Back To Top
Ümmet için de demokrasi...

Ümmet için de demokrasi...

 - Son Güncelleme: 03.07.2019 Çarşamba 09:33
- A +

Tunus’ta bir televizyon yayınına katılan Nahda Hareketi’nin lideri Raşid Gannuşi, yenilenen İstanbul seçimleri üzerine de konuştu.

Sözlerinin bir kısmı ülke içindeki muhaliflerine dönüktü. Anlaşılan Tunus’ta da benzer tartışmalar yaşanıyor: 

“Tunus lehçesinde şamata diye bir laf vardır. Tunus'taki bazı insanlar da bu mantık ve böylesine bir abartı içinde yaşıyorlar. Eğer ki bir belediyeyi kaybetse tüm iktidarı kaybetmiş gibi davranıyorlar. İslami eğilimli bir parti Honolulu'da bir belediyeyi kaybetse, 'siyasal İslam'ın sonu' yorumu yapmaya başlıyorlar." 

Konuşmanın devamında söyledikleri bizi daha çok ilgilendiriyor: 

"İktidardaki parti muhalefetin karşısında seçimi kaybediyor. Bu Türkiye'deki demokrasinin en büyük ispatıdır. Bu durum, Erdoğan'ın bir diktatör değil, demokratik bir lider olduğunu gösteriyor."

Tabii ki bu sözler Gannuşi’nin Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan muhabbetinin bir göstergesi. 

Ama bizim için üzerinde daha derin düşünmemiz gereken bir tarafı var.

Gannuşi, hem bir entelektüel hem de bir mücadele adamı olarak İslam dünyasının bilge liderlerinden biri. 

Nahda Hareketi de 40 yıllık bir hareket. Türkiye’yle ve Türkiye’deki İslami hareketlerle de her zaman güçlü ilişkileri oldu. Ama özellikle AK Parti, Nahda Hareketi için örnek alınan bir tecrübeydi. 

AK Parti tecrübesi, bütün İslam dünyasına ve Batı’ya demokrasi ile İslam’ın uyumunun, Müslüman dindar bir partinin demokrasi içinde bir ülkeyi zenginleştirip, güçlendirebileceğini de somut olarak göstermişti. 

Tabii ki bu tecrübeden Gannuşi gibi entelektüel bir lideri olan Nahda, Müslüman Kardeşler’den  daha çok yararlandı. 

Arap Baharı sırasında Nahda ve Gannuşi ele geçirdiği iktidar fırsatını muhalefetle paylaşarak, hem ülkenin yeni bir Mısır olmasını engelleyerek Tunus’un Arap Baharı’nın tek başarı hikayesi olmasını sağladı hem de siyaseten gücünü artırdı. 

Gannuşi’nin liderliğinde Nahda burada da durmadı bir adım daha ileri gitti ve parti programını değiştirip aynı zamanda bir İslami cemaat olarak yürüttüğü din işleriyle, parti işlerini birbirinden ayırdı.  “Müslüman demokrasisine girmek için siyasal İslam’dan çıktık” gibi bütün dünyada yankı bulmuş açıklamalar yaptı.

Gannuşi’nin adım adım Tunus’u demokrasiye yaklaştırdığı yıllarda, AK Parti iktidarı ise Türkiye’de tam tersi bir yola girmişti. 

Artık İslam dünyasında demokrasi tecrübesinin rol modeli denince de akla Türkiye değil, Tunus geliyor. 

Gannuşi, bu başarı hikayesinin mimarı olarak dünyanın bütün gazetelerine konuştu, yazılar yazdı.

Onlardan biri 2018 yılında Le Monde’a yazdığı “Tunus’un demokrasiye geçişi” başlıklı  yazıydı. Nahda ve Tunus tecrübesini, İslam ve demokrasi uyumunu anlatmıştı.

Ama yazıda bunu 2002’de başarmış ve Nahda’ya da rol modeli olmuş Türkiye’nin ve AK Parti’nin adı geçmiyordu.

Halbuki aynı yazıyı Arap Baharı sırasında yazılsaydı, böyle bir meseleyi anlatırken Türkiye tecrübesinden bahsetmemek tuhaf bulunurdu.

Demek ki 2018 yılında artık Türkiye tecrübesi, Gannuşi için Le Monde’da İslam ve demokrasiden bahsederken referans verilmesi pek de iyi olmayacak bir örnek haline gelmişti.

Gayet iyi niyetlerle yaptığı son değerlendirme ise bir yıl sonra oradan da daha kötü bir yerde olduğumuzu gösteriyor.

Evet, Gannuşi yanlış bir şey demiyor, seçimlerde muhalefetin kazanabilmesini Türkiye’nin demokrasi olduğuna delil gösteriyor. 

Ama bunu 69 yıllık bir demokrasi için 10 yılı geçmemiş bir demokrasi tecrübesi olan Tunus’un, bir zamanlar kendisine AK Parti’yi rol model alan İslami hareketinin lideri söylüyor.

Tabii isteyenler buna sevinebilir ama üzerinde acı acı düşünmemiz herhalde daha doğru olur. 

Türkiye, bundan sonra işbaşına hangi iktidar gelirse gelsin, dış politikada artık sadece Batı’sıyla ilgilenen bir ülke olmayacak. Tüp macundan çıktı. İslam dünyası, Osmanlı coğrafyası, Türk dünyasında biz istesek de istemesek de Türkiye bir aktör. 

Peki, Türkiye İslam dünyasına ne vererek öncü ve aktif olabilecek?  

Türkiye’nin Suudi Arabistan ya da Körfez ülkeleri gibi petrolü, gazı, yani herkese saçacak bol parası yok.

İran gibi legal illegal yollarla müttefiklerine askeri ve istihbari destek verecek, gerekirse silahlı örgütleri bile destekleyecek bir devlet geleneği de yok. 

Ama Türkiye’nin her ikisinde de olmayan çok daha büyük bir gücü var; demokrasi tecrübesiyle kurulmuş güçlü ekonomisi ve bu sayede yetişmiş insan kaynağı.

Demokrasi deyince Türkiye’deki dindarların bir kısmının aklına bir süredir Batı dünyasının iki yüzlükleri dışında bir şey gelmiyor artık.

Halbuki, demokrasi sadece bir siyasi rejimin adı değil. 

1999 yılında bir toplantıda konuşan Aliya İzzetbegoviç, otoriter bir rejimle yönetilen ülkelerin neden geri kaldığını basitçe anlatmıştı: 

“Bu rejimler özgürlükleri baskı altında tutarak, sağlıklı uzlaşmaları engelleyerek, ideolojik ölçütler koyarak, bunlara karşı durabilecek yetenekli insanları toplumsal çalışmalardan alıkoyup ikinci plana iterler ve her şeyin vasat bir seviyeye indirgenmesini sağlarlar. Sonuç ise özgür ülkelere kaybetmek şeklinde ortaya çıkar.”

İslam dünyasındaki ülkelerin çoğunluğu hala bu tarife uyuyor. 

Türkiye bu tarife uymayarak fark yaratmıştı.

Kendi insan kaynağını demokrasi ve hukuk standartlarını artırarak ülkenin geleceği için seferber etmeye başlamış, açılımlarla vatandaşlarıyla barışarak zaaf noktalarını kapatmaya çalışmıştı. 

2000’lerin ortasından itibaren Türkiye’yi dünyada rol model yapan, bölgesinde aktör olmasını sağlayan farkı da buydu.

Yoksa İslam dünyasında insanların gözlerinin Türkiye’yi dönmesini sağlayan sadece liderlerin dindar Müslümanlar olması değildi. 

İslam dünyasında liderleri namaz kılan, Kuran okuyan, eşleri başörtülü, Filistin meselesine sahip çıkan pek çok İslam ülkesi var, daha önce de oldu. 

Ümmet, son 40 yılda hamasete, Filistin meselesi üzerine beylik laflara, Batı, İsrail karşıtı sloganlara 100 yıl yetecek kadar da doymuş durumda.

Ama Türkiye kimlikleriyle barışık liderlerin yönettiği, demokrasisi, güçlü ekonomisi, çok kültürlü sosyal hayatı ile bir başarı hikayesi olarak hem Batı’da ve hem de İslam dünyasında itibarlı bir ülke haline gelmişti. 

Bu o kadar ümitle takip ediliyordu ki Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden adaylık statüsü aldığı zirveye Batılı gazetecilerden çok Arap gazeteci akredite olmuştu.

D-8’nin 22. Kuruluş yıldönümü için geçen hafta İstanbul’da yapılan toplantıda konuşan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “Bir ülke itibarlı olmazsa, kendisine faydası olmadığı gibi İslam dünyasının meselelerine de bir katkısı olmuyor” derken o yüzden çok haklı.

Türkiye, tek parti rejiminin sandıkta barışçıl olarak yerini muhalefete bıraktığı bölgesindeki yegane örnek. 69 yıllık parlamenter demokrasi tecrübesi olan tek İslam ülkesi. 

AK Parti ise demokrasi karnesinin daha parlak olduğu yıllarda , Nahda, Müslüman Kardeşler gibi İslami hareketlerin de referansı olmuş, onların önlerinin açılmasına yardım etmişti. 

O iyi itibar Filistin’in, Lübnan’ın, Bosna’nın meselelerinin çözümünde, uluslararası arenada Türkiye’yi aktör haline getirmişti. 

2003’de Irak işgaline Meclis’i hükümete ters düşünce ABD’ye hayır diyebilen bir ülke ancak 2009’da Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı’na karşılığında “Siz de” ile başlayacak sözler duymayacağından emin olarak ders verebilmişti.

2012’de Kahire’de Müslüman Kardeşlere bir yıl sonra ne kadar kıymetli olduğu ortaya çıkacak laiklik tavsiyesinde bulunan, İran’ın nükleer meselesinde bile arabuluculuk yapabilen bir aktördü Türkiye.

Arap Baharı sona erince de İslam ülkelerindeki muhalif grupların liderlerinin başımıza bir iş gelir mi endişesine kapılmadan sığındığı ve siyasi faaliyetlerine devam edebildiği bir ülke Türkiye.

Bugün de Türkiye, ancak bu demokrasi farkını ortaya koyarak İslam dünyasına ve ümmete yardım edebilir. 

Yoksa hamasetle, elinin uzanamadığı, gücünün yetmediği İslam dünyasının mağdurlarının arkasından gıyabi cenaze namazları kılarak değil.

Yani Türkiye’deki demokrasi ve adalet sorunları, ümmetin maslahatını düşünerek göz ardı edilemez.

Aksine ümmetin maslahatı Türkiye’nin güçlü bir demokrasisi, Batı ile eşit ve dengeli ilişkileri, herkesin kendini güvende hissettiği bir hukuk devleti ve barikat-ı hakikatin müsademe-i efkârdan çıkması için ifade hürriyetinin garanti altında olmasından geçiyor.

Bugün sadece Türkiye için değil, ümmet için de demokrasi gerekiyor...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Yıldıray Bey, çok güzel yazmışsınız yine lakin bu şekilci müslümanların sizi anlamalarını bekleme. Bunlar nasihatten değil musibetten anlarlar. Hatta aradan uzun zaman geçmisse musibetten de anlamazlar. Bunlara da fetöculer gibi bir musibet gerekiyor anlamalari için. Bak fetoculer nasil demokrasinin ve hak ve özgürlüklerin kıymetini nasil anladılar. Hakkal yakin olarak gördüler. Allahtan istenmez ama maalesef öyle. Nahda akilli çıktı musibet gelmeden demokrasiyi secti.
Zafer KIRAN 03 Temmuz 2019 21:06
Boyle yazinca bursa belediyesi gazetenizi tren istasyonlarinda sattirmaz oldu
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 17:31
ÜMMET İÇİN... Müslümanları ümmet yapan/yapacak olan ne idüğü belirsiz demokrasi değil, sadece İslam'dır. İslam ise bir bütündür. İddia edilenin aksine İslam'ın bir yönetim modeli vardır. O da Allah'tan başkasının otoritesini reddeden tevhid, her hak sahibine hak ettiğini veren adalet, ehline danışılarak yapılacak meşveret esaslarına dayalı Hilafettir. Yeterki Müslümanım diyenler değerlerine güvensin ve uğrunda meşru bir mücadeleyi göze alabilsinler...
KARAR OKURU Demkr hukukçu 07 Temmuz 2019 13:38
0
Mesveret dediğin nedir ey cahil kardeş. Demokrasi mesveretin ta kendisi. Biraz gercekci ol. Bugun hilafet diye bir şey mümkün mü? Her ülke kendisinin halife olmasını ister. Muslumanlar darmadağınık. Hak hukuk Hak getire. Az okumussun biraz daha oku ve her kesimden oku. Bağnaz olma. Müslümanların niçin geri kaldığının gercek sebeplerini iyi anla. Kendini ve görüşünü her zaman sorgula. Geniş ufuklu ol. Islamin özünü iyi kavra. Şekilden ve bagnazliktan sıyrıl. Islâmin belirli bir yönetim sekli yoktur. Bunu iyi oku ve anla.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 17:19
NE DEMOKRASİ NE DE DİKTATÖRLÜK BAŞKA BİR YOL VAR O DA HAYAT NİZAMI OLAN İSLAM... Ümmet için, ilkelerini batının kıytırık değerlerinden alan içi boş demokrasi değil, asıl ilkelerini Kur'an'dan ve devlet başkanlığı yapmış olan Peygamberimizin sünnetinden/pratiğinden alan tevhid-adalet-meşveret eksenli hilafet gerekiyor.
Metin 03 Temmuz 2019 16:55
"Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar." olarak düzeltmelisiniz. "..barikat-ı hakikat.." galattır...
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 21:43
1
Tüm bir yazıdan bu deyimi almışsınız onu bir araştırın lütfen
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 15:31
Yıldıray bey zannedersem konjetüre göre yazıyorsunuz biraz hakkaniyetli ve tutarlı olun birazda iyi tarafından baksak
KARAR OKURU 06 Temmuz 2019 07:29
1
Önce konjonktür yazmayı öğren, sonra da bakılacak iyi taraf neymiş, yaz da biz de bilelim.
Gazete okuru 03 Temmuz 2019 14:52
Demokrasiyi iktidara ulaşmak için bir araç olarak mı görüyoruz yoksa herkesin kendini özgürce ifade edebildiği, adaletin egemen olduğu bir yaşam tarzı olarak mı görüyoruz? Bizim ümmetin (dindar kesim) demokrasiden anladığı kendilerinin iktidarda olduğu, eleştirilmeyen denetlenmeyen ve adaletin sadece kendilerine lazım olduğunda hatırladıkları bir sistem anlayışı var. Geçmişte karşı taraf da iyi bir sınav vermedi, kötü bir imajları var. 28 Şubatı unutmadık. Bu konuda toplum olarak çok fırın ekmek yememiz lazım...
Muhtefi. .. 03 Temmuz 2019 14:41
Demokrasi dedikleri şey HADDİNİ BİLMEKTİR. ..zıt anlamı KİŞİLERİN, EGEMENLERIN TOPLUMA çeşitli maskeler ile (Teo-politik, İdeolojik Rejimler,Totemler, Soy,Sop üstünlüğü vb) EGEMEN olmak hirsidir. Başka da bişey değildir. Firavunlar, Nemrudlar, Ebu Cehiller vb niyetleri aynıydı. Butün Peygmberler ve Sevgili Peygamberimiz bu EGEMENLERİN Tahtını ve Zihniyetlerini Tepelemistir. Bugün sıkıntı en başta Psikopat-Şizofren Dinbaz Yobazlarin Hayalindeki,Ütopik Tanrı Dayatmasidir ..:)))..İdeolojik yobazlarimizda dahil. !.:)
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 14:23
Demokrasiye sahip çıkalım.Atatürk'e teşekkürler.Yattığı yer nur olsun.Atatürk olmasa hala kadınların ehliyeti daha yeni alabildiği bir ülke olabilirdik.Ne acı.Başörtülü ve başörtüsüz bütün kadınların Atatürk'e minnet borcu var.Başörtüsü yasaklarının bir daha bu ülkede konuşulması bile abes olur.Chp başörtüsüyle uğraşanlara partide yer vermemelidir.
Çerkez Ethem 03 Temmuz 2019 12:33
..."Bugün sadece Türkiye için değil, ümmet için de demokrasi gerekiyor"...Bugün ümmete gereken, ASLA demokrasi değildir, hiçbirzamanda olmamıştır ! Bugün ümmete gereken, korkak/sahtekar elit/liderlerden kurtulmaktır ! Bugün ümmete gereken, bizleri batının demokrat liderleri için herşeyimizi soyan, sahtekar elit/liderler'den kurtulmaktır ! Bugün ümmete gereken, bizleri demokrat sistemler için ezen,hapisanelerde çürüten, hertürlü zulmü yapan sahtekar elit/liderlerden kurtulmaktır! Bugün ümmete gereken, kurandaki taghut kavramını tam anlamak ve bütünüyle taghutlardan beri olmaktır !
Umut Emiroğlu 03 Temmuz 2019 17:12
1
Halk, Hakkın zuhur merciidir. İlahi isimlerin (Rahman, Rahim, Adil, Cemil, Celil, Vedud, Hayy...) nurları; merhamet, adalet, güzellik, celal, sevmek vb suretlerle halktan görünür. Halktan her bir fert, kendisi doğru ol(a)masa da muhatabının doğru olmasını ister. Dolayısıyla yönetimi bir kişiye hasretmeyip halka ait kılmak aslında egemenliği Hakk'a ait kılmaktır ki İslam'ın getirdiği de budur. Demokrasi buna giden yoldur. Bugünkü sistemler içinde ümmete lazım olan yegane sistemdir. Sizin ümmetin kurtulması gereken hususlar olarak saydıklarınız, demokrasi olmadığı için var olabilmektedir. Vessel
Denge 03 Temmuz 2019 21:34
2
Çerkez Ethem, hayal görüyorsun. Gerçeklerden uzaksın. Halbuki o kadar çok örnek var ki önünde. Demokrasi o dediğin yeteneksiz ve beceriksiz liderlerden kurtulmanın yoludur. Eğer demokrasi olmasa nasıl kurtulacaksın? Hep savaş, hep devrim, sonra yine bozulma yine hüsran. Devrim hayali yaşamaktansa demokrasi ile daha iyiye evrilebiliriz. Tekerleği yeniden keşfetmene gerek yok.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 11:38
Önce hukuk ve demokraside anlaşalım hepimiz.
ÛSAME. 03 Temmuz 2019 11:30
Anlamakta zorluk çekiyorum hakikaten.... Nedir bu müslümanlardaki demokrasi aşkı ? islam deyince , kelimeyi şahadet, namaz oruç geliyor müslümanların aklına. hayır ve bin kere hayır. islam safii bir din deyildir. İSLAM bir sistemin adıdır.... Eğitimiyle,ekonomisiyle, gecesiyle, gündüzüyle, nafakasıyla, evlenmesi boşanmasıyla aklınıza gelen gelmeyen her konuda kuralları olan ve kuralı da bizzatihi ALLAHın koyduğu SİSTEMDİR. yönetim sistemi yok deniyor İSLAMIN. var elbette ŞURA MECLİSİ var....müslümanlar bunu ne zaman anlayacak ANLAMIYORUM....
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 14:16
1
Değerli kardeşim, demokrasi aşkını ne zaman anlarsın? Adalete ve hukuka ihtiyacın olduğu zaman anlarsın. Bir yakının sorgusuz sualsiz işten atılırsa anlarsın. İnşallah hiç bir zaman adalete ihtiyacın olmaz.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 14:17
2
Baktığımızda mesela Türkiye'de birçok cemaat var.Hatta birisinin terör örgütü olduğu da anlaşıldı sonra.Bu cemaatlerin hepsi diğerlerini gerçek müslüman olmamakla suçluyor.Bu cemaatlerin her birine göre en dindar, en doğru kendileri!Hepsi de Allaha,kitaba inanıyor söylediklerine göre.Şimdi şeriat olsa kimi referans alacağız?
Muhtefi. . 03 Temmuz 2019 18:34
1
11:30 Çok güzel. Harika birebir katılıyorum İSLAM yeterli dır bize. .fakat kime, kime guvenebiliriz! İSLAM HUKUKUNU bize tarif edecek. Kitaplardan sözel olarak coooook var. Ama güvenebileceğim İnsan sayısı YOK denecek kadar. .!..keskin konusanlar var EN TEHLİKELİSI Sloganları ALLAH'in HÜKMÜYLE HUKMETMEMEK deyip Kafese sokulan SAZANLAR. .hayatlarını, onurlarını kaybetti orda, burda. .İSLAM =GÜZEL AHLAKTIR. .Sevgili Peygamberimizin Kronolojik olarak inceleyelim nasıl Bir Toplum İnşa etmiş .?.acizane.
Takipci 03 Temmuz 2019 11:27
Lütfen gercekci olalim, Demokrasinin tarihi Laikligin de tarihidir. Turkiyeye Demokrasiyi Laik zihinler getirdi, Gannusi'nin yaptigi da kidemli bir islamcinin Laiklige adim atmasıdır.
Sabahattin 03 Temmuz 2019 11:44
0
Demokrasi birisi tarafından getirilmez. Kendiliğinden belirir. Türkiye'de henüz demokrasi yok. 1950'deki çok partili seçimler ABD baskısı sayesinde oldu. Demokrasi için bağımsız bir medya; parti başkanlarından bağımsız hareket edebilen, temsil gücü olan bir Meclis; seçilmiş yürütmenin emrinde olan TSK, Polis, MİT lazım.
takip'ciniz 03 Temmuz 2019 15:30
1
1950 de demokrasiye geçiş,, chp yi kaptırmamak ve/veya kapacak olanları yoketmek için ,, tuzaksı bir geçiş,,, üzerindeki bitlerden arınma geçişiydi.... ne demokrasisi,,, kim takar demokrasiyi....
Musto 03 Temmuz 2019 11:02
Ellerinden gelse seçimide kaldırırlar demokrasiyi tüyleri yolunmus kaza çevirdiler bakalım daha neler yumurtlayacaklar.
Mutlu Yücel 03 Temmuz 2019 10:13
4) batı demokrasiyi ararken hiç şüpheniz olmasın, İslam a da konmuş, ondan da öz almıştır. Şu da var ki, din soyut bir kavramdır, soyut olan şeyi çağımızdaki muktedirler şekilde görüldüğü gibi nereye çekerse oraya rahatça götürülmüşlerdir. Hâ! Her çekilen yere gitmeyenler de vardır mı dır?evet vardır ama onlar Allah sevgisine ulaşmış, o sevgiyle donanmış kişilerdir ki toplumda azınlıktadırlar ve o kişiler senin kursların, okullarındaki derslerin ,Diyanetin vs uğraşı ile oralara çıkmamışlardır.
Mutlu Yücel 03 Temmuz 2019 10:08
3)Şeffaflık ister, hak, hukuk, adalet, istermiş, başkasının hakkını yiyerek abat olmak onun için berbat olmak demek olurmuş. Karar okurunun bir kısmı diyecek ki, methettiğin demokrasi, anlatım şeklinden de anlaşıldığı üzere bir masaldır, batının uydurduğu, uygulanıyormuş ve ulaşılması gereken bir mücevhermiş gibi bize yutturduğu şeyi yansıtacağına gerçeğe dön “gerçek demokrasi arıyorsan onu da İslam da ara”Derim ki;
Mutlu Yücel 03 Temmuz 2019 10:11
2)Bu ilaca sahip olan ülke vatandaşları artık, mikroplardan korkmaz, etrafın, düşmanla çevrili, din, iman, ırk, bayrak, bêkâ, ülke elden gidiyor, söylemine gülerlermiş. Çünkü güçlüymüş. Haksızlık yapmadığı sürece süründürülemeyeceğini bilirmiş. Bildiği doğruyu veya doğru bildiği yanlışı söylemekte pek beis görmezmiş. Korkmayan bu kişiler yalan söylemez, yağcı olmaz, hiç kimseye asker olmaz, güçlü kuyruğuna yakışmazmış.
Mutlu Yücel 03 Temmuz 2019 10:07
1)Bir varmış bir yokmuş, tüm zamanlarda, her vücudun normal akışına programlanmış bir ilaç aranırmış. İstenirmiş ki ters giden bir şeyler sinyal verirse, alınsın o ilaç vücutta kendisiyle uyumu bozulmuş her gelişmeye tepki versin, düzeltsin. İşte siyasette bu ilaç bulunmuş ve adına da” demokrasi” denmiş. Peşine koşan, uğrunda bedel ödeyen, siyah, beyaz, Müslüman, Hristiyan, her ülke sahip olurmuş bu ilaca.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 08:58
Güzel bir yazı olmuş...aynen devam..
Ben 03 Temmuz 2019 08:03
Çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemleri vardı biliyorsunuz. Keşke hep çıraklık dönemi olsaymış. Çünkü en başarılı dönem çıraklık dönemiydi. Ustalık dönemi bunların en kötüsü oldu. Demek ki hiç bir zaman ben oldum, başkasının aklına ihtiyacım yok demeyeceksin.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 07:53
"Siyasal İslam" Kur'anın prensiplerinin prensiplerinin tatbik edildiği ve hem tarihçe hem de tecrübe ile sabit olunan adalet ve insanca yaşam biçimidir. -Resulullah asm -4 Halife -Ömer b. abdulaziz -Selahaddin Eyyubi El-Kurdi dönemleri parlak birer nümunedir... Dünyada İktidarı yönetenlerin Müslüman olmaları onların siyasal İslam oldukları anlamına gelmez.. Çünki uygulamaları yasaları ve tüzükleri Kurani ve İslami değildir.. Bu yüzden herkesten ricam böyle bir hataya düşmeyin.. Aldanmayın.. Ve bilerek veya bilmeyerek aldatmayın...
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 11:34
0
Hammurabi, Trajan, Meiji dönemleri için de iyi diyorlar. Pagan ya da Budist mi olsak?
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 11:51
1
O zamanlar nüfus kaçmış? En büyük şehirler hangileri imiş? Kaç tane imişler? Ekonomi neye dayanıyormuş? Bugüne benziyor muymuş o dönemler?
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 13:40
1
Karar senin ister İzzet sahibi Allah'a taparsın ister öküze taparsın
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 13:50
0
Adil olmanın önündeki engel nüfus sayısı ve ekonomi büyüklüğü değildir.. Evet, insan sayısı az idi ama ulaşım ve iletişim şimdiki gibi harika da değildi.. Şimdi onca polis alınmasına rağmen ve heryerde kameralar bulunmasına rağmen yine de sağlanamıyor.. Bahane aramaya gerek yok..
Muhtefi. . 03 Temmuz 2019 18:59
1
Siyasal İslam (teo-politik) Egemenlik Ayakları. :)))..Maskeli Balo. .hiçbir zaman Olmayacaktır Siyasal, Muhafazakar vb... İSLAM=Tevhidtir. .politik argümanlar ile as-la uymaz, uyamaz , uydurulamaz , uyamayacaktir. Burası ANADOLU Irfan,Hikmet, Aşkla Anlamışız İslami ...En buyuk siyaset Hz Mevlananin,Yunusların, Hac Bektaslarin vd Gonle Hitaplaridir...!.Ahlak,Edep ile Şuur,İrade olmuşlar ve İnşa etmisler Toplumu...!..Vehhabi ve Yobazlarin vb Psikopatlarin Dogmatik utopyaları Geçmez :))..Sarhosumuz (bazi) bile daha Samimidir.:))..Hak Yolunda. Neyzen Tevfik mesela. !..
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 07:15
evet doğru.... ancak batının sadece kendine/kendisi gibi inananlara/kendisi gibi olanlara özgü çifte standartçı, ikiyüzlü, ilkesiz, oportünist olumsuz demokrasi örneğine benzemekten ve batıdan onay beklemekten de sakınmak gerekiyor!
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 05:33
Yıldıray bey, biz islamcılar düşünsel ve fikri beslenme kaynağımız neden Hasan El Benna, Seyyid Kurup, Mevdudi, Said Havva, Fethi Yeken vb. gibi insanlar! Kim ve neden bunların tercüme kitaplarını önümüze koydu? Da M. Muhammed TAHA, Malik B. Nebi, Cevded Said vb insanların ki değil? C. Said Suriyeli alim, savaş yollu mücadele karşıtı. Bundan Müslümanlar zararlı çıkacak büyük devletler katlı çıkacak dedi diye H. ALBAYRAK, H. KARAMAN, HAK SÖZ'CÜLER AZ MI PAYLADILAR ADAMCAĞIZI. ESERLERİ ORTADA.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 01:26
Maalesef bu siyasal islamcıların eğitimlilerinin büyük çoğunluğu FETÖ mensuplarıydı. Onlar siyaset sahnesinden çekilince AKP de bu boşluğu yakın dost akraba kalifiye olmayan yandaşlarla doldurdu. Sonuç ortada. Başarısızlıklarını, insanın aklına bile gelmeyecek Pontus, Öcalan, VIP hamlelerini, dini alimlerden alınan yalan söylemek caizdir, savaş hiledir gibi söylemlerle destekleseler de halk bunu yutmadı.
Halk neyi yutmadı... 03 Temmuz 2019 10:04
11
Halk, Allah, din, iman edebiyatı ile Eyüpt'e yasin okuyan birini seçti... Halk neyi yutmadı?
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 01:02
Fikir hürriyetinin olmadığı yerde ne bilim ne sanat ne kültür ne ekonomi sağlıklı gelişir. Hatta dinini bile kendi vicdanına göre degil sana dayatıldıgı gibi yaşarsın. Ama ne yazık ki kendi hayatı ve dini üzerinde bir ayrıcaklı gurubun baskı kurmasına özlem duyan o kadar çok insan var ki ..O ayrıcalıklı guruplar yanılgıdan uzak olsa, yine biraz anlıycam ama hiç birinin dedigi digerini tutmuyor ki arkadaş..
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 00:56
Ümmet de çok umurlarındaydı sanki. Bir banka yöneticiliği, bir istişare kurulu üyeliği vs için dönüşüm geçiren insanlardan bahsediyoruz. İslam dünyası ya da insanlık, ya da kendileri dışında herhangi bir şey bu insanların umurunda olabilir mi.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 00:32
Sonuç?
VATANDAŞ 03 Temmuz 2019 00:23
Bu saydıklarınız yeni bir secim olmadan olması imkansız gibi görünen şeyler. Emareler Ak Partinin AKP lileşmekten geri durmayacagını isaret ediyor. Insallah Ben yaniliyorumdur!
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN