Back To Top
Sopayla ahlaki üstünlük kurulabilir mi?

Sopayla ahlaki üstünlük kurulabilir mi?

 - Son Güncelleme: 14.09.2019 Cumartesi 11:12
- A +

12 Eylül darbesinin üzerinden 39 yıl geçti.  

Yani darbenin ardından gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınmayan Cemil Kırbayır ve Hayrettin Eren de 39 yıldır kayıp. 

Ama 1980’den beri onları arayan anneleri artık hayatta değiller. 

Berfo Kırbayır, 33 yıl boyunca oğlunu aradı, 1995 yılından beri Galatasaray Lisesi önünde yapılan Cumartesi Anneleri eylemlerine katıldı, 2011’de Başbakan Erdoğan ile görüşen heyet içinde yer aldı. Ama tek isteği olan oğlunun kemiklerini bulamadan 2013 yılında 105 yaşında hayatını kaybetti.

Hayrettin Eren’in annesi Elmas Eren de 2011 yılında Başbakan’la görüşen Cumartesi Anneleri’nden biriydi. Cibali Tütün Fabrikası’nda çalışan, siyasi hiçbir kimliği olmayan Hasköylü Elmas Hanım, komşu mahalle Kasımpaşa’da yetişmiş Başbakan’a sadece “Çiçeklerle donatacağı bir mezar istediğini” söylemişti.

Ama oğlunun mezarını göremedi ama 2018 yılında Cumartesi Anneleri’nin 700’ünci haftaki buluşmasını polisin gaz bombalarıyla dağıtıldığını gördü. 

Bir yıl sonra da geçen ay 88 yaşında hayatını kaybetti.

Artık İnsan Hakları Derneği binasının önündeki ara sokakta yapılabilen buluşmalardan 713’üncüsüne gönderdiği mesajda “Bizler de oğlum gibi karıncaya zarar vermeden Galatasaray’da kayıplarımızı aradık. Kime ne yaptık da bize Galatasaray’ı yasakladı?” diye sormuştu.

Yasaklama kararını veren İçişleri Bakanı’nın buna cevabı şöyleydi: İzin vermedik çünkü artık bu istismarın ve kandırmacının son bulmasını istedik. Anneliğin terör örgütünce istismar edilmesine, teröre kılıf yapılmasına göz mü yumsaydık.”

Dün aynı İçişleri Bakanı, iki haftadır Diyarbakır HDP İl Başkanlığı önünde PKK’dan çocuklarını isteyen annelere destek ziyareti yaptı. Yanında sanatçılar da vardı. Ziyaret neredeyse bütün televizyon kanallarından canlı yayınlandı.

Aslında herkesin taraf tutmaya çağrıldığı tutarsızlığı anlatmak için yazı burada bitirilebilirdi. 

Ama daha fazlası da var.

Sadece çocuk yaşında gençleri dağa götürmek değil, PKK’nın karanlık bir iç infaz tarihi var. Yakınları PKK tarafından dağda ya da şehirlerde infaz edilmiş, kaybedilmiş aileler her zaman en sahipsiz insanlar oldular. Onların gidebilecekleri hiçbir yerleri olmadı. PKK’ya laf edemeyen sol insan hakları örgütlerinin, derneklerin kapıları onlara hep kapalı kaldı. Savaş karşıtı olduklarını söyleyen entelektüeller, hak haberciliği yaptıklarını iddia eden gazeteciler onların seslerini duymadı. Cumartesi Anneleri’nin yanlarına oturamadılar.

İhanet içinde görünmemek, Kürt davasına zarar vermemek için devlete de gidemediler, güvenliklerinden endişe ettikleri için ortalığa çıkamadılar. 

Böylece Türkiye’de barış hareketi hep yarım kaldı. PKK terörü bırakması için dinleyeceği seslerden baskı görmedi, kendi tabanından silaha ve terör yöntemlerine karşı bir “Yeter artık” isyanıyla karşılaşmadı.

Peki, Diyarbakır’da HDP İl Başkanlığı önünde toplanıp çocuklarını isteyen anneler PKK’yı zorlayabilir miydi?

Eğer bu şartlarda, devletin gölgesinde yapılmasaydı, bu PKK’nın en korktuğu isyan olabilirdi.

Yani eğer devletin kaybettiği insanlar için 1995 yılından beri devam eden Cumartesi Anneleri eylemleri yasaklanmasaydı, haklarında herhangi bir mahkumiyet kararı olmayan üç ay önce seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atanmasından hemen sonra bu eylemler başlamasaydı ve ülkede başka insanların protesto haklarına da saygı gösteriliyor olsaydı.

Halbuki kayyım kararını protesto için kapısından çıkıp açıklama yapanlara su sıkılan Diyarbakır HDP İl Başkanlığı binasının kapısında iki haftadır bu eylem devam ediyor. 

Protesto hakkının Avrupa standartlarında kullanımını örnek olarak polis eylemcileri koruyor, hatta laf atanlar gözaltına alınıyor, aralarında TRT’nin de olduğu televizyonlar sürekli buradan canlı yayınlar yapılıyor, her gün valiliğin organizasyonuyla gazeteciler, sivil toplum örgütleri, sanatçılar anneleri ziyaret için şehre geliyor. 

İşte evlatlarını arayan annelerin sesinin üzerine düşen bu resmi ve siyasi gölge, bu isyanın Diyarbakır’da yankı bulmasını, silaha, teröre karşı bir isyana dönüşmesini ve bu isyanın Kandil’i zorlamasını engelliyor. 

Halbuki, PKK’nın en zayıf karnı “çocuk savaşçılar” kullanması. 2010 yılında bir Danimarka gazetesi PKK’nın kamplarında 3000 çocuk savaşçı olduğunu yazmıştı. Tepkiler üzerine PKK, çözüm süreci başlarken 2013 yılında çocuk savaşçı kullanmayacağına dair BM’de sözleşme imzaladı. Ama bu sözünü tutmadı. 2014 yılından itibaren “Kobani Direnişi”, “Rojava Devrimi” diyerek binlerce çocuk yaşta genci Suriye’ye götürdü. 2015 yıllarında yüzlerce genci de hendeklere gömdü.

Zaten HDP binası önünde oturan annelerin çoğunun çocuğu da 14-15-16 yaşlarında 2014-2015 yıllarında PKK’ya katılmış ve Kuzey Suriye’ye gitmiş.

Reşit olmayan yaştaki çocuklar söz konusu olduğu için annelerin “çocuklarımız kaçırıldı” demeleri de hukuken doğru bir tanımlama.

Eğer, bu eylemi devlet değil de saygın bir sivil toplum örgütü üstlenseydi, annelerin bu haklı talebi, “çocuk savaşçılar” meselesi üzerinden gündeme getirilseydi, PKK ve son olarak geçen aylarda Cenevre’de çocuk savaşçısı kullanmayacağına dair sözleşme imzalayan YPG, uluslararası toplum üzerinden bu çocukların geri verilmesi için zorlanabilirdi.

Peki şimdi hepsi 18 yaşını geçmiş, en az dört yıldır PKK’lı olan bu “çocuklar” (Yarın havalar tekrar değişince, PKK’lı teröriste “çocuk” dedi diye birileri dava açmasın diye tırnak içinde) annelerinin çağrısına uyup eve dönebilirler mi?

Cumhurbaşkanı, eylemi başlatan Hacir Hanım’la telefonda konuşurken, onun ricası üzerine “Çocuğunu niye tutuklayalım” demişti. Ama onun oğlu henüz PKK’ya katılmadan durdurulmuştu. 

Diğerleri için eğer katıldıkları tespit edilen bir terör eylemi yoksa, örgüt üyeliği suçu için etkin pişmanlık yasası var ama bundan yararlanabilmeleri için itirafçı olup, bilgi vermeleri gerekiyor. 

Yani eğer HDP’liler gerçekten akıllı bir siyaset izlemeye karar verip bu annelerin çocuklarını PKK’dan geri istemek için girişim başlatırsa, geri geleceklerin en baştan itirafçı olmayı da kabul etmeleri gerekiyor. Bu da pek kolay görünmüyor.

İşin daha tuhaf kısımları da var.

Bir taraftan artık PKK’lılar için “öldürüldü” kelimesi bile yeterli bulunmayıp “leşleri alındı” denirken, bir taraftan bakanlar, siyasetçiler, gazeteciler,  HDP önünde annelerinin yanına oturup, şimdi hepsi devletin hedefinde “PKK’lı terörist” olan o çocukların fotoğraflarıyla birlikte poz veriyor.

Ama işin tuhafı yarın eğer bir terör operasyonunda onlardan bazıları öldürülürse, cenazelerine katılacak, fotoğrafları arkasında yürüyecek HDP’liler hakkında soruşturma açılabilir, bu yaptıkları terör propagandasına sokulup belediye başkanlarının yerine kayyım atanabilir.

Yani devletin, devletin bakanlarının HDP İl Başkanlığı önünde oturma eylemine katılmak yerine, bir karar vermesi gerekiyor. 

Gerçekten de şimdi terörist statüsünde olan bu çocukların geri gelmesi isteniyor mu? Devletin böyle bir eve dönüş hazırlığı var mı? Bunun için hukuki düzenlemeler yapılacak mı? Bu çocukların nerede olduğuyla ilgili devletin şu ana kadar bir tespiti oldu mu?

Bu soruların üzerine düşünen olup olmadığından bile emin değilim.

Çünkü bu eylemle ilgili konuşmayanları bile fişleyenlerin motivasyonuyla annelerin motivasyonu arasında epey bir fark var.

Anneler, çocuk yaşta alınıp dağa götürülmüş çocuklarını sağ olarak geri istiyorlar. Buna HDP’nin aracılık yapmasını istiyorlar. Basit, somut, siyasi bir tarafı olmayan bir talep bu. Devletin desteğini almak da siyaseten onları rahatsız etmiyor. Anneler, babalar işin bu kısmını hesap etmek zorunda değil. 

Ama bu eylemi siyaseten sahiplenenlerin motivasyonları farklı. 

Onlar Cumartesi Anneleri’nin eylemlerini yasaklamış, seçim hilesi yalanlarıyla İstanbul seçimlerini iptal ettirip ağır bir yenilgi almış, kayyım kararıyla milli iradeye çıplak bir darbe vurmuş veya bütün bunları canhıraş desteklemiş olmaktan yeniden haklı duruma geçmeye, herkesi yeniden suçlayacak, itham edecek bir mevzi kazanmaya, annelerin ahlaki üstünlüğünden kendilerine ahlaki üstünlük devşirmeye çalışıyorlar. 

Ama devletin gücüyle, sopasıyla ahlaki üstünlük kurulamıyor. 

Tam tersine devletin bu gölgesi, haklı bir mücadelenin sırtına ağır bir siyasi yük yüklüyor, aşırı propagandanın sesi çaresizce çocuklarını isteyen annelerinin sesini bastırıyor, Kürt mahallesinde bu sesi resmi bir sese çeviriyor, PKK’nın bu isyanı görmemezlikten gelmesine yardım ediyor. 

Ama kendilerinden başka meselesi olmayanların galiba bütün bunlar pek de umurunda değil...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Alper Özkan 15 Eylül 2019 16:16
Sayın Oğur, Kanun önünde herkes eşit vatandaş muamelesi görmediği sürece bu durum ne yazık ki devam edecek gibi duruyor. Ne yazık ki, yetmişli yıllardan bu yana hiç bir şey değişmedi. Yazılarınız için söylenebilecek tek kelime, mükemmel. Saygılarımla,
Seyithan 15 Eylül 2019 00:29
Sizin gibi vicdanlı ve namuslu gazetecilerin sayısının artması için dua ediyorum. Her daim doğruya doğru yanlışa da yanlış diyebilmek hiç de kolay değildir. Tebrikler...
KARAR OKURUMürsel 14 Eylül 2019 23:13
Hdp sırtını pkkya pkk da dünyanın güçlülerine yaslamış.Barzani referandumunda İsrail bayraklı gençlerde görüldüğü gibi. Hdp ve Kürtler dağ ve düşman yerine Türk kardeşlerine yaslanmalı.İnsaflı yürekli Türkler elbette var.Tıpkı 80 öncesinde Diyarbakır başta olarak kazanılan belediyelere ve kazanımlara bakalım..
ali namlı 14 Eylül 2019 22:39
Mağdur annelerden dolayı bu yazıda terör belasının sadece '' eleman temin etmesi '' konusu işlenmiş ; aslında incelenmesi gereken o kadar başka faktörler ve alınması gereken önlemler var ki ciltlere sığmaz ! Esas itibarıyla 1800 ancak ağırlıklı olarak 1860 yılından beri devam eden ve devletin silahlı mücadeleden başka bir şey yapmadığı bu belanın son 35 senesini ele aldığımız zaman 10 bine yakın şehit ve karşı taraftan da 50 bine yakın insanın hayatını kaybettiğini görüyoruz ! Bu kör dövüşü karşısında devletin artık şapkasını önüne alıp derin derin düşünmesi gerekir !
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 21:39
hep esek devrildikten sonrs akil veriliyor, yol gosteriliyor samimiyet nerede ...ne pkk ne devlet sadece evlat niye demedi kimse, hala neden demiyor?
Yıldıray bey Doğru tespitler yapmışsın . Diyarbekirli bir vatandaş olarak bir kaç şeyi ben de eklemek istiyorum. Cumartesi Annelerinin gidip AKP'nin İstanbul il binası önünde oturması ne kadar absürtse bu annelerin de gidip HDP Diyarbekir il binası önünde oturmaları o kadar absürttür. Bu annelerin isteği elbette doğal ve hakkkaniyetli bir istektir ,kendim de destek veriyorum,ama devletin ve hükümetin siyasi amacına/bagacına binme görüntüsünü vermek yerine "cumartesi anneleri" ile kucaklaşarak gidilmesi gereken yerin herhangi bir partinin il binası olmadığını, aksine gidilmesi gereken yerin T
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 21:40
1
bir altyaki yorum haksiz mi yani!
Devlet desteklememiş olsa. O Anneler oralarda KAPI ÖNÜNE ÇIKAMAZ. ..bırakalım herşeyi buradan YÜRÜYELİM. .Durduralım TERÖRU. Hakkari vd dağlarında Piknik, Kamp kuralim.Şemdinli Dağlarında. Keklik sesi dinlemek ve Doğal pinarlardan sular içmek istiyorum. Terörle anilsin istemiyorum. O.mukemmel coğrafyalarda gezelim. Herkesin gezdiği gibi İzmir, Ankara, İstanbul, Antalyada vd..haydi Türkiye TEK YÜREK OLALIM. .
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 18:04
Biz bazı konularda cesaretle yorum bile yapamazken sizin cesurca yazdıklarınızı büyük bir keyifle okuyor, kendimiz yazmış gibi rahatlık hissediyoruz. Sağolun, varolun...
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 15:41
Tespitleriniz süper olmus, tesekkürler.
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 14:30
Devlet nedir?..oğlu-evladı şehit olan anne-babanın “vatan sağolsun” derken yaşadığı paradoksu kullanan bir organizasyon mudur?acılardan-ölümlerden medet uman bir aygıtmıdır?altıyüz bilmem kaçtane terörist etkisiz hale getirildi derken gururlanan yöneticilerin prim yaptığı ve hep var olduğu bir yapımıdır?son terörist etkisiz hale getirilene kadar diyen-diyebilen koca koca adamların sığ-çözümsüz söylemleriyle” baş” olabildikleri bir gereçmidir...acılarımızı-hüzünlerimizi-dertlerimizi-problemlerimizi miras olarak bırakarak gideceğiz buna inanın...
Ali baba 14 Eylül 2019 16:38
3
Guzel bir yorum. Birde vurduk.kirdik. öldùrduk. Allahuekber naralariylan firatin dogusuna..Girdik.giriyoruz .vatan millet.sakarya.diye nara atip Devleti. Hùkùmeti .savunan ve Dyanetin bùtçesini.sorgulamaktan ziyade..ortaligi velveleye veren AÇLAR ve işsizler ordusu şakşakçilarina ne demek lazim.
Karar Okuru 14 Eylül 2019 12:40
Karar Gazetesinin siyasetle ilgilenen köşe yazarları Ak Partinin ücretsiz danışmanları gibi çalışıyor. Çünkü ileri sürülen bütün dilek ve temenniler Ak Partiyi içine düştüğü “çıkmazdan” kurtarmaya yönelik yapıcı teklifler. Sanırım Ak Parti yöneticileri Karar Gazetesini okumamaya yemin etmişler, çünkü bu yapılan bütün tekliflerin tam aksini yapıyorlar ve gittikçe batıyorlar. Bence eğer Karar Gazetesi yazarlarını okumama veya dediklerinin tersini yapma gibi bir yemin ettilerse bunu bozsunlar, keffaret versinler, daha iyi olur..
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 11:44
Namuslu tarihçiler ileride bu günlerin tarihini yazarken, Yıldıray Oğur için, içinde insan sevgisi olan, ülkenin aklını ve vicdanını üç kuruş menfaate ipotek ettirmemiş sadece birkaç gerçek gazetecisinden biriydi diyecekler. Bu da onun torunlarının gururla taşıdıkları şeref madalyası olacak.
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 17:47
2
Tıpkı uğur Mumcu gibi. Bir solcu Kürt olarak bütün samimiyetimle söylüyorum: bu güne kadar en çok beğendiğim takdir ettiğim iki köşe yazarı oldu. Uğur Mumcu ve Yıldıray Oğur. Paraya eğilmeyen namuslu insanlar.
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 21:44
1
17.47, Ne alaka... Uğur Mumcu, Oğur'un doğru sandığı işlere yanlış dediği için öldürüldü...
Koltuk !!! 14 Eylül 2019 11:37
Muktedir eseriyle ne kadar gurur duysa az, tarihte pek az fani yonettigi toplumun canina bu kadar okuyabilmis, fitnenin babasi bir damata, bir oglana, bir saraya, bir koltuga bir milletin selametini feda etti. En acinasi half de tum bunlara alkis tutan milyonlarca suursuz saf yobaz alkis tutuyor, ates herkese temas ettikten sonra pismanlik fayda etmeyecek....
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 11:04
Sarayın amacı çözüm değil ki ! Amaç, demokrasi ittifakına, gönüllü olarak katılarak, kendisine belediye seçimlerinde Türkiye çapında hezimet yaşatmış HDP'den intikam almak ve bunu yaparken de yargı görevini de üstlenip HDP'yi "suçlu", "terörist" bir parti olarak sunup, CHP'yi zor duruma düşürmek. Hani önümüzde seçimsiz dört sene vardı ? Sarayın seçim endişeleri niye bu kadar erken başladı ? İktidarın legal bir parti önünde şov yap(tır)ması, lamı cimi yok, siyasal bir eylemdir.
Ali Kumaş 14 Eylül 2019 10:53
Sisi yaklaşımı ile Demokratlık olur mu..!?
musto 14 Eylül 2019 10:12
Güney doğuya akrabaları ziyarete gittiğimde büyük amcayı ziyaret ettik.3 hanım,30 çocuk 20 ,erkek, tamamı tam teçhizat, baştan aşağı silahlı,amca bu nedir oğlum, ne kadar çocuğun varsa okadar gücün var nasıl geçiniyorsun tütün,ekersin yaz kış, hepsine iş var.Diğer ailelerde aynı dinimizde, veren Allah rızkını verir anlayışının,olması saldım çayıra mevlam kayıra tütün ekimi yasaklandı şehirlere göç başladı boşta binlerce genç ister koruyucu, istersen terörist ,yap malzeme bol çoğu şehirlerde ,uyuşturucu satıcısı kimi terör için dağa çıktı.
Torosların aslanı 14 Eylül 2019 09:38
Yıldıray Oğur her zaman yazılarını okur ve hepsine olmasa da bir çok yorumunuza eleştirilerinize katılıyor saygı duyuyordum . Bu yazı ile sırf muhalefet etmek için muhalefet ettiğiniz anlaşılıyor. Vicdan adalet ve devlet yönetme kriterlerini 81 milyonun hakkını da gözetmek gerektiğini hesap etmeden yazarak köşe işgal etmeyin.
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 12:19
2
Muhalefet etmek için muhalefet etmiyor. Demokrasi, hukuk,adalet namına memlekette bir şey kalmadığı için canı yanıyor.
Mustafa kılıç 14 Eylül 2019 16:08
6
12:19 için.. Bakın hem çok seslilik isteyip hem aykırı yorumda bulunana karşı cevap veremezsiniz. Bırakın insanlar istediğini yazsın. Okuyanlar hepsini okur ona göre karar verir. Yani Yıldıray Oğur yazdı diye kutsal metinmiş gibi davranılabilir mi. Şöyle iki saat oturarak bu yazıda belki elli tane hata, yanlış öngörü vs bulacağız. Mesela bence Yıldıray Oğurun bu analizi yanlış. Cumartesi annelerini tatlı su solculari, terörist örgütler, omurgasız sanatçıklar desteklerken AHLAKİ altyapilari oluyor da, diyarbakirdaki bu aileleri devlet desteklediği için ahlaki alt yapıdan yoksun mu oluyor? Bu y
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 09:08
Çok güzel bir yazı olmuş. Aslında kürtler hem PKK hemde devlet tarafından yıllardır mağdur ediliyorlar . Bence bir Kürt’ün isteği sadece ana dilini rahatça konuşabilmek .
Ehl-i İrfan 14 Eylül 2019 08:50
Ha gayret... muhaliflik,muhasımlık,müfritlik adına bir adım sonra devletin, ABD ve AB kuklası, taşeronu, maşası hiç bir insani değer tanımayan bir şer, melanet odağına karşı yürüttüğü mücadelenin ne kadar yanlış ve de " orantısız güç"kullanarak yürütüldüğünün de yazıplıp savunulduğu günleri de göreceğiz herhalde ....İnsan B Shawın şu sözünü hatırlatarak edemiyor."Her cinayet bayağı değildir,ama her bayağılık bir cinayettir."
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 10:53
1
Burada bir onay yok sayın ehli irfan. Angaje olmadan okursanız bir analiz var. Mesele annelerin çocuklarını kurtarmasıysa bu kadar siyasete alet edilmesi yarar değil zarar veriyor. Her fırsatı kullanmanın da hayır getirmediği ortada. Hep dış mihrak kafasıyla bakılınca analize gerek kalmıyor derseniz size selamet dilerim
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 20:20
0
Dış mihrak konusunda kafam gayet net. Kimse kimseyi boş bırakmaz. Ama her sorunda esas sorumluları sorumluluklarından arındırıcı bir dış mihrak anlayışı çözüm getirmiyor, sorunları perdeliyor. Selametle
Ehl-i İrfan 14 Eylül 2019 14:04
5
10:53 Çocuğu kaçırılan baba Rauf Biçer ve diğer ailelerin söylediklerine kulak verirseniz "dış mihrak" konusunda kafanız netleşir inşallah"Doğru dürüst uykumuz yok. Yediğimiz yemekten ve içtiğimiz sudan tat alamıyoruz. Burada sayımız ne kadar çok olursa evlatlarımızı geri getirecekler. Bu gençlerimizi götürüp Amerika ve İsrail'e peşkeş çektirmesinler. Dün 7 kardeşimizi katlettiler. Ölenler hep kardeşimiz. Bu Kürtlük davası değil. , Kürtlerin kendi evlatlarına zarar vermeyeceğini ifade ediyorlar. Biçer, "Götürdükleri gençlere sesleniyorum, teslim olun devletinize. Devlet size bir şey yapmaz.
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 07:48
Yine bir istismar meselesi diye bakıyorum olaylara tvlerde programlara katılan yandaşlar İmamoğlu nun Diyarbakır gezisinde Hacer anneye gitti mi veya karşıt görüşlü olarak programa katılan kişilere sıkışınca Diyarbakır anneleri hakkında ne düşünüyorsunuz diye o insanları sıkıştırmaya çalışıyorlar bir de acziyetimizi sergileyen bakanları görünce bu eylemlerin ne kadar istismara açık olduğunu söylemek zor olmasa gerek İmralı'ya giden Öcalan sevdalısı Alı Kemal i TRT ye çıkan Osman i göremeyen zihniyetin birşey anlatmasına gerek yok durum anlaşılmıştır devletin içine düşürüldüğü duruma yazık
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 07:09
2010 yılında bir Danimarka gazetesi dağda 3000 çocuk diye yazıyor. Devlet /muhalefet buradan yürüyüp, PKK lanetini tüm dünya ya yeterince anlatamamışsa, şunu anlıyorum ki bu işe gerçekten kafa yoran yok. Buna muhalefet dahil. Tek dert oy. Oyyy...oyyy içim acıdı.
Yurdumun İnsanı 2 14 Eylül 2019 06:55
Durduğumuz yerden devam, şu an HDP hakkında kapatılma davası açılmış ve delil aramakla meşguller. Delili ÇOCUKLARIMI İSTİYORUM numarası ile toplarlar.İnsanların yüreği yanmış umurunda değil.Bu olaylar sonunda HDP kapatılıp vekillikleri düşürülürse, muhalefetin (60 AKP muhalif vekil dahil) 62 vekili düşerse muhafet toplamı 258 de kalır. (CHP 139,İYİ P 39,SP 2,TİP 2,DP 1,BAĞSZ 3) AKP 291-60= 231,MHP 49, BBP 1 toplamı 271 olur yine 258 muhalefetten fazla olurlar. Ve erken seçimi meclisten geçirirler. AKP de numara çok.7 Haziran sonrası olayları ve Kulp olayları benzer ilişkisi varmı.Gerisi!
Yurdumun İnsanı 1 14 Eylül 2019 06:45
Yıldıray bey HDP kapatılıp, vekillikleri düşürülmesi için kamuoyu ve delil zorlama delil hazırlanıyor. İki tanesi kaçırılmayla ilişksi var diye tutuklandı. Çocukların bir ikisnin getirilmesine HDP yardımcı olsa" Bak PKK ile işbirliği var, yoksa nasıl getirirdi" der yargı. Fetö cü olmamakla birlikte fetöcü yaptı insanları RTE yargısı! Şu an mecliste 589 toplam, AKP 291,MHP 49,BBP 1 Toplam 349 iktidarın vekili var. 249 da muhalefetin. Ancak Davutoğlu ve Babacan'ı bağlı 60 vekil var. Recep bey meclisten erken seçim kararı aldırıp tekrar aday olmasını tamda bu 60 vekil engelliyor. Durun burda.
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 06:04
Polis eylem yapan anneleri koruyor, televizyonlarlar da eylemi haber yapıyor. Yazara göre bu iki sebepten ötürü eylemin üzerine devletin gölgesi düşmüş oluyor. Yine yazara göre terörist cenazelerine katılmakla, Diyarbakır annelerinin eylemine destek vermek aynı şey.
Ali Desidero 14 Eylül 2019 08:59
2
06.04 de yazan kardeşim, evet devlet destekli, yemeklerini dahi getiriyor. Koruma altına almış,devletin sanatçısı, bakanı desteğe gelmiş. Daha önce böylesini gördün mü! HDP aleyhine kamuoyu ve delil oluşturma süreci, sonrası HDP kapatılacak, vekillerini meclisten atacaklar. AKP deki mulalif vekiller yüzünden erken seçim kararı çıkartamıyorlar.Hz Recep kendi istese bir daha aday olamıyor, (Anayasa gereği) Cascavlak ortada kalır. Yani bütün oyunlar Recep bey ölene kadar iktidarda kalsın davası. Kutsal dava dedikleri bu. Biraz gözünüzü ovalayın uykudan uyanın lütfen.
Mustafa Saim 14 Eylül 2019 06:05
Çocukluğumda devlet kendi Cumhurbaşkanını yaşından ötürü asamayınca, bir başbakan iki bakanla idare eden güvenilmez bir kurumdu. Bugün de dünkü Cumhurbaşkanını, başbakanını, bakanını hain ilan ediyor ve bugünkü cumhurbaşkanı ağzından idam istiyor. Ben bu devlete güvenmek zorunda mıyım? Bir kedi yavrusunu bile köşeye sıkıştırsan tepki veriyor. Seçme seçilme hakkı bile verilmeyen insanlara bağa gel bostana gel demekle sorun çözülmüyor. Sağcı devletimizde sağduyu yok. Sizin objektif, yapıcı bakışınızı devlet kendine yakıştıramıyor, gerçekten, değerli Yazar.
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 05:30
Umarım Sn. Davutoğlu Sn. Babacan AK partiyi eleştirmeme politikasından vazgeçer. Gerçekleri, terkedilen evrensel ilkeleri AKP politikacılarının yüzlerine en ağır şekilde vurur, bu politik ikiyüzlülüğü halkımıza ifşa eder. Evet ileriye baksınlar ama halkıda aydınlatsınlar. Korkarlarsa, maalesef marjinal bir parti olurlar, benim gibilerinde umudu başka bir bahara kalır.
mutlu yücel 14 Eylül 2019 04:22
2) yoksa evladının dağa kaçırılmasına HDP parmağı da var şeklinde düşündüğün için mi onun kapısındasın ve onu şorguluyor”evladımı sen gönderdin sen getir” mi diyorsun? Diye sormaları lazım. Bu sorma işlemini polis engelliyorsa işin içinde bilinçli bir şekilde anaların duygularını istismar ederek şov yapan son derece zavallı bir devlet var demektir ki ne yazık. Keşke böyle olmasa, keşke Kürt, Türk analar bir olsa da Diyarbakır ın Kent meydanında “savaşa hayır” dense, bak o zaman PKK nın pabucu dama atılmaz mı?
mutlu yücel 14 Eylül 2019 04:21
1)Ana çocuğu üzerinden siyasi bir şov yapmaz, yapamaz, çünkü” şov” analık ruhuyla bağdaşmaz halde yapılacak şey bir gazeteci gurubun gidip o annelerin fikrini almasıdır. “Sen oğluna kavuşmak için HDP den aracılık etmesini mi istiyorsun, istiyorsan bu niçin başka bir örgüt, mesela İNSAN HAKLARI DERNEĞİ veya MAZLUNM DER veya devlet veya hepsi değil de yalnız HDP, HDP yi kendine yakın veya da güçlü mü görüyorsun bir şeyler yapar bana yardımcı olur diye mi düşünüyorsun,
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 03:02
iste gercekleri korkmadan, sakinmadan yazan dindar/muhafazakar bir yazar. Cumartesi annelerini yasaklayanlarin simdi Diyarbakir annelerinin yaninda gozukmesi kimseyi aldatmaz.
Çerkez Ethem 14 Eylül 2019 02:54
Herzamanki klasik t.c. devlet kolpası! Eğer anneler 40 yıldır, t.c.'nin gözaltına alıp sonrada kaybolmuş çocuklarını arıyorlarsa, t.c. de onlar terrör sempatizanı! Ama eğer anneler 4-5 yıl önce pkk'nın kaçırdığı çocuklarını geri istiyorlarsa onlar mağdur anneler! Herzamanki t.c. ikiyüzlüğü!
Mustafa kılıç 14 Eylül 2019 17:37
7
İyi o zaman sürgünden geldiğiniz Rusya'ya geri dönün. Sürgün edilen mazlumlara kucak açmış ama yine de yaranamamış talihsiz bir milletiz biz. Yarın birgün Suriyeliler de böyle davranır kesin. Size tavsiyem Rusya'ya geri dönün orada İki yüzlü olmayan bir devlet sizi bekliyor. En azından Çerkes kibrinizden kurtuluruz. Şu ülkede kime sorsan Çerkezlerin kibirli olmasından bıkmıştır yav.
Her zamanki **Çerkez Ethem demiyecgim Kurtuluş Savaşı hatırasına** ama ÇAKMASI kolpasi diyeceğim. Karar Manşet yapmis Putin VOTKA içeceğim demiş. Sizi Ezince. (Kafkas halkini) .!..okumanı tavsiye ederim. Şanlı TÜRK MILLETINİN Vatanında yaşayarak. Soylenmek olmaz. :))..PUTin ile beraber Kadirovla takilabilirisn GROZNİDE CAMİ'de yapmışlar En büyüğünü PUTin ile beraber. .Kadirov abi..!...Bizim Müslümanlıgimizi Beğendiremedik Zat i Alilerinize ..birtürlü. hayret. ! Orasi belki daha iyidir sizin için ! .saygılar. ama hoş degil hic hoş değildi yaklaşımın. ŞEHİD Torunlarına. Vebali var mutlaka.
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 07:52
10
elestirin ama ulkemize hakaret etmeyin. o devletin degil yanlış idarecilerin bakisi
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 02:25
Çocuklarının tek suçu askeri okulda okumak olan annelerin sesini kimse duymuyor. 3 yılı aşkın bir süredir cezaevinde tutuklu bulunan ve müebbet hapis cezası alan Harp Okulu öğrencileri annelerine maalesef en masum protesto eylemi yapmalarına bile izin verilmiyor. 14 yaşındaki çocuğunu devletin en güvenilir kurumuna teslim etmiş annelerin durumu terörist annelerinin durumundan daha vahim. Neden kimse bu konuyu dile getirmiyor? Vatan millet devlet aşkı ile yetişen gençlere ve ailelerine yapılan bu uygulamanın dünya tarihinde bir eşi var mıdır acaba?
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 09:56
3
Evlatlarımız darbe gecesi 18-19 yaşlarındaydılar.gözaltındayken cezaevindeyken çok sıkıntılar çektiler.Aleyhlerine somut bir delil yokken müebbet aldılar.Askeri öğrenci annesi olarak bir çok gazeteciye politikacıya ulaştım.Maalesef çoğu beni görmezlikten geldi.Ben çocuğumu devlete teslim ettim,dağa yollamadım. Çocuğu dağa çıkan anneler daha muteber.
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 21:34
2
9.56, Devlet çocuğuna Fetöcü ol demedi. Sen de darbe olana kadar çocuğum neden Fetöcü oldu, Fetöcüler çocuğumun yakasından düşsün demedin. He de ölümle tehdit edilmiyordun. Fetöcülerin işleri tıkırındayken keyfin yerideydi. Diyarbakırlı annelerden farkın o.
Pori 14 Eylül 2019 00:21
Bana birisi bu hükümetin, sırf kendine faydası olacağını düşündüğü her hangi bir değeri alıp sömürmediği tek bir şey söylesin? Din, Atatürk, milli duygular,.... Yeter ki yarasın ona. Eminim şeytanlar bile hayretler içerisinde. Arkadaş TİKSİNİYORUM artık bunlardan. Şimon perez bile daha sevimli geliyor yaw?
Ali baba 14 Eylül 2019 00:15
Gidenler çocuktu,savašmak için,Gônûllû Gittiler, Daglarda bûyûdûler, onlarin šimdi bir, Adi var,,, GERILLA,
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 12:25
3
Ortalama yedi yıl ömürleri var. Bunun adı adı :GERÇEK Türk ve Kürt milliyetçiliği kan ve göz yaşından başka bir şey getirmiyor.
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 21:39
1
00.15, Bizimle maytap geçme.Kim gönüllü gidiyor? Senin kaç çocuğun gönüllü gerilla olmuş... Elin çoğunu ateşe atmak kolay...
Abd /Siyonistlerin vd zihin Sofrasına (emelllerine) hizmet eden maşa GERI-laacilar..:)))..kimin masası $$$ daha güzelse oraya Hizmet eder. !. Sonrada yukarida TÜRK GÜVENLİK KUVVETLERİ indirince sayı, adet veriyormuş,müş ta sızlanmalar etmişsin.. İNER kardeşim iner Dağa çıkmışsa ya çıktığı gibi Tıpiş, tıpış inecek. Yada INDIRILECEK..bu benim ÇOCUĞUM olsada değişmez. Değişmeyecektir, değişemez. KIYAMETE KADAR DEVAM etsede. .!
KARAR OKURU 14 Eylül 2019 00:17
Memleketin vicdani oldun Yildiray Bey. Seni sevgi ve saygiyla selamliyorum.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN