanslarıyla dünyayı şok etmiş IŞİD’i binlerce kayıp vererek bitirdiler. Bu tabii ki YPG’ye ABD ve Batı gözünde büyük bir itibar kazandırdı.

Bu yüzden de Türkiye son beş yılda haklı argümanları olmasına rağmen Suriye’deki YPG’nin terörist olduğuna dünyada kimseyi ikna edemedi.

Sadece Batılı ülkeler değil, Rusya, İran, Suriye bile YPG’yi terörist olarak kabul etmiyor. 

Türkiye bu tezinde dünyada yalnız kaldı. 

Yine de buradan dönülebilirdi. ABD ile güvenli bölge görüşmeleri sırasında, Öcalan’la başlayan avukat görüşmeleri, onun YPG’ye yaptığı “Türkiye ile iyi geçin” çağrıları, bir diyalog kurulduğunun işaretiydi.

Ama yerel seçimler, ardından gelen kayyım atamalarıyla bu diyalog da boşa çıktı. Güvenli bölge anlaşması da yürümedi.

Yani Türkiye’nin ve ABD’nin bilinçli tercihleri ya da elde olmayan şartların dayattığı politik bir sonuç var karşımızda. 

Algıların bu kadar Türkiye aleyhine dönmesinin arkasında, bir terör örgütünün yaptığı kadar kamu diplomasisini becerememek kadar, Türkiye’nin demokrasi karnesinin zayıflamasıyla haklı olduğu meselelerde bile ikna ediciliğinin azalması var.

Bugün Suriye’ye yönelik askeri müdahaleyi eleştirmenin bile tehlikeli olduğu bir Türkiye’nin dünyaya kendini anlatması kolay değil. 

Özellikle de hükümetlerin savaş kararlarının yerden yere vurulduğu, sokaklarda protesto edildiği Batı dünyasına. 

Halbuki ordu kimsenin şahsi ordusu değil, harcanan kaynaklar herkesin vergileriyle toplanan kaynaklar, o yüzden herkesin bu politik tercihler üzerinde konuşmaya, askeri operasyonu, savaşı desteklemeye veya karşı çıkmaya hakkı var. 

Askeri operasyonları ülke içindeki tartışmaları bitirmek için kullanmak, her eleştiriyi düşmanla işbirliğiyle eşitlemek, askerin moralini bozmak gibi hamasi sözleri dolaşıma sokmak kötü ve geçmişte bedeli ağır olmuş taktikler.

Üstelik devletin askeri kararlarını tartıştırmamanın bedelini Birinci Dünya Savaşı, Sarıkamış, Kore’de ödemiş bir toplumsal hafızaya da hiç uygun düşmüyor. 

Aynı bedel az kalsın 1 Mart tezkeresinde de ödenecekti. O tezkere öncesindeki çok seslilik, eleştiriler, sokak eylemleri büyük bir yanlışı engellemişti.

Bugün ABD’de ve dünyada bu kadar geniş bir koalisyonun karşı çıktığı, sadece Trump ikna edilerek girilen bir askeri operasyonun ülkeye faydaları ve zararları üzerine özgür bir tartışma yapılabilmeli. Ortada operasyon için haklı sebepler olsa da dış politikadaki kararlar tartışmaya kapalı, herkesi hemfikir olması gereken milli kararlar değildir, politik tercihlerdir. Sonuçları da hepimizi etkiler. 

Günün sonunda dış politikada geldiğimiz yer çiçek falıyla Trump’ın bizi sevip sevmediğini anlamaya çalışmak olmamalıydı. 

Türkiye, Trump veya Putin’le anlaşmak zorunda kalmak dışında da seçenekleri olması gereken büyük bir ülke...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Muhtefi. 2 saat 34 dakika önce
16 Ekim 2019 17:49
Evlatlık CİCİ ÇOCUĞUN. .Üvey Siyonist ve Emperyalist Dayıları var. Hiç te zor degil..:)))..Çok mu ŞAŞIRDIN yoksa. !.:))..Yol yöndem belli .! Isteyen herkese Kuçak Açarlar. .!...
KARAR OKURU 12 Ekim 2019 07:23
Savaşmadan gelecek zarar savaşla gelecek zarardan daha az, bunu çocuklar bile muhakeme edebilir. Sırf muhalif olma adına savaşmamayı doğru tercih gibi anlatmanıza şaşırdım. Bu bakışla kıbrısa da çıkarma yapamazdık, e sonunda tüp kuyrukları vardı malum
Najaz 10 Ekim 2019 10:11
PYG temsilcisi Salih Müslim'i, bir dönem devlet protokolüyle ağırladı bu ülke; görüşmeler yaptı. Ne zaman Esad'a karşı savaşmayız dedi, terörist ilan edildiler. İktidar sahiplerinin Esad'ı devirme saplantısı yüzünden ülkenin çocukları ağır bedeller ödüyor, ödeyecek. Bazıları da sıcak evlerinde, klavye başında kahramanlık taslayacaklar. Diyalogla, müzakereyle çözülebilecek sorunlarda bile askeri güce, kaba kuvvete başvurmak geriye şehit cenazesi ve yükselen oy oranları olarak dönüyor ne yazık ki...
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 17:36
SAYIN OGUR NE PUTININ NE DE TRAMPIN BIZI SEVIP SEVMEDIGI SENIN MERAKIN VEYA SORUNUN HIC TE BOYLE BIR MERAKIMIZ VE BEKLENTIMIZ YOK BIZ OSMANLI TORUNLAYIZ SIZ DALGA DA GECSENIZ SIZ BUNLARI UNUTMUS OLSANIZDA NE TRAMP NE DE PUTIN BUNU UNUTMUS DEGILDIRLER.TAM TERSINE PUTININ DE TRAMPIN DA DERDI TURKIYEYI KAZANMA DERTLERI VAR
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 13:42
Trump'in tehdit mesajindaki narsist bolume en iyi ceviri:"Eğer Türkiye benim müstesna ve eşsiz bilgeliğimle belirlediğim sınırların dışına çıkarsa..." Yazilanlara katiliyorum. bir husus haric: 1 Mart tezkeresiyle ilgili yargi. Yazida 1 Mart tezkeresini reddetmemiz cok yerinde bir politika olarak sunuluyor. Oysa bugun cektigimiz ve belki yuzyil daha cekecegimiz problemin kaynagi bu rededistir. Bu davranisla kendi muttefigimizi, dunyanin bir numarali gucunu, dusmana yonelttigimiz hala gorulemiyor. 2.DS sonlarinda izledigimiz kacamak siyaset ve bunun sonucu hala cekmekte oldugumuz Ege sorun
Nasıl Fetöcü hainlere Türk oldukları için Fetö Terör örgütü denmiyorsa, PKK'ya da Kürt oldukları için terörist denmiyor. Hainliğin ve kahpeliğin ırkı olmaz. Türk ve ya Kürt fark etmez, bu ülkeye zarar vermek için yabancı ülkelerin himayesine girmiş herkes kahpedir, haindir.
Faik Güleçyüz 09 Ekim 2019 12:18
"Bu role YPG talip oldu.IŞİD'i binlerce(elli bin)kayıp vererek bitirdiler." Bu role;yalvar yakar R ecep Tayyip Erdoğan da tâlipti.Allah'tan Trump kabûl etmemişti.Kabûl etseydi;şu anda elli bin Türk anasının yüreği;cayır cayır yanıyor olacaktı. Selâm ve sevgilerimle.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 10:49
Güzel analizden ötürü teşekkür ederim Ama bundan sonra özgün fikirlerinizi Serbestiyetten takip edeceğim çünkü Karar size dar sanki
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 10:42
02:44 seni tasdik ediyorum. Bunlar oturdukları yerden ahkâm kesiyorlar. Devlet yönetmek çok kolay ya. Kolay ise Kılıçdaroğlu niçin Cumhurbaşkanlığına aday olmadı ve olmayı düşünmüyor da, ilelebet CHP'nin başında kalmanın hesaplarını yapıyor.
batuhan 09 Ekim 2019 10:37
Türkiyeyi buduruma getirenleri elbet tarih yazacak 1000 yıllık tarihi olan bir milletin (ırk değil millet) parçası olarak yaşamak ve bu zaman diliminin erdoğan liderliğine denk gelmesi kader
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 10:29
Matruşka gibi,dış politikayı bilmiyoruz,milliyetçilik maceracılık olarak kısa vadede oy getirir.Fakat geçen son beş yıla bakılsa tarihin neden sürekli aynı şekilde tekrar ettiğini de gösterir.
Köroğlu 09 Ekim 2019 10:03
Türkiye büyük bir ülke değil vasat bir ülke. Ama evet seçenek sayısını maksimize etmek, olasılıkları arttırmak hayatta kalmak için en iyi stratejidir. Çünkü hayatta hiç bir şey lineer değildir, hiç bir şey kontrol altında değildir. Tek yapabileceğimiz olasılıkları arttırıp ne olacağına bakmaktır.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 21:32
0
bu olasılıklar içinde en son tercihin düşman sayısını artırmak olduğu aşikar. fakat biz, düşman sayısını artırmayı ilk tercih olarak aldık. çünkü yöneticilerimiz, koltuğunu ancak düşman sayesinde koruyabiliyor. Fakat, bu kadar düşman yaratıp, sonra bu topraklarda nasıl yaşayabileceğiz bilemiyorum. kürtler düşman, araplar düşman, iranlılar düşman, bulgarlar düşman, yunanlılar düşman.
Karar Okuru 09 Ekim 2019 09:37
Seytanla yemege oturanin kasigi uzun olmali. Bizim kasigin sapi yok.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 18:20
3
Türkiyenin öyle bir derdi yok. Kaşığın sapını PKK, Fetö gibi terör örgütleri düşünsün.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 08:36
Benzer bir yazı okumadım. Dost acı söyler. Gerçekler bunlar. Hükümetin yanlışlarını yüzüne söyleyecek aydın maalesef kalmadı. Birkaç istisna dışında hepsi inanmadığı halde yalakalık yapıyor. Muhalefet bile oy kaybı olur diye gerçekleri halka söyleyemiyor, bir de vatan haini yaftası var tabii. Günün sonunda bedeli bu halk ödeyecek. Hepimize geçmiş olsun. Yüreğine sağlık Yıldıray Oğur.
KARARLI 09 Ekim 2019 08:12
Örgütte Emperyalizmin Emrinde, Ona Savas acanda. Tavsana Kac Taziya tut. Ölenler kim?? Kandan beslenen bu düzen yerle yeksan olmadan OLMAZ!!!! Bati Dögüstürecek Düsman Kardesleri Herzaman Buluyor.
Ehl-i İrfan 09 Ekim 2019 07:40
Devletin zaman mefhumu ve üslubu kendine özeldir. Bu tecrübede iyi gördük; sinir bozucu bir soğukkanlılıkla bölgeyi ve küresel ilgilileri -kendi kamuoyunun sabırsızlıklarına ve eleştirilerine rağmen- istediği kıvama getirip bağladı.Suriye krizinde taraf/adı geçen ne kadar ülke var ise sinmiş durumda. Sızlanan çok ama kimse kıpırdayamıyor.Sayın Oğur,sizde müzmin muhaliflik adına sızlanıcı bir yazı yazmışsınız.Devlet,PKK//pyd'nin hamilini yapan ABD'ye "hedef"olma "kenara çekil"diyor,O'da tamam,tamam çekiliyorum diyor.Bu durumdan olsa olsa hdpkk sızlanır,nitekim sdg sözcüsü Balı,ABD bizi aldattı
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 06:59
Keşke hamasi yaklaşımları biraz dizginleyip, aklın ve reelpolitiğin gereğini yapabilsek. Ama bu kafa ve bu kamu oyu ile mümkün görünmüyor. Beni asıl düşündüren; güvenli bölge kurulduktan sonrası (tabii kurulabilirse). Bugün sınır komşusu olduğumuz "terör unsurları" ile yine komşu olmayacak mıyız? Harekatın amaçlarından biri olduğu söylenen Suriyeli misafirler'i oraya dönmeye ikna edebilecek miyiz? Yarın Rusya ve İran, oraları mevcut Suriye Yönetimi'ne terketmemizi isterlerse nasıl davranacağız? Asıl risk Suriye'nin bölünmesi değil mi? Peki bu nasıl sağlanacak? Esad'la mı, esad'sız mı?
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 06:47
"Ofkeli musluman gencler"i siz kontrol edin diyor Trump.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 06:33
Turkiye’yi yonetenler, Almanya’nin Merkel’i pozisyonunda degil, Azerbaycan’in Aliyev’i pozisyonunda olmak istiyorlar gibi
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 06:30
Tesekkurler, guzel yazi
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 06:19
Trump’ı ABD saatiyle Pazar gecesi, etrafında aklını çelecek kimsecikler yokken telefonla arayıp ikna etmek de zekice bir diplomatik hamleydi
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 06:15
Türkiyenin dış politikasını çiçek falı zanneden, ya ebleh olmalı ya bu politikadan gocunan yarası olmalı.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 03:54
Türkiye, Trump veya Putin’le anlaşmak zorunda kalmak dışında da seçenekleri olması gereken büyük bir ülke...İDİ. Ne zaman ki küçük çıkarlar uğruna AB'yele köprüleri attık, o tren kaçtı artık.
karar okuru 09 Ekim 2019 08:56
10
AB bize köprü yapmış da haberimiz olmamış. Bak bak bak. Ne kadar da nankörüz...
Karar okuru 09 Ekim 2019 03:11
Turkiye nin Suriye ye girmesi bolgeyi dahada ongurulemez hale getirecek... Halk dahada yoksullasacak... Zor gunler bizi bekliyor… Zaten borc icinde yuzuyoruz, bu savasi nasil finanse edip surdurecegiz? Ne icin? Kurtler zaten o bolgenin asli unsurlari, daha asagiya dogru itilince, daha asagida komsu olacaklar, kendi kurt nufusumuzla olan sorunlari nasil cozecegiz iceride??
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 02:44
Hocam her fırsatta devlete çakıyorsun. Dış meseleleri ne sen ne de ben yakinen bilemeyiz. Hangi hakla şunu yaptılar bunu yapmadılar diyorsun. Başka önemli aksaklıkları dile getirin lakin bu yazı da olduğu gibi haddi aşmayın. Samimiyetimle söylüyorum.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 08:35
1
İtaat edin diyorsun yani. O tiren kalkalı çok oldu.
Karar okuru 09 Ekim 2019 09:31
2
Gercek entellektueller tamda bunlari soylemek icin vardirlar… “Haddi asmak” hic olmamis … Bu kabadayi soyleminizden dolayi yazardan ozur dileyin…
Murat 09 Ekim 2019 15:06
2
Dış politikada dost olduklarımızın hepsi şuan düşmanımız. Bana bir dost ülke söyle. Dost ve kardeş ülke Azerbaycan diyeceksin ama o dahi bize vize uyguluyor. Aman ha Türk vatandaşları Azerbaycan'a yerleşir diye mi korkuyorlar
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 02:08
Bu operasyon sonunda Türkiye dünyada daha da yalnızlaşacak, ikinci bir İran olarak görülecek. Buda, ekonomi ve turizmin yanında Türkiye’nin kalan pozitif algısınıda çökertecek.
Karar okuru 09 Ekim 2019 02:09
Cumhurbaşkanımızın ABD Başkanının aşağılama ve tehditlerin niye sineye çektiğini ben biliyorum. Ben bir muhalif olarak onun aşağılama ve tehditlerini hangi sebeple sineye çekiyorsam o, aynı sebep: "Cesaret" Erdoğan bu saldırıyı göze alır, çünkü sual edilemeyen bir hikmeti var. Ama Trump alamaz, çünkü onun ülkesinin bir devleti var. Evet Türkiye büyük ülkedir. Kalabalığı, arazisiyle Avrupa'da bir numaradır. Erdoğan, Dolmabahçe'de masayı tekmelediğinden bu yana tehlikedir. Ama Kemalizm, M. Kemal öldüğünden beri tehlikedir. Yani iki uçlu değnek.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 01:43
Çok doğru bir yazı. Türkiye Abd ve Rusya ile anlaşma dışında da bir şeyler yapabilme kapasitesine sahip bir ülke... Abd ve Rusyanın elinden "Kürt" kartını ebediyen alabilecek farklı ve sürdürülebilir yeni politikalar geliştirmek hem Türkler, hem Kürtler hem de Araplar için olmazsa olmaz bir durum haline gelmiştir. Türk,Kürt, Arap ve Acemler arasında sınırların olmadığı herkesin kardeşçe yaşayabileceği kader birliği edebileceği yeni politikalar geliştirmeliyiz...
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 01:26
Yildiray Bey, yaptiginiz analizlerle bu ulkenin kose yazarlarina fark atiyorsunuz. Tesekkurler
Ali baba 09 Ekim 2019 01:09
IŚID,in Anasi Tûrkiye, Tûrkiye kendi terôrist çocuklarini IBLID de toplamiš, Tûrkiye Kûrdleri yerinden ve yurdundan sûrûp, yerlerine bu çapulcu IŚID çetelerini yerleštirecek, Bizler bu etnik temizlige karši durmaliyiz, Kûrd halki suriyenin toprak bûtûnlûgû içinde kendi kendilerini yônetmeliler,
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 10:52
7
Amerikanın silah verdiği lejyonerlere Kürt demek, Kürtlere hakrettir. Terbiyesizlik yapma.
Ali baba 09 Ekim 2019 22:19
2
10,52, sana yazdigim cevaplar yayinlanmiyor, yazdigin son cûmleyi sana yûzlerce iade ediyorum,
Muhtefi. 2 saat 23 dakika önce
16 Ekim 2019 18:00
0
Hic kimse ama Hickimse Isid vb Himaye E-DE-MEZ. ! .GÜCÜ YETMEZ .**Marsta yaparlarsa o başka.**.:)) Burası ANADOLU. Yemezler. Lavrens Lavralarin pcl.rini ve zihniyetinden beslendikleri Vehhabi kop..lerni..TEK BAŞIMA KALSAM da KARŞI ÇIKARIM. ..Suriye Medeni biçimde orada HERKESİN OCAĞI TUTMELI. ..yol budur. Boylede olacaktır. İnşallah.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN