Back To Top
Söz konusu olan teferruatlar üzerine...

Söz konusu olan teferruatlar üzerine...

 - Son Güncelleme: 04.09.2019 Çarşamba 11:34
- A +

Adli Yıl önceki gün Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen törenle açıldı.

1943’den 2014’e kadar kesintisiz düzenlenen törenler önce Ankara Hukuk Fakültesi salonunda ardından Yargıtay Salonu’nda yapılmıştı.  Son üç yıldır ise Cumhurbaşkanlığı Külliyesi adli yıl açılışlarına ev sahipliği yapıyor, 71 yıl boyunca sadece Yargıtay başkanlarının ve daha sonra Barolar Birliği başkanlarının konuştuğu, siyasilerin dinlediği törenlerde artık Cumhurbaşkanı da konuşuyor.

Bu sene Cumhurbaşkanı konuşmasına mekan yüzünden töreni protesto eden 52 baroya tepki göstererek başladı.

Ve ardından bu tercihin kuvvetler ayrılığı ilkesiyle çelişmediğini anlattı:

“Bilindiği gibi Anayasamızın amir hükümleri gereğince, cumhurbaşkanı sadece yürütmenin değil, aynı zamanda devletin de başıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk Milletinin birliğini, beraberliğini, tüm kurumlarıyla etkin şekilde işlemesini temin, cumhurbaşkanının en öncelikli görevidir. Anayasamızın lafzında ve ruhunda açıkça yer alan bu yaklaşımı, kuvvetler ayrılığı için bir tehdit değil, tam tersine birleştirici bir güç olarak görüyoruz. 

Yasamanın, yürütmenin ve yargının kendi içlerinde bağımsız bir şekilde çalışması, hepsinin de, Anayasa'da cumhurbaşkanına verilen 'devletin başı' misyonu etrafında birlikte hareket etmelerine mani değildir.”

Tabii ki Montesquieu kuvvetler ayrılığı derken, kavga ederek birbirine küsmüş kuvvetlerden bahsetmiyordu. 

Çatışmayan ama birbirini denetleyen kuvvetler arası bir dengeyi anlatmaya çalışıyordu. 

O yüzden yasama, yürütme ve yargının üzerine birleştirici bir güç olarak “devletin başı” nı koymak klasik kuvvetler ayrılığına dayalı demokrasilerden farklı bir modele tekabül ediyor.

Zaten Cumhurbaşkanı da konuşmasında dünyada tek ve değişmez bir kuvvetler ayrılığı uygulaması olmadığını söyledi.

Örnek olarak da Amerika Birleşik Devletleri'nde seçimle gelen başkan yardımcısının aynı zamanda Senato'nun başkanı olmasını, yine ABD’de “Anayasa Mahkemesi'nin tüm üyelerinin Başkan tarafından atanmasını” verdi.

Sonra da şöyle dedi: “Görüldüğü gibi, Amerika Birleşik Devletleri'nde bu durum, yürütmenin yasama organı üzerindeki tahakkümü, bir başka ifadeyle kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı bir durum olarak anlaşılmamaktadır.”

Gerçekten uzun yıllardır tartışılsa da 250 yıllık bir tarihi olan bu uygulamaların kuvvetler ayrılığına aykırı bir durum olarak anlaşılması pek mümkün değil.

Çünkü ABD’de Başkan Yardımcısı Senato’nun başkanı ama bu sembolik bir başkanlık. Sadece Senato’da oylamada 50-50 eşitlik çıkarsa oy hakkına sahip. Bu da çok nadiren olan bir durum bu. 1945’den bu yana 53 kez başkan yardımcıları oy kullanmışlar. 

Bunun dışında Başkan Yardımcısı’nın Senato’nun çalışması, gündeminin belirlenmesinin üzerine herhangi bir otoritesi bulunmuyor. Başkan’ın konuştuğu oturumlar dışında oturumları yönetmiyor, oylamalarda bulunmuyorlar. Başkan Yardımcısı seçilmiş olmasına rağmen aslında tek işi “Başkanın ölmesini ya da görevden alınmasını beklemek” 

ABD sisteminde en hayati kurumlardan biri olan Anayasa Mahkemesi üyelerini de Başkanlar seçiyor ama bu da “ben seçtim, hayırlı olsun, Allah utandırmasın” şekilde olmuyor. 

Dokuz mahkeme üyesi “iyi halde oldukları” sürece yani ömür boyu bu pozisyonda kalabiliyorlar. Şayet kendileri emekli olmak istemezse.

ABD Başkanları boşalan üyelikler için adaylarını ülkenin en iyi hukukçuları arasından seçiyor, adaylara önce Senato Hukuk Komisyonu onay veriyor. Ardından Senato’da aday sorgulanıyor ve mahkeme sorgusuna benzeyen bu sorgu canlı yayınlanıyor. Burada özel hayatından, siyasi konulardaki görüşlerine kadar her şey soruluyor. Senatörler adayın en ufak açığını, yalanını bulmaya çalışıyorlar. Son olarak onay için Senato’da oylama yapılıyor. Bütün bu süreçleri geçen adayların mahkeme üyeliği onaylanmış oluyor. 

Örneğin 1987’de Ronald Reagan’in mahkemeden emekliliğini isteyen bir üyenin yerine önerdiği bir yargıç, politik görüşleri yüzünden Senato’dan onay alamamış, ikinci isim Senato’daki sorgusu sırasında gençliğinde marijuana kullandığı ortaya çıkınca adaylıktan çekilmiş, ancak üçüncü gösterdiği aday Senato’dan onay alabilmişti. Yine 2005’de oğul Bush’un mahkeme üyeliğine önerdiği isim, Senato’daki sorgusu sırasında hukuk bilgisi yetersiz bulununca hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratların isteği üzerine adaylıktan çekilmişti. Obama’nın başkanlığının son yılında bir mahkeme üyesi vefat edince, yerine birini aday göstermiş ama atama hakkını yeni Başkan’a bırakmadığı için Senato 235 gün direnmiş, sonunda adaylık süresi dolmuştu. En son Trump’ın mahkemeye aday gösterdiği Brett Kavanaugh’un Senato’da günler süren sorgusunu bütün dünya izledi. Kavanaugh’un 17 yaşındayken bir lise partisinde kendisine cinsel saldırıda girişiminde bulunduğunu söyleyen bir üniversite öğretim görevlisi kadın Senato’da gözyaşları içinde ifade vermişti. 

Şu anda da ABD Anaya Mahkemesi’nin biri baba Bush, ikisi Clinton, ikisi oğul Bush, ikisi Obama ve ikisi Trump’ın atadığı dokuz üyesi var. 

Syahların haklarından, silah bulundurmaya, kürtajdan, eşcinsel evliliklerine kadar ülkedeki en önemli tartışmalarda son sözü söylemiş, herkesin kararlarına itibar ettiği, Senato’da Başkan konuşurken alkışlamayan, ayağa dahi kalkmayan, kuvvetler ayrılığı ilkesine harfiyen uyan bir kurum ABD Anayasa Mahkemesi. 

Ama tabii dünyanın gelişmiş demokrasilerindeki bu 250 yıllık tecrübe ve kuvvetler ayrılığı deneyiminden bizim öğrenebileceğimiz bir şey yok. 

Bütün ülkelerin kendilerine özgü demokrasileri ve kuvvetler ayrılığı prensipleri var! 

Önceki günkü törende Yargıtay Başkanı’nın Türkiye’deki hukuk düzenini eleştiren AB İlerleme Raporu için dediği gibi eleştiriler de bir anda “değersiz bir kağıt parçası” olarak ilan edilebilir.

Ya da aynı törende konuşan Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun dediği gibi “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır, biz o yüzden buradayız.”  

Neyse ki Feyzioğlu bu cümleye “Atatürk’ün dediği gibi” diye başlamamış

Çünkü Atatürk’ün böyle bir sözü yok. Atatürk’ün konuşmalarının olduğu hiçbir kitapta böyle bir söz geçmiyor. Nutuk’ta geçmiyor. Hatıratlarda geçmiyor. 1930’dan itibaren Cumhuriyet gazetesi arşivi, 1950’den sonraki Milliyet gazetesi arşivinde kelime araması yapılabiliyor. Orada bu sözün bir benzerinin geçtiği en eski tarih 2006. 

Beşiktaş-Konyaspor maçında açılmış “Mevzubahis Beşiktaş ise gerisi teferruattır” yazan bir Çarşı pankartı. 

Tabii sözün “söz konusu vatansa...” versiyonunu popüler yapan ise 2007 yılında Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt olmuştu. İlk olarak da o bu sözün Atatürk’e ait olduğu iddia etmişti.

Peki ne vesileyle böyle bir söz söylemişti? Çünkü bir kaç ay önce hükümete Cumhurbaşkanlığı için muhtıra veren Genelkurmay Başkanı eleştirilerin odağındaydı, Harp Akademileri açılış töreninde, askere yönelik eleştirilere kızıp şöyle demişti:

“Şunun bilinmesini isterim ki, her şeyin bir hududu vardır, bu hududu kimsenin zorlamaması gerekir" diyen Büyükanıt, "Türk Silahlı Kuvvetleri üniformasını 53 yıldır büyük bir onurla taşıyorum. Bütün Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları gibi şanlı al bayrağımız üzerine el basarak ettiğim yeminle bu mesleğe başladım. Bu yemine asla ihanet etmedik ve etmeyeceğiz. Ulu Önderimiz Atatürk'ün dediği gibi 'Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır"

Sonraki kullanımlarının da pek hoş hatıraları yok. 

2008’de İstanbul Üniversitesi Rektörü Mesut Parlak, AK Parti’ye kapatma davasıyla sonuçlanacak üniversitelerde başörtüsü özgürlüğü paketine karşı 1000 akademisyeni toplayıp, başörtüsüne özgürlük getirilmesine karşı bağırıp çağırdığı konuşmasını böyle bitirmiş ve ayakta alkışlanmıştı: Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.

O yüzden belki Feyzioğlu’nun geldiği gelenekte, söz konusu vatansa Deniz Gezmiş’in idamı için el kaldırmak, söz konusu vatansa 12 Eylül darbesini desteklemek, söz konusu vatansa 27 Nisan’a, AK Parti kapatma davasına destek vermek teferruattan olabilir.

Ama o gün adli yıl açılışı için o salonu doldurmuşların çoğunun hafızalarında söz konusu vatansa teferruata dönenlerle ilgili muhakkak acı hatıralar vardır. 

Özellikle de hukukun, demokrasinin, özgürlüklerin teferruata döndüğü dönemlerle ilgili.

Bir adli yıl açılışında edilebilecek en berbat sözü alkışladıklarını da bir gün mutlaka hatırlayacaklardır...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Marasli 08 Eylül 2019 22:34
Birisi de insanı yaşatki devlet yaşasın edasında olsun
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 15:21
Diyarbakır daki anneleri yazın, sen ve kahveci
Evet sözkonusu vatan ise.. Adalet, Hukuk, yani INSAN teferruattir. Bu yüzyillardan beridir ortadogu-müslüman bireylerin neden insan muamelesi görmediginin resmidir. Cünkü böyöklerimiz insani teferruat olarak vatanin kullanisli aksesuari olarak görüyorlar. Vatan nedir ? Elbette memed'in Anasi degil, bizde hükmedenlerin iktidari ve servetidir.
KARAR OKURU 05 Eylül 2019 09:10
Evrensel değerler ile batı ülkelerindeki uygulamaları karşılaştırıp Türkiye ye yine bir gol daha atmışsınız.yalnızca ABD hukuk sisteminin 11 Eylül saldırılarının üzerine ne kadar gittiği bile hukuk sistemlerinin ne kadar çalıştığının göstergesi.bütün dünya o gün hiç bir yahudinin işte olmadığını biliyor,Alman istihbaratı dakika dakika olayların gelişmesini anlatıyor,ABD li yargıçlar suçlu olarak Ladin ii buluyor.bütün dünyanın gözü önünde tiyatro oynanıyor ama yinede adamları hukukta adalette öve öve bitiremiyoruz,yalnızca KOMİK.seni takdirle okuyan bir okurun,lütfen yazını bir daha düşün....
Marasli 08 Eylül 2019 22:32
0
Evet haklısın. Bizim suriyede abd ye verdiğimiz destek gibi. Kötü niyetimiz yoktu özgürlük götürecektir ya
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 18:28
Dinbazlar, insanları Allah ile, siyasetçiler, vatan ile, kandırırlar. Siyasetçi aynı zamanda dinbaz ise, vay başımıza gelene.
İbrahim Erdoğan 04 Eylül 2019 17:36
"Sözkonusu vatansa, gerisi teferruattır". Son yıllarda telaffuz edenleri epey artmış olan bir cümle... Nedendir bilmiyorum ve kim seslendirirse farketmiyor; bu sözü her duyduğumda, Nazım Hikmet'in bir şiirini hatırlıyorum!..
Çerkez Ethem 04 Eylül 2019 16:20
Söz konusu Vatanın malını/mülkünü kolpayla almaksa gerisi teferruat! Söz konusu kolpa kahramanlıklarla Vatanı uyutmaksa gerisi teferruat! Söz konusu Ordunun, kolpa savaşlarda milyarlarca dolarları yemesiyse gerisi teferruat! Bunlar bütün elit/politikacıların 100 yıldır değişmiyen Mantralarıdır! Bizler ölürüz, sakat kalırız, aç kalırız, fakir düşeriz onların kolpa ideolojileri için! Onlarsa Aileleriyle, etrafındakilerlerle burda/yurtdışında malı mülkü götürürler, lüks içinde yaşarlar, bizlerede vatan, millet, sakarya masallarını anlatmaya devam ederler!
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 20:35
0
Yuregine saglik kardesim iste bunu anlatamiyoruz
Muhtefi. . 04 Eylül 2019 16:13
En Güzel Söz Söz Konusu VATAN ise Gerisi Teferruattır. .yarim Dergilik yazı döktürmüşsün sonu Bağlamak(berbata) için. ;)))..Nasılki Vücud Beden (topraksız ) olmuyorsa. .Vatan'da Topraksız olmaz. .Hicri Takvim var niye peki. ??...Vatana Kavuşmak içindi. !!! .Vatana hizmet fikri, zihniyeti içinde olmali.AHLAK, ADALET, MERHAMET, SEVGİ ,SAYGI..ortak Amaç bu olmalı. .yoksa herkes kafasından (bilincaltindan) Atar, tutar. Uğraş dur. ...abd $$$$$ sadece budur. .Elbette Vatanın Yoksa konuşacak biseyde YOK-TUR. .
Marasli 08 Eylül 2019 22:34
0
Akıllı kardeş madem vatan mevzusunu dine bağladın. Sor bakalım Allah niye kıyameti yarattı :((
''1943'DEN 1943'TEN OLMALI,1945'DEN 1945'TEN OLMALI,.2005'DE 2005'TE OLMALI
Cidden mühim şahsiyet 04 Eylül 2019 17:14
0
Tenevvür ettik üstadım
KARAR OKURU 07 Eylül 2019 03:26
0
Yazıyı bitirdikten sonra Yıldıray Bey yazdıklarını tekrar gözden gözden geçirmeli. Kendisinin vakti yoksa gaZetenin elemanları mutlaka vardır bu işi yapan: imla, noktalama, ifade yanlışlarını kontrol eden düzelten birileri...
musto 04 Eylül 2019 13:43
Bukalemun gibi bir parti Bakın biraz önce sn.Erdoğan Sivas kongresinin 100 yıl kutlamalarına katıldı Kılıçdaroğlu İmamoğlu ve diğer zevat İstiklal marşını kuvvetle okusalar'da konu mankeni olarak kaldılar.Milliyetçiden ,Irkçıdan ,dindardan, radikaldan, mazlumdan ,haklıdan, Atatürkçüden yana olabiliyor. Tabi bunlar sadece görüntüden ibaret rüzgar, ne taraftan eserse güneş, ne taraftan doğarsa yönünü, o'tarafa dönebiliyor gerçekte ise ben bilirim tavrıyla yine bildiğini okuyor.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 13:17
Ülkeyi, "Karar" yazarları hattan okurları yönetse her açıdan daha gelişmiş bir seviyede olurduk.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 12:31
Böylesi teferruat bizi sıkar. Biz Abdülhamit torunuyuz. O ne yaptıysa aynısını yaparız. Söz konusu iktidarsa hukuk teferruattır.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 18:05
0
Abdulhamit değil, Perinçektir o.
KARAR OKURUMürsel 04 Eylül 2019 12:21
Söz konusu vatansa..lafı kişiye göre değişen, genelliği olmayan her türlü zulme kapı açan bir söz.Bu söz ucuz vatancıların giyotini gibi.Bu slogan uğruna sayısız insan ölüme götürülebilir, insan avcılığı yapılabilir. Vatan için herkes üzerine düşeni yaparsa bu lafa gerek kalmaz.Vatan için fedailik gerekirse; bu zorla olmaz.Gönüllü yapana da bir şey denmez.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 11:59
Koca Ankara'da başka salon mu kalmadı? Başka bir yerde yapıverin töreninizi. Yasama-Yürütme-Yargı tamam birbiri ile kavga etsin demiyoruz ama arada da bir mesafe olsun. Bana sanki Erdoğan bundan sonra her Pazartesi her evde kuru fasülye pişecek dese kimseden bir ses çıkmayacak gibi geliyor.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 11:32
Sizi tebrik ediyorum Yıldıray bey. Gazetecilik nasıl yapılır' ı bize yazılarınızla anlattığımız için.
KARAR'lı okur 04 Eylül 2019 10:54
Oh ne ala ne hoş, bu ülkede birileri diğerinin fikrini, inancını, yaşantısını beğenmeyince hemen 'vatanseverlik' kalesini ele geçirip diğerlerine yaylım ateşine geçiyor öyle mi! Bizden değilse her türlü baskıyı, haksızlığı, zulmü hak ediyor! Böyle bi ülke dünyanın neresinde var yahu!? Olsa olsa yeni kurulmuş kabile devletlerinde.. Arkadaş, medenilik dururken kimileri neden böyle bir geriliği ve ilkelliği tercih eder ki?! Medeni toplum, kendinden önce başkalarının haklarını sayan, saygı duyan toplumdur. Evrensel hukuku, başkalarıyla birlikte barış içinde yaşayabilmeyi becerebilen bir toplumdur.
Fikret 04 Eylül 2019 10:34
“ben seçtim, hayırlı olsun, Allah utandırmasın”. Gerçekten çok doğru bir tespit. Bizdeki tüm atamalar bu şekilde. Hiçbir kurum atamaya müdahil değil, kimse tartışmıyor, kimse karşı çıkamıyor. Ben yaptım oldu anlayışıyla yapılıyor tüm işlemler. Sonra da bu tutum eleştirilince " dünyada da bu iş böyle ne var yani" deniyor. Oysa ABD Başkanının bir ülkeye büyükelçi ataması bile aylar sürüyor. Bizde ise bir geceyarısı kararnamesi yetiyor da artıyor bile:)
mahmut 04 Eylül 2019 09:03
bir hukukçu, bir avukat, bir hukuk profesörü ve bir barolar birliği başkanı bu özü söylediği için utanmalıdır...savaşın dahi hukuku olduğunu bilmiyor mu? kaldı ki ülkede savaş mı var? savaş varsa ve sayın feyzioğlu bu denli vatanseverse orada ne işi var, cephede olmalı değil mi?
Köroğlu 04 Eylül 2019 14:05
0
Aynı şeyi düşündüm. Böyle bir lafı normal bir hukukçu etmez. Formasyonu izin vermez. Hukukun ne olduğunu, ne işe yaradığını, devlet-hukuk ilişkisinin ne olduğunu hiç bilmeyen biri edebilir böyle bir lafı. Oysa sözün sahibinin hukuk profesörü sıfatı var ve barolar birliği başkanı. Türkiye'de eğitimin sıfır noktasında olduğunun, bütün o diplomaların, şatafatlı sıfatların beş para etmediğinin canlı örneği. Gerçekten ümitsiz vaka Türkiye.
metin k 04 Eylül 2019 08:47
aslında herkes biliyor ki bu sözü kim kullanıyorsa bilin ki bu lafın arkasından büyük bir menfaaat aşırıyor...
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 08:41
Cok süper bir yazi. Tesekkürler
Karar Okuru 04 Eylül 2019 08:09
“Bir adli yıl açılışında edilebilecek en berbat sözü alkışladıklarını da bir gün mutlaka hatırlayacaklardır” doğru bir cümle. Bu ülkeyi bu çukura getiren anlayışa bir zaman verilen berbat destekler ve bu desteği verenlerin utanç verici ama mahçup eleştirileride hatırlanıyor hatırlanacak.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 19:57
0
Baska kimler ettikleri sözleri hatirladi, hatirlayacak acaba! Ve o laflar nelere mal oldu!,
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 07:55
Yargıçlarımı son dönem de hiç olmadığı kadar siyasi hiç olmadığı kadar garabet kararlara imza atıyor. Bu kararlar Feyzioğlu’nun belirttiği gibi bir kesimin ‘’gerisi teferruattır’’ anlayışını yansıtmakta. Neyin ‘’gerisinin’’ teferruat’’ olduğunun takdiri ise kamuoyunun. Bir hukukçu olarak utanç duyduğumu belirtmeliyim.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 19:46
3
Garabet karar görmemişsin, hukuk fakültesi 1.sınıf öğrencisisin galiba.
Karar Okuru 04 Eylül 2019 07:02
Temelinde adalet ve liyakat olmayan hiç bir siyasal sistem uzun ömürlü olmaz. Totaliterleşir ve çöker. Vatanı koruyacak ve yüceltecek olan hukuk, teferruat değil; işin özüdür, mayasıdır. Savaşın bile hukuğu vardır...
mutlu yücel 04 Eylül 2019 02:20
Söz konusu bireyin özgürlüğüyse gerisi teferruattır. Kişi bu özgürlüğü hissettiği oranda vatanına sahip çıkar. Aksi halde devlet malı deniz, yemeyen domuz denir. Saddam’ın ordusu gibi, sıkıyı gördüğü anda eşlekten düşmüş karpuz gibi bir anda dağılır. Kendisini güvende hissetmediği, hakkın hukukun yerlerde süründüğü ülkeler, muktedirler tarafından baskı ile yönetilir ki bu ülkelerinde her ne kadar “bir çakıl taşına bir can feda” dense de, Afgan, Türkiye vs. gibi ülkelerde fırsat bulanlar buradan Kanada’ya kadar kuyruğa dizilir, vatanı dibi sürme terk etmek için.
Karar Okuru 04 Eylül 2019 08:01
1
Bu duruma gelirken geçmişte verilen desteklerin sorumluluğu üstlenilmiyor nedense! Ha bire eleştiri yaparken yazar ve benzerlerinin ciddi bir öz eleştirisi görülmüyor. Olanı daha da kötü yaptı iseniz mazereti görmek isteriz diyoruz. Diğer yandan itelikli nüfus zaman içinde kaçmakta haklı. Bir ömür akıl sıkıntısı olan yerlerde bitirilmez
Sabahattin 04 Eylül 2019 14:07
1
CHP 367 kararını eleştirdi mi? Eleştirmedi ise neden? CHP'nin özeleştiri yapmasını bekliyoruz, inandırıcı olması için.
Cidden mühim şahsiyet 04 Eylül 2019 17:26
0
Saddamin ordusu barış sever savaş karşıtı ölmeyi öldürmeyi insani bulmayan protest bireylerden müteşekkil bir topluluk olabilir
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 00:51
Hukuk bilinciniz ve demokrasi telâkkiniz dâim olsun...
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 00:37
Sayin yazar, 65 yasindayim. Kendimi bildim bileli, "mevzubahis vatansa gerisi teferruattir" sozunu hep duymusumdur. Yani bu soz sizin iddia ettiginiz gibi ilk kez 2006da soylenmedi. En azindan 50 senedir milliyetcilerin dilinden dusmeyen bir nakarat...Adli yil acilisinin Kulliyede yapilmasi da sorunlu bir olay. Yargi sisteminin bagimsiz/tarafsiz olmadigi bir ulkede yasadigimiz icin sorunlu...Yargitay Baskaninin Turk yargisini oven sozlerinin de gercekle uzaktan yakindan ilgisi yoktu. Utanc vericiydi.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 00:01
Son paragrafinizda belirttiginiz hususa bir avukat olarak kesinlikle katiliyorum. Sayin Feyzioglu cok fahis bir cumle sarfetmistir ki. Savasin bile hukuku varken, bu anlayistan cok cektik ve halen cekecegimiz var
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN